# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DEFEATED SANITY – Disposal of the Dead // Dharmata
| 02.08.2016

Bir de yetmez iki tane.

Oğuz Sel

2013 senesinin en baba teknik brutal death işlerinden biri olan “Passages into Deformity” ile genç dimağları yara bere içerisinde bırakan Alman grup Defeated Sanity, her albümünde başarıyla uyguladığı kendini aşma meselesini yeni albümlerinde de gerçekleştirmek üzere küçük sürprizler hazırlamış bize.

Haberler kısmını düzenli olarak takip eden birçok PA okurunun da yakından bildiği üzere grup, yeni albümünü ikiye ayırıp bir yarısında klasik Defeated Sanity konseptini sürdürürken, diğer yarısında ise “Ustalara Saygı Kuşağı” tadındaki bölümüyle bir farklılık gerçekleştiriyor. Çok dağılmadan her iki yarıyı da ayrı ayrı ele alalım bakalım.

Disposal of the Dead

İlk duyduğum anda “Böyle sound mu olur ya!” dediğimi dün gibi hatırlıyorum, haberler kısmındaki yorumlarımda da halen durur bu minvaldeki sözüm. Ancak bu adamlar ne yapıyor ne ediyor bilmiyorum ama dinledikçe sevdiren, sevdirdikçe dinlettiren albümleri ortaya koymayı başarıyorlar. Böyle uç işlerde keskin gitar tonlarını ve öküzlemesine davulları çok seviyorum ve yeni albümden de beklentim en azından Passages ayarında bir düzenleme olmasıydı. Olmadı, şaşırdım. Bu noktada detaylara inip bu adamların liriklerde ne anlattığına biraz daha yakından bakarak sound’un neden bu kadar ağır, sıkıcı, boğucu artık adını ne koyarsanız öyle olduğunu biraz daha anlamlandırabiliyorsunuz. Cahilliğime verin Suttee (Sati) olayını bile yeni öğrenip kendi kendime “Yok canım öyle şey mi olur?” diye düşünürken, bu âdet görünümlü manyaklığın gerçekten de var olduğunu araştırmalarım neticesinde teyit edince, grubun şarkı malzemesinin aslında ne kadar da esaslı ve kapaktan tutun da, bu bölümün atmosferine kadar her şeyin aslında ne kadar da yerli yerinde olduğunu gördüm.

Defeated Sanity’nin klasikleşen yer yer ağır aksak gidip sonrasında çıldırarak kazıma üstüne kazıma fill üstüne fill girişen aygır davullardan kafamı kaldırdığımda dikkatimi çeken şey, inanılmaz güçlü derecedeki bas tonları oldu. “Bas ayarlarım mı yanlış?” diye bakınırken ayarların normal olduğunu fark ettim, zira adamlar oluşturdukları deli manyak atmosferle dinleyiciyi boğmaya yemin etmişler. Gitarlar ise görece boğuk ama varlıklarını hissettirecek nitelikte kalmışlar. Kötü mü, değil; daha iyisi olur muydu, muhtemelen olmazdı; olsa yaparlardı kesin. Vokal koltuğunda ise Passages albümünden tanıdığımız Konstantin Lühring var ve gutturaller brutaller havada uçuşuyor sağ olsun. Tabi az daha ön planda olsa vokaller, daha bir mutlu olurdum, o ayrı.Parça kompozisyonları ve gidişatları gruptan bekleneceği kalitede, tekrara pek bulaşmadan almış yürümüşler şarkılarda. Özellikle bazı parçaları çıktığı günden bu yana loop manyağı yapmış bulunmaktayım.

Genel olarak değerlendirildiğinde, keşke devamı olsaymış dediğim bir bölüm “Disposal of the Dead” ancak grup adına da gayet sevindirici. Zira heriflerde ciddi bir yaratıcılık var.

Dharmata

Nereden başlasam, nasıl anlatsam… Rüyamda Defeated Sanity dinlerken gözlerimin dolacağını görsem ağzımı bırakır başka tarafımla gülerdim ama gelin görün ki olanlar ne bir rüya ne de bu sözlerle, size tebessüm edin diye çeşitli şakalar komiklikler yapıyorum. Adamlar tanıtım amaçlı ilk parçalarını yayınladıktan sonra diğer yayınlanan esere bakmadım, beni o an ilgilendiren grubun yapacağı “Ultra Brutal” işlerdi. Günler geçti, albüm çıktı ve yapımı baştan sona dinlemek kısmet oldu. Oldu olmasına da Dharmata’nın akabinde giren parça ile kendimi bir an Chuck Schuldiner’lı Death dinliyormuşum gibi hissedip fena oldum. Bu ses, bir dönem Cynic kadrosunda yer alan ancak kayıt kuyudat işlerinde pek görünmeyen Max Phelps’e aitmiş. Zihin bazen böyle oyunlar oynayabiliyor işte insana diyerek bu bahsi sonlandırıp albümün bu kısmına dalalım.

