# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
HANGING GARDEN – Into That Good Night
| 08.12.2019

Birçoğumuz için hiç de hayırlı şeyler yapmıyorlar.

Oğuz Sel

“Bundan bana ne?” diyeceğiniz bir cümleyle açılışı yapayım. Çok iyi örneklerine denk gelmedikçe, kendimi melodik doom/death parçalarına kaptıramıyorum. Çok iyi örneklerine denk geldiğimdeyse rutinimi bozup kaptırdığım parçaları döngüye alarak kendimi sanal dertlerin, kederlerin arasında hırpalanırken buluyorum. Varlığını sessiz sedasız sürdüren ve kendi çapında iyice işler yaparak bugüne kadar gelen Hanging Garden’ın son albümü de az önce bahsettiğim “çok iyi örnekler”den. Kritik talebinde bulunarak yapımı gözden kaçırmamı engellediği için PA takipçisi agrypnie’ye teşekkür ederim.

2004’te kurulan Hanging Garden, 2007’deki çıkış albümüyle October Tide gibi türün en iyi örneklerine hayat veren gruplardan bir hayli etkilendiğini göstermişti. Belki hayâllerindeki belki gerçekte yaşadıkları acıları, melodik riflerle, yer yer azıp coşan kimi zamansa dinginleşen müziğiyle örtmeye gayret eden grup, “Inherit the Eden” ile tartışmasız olarak izinden gittiği gruplarla başa baş kalitede bir müzik ortaya koymuştu. Geçen zaman içerisinde grup, müziğinde yenilikler denemeye başladı ve bu denemeler onları, Katatonia’nın 2000’ler ortası-sonu dönemlerine kadar taşıdı. İçine dâhil olmakta zorlandığım ve açıkçası aman aman beğenemediğim son iki albümlerinden sonra grup “Into That Good Night” ile On Thorns I Lay’in çok beğendiğim son albümünde yaptığındakine eş değer bir işle çıkageldi.

Karakteristik rif ve melodiler bulmakta zorlanmadığını hemen her albümünde gösteren ancak bu belirleyici unsurları, her zaman beklediğim seviyede kullanamayan Hanging Garden, anlaşılan oturmuş bir hesap kitap yapmış ve en güçlü olduğu yanları önüne koyarak yeni yapım için hazırlığa girişmiş. Katatonia’nın “Wealth” şarkısını epeyce andıran ana rife sahip bir açılış şarkısıyla hem Katatonia’ya selam çakan hem de dinleyicisine hüzünlü bir selam veren grup, hareketli ritimlerin arasına serpiştirdiği tat kaçıran ufak melodilerle, yapımın nasıl bir kimliğe bürüneceği hakkında fikir veriyor. Ama beklediğim olmuyor ve yapım, dramatik etki yaratmaktan çok, süründürücü bir forma dönüşüyor şarkıdan şarkıya. Eski October Tide kafasındaki “Fear, Longing, Hope and the Night” ve alabildiğine sakin seyrederken sonlarına geldiğinizde karşınıza çıkacak solo piyano bölümüyle, gözyaşlarına boğulmanıza neden olabilecek “Into That Good Night” parçası, eserlerin gerçekten hissedilen kederle hazırlandığını kanıtlıyor. Nereden esti, neden böyle bir bölüm eklendi, hiçbir fikrim yok fakat bu piyano bölümünün benim gibi dinleyen pek çok müzikseveri dağıtıp geçeceği çok açık.

Türün gerektirdiği ağır aksaklığı yerinde kullanan ve hüzünlü olmaktan ziyade sıkıcı olan şarkılar tasarlamaktan kaçınan grup, Toni Toivonen ve Riikka Hatakka ikilisinin vokalleriyle albümdeki parçaların etkileyiciliğini arttırıyor. Klip parçası “Rain”i biraz fazla kurgusal ve yapay bulsam da vokal çeşitliliğinin hem bu eserde hem de diğer şarkılarda böyle başarılı kullanmasını takdirle karşılıyorum. Vokal çeşitliliği demişken gitarist Jussi Hämäläinen’in de vokal tarafına destek verdiğini eklemeliyim.

