# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
IHSAHN – Pharos EP
| 15.09.2020

Durgun denizlerin feneri.

Bundan yaklaşık bir hafta, on gün önce EMPEROR’ın “IX Equilibrium” albümünün altına şu yorumu yazmıştım.

“Emperor’ın büyüklüğünü ve eşsizliğini görmek için sadece Curse You All Men!’in 1.03-1.10 arasındaki melodiye bakmak bile yeterli aslında. Gitarda yüz bin tane black metal grubundan şarkılar çalıyorum, Emperor’ın melodi yazımındaki deha cidden hiç kimsede yok. Aynı şekilde 2.05-2.16 arasında arkadaki taramanın üstüne çalınan minik melodi de başka pek az grupta duyulabilecek bir şey. Çok iyi yedirildiği için dinleyince çok bir olayı yokmuş gibi gelebilir ama gitarla çalınca daha iyi anlaşılıyor; Ihsahn gerçek anlamda bir müzik dehası.”

Ihsahn konusunda durduğum nokta budur, o bir bilinsin.

Hatırlanacağı üzere Ihsahn bundan birkaç ay önce içinde beşer şarkı bulunacak 2 EP çıkaracağını açıklamış ve bunların ilki olan “Telemark”ı da 14 Şubat 2020’de çıkarmıştı. O EP’de hem black metal tarafını hem progresif IHSAHN tarafını gösteren Norveçli müzisyen, Lenny Kravitz cover’ıyla da dinleyicisini afallatma yoluna gitmişti.

Şimdi bu EP’lerin ikincisi olan “Pharos”la karşı karşıyayız. Pharos Yunancada deniz feneri anlamına gelen ve bizim de araçların önündeki ışıklara verdiğimiz far kelimesinin kaynağı olan bir sözcük. EP kapağına da bir deniz feneri koyan Ihsahn, bu sembolizmle ne yapmak, nereye varmak istemektedir?

“Telemark”, adını Ihsahn’ın doğduğu ve yaşadığı Telemark bölgesinden aldığından, o EP’nin Ihsahn’a yönelik retrospektif bir bakış olduğunu düşünmemiz mantıklı olabilir. Her ne kadar Ihsahn black metalin çocuğu olsa da dünya değişiyor, her şey farklılaşıyor. Ihsahn “Telemark”taki 3 yeni şarkıda halis black metal tatları sunmuş olsa da cover tercihleri yüzünden o EP’yi Ihsahn’ın dününü bugününü kapsayan bir çerçeve olarak göremiyorum. Sonuçta “Thus Spake the Nightspirit” nere, Lenny Kravitz’in kendisinden daha büyük atkısı nere…

Bu yüzden “Pharos” için de “Ihsahn’ın yarınına ışık tutacak bir fener metaforu” demek anlamlı gelmiyor. “Telemark”taki Norveççe ve black metale yaslanan vokal kullanımını düşündüğümüzde, “Pharos” bunun tam zıttı olarak karşımıza çıkıyor. EP’de 3 yeni şarkı ve biri PORTISHEAD biri de A-HA olmak üzere 2 cover var. Bu cover’lardan A-HA – “Manhattan Skyline”da Ihsahn, eniştesi olduğu LEPROUS vokalisti Einar Solberg’in berrak sesinden yararlanıyor. Einer şarkıya olabilecek en pamuksu sesiyle giriyor ve neredeyse ANTHONY AND THE JOHNSONS’daki Anohni’ye dönüşen bir kıvama bürünüyor, sonra bilindik patlamalarını yapıyor. Nihayetinde bu 24,5 dakika boyunca Ihsahn’dan bir saniyelik bir kırçıllı vokal dahi duymuyoruz. Ihsahn burada ses pasajlarıyla, katmanlı efektlerle, yeri gelince elektroniklerle oynuyor; çok sınırlı bir distortion kullanıyor. Kısacası Ihsahn “Pharos” ile kariyerinin metalden en uzak işine imza atıyor. EP kadrosuna baktığımızda davulcu olarak dahi kimseyi görmüyoruz, EP’deki vurmalılar muhtemelen sample olarak kullanılmış.

