# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
FORGOTTEN TOMB – Nihilistic Estrangement
| 24.05.2020

Viski kokulu nihilizm.

ismail vilehand

Forgotten Tomb aslında herkesin çok bildiğini sandığı ama bir o kadar da hiç kimsenin bilmediği bir grup. İntiharcı, depresif black metalin ikonik albümlerinden “Songs to Leave” ve “Springtime Depression” gibi işlere imza atarak, türün başucu gruplarından biri oldukları çok net bir gerçek. Ancak Forgotten Tomb tarihi boyunca kendi müziğini adım adım geliştirmiş ve farklı varyasyonlar ile tarzını daha da üst seviyelere taşımış bir grup oldu.

İlk iki (Songs to Leave” ve “Springtime Depression) en intiharcı ve depresif albümlerinden beri, eski dönem Katatonia etkisini fazlaca barındıran, “Negative Megalomania” ile zirveye taşıyıp, grubun en uzun süreli şarkıları ile bir “ara dönem” başyapıtına imza attılar. “Negative Megalomania” zamanında tecrübe edenlerin çok iyi anlayacağı bir işitsel şölen olmakla beraber, grubun eski etkileşimlerini törpülemeye başlamadan önceki son eseri olarak, Forgotten Tomb hastalarının gönlünde ve beyninde taht kurmuştu.

Forgotten Tomb’un kariyerindeki dönüm noktası olan ve baskın “Southern metal” tarzı gitar ve vokal melodilerin kör gözüne parmak gibi sokulduğu, “Under Saturn Retrograde” albümü grubun eski “suicidal black metal” jiletçi tayfasını kısmen gruptan uzaklaştırdığı bir gerçek. Ancak farklı bir sound ile aynı nihilist ve üst düzey “kendimizi yok etmeliyiz” tavrını dibine kadar devam ettirmeleri aynı kafaya hizmet ettiklerini kabak gibi gösteriyordu.

“…and Don’t Deliver Us from Evil” albümüyle birlikte; Herr Morbid, Algol ve Asher üçlüsü kemik kadroyu sabitleyerek, az sonra bahsedeceğim “Nihilistic Estrangement” albümünün temellerini attılar. Fogotten Tomb’un sıradan bir “suicidal black metal” grubu olmasının önüne geçip, çok farklı kafalara hizmet etmeyi tercih ettiler. Peki, bu neden oldu?

Herr Morbid grubun beyni ve hatta her şeyi olarak ciddi bir “Southern metal” hayranı. Bu yöresel metal tutkusunu uzun yıllardır kademe kademe müziğine işledi ve bence Forgotten Tomb’un en iyi albümü olan “Hurt Yourself and the Ones You Love” başyapıtı ile bunu ayyuka çıkarttı. Down, Crowbar, Eyehategod gibi grupların kullandığı, New Orleans yöresinin melodileri tabanlı müziği, suicidal/depresif black metal gibi her açıdan zor bir müziğe entegre ederek, kimi tayfa tarafından aforoz edilse de, kendini bol viskili yoğun nihilist kafa ile yok etmek isteyenler için, hala kendi klasmanlarında dünyanın en iyi gruplarından biri olma iddiasını sürdürmeyi devam ettirdi.

Asıl konumuz olan “Nihilistic Estrangement” ile grubun amacı, ilk albümü olan Songs to Leave’den pek farklı değil, ancak müzikal olarak devasa bir fark söz konusu. Uzunca bahsettiğim gibi grup müziğini kademe kademe geliştirerek, belirli formüllerin karışımı sonucu, melez ancak benzersiz bir forma sokmaya başardığını albümü dinlerken hissetmek zor değil. “Hurt Yourself and the Ones You Love” ve onun küçük kardeşi olan “We Owe You Nothing” albümündeki badass/nihilist arası tavra oranla daha soyut/nihilist tavır takınmayı tercih etmişler. Albüm kapağında da görüldüğü üzere, önceki iki albümdeki gibi “ağza mermi vermek” veya “yürek sökmek” gibi somut/badass eylemler yerine “nihilizm şelaleleri” tarzı soyut bir tavra büründükleri anlaşılıyor.