Başlarda da bahsettiğim üzere “Ustalara Saygı Kuşağı” minvalindeki bölüm, kadronun zaten üstün olan teknik kabiliyetlerini sergiledikleri, ilk bölüme nazaran daha insancıl ve geniş kitlelere seslerini duyurabilecekleri bir bölüm. Neden böyle diyorum; grup bunca başarısına rağmen dünya çapında hâlâ adamakıllı bir tanınırlığa sahip değil de ondan. Beri yandan oluşturdukları parçalar, Death’in “Individual Thought Patterns“ı ile “Human“ı arasında gidip gelen ayarda. Bu parçaların bazı bölümlerini çok fazla dinleyip hâkim olmadığım Atheist ve Cynic’e de benzetenler var ki, varsa böyle bir durum ne mutlu çocuklara. Sound olarak da adı geçen bu üç grubun karması olarak değerlendirilebilecek “Dharmata”, notaların tane tane duyulduğu, özellikle basçı arkadaşın fantastik bas bölümleriyle yarım yarım yardırdığı ve teknik müziğin ne kadar tatlı bir olay olduğunu her saniyesinde gösteren bir bölüm olarak albümdeki yerini alıyor.

Biraz fazla uzattığımın farkındayım ama gerek Defeated Sanity adına gerekse 2016 yılında piyasaya çıkan benzer türdeki albümler adına çok ama çok önemli bir yerde duran “Disposal of the Dead // Dharmata” daha sayfalarca yazsam bıkmayacağım, usanmayacağım bir albüm olmayı başarmış. Bana, sound konusunda yaptığım yorumu yedirdiği için de grubu ayrıca tebrik ederim, lanet olası pislikler sizi…

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.87/10, Toplam oy: 38)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2016
Şirket
Willowtip Records
Kadro
Konstantin Lühring: Vokal (Disposal of the Dead)
Max Phelps: Vokal (Dharmata)
Christian Kühn: Gitar
Jacob Schmidt: Bas
Lille Gruber: Davul
Şarkılar
1. Remotio Mortuorum
2. Into the Soil
3. Consuming Grief
4. Generosity of the Deceased
5. Suttee
6. The Bell
7. Dharmata
8. The Mesmerizing Light
9. At One with Wrath
10. The Quest for Non-Existence
11. Return to Samsara
  Yorum alanı

“DEFEATED SANITY – Disposal of the Dead // Dharmata” yazısına 9 yorum var

  1. Davul seven yiğitler bu albümdeki davulları duyduktan sonra depresyona girebilirler. Müthiş davul oyunları var albümde kafayı yiyorum cidden. Diğer albümleri bu kadar etki bırakmamıştı üzerimde ama bütün olay prodüksiyondan ibaret, sanırım. Albümü dinlerken her seferinde davula odaklanmış olarak buluyorum kendimi. Hep doğal hep doğal, aradığım şey buymuştu. Natural born evil lakabını falan almalı bu herifler. Diğer enstrumanlar da 10 numara, bass gitarlar falan rövaşatanın ardından gelen vole golü gibi. Senenin en iyi DM albümlerinden birisi, bakalım Dying Fetus ibnesi falan napacak kanser ettiler bi albümü salamadılar.

    Osman Gümüş

    @Osman Gümüş, Ha bi de unutmuşum; Remotio Mortuorum hayatımda duyduğum en heavy intro.

    Ouz

    @Osman Gümüş, Merhaba. Dying Fetus’u ben de merakla bekliyorum da Defeated Sanity resmen şov yapmış. Underground piyasadaki brutalcileri boncuk boncuk terletir bu albüm.

  2. Horrendous says:

    Tamamen gözümden kaçmıştı, dünden beri aralıksız dinliyorum. Yok böyle bir hayvanlık, öküzlük. Kritik için teşekkürler abi, ellerine sağlık. Tek sorum Sati muhabbeti nedir? Orayı kaçırdım galiba…

    Ouz

    @Horrendous, Merhaba. Rica ederim, kritik bir işe yaradıysa ne mutlu. :) Sati (Suttee) bazı Hinduların uyguladığı garip bir gelenek. Eşi ölen kadın, eşiyle birlikte yakılıyor ya da toplumsal dayatma neticesinde kendi kendini de ateşe veriyor. Sanırım albümün isminin de çıkış noktası olan konu, Suttee şarkısında hayli net ve eleştirel şekilde ele alınıyor.

  3. Horrendous says:

    Ayıp olmasın diye gitarların sesini açmışlar gibi… Davullar tam bir gövde gösterisi o nasıl ahlak dışı seksilikte bir tondur öyle. Baştan çıkaryor insanı. Acaba diyorum miks daha başarılı olabilir miydi? Bir önceki albüm ayarında bir sound elde etseler nasıl olurdu ya da ikinci yarıdaki gibi gitarlar biraz da gün yüzüne çıksaydı:((. Neyse ne olursa olsun iyi ki varsınız babuşlar.

  4. Horrendous says:

    Terbiyesizlik bu kadarı da ama. Yazıktır günahtır.

  5. hickdead says:

    dharmata’da çok kral albüm ama disposal of the dead bambaşka bir dünya. çıktığı zamandan beri arayı hiç açmadık kendisiyle, hala daha aklımı almaya devam ediyor

  6. SA says:

    3 senede bir albüm çıkarma geleneklerine bakılırsa yeni albümleri 2019 da gelecek gibi duruyor. Şimdiden sabırsızlanıyorum. Adamların yazdıkları rifler, gitar tonları, davullar, baslar, soundları, oluşturdukları atmosfer tam istediğim gibi. Çok doyurucu iş yapıyorlar. Bir de bütün albümleri güzel ya. Nadide gruplardan.

    Bukadar güzel şeyin üzerine vokalleri de daha karakterli olsa çok daha mükemmel olurdu benim için ama belki ilerde daha çok severim vokallerini.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.