Peki 21-22 yıllık bir EMPEROR ve Ihsahn hayranı olarak ben tüm bunlardan hoşlanıyor muyum? Hoşlanmıyorum. Hoşlanmıyorum, ama bu sebepten Ihsahn’ın yaptığı şeyleri gömecek de değilim. “Pharos” genel itibarıyla bana hitap eden bir çalışma değil ve bundan sonra dinleyeceğimi de sanmıyorum, ama bu şekilde bakmayıp EP’yi objektif şekilde yorumlarsam Ihsahn 24 dakikalık kendine özgü bir atmosfer yaratmayı; yeni şarkılarının yanına kattığı uygun cover’larla bu ambiyansı beslemeyi başarıyor. Misal açılış şarkısı “Losing Altitude”, içine girildiğinde gerçekten güzel bir çalışma. Sade, duru ancak etkili bir havası var ve sonrasındaki “Spectre at the Feast” ile birlikte EP’yi su yüzeyine çıkarmayı başarıyor.

Ihsahn her türlü yetenekli, deneyimli, ustasın sen usta bir insan. O yüzden yaptığı bir şey varsa, bildiği de bir şey vardır. Dediğim gibi çok benlik değil, ama seven gayet sevebilir. Ben “The Adversary” ve “After” IHSAHN’cısı olarak odağımı bu iki çalışmada tutmaya bundan sonra da devam edeceğim. Bakalım Ihsahn’ın IHSAHN’ın yarınına dair fikirleri, planları neler. Üretkenliği düşünüldüğünde, muhtemelen çok da fazla beklemeden hep birlikte öğreneceğiz.

7/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.21/10, Toplam oy: 28)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2020
Şirket
Candlelight Records
Kadro
Ihsahn: Vokal, gitar, bas, klavye

Konuk:
Einar Solberg: Vokal (5)
Şarkılar
1. Losing Altitude
2. Spectre at the Feast
3. Pharos
4. Roads (PORTISHEAD cover'ı) 
5. Manhattan Skyline (A-HA cover'ı)
  Yorum alanı

“IHSAHN – Pharos EP” yazısına 36 yorum var

  1. deadhouse says:

    After Ihsan’cısı olmadığım için büyük ihtimalle EP’yi seveceğim.

  2. Boba Fett says:

    İhsoş bence büyük bir iş yapıyor, black metali bırak progressive metal’de bile insanlar bazen değişimi hoş karşılamıyorken black metal gibi metal müziğin afganistan muhafazakarlığının hat safhada olduğu bir türden gelip şu işleri yapması inanılmaz. Millet bu müzik için birbirinin gözünü çıkarıyor, delinin biri arabasından ona buna sallıyor he durum buyken bu adam da sanatın her alanından yararlanıyor kah Kanye West dinliyor kah eski pop müziklerinden cover falan yapıyor. Müthişsin adamım. Sana puanım 9 kankam. Bi de böyle Enslaved var.

    Yiğit

    @Boba Fett, afganistan muhafazakarlığı sjdkgmf
    Daha önce de dediğim gibi bu değişim muhabbeti yapılan şeyin iyi olup olmamasına göre tepki getiriyor. Ihsancım istediğini yapsın, enslaved de pasha grup maşallah

    Boba Fett

    @Yiğit, O değişim de zamanla anlaşılacak bir şey oluyor bazen mesela Pain of Salvation falan adamlar yapmış işte ama zamanında çok tepki çekmiş, Metallica yumuşadı bilmem ne yaptı demişler bakıyorsun güzel müzik yani, bu yumuşama ya da değişme işi gerçekten risk ve hayran kitlesi muhafazarkarsa yandın.

  3. dice says:

    ilk iki şarkıyı beğendim, prog ya da pop rock mı bilmiyorum ama başarılılar.

    pharos’u hiç anlayamadım, fenalık geçirdim sıkıntıdan.

    kalan 2 cover da iyice pop buldum. vizyonu geniş tutmasını beğeniyorum ama biraz prog, metal vs esintisi de istiyor bünyem.

  4. Exorsexist says:

    Gerçek sanatkar ve müzisyen. Geldiği yeri ve şu anda bulunduğu konumu düşününce aklıma dahi olduğu yatıyor. Bu saatten sonra hiç metal yapmasa bile hakkıdır. Yine de gerçek bas gitarist al be ihsahn… Austere’de olduğu gibi hayvansi bas gitar partisyonlari dinleyemicek miyiz tekrar?