Albümün açılış şarkısı “Active Shooter” önceki iki albümün (“Hurt Yourself and the Ones You Love” , “We Owe You Nothing”) havasına benzer tarzda, dinleyicinin ağzına yumruğu yapıştıran, “badass” bir şarkı olsa da sonrasında albüm kademe kademe nihilist tarafını kabartıp, dinleyiciyi içine hapsediyor. “Iris’ House Pt. I” girişindeki şahane southern melodi, “Iris’ House Pt. II” kafa koparan grooveları ile derinlerden yükselen albüm, “Nihilistic Estrangement” ile dinleyiciyi kafa üstü yere çakıyor. Tahmin edilebileceği üzere albümün duygusal patlama noktasını albümle aynı adı taşıyan parçaya saklamışlar ve çokta iyi yapmışlar.

Albümle alakalı en değerli şeylerden biri ise kusursuza yakın mutfak işçiliği. Yakın dönemdeki diğer Forgotten Tomb albümlerine göre vokalin sesi biraz fazla açılmış olsa da, her enstrüman gümbür gümbür duyuluyor. İyi bir ses sisteminde Algol beyefendinin basgitarı ile zevkten dört köşe olmamak neredeyse imkânsız.

Forgotten Tomb’un tek rakibi yine kendisi olduğundan “Nihilistic Estrangement” aldığı puanlardan bağımsız olarak şimdilik yılın en iyi albümlerinden biri. Viski başta olmak üzere, her türlü alkollü içkiyi ve adını anmanın yanlış olacağı bin bir türlü madde ile kendini yavaşça yok etmek isteyen herkesin ve özellikle nihilist kafaları yaşayanların içip, çekip zevkten dört köşe olmasını istediğim bir albüm.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.86/10, Toplam oy: 21)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2020
Şirket
Agonia Records
Kadro
Ferdinando HM Marchisio: Vokal, gitar, sözler, besteler
Alessandro ALGOL Comerio: Bas
Kyoo Nam ASHER Rossi: Davul
Şarkılar
1. Active Shooter
2. Iris' House Pt. I
3. Iris' House Pt. II
4. Distrust³
5. Nihilistic Estrangement
6. RBMK
  Yorum alanı

“FORGOTTEN TOMB – Nihilistic Estrangement” yazısına 21 yorum var

  1. Eline sağlık. Albümü dinledim, cidden baya iyi albüm. Alkol ve kafa yapıcı madde insanı olmadığımdan FT’nin o tarafını belki benden daha yoğun şekilde alan birileri vardır ama ben de gayet keyif aldım dinlerken. Özellikle “Iris’ House Pt. I” ve albüme adını veren şarkı favorilerim ama tüm şarkılar iyi zaten. Bir tek “Iris’ House Pt. II”yi biraz monoton buluyorum ama bence genel olarak “We Owe You Nothing”den daha iyi bu albüm.

    Albümde badass’lik havası baskın olsa da kimi bölümlerde Herr Morbid’in de duyarlı bir öküz olduğunu gösteren aşırı narin olaylar var. Üstelik bunlar DSBM karakterinde ızdıraptan geberten şeyler de değil, baya kulağa çok güzel gelen şeyler. Misal “Active Shooter”ın 3.39-4.57 arası bildiğin Agalloch’vari pastoral duygusal tatlışlık resmen.

    Dayal Patterson’ın “Black Metal: The Cult Never Dies” serisinin tümü var bende. Onun “Vol. 1″inde Herr Morbid’le uzun ve detaylı bir röportaj var. FT sevenlerin o röportajı okumasını tavsiye ederim. Zaten bilinen bir şey ama Herr Morbid cidden rahatsız, sık sık dövmek isteyeceğiniz türde bir arkadaş. Ağzından çıkan her şey “ya sen kimsin ne uyuz bir herifsin” dedirtecek türden.

    Lifelover bitti, Shining’den “VII: Född förlorare”den beri tam istediğimi alamıyorum, neyse ki Bethlehem son 2 albümdür şov yapıyor, Psychonaut 4′dan da acayip bir şeyler bekliyorum. Forgotten Tomb’un da bu ortamda üst düzey işler yapmayı sürdürmesi güzel.

