# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
CONCEPTION – State of Deception
| 12.05.2020

ARK’tan önce CONCEPTION vardı, ARK’tan sonra da CONCEPTION var.

Norveç’in son derece köklü bir grup olmasına rağmen genelde sadece progresif metalle yakından ilgilenenler tarafından bilinen gruplarından olan CONCEPTION’la birlikteyiz bugün. Kariyerine 1989’da başlayan ve bu süreçte 5 albüm çıkaran CONCEPTION 1998’de faaliyetlerini noktalamış ve 2018’de tekrar bir araya gelmişti.

Bir önceki albümünden 23 yıl sonra yeni albüm çıkaran bir grubun nasıl bir şey sunacağı epey muallak aslında. “Şarkılar yakın dönemde mi yazıldı?”, “20 yıldan uzun süredir bekleyen besteler var mı?” gibi sorular doğal olarak insanın aklına geliyor. “State of Deception”da dinlediğimiz şarkıların ömrü ne kadar olursa olsun, gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki sanki dün yazılmışçasına taze, 30 yıllık deneyimi olan ellerden çıkmışçasına lezzetliler.

Bunu sağlayan bir numaralı konu, elbette ki grubun kurucusu gitarist Tore Østby. Kendisini hayatımda dinlediğim en iyi albümlerden birini yaratan ARK’tan tanıyoruz. Østby benim için bu tarz progresif/power metal konusunda gerçek bir dahi ve metal dışındaki pek çok ilhamı sayesinde çok zengin bir müzik yaratmayı her seferinde başarıyor. Albümü lezzetli kılan diğer bir konu da elbette ki eski KAMELOT vokalisti Roy Khan. Kariyerine 1991 yılında CONCEPTION’la başlayan Khan, CONCEPTION’da döktürdüğü için 1998 yılında KAMELOT tarafından kapılmış ve grupla 7 albüm çıkararak türün en önemli vokalistlerinden biri hâline gelmişti.

Albümde çalan davulcu, klavyeci ve basçı da yine CONCEPTION’un tüm albümlerinde yer alan müzisyenler. Bu sayede hem ortak bir kimya oluşmuş hem de bu isimlerin bunca yıllık aradan sonra tekrar bir araya gelişleri farklı bir lezzet yaratmış. “Grubu tekrar topluyoruz” muhabbeti her zaman istenen noktada kalite sunmasa da CONCEPTION özelinde gayet iyi işlediği ortada. ARK’da çok daha progresif yapılı bir müzik yapan ve sadece “Burn the Sun”la bile müzikal bir deha olduğunu düşündüğüm Tore Østby, ARK’a göre daha ılıman bir müzik içeren “State of Deception”da pek çok becerisini sergilemekten geri kalmamış. Adamın hard rock ve progresif metalin iç içe geçtiği noktalarda ciddi bir yeteneği var kulağa nefis gelen rif ve sololar yazmakta gerçekten usta bir insan.

“State of Deception”a tadını veren diğer bir başrol oyuncu olan Roy Khan, açıkçası normalde hastası olmadığım bir vokalist. KAMELOT’taki işlerini kısmen sevdiğim vokalist, KAMELOT’tan ayrıldıktan sonra kendini dine vermiş ve kilisede çalışmıştı. 2016 dolaylarında yakın zamanda müziğe dönmeyi düşünmediğini ifade eden Khan, görünüşe göre Østby’nin yazdığı şarkıları beğenmiş ve ilk göz ağrısı CONCEPTION’ın geri dönüşünden de heyecanlanarak ortamlara geri dönmüş. Dediğim gibi, Roy Khan en sevdiğim progresif metal/power metal vokalistlerinden biri değildir, lakin adamın çok yetenekli olduğu da su götürmez bir gerçek. Sadece şu albümdeki “Waywardly Broken”daki performansı bile ne kadar dramatik bir karakter sunabildiğini görmek için yeterli. Gerektiği yerde gücünü gösteren, yeri geldiğinde ise aşırı kırılgan, kristal gibi vokal yapabilen Khan’ın bu projeyi ciddiye alıp yeniden kendini göstermek adına bir fırsat olarak görmüş olması cidden güzel bir olay.

Tore Østby’nin tarzına ARK’tan alışıksanız CONCEPTION’I dinlerken yer yer aklınıza ARK ve dolayısıyla Jørn Lande gelebilir. Her ne kadar Østby burada CONCEPTION’ın geçmişine ve bugününe sadık kalmış olsa da ARK’ın baskın karakterini yaratan karakteristik tarzı bu albümde de kendini belli ediyor. Misal “She Dragoon”ın solosunda akıllara ARK gelmemesi, “No Rewind”ın gaz kısımlarında akla Lande’nin kükremelerinin düşünülmemesi imkânsız. Bu gibi renkler Østby’nin power/progresif gibi çok genel bir tür içerisinde dahi kendi kimliğini, sound’unu oturtabilmiş olduğunu gösteriyor.