  5. chuck says:

    güzel bir EP ama gerçekten ister istemez; olsa da olur olmasa da diyesi geliyor insanın.

    enemyofgod

    @chuck, ister istemez Emperor’la karşılaştırıyor insan.

    chuck

    @enemyofgod, hiçbir zaman ne EMPEROR ne de ihsahn manyağı olmadım. belki o yüzden karşılaştırmıyor, aramıyorum.

    lakin bana öyle geliyor ki; ihsahn her ne kadar yetenekli ve metal dünyası için özel birisi olsa da bu şarkıları sadece ihsahn yaptığı için şans veren ve başkası yapsa yüzüne dahi bakılmayacağı aklıma geliyor.

    yine de yiğidi öldür hakkını yeme. ikinci parça bence hala çok güzel.

  6. Opethsevenbiri says:

    Büyüyünce İhsahn olmak istiyorum.

    12ParmakBağırsağı

    @Opethsevenbiri, Ihsahn’la ilgili gördüğüm en iyi yorum. +1

    kaziklubey

    @Opethsevenbiri, büyümeden ihsahn olmak istiyorum. hemen ihsahn olmak istiyorum. şu an.

    12ParmakBağırsağı

    @kaziklubey, daha da iyisi. +1235468651

  7. Katliamci58 says:

    İhsahn ne yapsa basimin ustunde yeri var. Saygilar abi.

  8. Necrobutcher says:

    EP güzel ama daha da önemlisi:
    Bütün bu değişimi Emperor ismiyle değil kendi adıyla yapması ihsahn’ın nasıl kaliteli bir adam olduğunun en büyük kanıtı bence. keşke barney de o sikik swans etkilerini napalm death etiketiyle değil de kendi adıyla yapsaydı ama klasik ingiliz götlüğü işte. adama devletinin senelerce sömürdüğü topraklardaki insanların sorunlarını içinde devlet eleştirisi olmadan ekonomik bir kaygıyla ürüne dönüştürmesini sağlıyor. evet barneycim insanlık nefreti falan filan göçmen sorunu vs vs.

    deadhouse

    @Necrobutcher, Bu adamlar zaten anarşist. Yani gerek duymuyorlardır devlet eleştirisi yapmaya pek.

    Necrobutcher

    @deadhouse, biliyorum. Samimi değiller.

    necrobutcher

    @Necrobutcher, bunu uyruken yazdım. ” artık samimi gelmiyorlar” olarak düzelteyim

  9. Melkor says:

    Ihsahn yaptı diye epye çöp demeye korkmayın. Olur öyle şeyler.

  10. Horrendous says:

    Bir kere dinledim, merakımı giderdim. Anlayış gösterdim, saygı duydum, seven çıkar elbet diyerekten Ihsahn dehasına övgüler serpiştirdim. Gözlerimi kapadım, konseri hatırladım. Duygulandım. Duvarımdaki yıpranmış The Adversary posterine sevgi dolu gözlerle baktım. Yetti.

    Sonra açtım şunu dinledim;

    https://www.youtube.com/watch?v=wQ95g8uGlkI

    Yetmedi bir daha dinledim.

  11. Opethsevenbiri says:

    Keşke İhsahn gerçek olsa da adamı olsam.

  12. kujeste says:

    Emperor sonrası ihsahn’ın yaptığı işler müzik olarak çekici gelmiyor ama hep bir şeyler denemesi, kendi keyfine göre takılması o kadar hoşuma gidiyor ki. Hiç dinlemiyorum ama yorumları haberleri keyifle okuyorum, ha benim ihsahn’ıma diyorum. Adam kemik gözlüğünü taktı kayınçosuyla şarkı yapıyor, trym’le bilek güreşi yapıyor negzel takılıyor ya. Milletin evinde silahlar çıkar, gider alkolik olup rehab’lerden video atar, kötü reunionlar yapıp hayal kırıklığına uğratır, taciz suçlamaları çocuk pornosu haberleri gelir. İhsahn nasıl medeni, nasıl olgun, nasıl özeniyorum.

    Ahmet Saraçoğlu

    @kujeste, Ihsahn 1993 yılında verdiği bir röportajda benimsediği Satanizm algısını şöyle tarif etmişti:

    “Satanizm zayıflara göre değildir. Satanizm güce ve bilgeliğe odaklanır. Bu güç çevremizdeki her şeyi kendi çıkarlarımız için kullanmayı esas alır. Temel olarak Satanizm, güçlü olan hayatta kalır felsefesinin gelişmiş bir hâlidir.”