  2. cotard delusion says:

    Çok uzun zaman önce Songs To Leave’i dinlemiş, özellikle Disheartenment şarkısını çok sevmiştim. Albümün kalanı da güzeldi tabii. Fakat sonra kritikte bahsedildiği gibi bu Herr Morbid denen hıyara olan uyuzluğum yüzünden merak edip tekrar dönmedim Forgotten Tomb’a. Müziklerini “hayat boş yea” mallığında bir nihilizmle beslemediklerini düşünüyorum.

    Kısacası yazı merak uyandırdı elinize sağlık. Tekrar tekrar şans vereceğim bu gruba.

    ismail vilehand

    @cotard delusion, kemik DSBM kitlesinin büyük kısmı cidden Herr Morbid’e baya uyuz oluyor. Denyo olduğu bir gerçek ama bu ön yargılardan ötürü son 10 yılda yaptıklarının yeterince hakkının verilmediğini düşünüyorum. “Hurt Yourself and the Ones You Love” başta olmak üzere bu süreçte ne yaptıysa hepsi üst kalite bence.

  3. P L A G U E says:

    Eline sağlık bro, çok guzel kritik olmuş. Albumle alakali hersey anlatilmis zaten. Yalniz bende yarattigi etki biraz abarti oldu. Belki baslikta adi gecen günah sıvısının bunda payi vardir ama agzima yuzume oyle boyle sicmiyor serefsiz.senenin acik ara en iyilerinden hic suphe yok.

    ismail vilehand

    @P L A G U E, sağ ol bro 🐍

  4. necrobutcher says:

    biz ailecek crowbar dinlemeyi tercih ediyoruz

  5. deadhouse says:

    Bana pek de depresif gelmedi. Olsa olsa hüzünlü müzik derim buna. Yanlış anlaşılmasın müziği çok beğendim. Üst düzey bir performans sergiliyorlar. DSBM alanında ise çok çok daha yıkıcı gruplar vardı ve var bence. 2016 yılında çıkan Bethlehem albümü gibi. Bence bu müzik türü (atası ve en iyisi Silencer gibi) akıl hastalığı barındırmalı. Bethlehem 2016′da bunu yapmıştı.

    ismail vilehand

    @deadhouse, aslında 9 paragraflık kritiğin 6 paragrafında grubun son 10 yıldır DSBM yapmadığını anlatmak istemiştim. Misal grubun Silencer ve Bethelehem gibi gruplarla kıyaslanabileceği albümleri sadece kritikte de belirttiğim gibi ilk iki albümleri. Sonrasında grup kademe kademe tarz değiştirdi.

    Forgotten Tomb uzun yıllardır southern metal, black metal ve doom metal kırması melez bir müzik yapıyor. Keza söylem olarak da “kendimi keserim” tarzı DSBM tavrını terk edip, “sikerim böyle dünyayı” olayına devrildi grup. Grubun şu anki kafasını anlayabilmen için “Reject Existence”, “King of the Undesirables” ve “We Owe You Nothing” gibi şarkılarını sözlerini okuyarak dinlemen lazım. Gruba ilgin varsa bence dinle, pişman olmazsın ve neden hala diğer DSBM grupları ile kıyaslanmamaları gerektiğini anlarsın.

    Ahmet Saraçoğlu

    @ismail vilehand, @deadhouse, Herr Morbid’in küvetteki çıplak fotoğrafından oluyor hep bunlar. O kapaktan sonra herkes tamamen perişan, mahvolmuş bir depresyon bekliyor ama grup yıllar içinde başka bir şeye dönüştü dediğin gibi.

    ismail vilehand

    @Ahmet Saraçoğlu, adam bileklerini kesip küvete yatmış feminen ezik halinden sonra, nihilist redneck racon bir adama evrildi.

    “Take me away from this suffering.
    A life I cannot face.
    KILL ME”

    derken;

    “Fuck this existence and fuck this world” kafasına geçtiler.

    Bu adamın hiç kimsenin bilmediği böyle bir yüzü de var:

    https://youtu.be/nAmI21R70iw

    İtalyanın en Redneck adamı bence. Banjo çalmayı ne ara öğrendiyse. Böyle saçma bir adam Herr Morbid.

    Ahmet Saraçoğlu

    @ismail vilehand, Joker gibi adam valla. Herkesin hor gördüğü sünepenin tekiyken seni öldürmeyen şey güçlendirir diye diye badass oldu.

