# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DEFEATED SANITY – The Sanguinary Impetus
| 29.07.2020

Hayvanı hayvanca anlatıyor.

Oğuz Sel

Zaman zaman brutal death metal albümlerindeki temalardan yakındığımı ya da bu temalara dair memnuniyetsizliğimi ifade eden cümleler yazdığımı görmüşsünüzdür. Farklılık adına dünya dışı varlıkları/olguları ele alan gruplar da oluyor ve onları kıvançla karşılıyorum fakat şimdiye dek sanırım ilk defa suibriğinden zar kanatlı böceklere, kutup ayısından Komodo ejderine de birçok hayvanın üstü kapalı konu edildiği bir teknik brutal death metal albümüne denk geliyorum. Zaten böylesi bir işi de yapsa yapsa, sıradan/kanıksanan konuları sıra dışı şekilde dile getirmeyi başaran ve bu sözleri, üstün müzik yetenekleriyle birleştiren Defeated Sanity yapardı.

Grubun altıncı stüdyo albümü “The Sanguinary Impetus”, adı, Defeated Sanity ile özdeşleşen Christian Kühn’ün ve grubun son albümlerindeki vokalleriyle kulak zarlarımızda kalıcı tahribat yaratan Konstantin Lühring’in yer almadığı bir albüm. Grubun bahse konu müzisyenlerle yolunun ayrılmasının, oluşumun ana arterlerinin yara almasına neden olmuş gibi hissediyorum. Sanki Defeated Sanity, grup elemanlarıyla ölümcül ve yekpare bir varlıktı da bu yaralanmadan sonra hareket ettikçe kanayan kanadıkça yaraları daha da açılan bir ölümcül varlığa dönüştü. Kim bilir, belki albümün ismi de böylesi bir benzetime dayanıyordur.

Her albümünde kendi sınırlarını aşmayı bilen ve yaratıcılık konusunda -kadrosunun da gücü sayesinde- sıkıntı çekmeyen Defeated Sanity, 2013 çıkışlı “Passages into Deformity” ile girdiği yolda, dinleyeni işitsel tokat manyağı hâline getiren “Disposal of the Dead // Dharmata” ile türün en iyi örneklerinden birini verdi, biliyorsunuz. Yaşanan kadro değişimleri, yeni albümün, az önce bahsettiğim ölümcül varlığın, olanca gücüyle kustuğu nefreti, hiddeti sergilemekten ziyade grubun, taşıma suyla değirmen döndürme sürecine girdiğini gösteriyor; ayrıntılarını biraz sonra anlatırım.

Grubun son 6-7 senelik geçmişini ve bu safhada çıkardığı iki albümü değerlendirdiğimde gördüğüm müzikal bütünsellik “The Sanguinary Impetus”ta yer almıyor. Bu, albümdeki şarkıların teker teker kötü olduğu anlamına gelmiyor tabii, grubun has adamı Lille Gruber ve bas gitar çalmak için doğduğunu düşündüğüm Jacob Schmidt başta olmak üzere yapıma katkıda bulunan tüm müzisyenler, ellerinden gelenin en iyisini, hatta bu tür işlerle uğraşanlar için ulaşılması zor bir seviyede icraatlar sergiliyor. Fakat albümün genel gidişatının dalgalı bir seyir izlemesi, ufaktan canımı sıkıyor.

Albümde birden fazla hit parça bulunuyor ki zaten bunlardan ikisi albüm çıkışından evvel yayımlanmıştı. Benim dikkatimi çeken nokta, metalle pek ilgisi yok gibi görünen ve The Metal Archive’a Dari Salimi isimli arkadaşın, grubun son iki albümündeki hit parçalarından ikisinde imzasının bulunması ki “The Sanguinary Impetus” özelinde bu parça, “Propelled into Sacrilege”. Önceki albümde de “Into the Soil” adlı hayvanlık bu arkadaşın elinden çıkmış. Yapımdaki iki şarkının artık grupta yer almayan Kühn tarafından hazırlanması, albüm kayıtlarında grubun canlı müzisyenlerinden destek alınması, az önce ifade ettiğim taşıma su-değirmen konusunu açmamda etkili. Evet, oturup dinlediğinizde kulağınıza çalınan bir sorun yok ama dediğim gibi bütünsellik konusunda, belki de bestelerin farklı kişilerden gelmiş olmasından kaynaklanan bir sorun olduğunu düşünüyorum.

“The Sanguinary Impetus” sound açısından “Passages into Deformity” kadar yırtıcı olmasa da en azından artık gitarları rahat rahat duyabiliyoruz. Grubun yeni vokali Josh Welshman, aslında tanıdık bir sima. 2018 yılında yeniden yayımlanan ve içerisinde “Passages into Deformity”den, “Psalms of the Moribund”dan ve “The Sanguinary Impetus”tan birer parça bulunduran “Chapters of Repugnance”ın bonus parçalarını, kendisi seslendirmişti. Welshman’ın “The Sanguinary Impetus”taki performansı, Konstantin Lühring’i aratmıyor ama sanki Lühring’in vokalleri biraz daha derindi. Bu arada, albümün genel sound’unun vokalle uyumlu olacak şekilde hazırlandığı da dikkatlerden kaçmıyor. Enstrümanların ya da vokalin araya kaynama, işitilmeme gibi sorunları da yok.