    Ihsahn’ın bu bilge görünen, kimseyi umursamayıp sadece kendi bildiğini yapan kaliteli duruşunda, inandığı Satanizm anlayışının da etkili olduğunu düşünüyorum.

    Emre Görür

    @Ahmet Saraçoğlu, satanizm tarifinin niteliği bir yana, bence 18 yaşında ettiği lafın arkasında durmuyordur. 18 yaşında insanın aklı beş karış havada oluyor. Einstein da olsan böyle, Mozart da. Zekayla bağlantılı olarak görece daha az saçmalayabilirsin tabii, ama yine de her halükarda 18 yaşındaki halinle 44 yaşındaki arasında çok ciddi fark olacaktır. Ihsahn nasıl müzikal olarak bambaşka noktalara geldiyse o görüşten de çok uzaklaşmıştır bence.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Emre Görür, 4 yıl önceki bir röportajında Satanizm hakkında hâlâ doksanların başındaki gibi mi düşünüyorsun gibisinden bir soruya şöyle cevap vermişti:

    “I guess I’ve always been drawn to ideas and people who have that perspective on life, who do not just want to stick with conformity and break out and find the morals rules and values and perspectives for themselves rather than just committing to something that is pre-decided. Of course, like for a lot the people who were drawn to metal in the first place, or to more underground artistic routes, that adversarial perspective is still very important to me. It’s something I come back to time and time again in my lyrics.”

    Burada esas kelime “adversarial”. Gençliğindeki satanizm anlayışına yönelik bir referans olarak alınabilir.

    Son 10 yıldır daha ziyade Nietzsche temelli bir anlayışa sahip gibi görünüyor, ama black metali besleyen birtakım şeyleri de içinden atmadığını ve atamayacağını da pek çok röportajında dile getiriyor.

    Emre Görür

    @Ahmet Saraçoğlu, satanizmden uzaklaşmamış olabilir tabii. Zaten uzaklaşmasın. Ama 18 yaşındaki yorumu önceki mesajda göstermeye çalıştığım gibi bence çok sağlıksız. Dahası ben bunun satanizm ile bir bağlantısını göremiyorum. Ona dair hiçbir temel unsuru içermiyor. Oysa o alıntıdaki satanizm kelimelerini faşizmle değiştirince her şey cuk diye yerine oturuyor. Bir de öyle okuyun.
    Derdim 18 yaşındaki Ihsahn’ı eleştirmek değil, satanizmin böyle bir şey olmadığını açıklamaya çalışmak.

    Emre Görür

    Güçlü olanın hayatta kalacağını, bu doğa yasasına müdahale edilmemesini savunanlar liberallerdir. Yani bu liberal anlayışa göre toplumsal yapı devlet tarafından yeniden düzenlenmeye çalışılmamalıdır, toplumsal sınıflaşma normal ve sağlıklıdır. Egemenler kendi alt tabakaları karşısında hakimiyetlerini kölelik gibi çeşitli tahakküm biçimleriyle kurarlar. Güçsüz uluslara karşı ise örtülü veya direkt formlarıyla sömürgeciliğe başvurulur. Bunlar hep güçlü olanın bu durumdan doğan hakkını kullanmasıdır basitçe. Ama güçlü hep karşısında başka güç odakları bulduğu için normal dönemlerde güç istencini kısmen kontrol altında tutmak durumunda kalır. Çeşitli toplumsal ve uluslararası uzlaşmalara gidilir. Tabii bu ilelebet sürmez. Arada Mussolini, Hitler gibileri çıkar ve haklarını almanın vaktinin geldiğini düşünürler. Güçlü olan hayatta kalır düşüncesinin toplumsal alana taşınması faşizm doğurur.

    Hexakosioihexekontahexaphobia

    @Ahmet Saraçoğlu, ihsannin satanism anlayisini samimi bulmuyorum hele ki o gorusu benimsedigine hic inanmiyorum. Sov pesinde sadece.