Çok duru bir sound’u var albümün. Dinlerken sizi yormuyor, aksine ilk andan itibaren sizi avuçlarının arasına alıyor, bir sıkıyor bir bırakıyor. Kusur bulduğum tek yön ise albümü dinlerken mütemadiyen “Bu da şu grubun şu şarkısına benziyor,” demekten kendimi alamamama neden olan özgünlük eksikliği. Bunu yazınca melodi/rif aşırma varmış gibi yanlış bir fikir oluşmasın sizde, sadece yapısal ve kurgusal birtakım benzerliklerden bahsediyorum. Örnek aldıkları herifler o kadar tür belirleyici, o kadar etkili ki ister istemez aklınız diğer gruplara gidiveriyor.

Bir melodik doom/death albümünden bekleyebileceğiniz her şeyi fazlasıyla sunan “Into That Good Night”ın, açılışı gibi kapanışı da tat kaçırıcı, bittikten sonra sizi albümü yeniden dinlemekle dinlememek arasında ikilemde bırakacak kadar başarılı, içerdiği bölümlerle sizi kesinlikle ama kesinlikle dertli tasalı bir yolculuğa çıkarak ölçüde kasvetli. Buradan bir teşekkür de gruba etmek istiyorum, iyi ki bir ayarsızlık yapıp sözünü geçirdiğim piyano bölümlerinin benzerlerini başka şarkılara eklememişler. Yapsalar, eminim yaparlardı ve bu birçoğumuz için hiç de hayırlı olmazdı.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.05/10, Toplam oy: 19)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2019
Şirket
Lifeforce Records
Kadro
Toni Toivonen: Vokal
Riikka Hatakka: Vokal
Jussi Hämäläinen: Gitar, vokal
Jussi Kirves: Bas
Mikko Kolari: Gitar
Nino Hynninen: Klavye
Sami Forsstén: Davul
Şarkılar
1. Of Love and Curses
2. Fear, Longing, Hope and the Night
3. Into That Good Night
4. Rain
5. Silent Sentinels
6. Anamnesis
7. Navigator
8. Signs of Affection
  Yorum alanı

“HANGING GARDEN – Into That Good Night” yazısına 4 yorum var

  1. Zafer says:

    Melodic death metalde Insomnium harici gruplar beni pek etkileyemedi.Ama bunlarda var bir şeytan tüyü.İncelemeyi okuduktan sonra bir kaç şarkılarını dinledim gayet iyiler.

  2. markusulf says:

    2007 albümleri(adını hatırlayamadım) kıvamında bir albüm bir daha yapamadılar kanımca. Gerçi o albümde çalanlardan da kimse kalmadı.
    peşin hükümlü olabilir albümü henüz dinlemedim ama
    2. Lacrimas profundere’dir bu adamlar benim için..yazık

  3. agrypnie says:

    Ben 2015 çıkışlı blackout whiteout albümlerine hastayım.O albüm resmen bir Ashes Against the Grain vakası benim için adeta.Bu albümleri de baya iyi ama fazlasıyla ghost brigade tadı var bu albümde.Merak edenler kesinlikle Blackout whiteout albümlerine bir göz atsın derim.

    Bu nacizane talebimi geri çevirmeyip grubu siteye kazandırmamı sağlayan Oğuz Sel e de bol sevgiler buradan :)

    ^^

  4. Rashid says:

    Bayılıyorum bu gruba. 2013 yılında Doom/Death hastası bir arkadaşım o zamanlarda yeni çıkan “At Every Door” albümlerini önermişti ve o zamandan beri de severek dinliyorum Hanging Garden’i. Ama maalesef hiçbir zaman “kendi yağında kavrulan gruplar” klansmanından çıkamaması beni hep üzmüştür. Çünkü, şuan da bu türünde meşhur olan bir çok gruptan daha samimi bir müzikleri var.

    Bu arada dikkat ediyorum da son bir kaç “az bilinen” grupların kritiklerinin puanlaması hep 4-5 civarlarında dolaşıyor. Hangi salak durmadan her albüme 1-2 veriyor acaba ve bunu yaparak ne elde ediyor çok merak ediyorum.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.