Kritik, “Ne umdum, ne buldum,” tadında bir yazıya benzese de karşımızda taş gibi bir Defeated Sanity albümü var. Bana göre yapım, önceki iki albümün başarısının altında ezilmekten kurtulamıyor ama türü ve türde eser veren grupları da göz önüne aldığımızda Defeated Sanity’nin farklı bir klasmanda olduğu da su götürmez bir gerçek olarak karşımızda duruyor.

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.79/10, Toplam oy: 28)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2020
Şirket
Willowtip Records
Kadro
Josh Welshman: Vokal
Lille Gruber: Davul, gitar
Jacob Schmidt: Bas

Konuk:
Colin Marston: Gitar
Dan Thornton: Gitar
Justin Sakogawa: Gitar
Şarkılar
1. Phytodigestion (Nepenthes)
2. Imposed Corporeal Inhabitation (Pompilidae)
3. Conceived Through Savagery (Mantodea)
4. Entity Dissolving Entity (Serrasalminae)
5. Insecta Incendium (Apis Cerana Japonica)
6. Arboreously Transfixed (Laniidae)
7. Propelled into Sacrilege (Ursus Maritimus)
8. Drivelling Putrefaction (Varanus Komodoensis)
9. Dislimbing the Ostracized (Pan Troglodytes)
  Yorum alanı

“DEFEATED SANITY – The Sanguinary Impetus” yazısına 6 yorum var

  1. “Kazımak” kavramının karşılığı Defeated Sanity bence. Çatır çatır, kemik kıra kıra çalıyorlar. Ortalama diyebileceğim tek bir işleri bile yok. Albümün hayvan temalı olması özellikle acayip hoşuma gitti. Daha önce de bir albüm kapağıyla ilgili dediğim gibi, kapağında müziğinde hayvan kullanan beni kazanır ahah. Hastasıyım hayvanların. Bir de metal bağlamında işlenince tadına doyamıyorum.

    Eline sağık Oğuz, büyük adamsın Lille.

    Ouz

    @Ahmet Saraçoğlu, Rica ederim Ahmet, ne demek.

  2. SA says:

    Benden en az 9 alır. Önceki işleri çok farklı ama bu albüme de bayıldım. Bu albüm bana biraz daha faklı hissettiriyor. O yüzden öncekiler ile kıyaslayamıyorum. Benim için onların yeri ayrı, bu albümün yeri ayrı.

  3. İlker says:

    Kritiğe çok katılamadım, Disposal of the Dead’in gerisinde olduğunu düşünmüyorum albümün. Hatta en iyi albümleri olan Chapters of Repugnance’tan sonraki en iyi 2 işlerinden biri bile olabilir benim için, daha çok dinleyip nihai fikrimi yazarım buraya.

    Muhteşem albüm.

  4. Horrendous says:

    Disposal of the Dead // Dharmata albümününün gölgesinde kaldı benim için. İleriki dinlemelerimde fikirlerim değişir mi bilmiyorum, sanmıyorum gerçi ama umuyorum diyelim. Muazzam bir albüm hiçbir itirazım yok. Bitirme tezi kıvamında, fazla kaliteli. Bir önceki albümdeki gibi kana karışıp ruhumun derinliklerine işlemedi sadece. Kritikte yazılanlara bire bir katılıyorum. Albüm dinamikleri ve besteler bütünsellikten çok uzak hissettiriyor. Complitation pornolar gibi. Çok sevdiğim bir kategori fakat farklı farklı sahnelere tanık olmak ilgi dağıtıyor. Belki de Disposal Of The Dead benim için üst düzey bir konumda, o seviyeye ulaşması beklentisiyle hakkını yiyor da olabilirim. Biraz daha zaman tanıyıp tekrar döneceğim bu yoruma.

  5. Exorsexist says:

    Colin Marston, buradan sana sesleniyorum duy beni; senin desibel ayarlayan elinin ayarını sikeyim. Bir insan bu kadar mı kazma olur, neden her kaydettiğin albümde ses seviyesi öyle düşük ki dinlerken iki üç tık arttırmak zorunda kalıyorum. Bir değil, iki değil, ne sikik bi adamsın.

    2007′den beri ağır DF hayranıyım. Hayranlığımın büyük sebebi Suffocation’ tarzını benimsemesi ve bu tarzda tek varisi olması. Tabii en büyük handikapları bir türlü istikrarlı vokaliste sahip olamamaları. Her albümde vokal değişiyor, bu hem iyi hem de kötü.

    Albümü tam olarak çok iyi şekilde dinleyemedim, önceki albümlere kıyasla beste konusunda çok geride olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Şarkıları ayırt etmek çok zor, özellikle geçmişteki albümleriyle kıyaslandığında fark epey açık. Onun dışında çok deli şekilde fretboard cambazlığı yapmışlar, teknik konusundaki en abartılı albümleri ve tabii caz müzik ile çok iyi harmanlanmış. Eminim dinledikçe açılacak, kendini daha çok sevdirecek.

    DF her albümde farklı işler yapmayı inanılmaz iyi beceriyor. Kendilerini geliştiriyor aynı zamanda deneysel takılmayı seviyorlar. Gelecekleri çok açık fakat vokalist konusunda tutarlı olmaları gerekiyor.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.