  13. 12ParmakBağırsağı says:

    @Emre Görür, İslam’da Şeytan, hammaddesi gereği kendisinden daha aşağıda gördüğü insana secde etmeyi reddettiği için, yani kibrinden dolayı kovulur. Hristiyanlıktaysa Şeytan yine kibirli bir figür olarak karşımıza çıkar ve kendi tahtını Tanrı’nın yıldızlarının üzerine kurmak ister. Bazı teologlarsa, Tanrı böyle bir varlığı yaratacak kadar salak olamaz diye düşündüklerinden olsa gerek, Şeytan’ı Tanrı’nın iradesini yerine getiren bir melek olarak görür (Özellikle The Book of Job/Eyüp Kıssası bu konuda tartışma kaynağıdır. Bu kısmen radikal yorumu hariç tutarsak Şeytan’ı motive eden şey yani otorite tanımazlık, bireycilik ve kibir. Eğer bir düşünce sistemiyle bağdaştıracak olsaydım Şeytan’ı, bu liberalizm olurdu. Öte yandan 2000 yıllık, hatta daha da eski gerçeklikle hiçbir alakası olmayan mitolojik bir figürü günümüz sorunlarına referans olarak kullanmak da şahsen bana çok saçma geliyor.

    Emre hocam, bir süredir büyük ilgiyle takip ediyorum yazdıklarınızı ve bir ara oturup Deathspell Omega başta olmak üzere birçok konuda konuşabilmek isterdim Küba’da yaşıyor olmasaydınız. Eğer kabul ederseniz bir eleştirim olacak size. Tabii ki yanılıyor olabilirim, internet üzerinden yazdığı yorumlarla bir insanı değerlendirmek saçma bir şey. Dolayısıyla yanılıyorsam düzeltin. Dünyaya bakarken bir teorinin gözlüğünden bakıyorsunuz gibime geliyor. Bununla kastettiğim şu: Dünyadaki her şeyi kafanızdaki teoriye uyduruyorsunuz. Oysa dünya ham, işlenmemiş bir veri kaynağı. Teorinin işlevi bu verileri anlamak ve açıklamak. Dünyada teoriye uygun olmayan bir veri varsa eğer bu veriyi zorla ucube bir şekilde teoriye eklemek yerine teoriyi bu veriyi de açıklayacak şekilde güncellemek gerekir. Eğer güncellenemiyorsa da o teoriyi bırakıp çöpe atmak ve başka bir teori geliştirmek gerekir çünkü teori görevini yerine getiremiyor, evreni açıklamak yerine ona bakışımızı kısıtlıyordur.

    deadhouse

    @12ParmakBağırsağı, Teori diye küçümsediğin şey ideoloji. Ben de kendisinin yazılarını okuyorum. Ve anladığım kadarıyla “insan” odaklı, sömürü karşıtı, kapitalist ve otorite karşıtı bir yerden bakıyor dünyaya. Bunun nesini güncelleyeceksin? Herkesin bir ideolojisi vardır, senin baktığın pencerede de bir ideoloji var. Dünya ham, işlenmemiş bir veri kaynağıymış. Abi gidin işinize, bu sinsi kelime oyunlarınıza kanacak değiliz.

    12ParmakBağırsağı

    @deadhouse, Teoriyi küçümsemiyorum. Dünyayı teoriler aracılığıyla anlar ve anlamlandırırız sonuçta. Benim dünyaya baktığım ideoloji (düşünce çerçevesi veya) Marksizm kökenli materyalist ve empirik bilgiyi temel alan bir ideoloji. Marx’ın Hegel eleştirisini çok temel ve devrim niteliğinde görüyor ve kabul ediyorum.

    Teoriyi de en genel anlamıyla kullandım. Kütle-çekim teorisi, evrim teorisi vb. En klişe örnek: Kütle-çekim teorisinin açıklayamadığı bazı doğa olayları (ışığın yüksek kütleli cisimlerin yanından geçerken doğrultusunu değiştirmesi gibi) gözlemlendiğinde önce gözlemi kontrol ettiler acaba yanlış mı gördük diye, sonra teoriyi güncellemeyi denediler, o da işe yaramayınca eski teorinin açıklayabildiği olayları açıklayan, bunun yanında açıklayamadığı olaylara da el atan genel görelilik teorisini kabul ettiler. İdeoloji değişmedi burada, hala materyalist ve empirik veriyi esas alan bir çerçeveden bakıyorlardı dünyaya. Kimsenin ideolojisine laf etmem çünkü herkesin ideolojisi ispatlanamaz bazı dogmalara dayanır. Örneğin benimki nedenselliğin var olduğu dogmasına dayanıyor. Nedenselliğin varlığını ispatlayamam ama buna inanıyorum ve bu bütün dünyaya bakış açımı tesis eden başlangıç noktamı oluşturuyor.