    Bizim oğlan da çok büyüdü, badass oldu abisi ahah.

    ismail vilehand

    @Ahmet Saraçoğlu, metal müzik konusunda yeni muhabbet ettiğim insanlar tarafından en çok garipsenen iki şey var; birincisi Faith No More hiç sevmemem, ikincisi Forgotten Tomb’un hayatımdaki en çok sevdiğim gruplardan biri olması ve tüm şarkılarını ezbere bilmem.

    Ahmet Saraçoğlu

    @ismail vilehand, senin thrash metale de süper ilgin yok sanırım. Metallica, Megadeth vs’yi anlıyorum ama mesela sitede tüm Slayer diskografisi olmasına rağmen bir tanesinin bile altına yorum yapmamışsın. Tesadüf mü yoksa Slayer’la da mı aran yok?

    ismail vilehand

    @Ahmet Saraçoğlu, Slayer benim için Kuran-ı kerim gibi bişey. Metallica keza Allah kitap gibi. Sadece Megadeth sevmiyorum. Slayer hakkında konuşmamam gerek duymamamdır. Ankaralı Black Tooth elemanları ile organize olup, İnönü stadındaki Slayer konserindeki moshpiti başlatanlardan biri benim.

    2005 Slayer konserini hiç saymıyorum. Ekibimle orda kan çıkardık.

    Metallica, Slayer, Pantera, Motörhead benim çıkış noktam zaten. Zaman makinesi ile geri dönüp bunları hayatımdan çıkarın, kim siker metal müziği.

    Ahmet Saraçoğlu

    @ismail vilehand, haha belki de çok yakınımda bir yerlerdeydin o konserde. Tam Reign in Blood öncesinde Lombardo belirli aralıklarla “da da dan” diye tansiyonu yükseltiyordu. Acayip mutluydum nihayet Slayer’dan canlı Reign in Blood dinleyecek olduğum için. Sahneye kitlenmiş bekliyordum, bir anda hiç tanımadığım bir kız yanıma gelip “beni omzuna alır mısın?” diye sordu, ben de içimden “ulan az sonra hacı olacağım ne omzuna almasından bahsediyorsun” deyip “yok alamam” demiş ve ardından insan yığınıyla birlikte helak olmuştum.

    Canoir

    @Ahmet Saraçoğlu, duyduğum en “metalci” anekdot olabilir hahaha

    Metal before hoes

    deadhouse

    @ismail vilehand, Doğrudur, dediğim gibi zaten müziği beğendim. Özenilerek yapılmış, iyi bestelerden oluşan kaliteli bir metal albümü. Müzikte sıkıntı yok. Etiketlerde depresif, depresif black metal, DSBM yazışına ithafen bu yorumu yaptım. Sonuçta (seviyor musun bilmiyorum, hiç sanmıyorum) Bethlehem’in 2016 çıkışlı albümü bu türün standartlarını ortaya koyan bir albüm. Yani o albüm DSBM ise bu albüm ne.

  6. şeyh hulud says:

    Black’n'roll’dan post-metal’e her türlü tadı almak mümkün albümden, çok sağlam bir paket. Adamlar ustalıklarını konuşturmuş.

  7. D says:

    Eline saglik, guzel kritik olmus abi. Bu arada konudan belki alakasiz ama senin haber ve album altindaki yorumlarina genelde cok guluyorum ben :D Bir de zevklerimiz cok benziyor sanirim, tavsiyelerini genellikle begeniyorum. Tesekkur etmek istedim.

    ismail vilehand

    @D, üstümde Despised Icon tişörtü ile muhafazakar işçi sınıfına köfte ekmek satarak hayatını kazanan ve en sevdiği şarkıcı Sezen Aksu olan kızlarla birlikte olan bir adam olarak ben de kendime gülüyorum bazen. Ama coğrafya kaderdir. Bu konuda yapacak bişey yok.

    PA üzerinden birilerine müzikal anlamda katkı yapıyorsam ne mutlu bana.

  8. Mert Nalvuran says:

    Albüm ilk parçadan sona doğru giderek güzelleşiyor. Bir de son şarkı RBMK’den hafif Enslaved tadı aldım.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.