# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
SLEEP TERROR – Abreaction
| 18.12.2019

Vokalsiz ekstrem müziğin son zamanlardaki en iyi örneklerinden.

Oğuz Sel

Zaman ayırıp “Ucu nereye kadar uzanacak?” diye araştırma yapmanın büyük faydaları olabiliyor, Sleep Terror gibi bir grupla tanışmak gibi mesela. Bu uzanacak “uç”un ne olduğu ise geçenlerde Ahmet’in imzasıyla çıkan Rings of Saturn kritiğinde de değindiği Marco Pitruzzella’nın bulunduğu gruplardı. İlgili kritiğin yorumunda da yazdığım gibi kendisine, yarım bırakılan bir macera olarak gördüğüm Vörnagar yüzünden kızgınım. Bu kızgınlığıma karşın açıkçası Marco’nun biraz da Rings of Saturn performansından sonra alevlendim ve “Dur,” dedim, “Bir bakayım, Marco başka nelerle uğraşıyormuş?” ve sonuçta bu hafta yayınlanacak Marco’lu üç kritikten biri, Sleep Terror olarak şekillenmiş oldu.

Sleep Terror gibi oluşumlara denk gelmek beni ziyadesiyle mutlu ediyor. Pek çoklarının sayfadan koşarak kaçmasına sebep olabilecek bir tür olan enstrümantal progresif death metal yapan Sleep Terror, 2002’den bu yana piyasada bulunsa da 2015’ten beri Luke Jaeger ve Marco Pitruzzella ikilisinden oluşuyor. İlk albümden itibaren funk, caz ve özellikle Latin esintilerini bu müziğe başarıyla yediren ve oluşumun beyni konumundaki Luke, dönem dönem bulunduğu death metal gruplarından heybesine doldurduğu müzikal bilgileri ve deneyimleri peyderpey açığa çıkarıyor ve albümleri şekillendiriyor. Yapımlarda değişmeyen şey ise şaşırtıcı trafikler, ilgi uyandırıcı rifler, başa sarıp sarıp dinlemenize vesile olabilecek enteresan melodiler. Tabii Marco’nun oluşuma dâhil olmasıyla birlikte öküz oğlu öküz davullar da bu listeye ekleniyor.

Diskografi taraması neticesinde anladığım kadarıyla müziğini, son iki albümde daha da olgunlaştıran Sleep Terror, 2018 çıkışlı “El insomne”de yaptığı manyaklığı, üstüne eklemelerle “Abreaction”da da sürdürüyor. Tür kapsamında, yarattığı şarkıların neleri barındırıp neleri kapı dışında bırakması gerektiğini dikkatle değerlendirip beste tarafına ona göre eğilen Luke, günün birinde yeniden çevrilebilecek “Dolar Üçlemesi”nden herhangi birine fon müziği olabilecek değerdeki “Lackluster” ile açılışını yaptığı albümü “Hanging by a Thread”le sürdürüyor.

Bu şarkıya özellikle değinmek istedim zira modern teknik progresif death metal gruplarından izler taşıyan girişiyle hayranlık uyandıran eser, 35. saniyesinden itibaren Emperor’un “The Acclamation of Bonds”un 1.24’ünde başlayan klavyeli bölümü andırır bir şekle bürünüyor. Bu da yetmezmiş gibi şarkının devamında Windir’in “Svartesmeden og Lundamyrstrollet” parçasının 5.49’unda başlayan kısma dönüşüyor. Bu kadar black metal referansına karşın şarkının progresif death metalden arta kalan kısımlarında funk ögeleri de devreye giriyor ve alabildiğine nümayişli bir esere dönüşüyor “Lackluster”.

Yapımın devamı da bahse konu debdebeyi sürdürmekte başarılı oluyor. Bol reverb’lü clean gitarların coştuğu Latin tarzı kısımlar, nota rüzgârında kaybolmanızı engelleyen rehberler hâline geliyor. Dümdüz bir death metal davulcusu olmadığını bu anlarda kanıtlayan Marco, gerek trampet gerekse zil oyunlarıyla şarkıların ruhuna uygun şık hareketler yapıyor. Gitar işçiliği cephesinde söylenecek söz bırakmıyor bize Luke ve sağlı sollu gelen riflerle, yerine göre giren sololarla, mükemmelen özümsediği funk unsurlarla albümün eğlence katsayısını, kolay kolay ulaşılamayacak bir noktaya taşıyor. Bence Luke’un farkı da burada başlıyor. Zira herif, beslendiği müzikal kaynakları kendi yaratımlarına o kadar iyi yansıtıyor ki “Bunun progresif death metal içinde ne işi var?” gibi sormanız gayet muhtemel ve makul olan bir soruyu bile dile getirmenizi incelikle engelliyor. “Eternal Winter” gibi şarkılarda başrol gibi davranan dominant baslar ise hem tane tane işitilebilir olmasıyla hem de layıkıyla icra edilmesi sebebiyle yapımın geneline değer katıyor. Bunu laf olsun diye söylemiyorum. Bazı albüm kritiklerinde ifade ettiğim gibi bası çekip alsanız, bu albüm de bayağı bayağı çıplak kalır diye eklemek istiyorum.