“State of Deception” gayet iyi bir geri dönüş albümü. Arada heyecanın biraz düştüğü şarkılar var ama bunca yıl sonra adamlardan başyapıt da beklemiyorum. Khan’ı müziğe döndürecek düzeyde ikna edici olması bile bir gösterge. Grubu ve albümü merak eden ancak hepsini dinleyecek zamanı olmayanların “Waywardly Broken” ve “By the Blues”u dinlemelerini tavsiye ediyorum. İkisi de şeker gibi şarkılar. Bunun üstüne bir de ARK geri dönse, Jørn Lande’yi de alarak yeni bir şeyler yapsa.

Var bir hayalimiz…

7,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.13/10, Toplam oy: 15)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2020
Şirket
El Emeği Göz Nûru Plakçılık
Kadro
Roy Khan: Vokal
Tore Østby: Gitar
Ingar Amlien: Bas
Arve Heimdal: Davul
Şarkılar
1. In Deception
2. Of Raven and Pigs
3. Waywardly Broken
4. No Rewind
5. The Mansion
6. By the Blues
7. Anybody Out There
8. She Dragoon
9. Feather Moves
  Yorum alanı

“CONCEPTION – State of Deception” yazısına 4 yorum var

  1. dice says:

    hakikaten ark neydi öyle ya ?

  2. Marvin Yanbasanyan says:

    Geçen yaz polonya’ya giden bir arkadaşım fındık votka gibi bir şey getirmişti, ne olduğunu tam olarak bilmiyorum ama üzerine böyle süt katıp öyle içiliyordu. Temiz, hafif ve acayip keyifli bi içimi vardı. Bardak ne zaman bitse uzatıp “bundan daha yok mu ya” diyordum. Bu albüm de bende aynı etkiyi bıraktı. Sade, hafif ve çok güzel. Ne zaman bitse “bundan daha yok mu ya” deyip albümü başa sarıyorum.

    Bunun gibi teatral atmosferi olan albümler genellikle çok tercihim değildir ama albümde bu hususta doz aşımı olmaması, bu atmosferin domine ettiği ve bunun etrafında kurulan bir albüm değil de bu atmosferi sadece yer yer bir motif olarak kullanmaları benim nezdimde albümün değerini ikiye katladı. Sadece atmosfer özelinde geçerli değil bu aslında. Albümdeki tüm bileşenler öz varlığıyla değil, albümün tamamına bakınca diğer bileşenlerle oluşturduğu bağ ve yaratılmak istenen deneyime ettiği hizmete bakınca çok daha değerli hale geliyor. Bana göre iyi besteciyi diğerlerinden ayıran temel farklardan biri de bu zaten.

    İlk dinleyişte ben de Ark’ı ne kadar özlediğimi düşünüp “THIS WOUND WILL NEVER HEEEEAAAAAAALL” diye bağırıp peşinden Burn the Sun’ı çevirmiştim. Ancak zamanla aştım bunu. Albümde akla Ark’ı getirecek bazı bölümler olmasına rağmen artık Ark’tan bağımsız olarak kendi değerini oluşturdu albüm. Sırf bu yönüyle bile değerli.

    Hülasa: taze, hafif ve çok güzel. 8.5/10

    Tadım kaçmasın diye söylemicektim ama dayanamadım: Tore Ostby gibi bi müzisyenin son 19 yılın 17 yılını müzik üretmeden geçirmesi hakikaten çok sinirimi bozuyor. Böyle yetenekli insanlar yeteneklerine ihanet edince tepem atıyor. Kendi kararıdır, bize düşmez diyemiyorum artık.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Marvin Yanbasanyan, “Heal the Waters” 02.44: “END GİİİVAS MEEEYİYEEĞEEĞEEĞEEECİİİİHHKKK!”

    Zamanında Heal the Waters’ın davul cover’ını yapıp YouTube’a koymuştum, sonra daha iyi çekimlisini koyarım diye silmiştim ama bir daha koyamaya fırsatım olmadı ahah

    Østby’ye dair yorumuna da maalesef katılıyorum. Aynı şeyin 1000 kat fazlasını Peter Lake’in “Colonizing the Sun”dan sonra Theory in Practice’i devam ettirmemesiyle ilgili olarak da hissediyorum.

    Marvin Yanbasanyan

    @Ahmet Saraçoğlu, şahsen PA’nın müzik hayatıma kattığı en büyük değerlerden biri oldu TiP. Daha önce bir keresinde Münzner’in epey eski röportajında sevdiği grup olarak Theory in Practice adını duymuş ama açıp hiç dinlememiştim. Tuhaftır, burayı keşfedene kadar da pek karşılaşmamıştım. Yakın zamanda siteyi öğrenmem ve senin kritiğini okumamla ilk kez açıp dinlemiş ve dumura uğramıştım haha. Nitekim bugün gruba hakim biri olarak bu siteminde tüm kalbimle yanındayım :) Hayalimde bu adamları stüdyoya kapatıp elde levyeyle, muştayla tepesinde bekleyip “ÇAL ULAN, YAZ LAN ŞU ŞARKIYI” diye tehdit etmek var. Gerçi teselli namına daha birkaç gün önce Mekong Delta’nın yeni albümü yayımlandı ama Mekong delta nereee TiP nere?

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.