    Umarım kendimi daha açık ifade edebilmişimdir. Emre’ye dair eleştirim Marksizme yönelik bir eleştiri değil yani.

    Emre Görür

    @12ParmakBağırsağı, ben teorik olarak Demokritos-Spinoza ve -henüz sistematik tarzda okuyamamış olsam da- Bataille arasında garip bir yerlerdeyim. Hegelyan Marx’ı sevmem, ama Marx’ın Althusser tarafından ortaya konan Spinozacı yorumu, yani teorik anti-hümanizm bence önemlidir… Kısacası yaptığım analizlerde teorik bir sorun varsa bunun nedeni kesinlikle bir teorinin militanı olmam değil.

    Emre Görür

    @12ParmakBağırsağı, eğer sembolik olarak kullanılmıyorsa günümüzde şeytanı anmak cidden saçma, haklısın. Ama sembolik anlam konusunda şeytan çok ilginç ve belki de biricik bir noktada duruyor. Bir politik parti olarak Satanic Temple’a bakabilirsin mesela. Hail Satan? diye yakın tarihli bir belgeselleri var. Birçok noktada naif olmakla birlikte bütün ezilenleri satanizm bayrağı altında toplamak diye özetlenebilecek bir programı savunuyorlar. Saçma mı? Bence değil. Dilersen tartışırız.
    Otorite tanımazlık, bireycilik ve kibir… Bu çıkarımının doğru olduğunu kabul etsek dahi bu üçünden bambaşka noktalara varılabilir. Zaten mevzu bence senin ortaya koyduğun gibi tanrı-şeytan ilişkisi değil. Şeytana inandığını söyleyen kişinin “onun” ve toplumun karşısındaki pozisyonu. Satanist şeytan rolü oynayan insan anlamına gelmiyor açık ki. Mesela Euronymous net bir anti-liberaldi ve “şeytana köleliği” savunuyordu: “İnsanların varoluş sebebi kendilerine inanmak ve bireyselci olmak değildir. İnsanların varoluş sebebi boyun eğmek ve din kölesi olmaktır.”
    Sosyalist olduğumu düşünüyorsun sanırım, ama değilim. Nihilizme yakınım. Ütopyalar da masum değil bence. Diğer yandan, metal dediğimiz şey sonuçta tercih edeceğin terime göre bir alt veya karşı kültür. Bir metalcinin ideolojik olarak (deadhouse’un belirttiği gibi herkesin bir ideolojisi vardır kaçınılmaz olarak) mevcut düzenden rahatsız olması için bir teoriye ihtiyacı yok bence. Hatta olmaması bana garip görünür.
    İlgin için sağ ol. Oraya geldiğimde mümkün olursa ben de tanışıp konuşmak isterim.

    12ParmakBağırsağı

    @Emre Görür, Çok memnun olurum. Mail adresim sizde var zaten, Deathspell Omega’nın dergideki röportajını atmıştım mailinize.

    Şeytan’a karşı kendini konumlandırma konusunda çok haklısınız. Spinoza ve Demokritos kültürüm epey zayıftır. Anti-hümanizme Kopernik-Darwin-Freud-Marx çizgisinden ulaştım ben. Muhtemelen o konuda aynı düşüncedeyiz.

    Sosyalist olduğunuzu varsaymak benim hatam. İnsanların düşünceleriyle ilgili önyargılarımı bir kenara bırakmalıydım çoktan.

  14. deadhouse says:

    @12ParmakBağırsağı, İlk yorumundaki 2. paragrafı yanlış anlamışım, ya da anlamamışım, belki de sen anlatamamışsındır, bilmiyorum. Neyse, bu yorumun açıklayıcı oldu. Biraz fevri bir tepki gösterdim, kusura bakma. Kafama nasıl yerleşmişse artık, çoğu kişi bana gizli liberal ve kapitalizmin savunucusu gibi geliyor…

    12ParmakBağırsağı

    @deadhouse, Sorun değil. Sosyalist veya komünist olmasam da bu hissinizi anlayabiliyorum. Yaşadığımız ülkenin ve çağın boktanlığından bir sürü şeye doluyoruz, doluyoruz ve bazen fevri ve duygusal tepkiler verebiliyoruz.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.