Ayrı bir parantez açılması gereken nokta da Marco’nun hayvan davulculuğu kesinlikle. Herifin stamina’sının ne durumda olduğunu zaten yayınladığı videolarla görebiliyoruz ama bu tarz nispeten kompleks şarkılara eşlik edebilmesi, bu şarkılara uygun davul partisyonları kurgulayabilmesi, az önce de belirttiğim dümdüz death metal davulculuğundan alıp onu farklı bir noktaya taşıyor. Temiz ve enstrümanların hakkı yenilmeden yapılandırılan sound sayesinde davullardaki tüm ayrıntıları işitebiliyor olmanız da albümü ayrıca dinlenesi kılıyor.

Vokal içermeyen ekstrem müzikleri keyifle dinleyebiliyor, funk ve Latin müzikleriyle progresif death metali bir araya getiren formülün ortaya nasıl harikalar çıkardığını görmek istiyorsanız, “Abreaction” tam size göre. Yazıda adı geçen şarkılara bir bakın, bakalım albümü siz de sevecek misiniz…

9,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (5.40/10, Toplam oy: 10)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2019
Şirket
El Emeği Göz Nûru Plakçılık
Kadro
Luke Jaeger: Gitar, bas, klavye
Marco Pitruzzella: Davul
Şarkılar
1. Lackluster
2. Hanging by a Thread
3. Abreaction
4. Solace in Solitude
5. Eternal Winter
6. Cleared for Disaster
7. Encinitas
8. The Placebo Defect
  Yorum alanı

“SLEEP TERROR – Abreaction” yazısına 3 yorum var

  1. Berca B. says:

    Normalde bu tarz müzikle nerdeyse hiç aram yok ama Sleep Terror’un bende nostaljik bi yanı var. Probing Tranquility’yi bunaltı’da rasgele gezinirken bulmuştum ve şaşkınlıktan aklım çıkmıştı. Ne gitarın ne davulun böyle çalınabildiğini düşünmüyodum (gerçi davullar programlamaymış sonra öğrendim), arada birden caz’a bağlamaları da ayrı kafamı allak bullak ediyodu.

    Derken seneler boyunca bir daha albüm yapmadılar ve ben de unuttum tabi. Şimdi burada görünce “aa bunlar şey değil miydi lan??” tepkisi verdim. Sırf bu nostalji hatrına bu tarzla çok ilgim olmasa da dinleyeceğim.

  2. OblomoV says:

    Daha önce iki kez tavsiye ettiğim ve kritiği yazılsa keşke dediğim bir gruptu Sleep Terror.(bkz.her şeyi devletten beklemek) Yıllar önce Probing Tranquility’i bir arkadaşın tavsiyesiyle dinlemeye başladığımda ağzım açık kalmıştı nerdeyse. Makineli tüfek misali ateş eden riffler ve onlarla uyumlu davul atakları ve daha önce başka bir metal grubunda duymadığım funk/jazz etkileşimi bölümler vs. enstrümantal oluşuna karşın asla sıkmayan, aksine ilgi çeken yapıda şarkılar barındırıyordu. Ve bu hayvanlık Luke Jaeger adındaki tek bir bireyin elinden çıkıyordu. Bu kadarı da fazlaydı. Şaka bir yana, adam ilk iki albümün her şeyinden sorumlu. Kritikte bahsedilen baterist arkadaş geçen yıl çıkan ve 3. albüm olan ”El İnsomne” ve bu albümde katkı sunuyor. Nasıl bir müzikal zeka ve enstrüman kabiliyetiyse artık, kıskanmadan edemiyor insan.
    Metal-Archives sayfasında Progressive Death Metal yazıyor ama bu yetersiz bir tanımlama olur. Prog.luğun yanında sağlam teknik death metal var bu müzikte. İlk albümden 9 yıl sonra gelen ikinci albüm olan ”Unihemispheria” da ilki kadar olmasa da dikkat çekici bir çalışma. Yine aynı hayvansı riffler ve trafiğin içerisine serpiştirilen groovlu bölümler enfes. Hem djent hem funk tadı alabiliyorsunuz. Üçüncü albümle birlikte ise death metal ağırlığı azalarak daha bir funk sulara giriyor. Yaldır yaldır saldıran atakların yanında soluklanma payı bırakan dingin bölümler sunuyor. Son albümde de bu tatlardan devam edilmiş ve yapmak istediğini daha iyi uygulayan bir yapıya bürünmüş. Detaylı yorum yazabilmek için daha fazla dinlemem gerek.
    Kritik için teşekkür ediyorum. Daha fazla kişi dinleme şansına erişecektir bu vesileyle.

    Ouz

    @OblomoV, Selam, tavsiye yorumlarını bazen kaçırabiliyorum. Tavsiye ettiğini görseydim çok daha evvelden ele alırdım grubu/albümü. Neyse, geç olsun güç olmasın diyelim artık. :)

    Rica ederim, yorumun için ben teşekkür ederim.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.