# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
GORGUTS – From Wisdom to Hate
| 12.12.2019

Takasların en kötüsüne tarihsel bir vurgu.

Emir Şekercioğlu

“From Wisdom to Hate”, tıpkı diğer Gorguts albümleri gibi kendine has bir havaya, ilk etapta hazmedilmesi kolay olmayan bir birikime ve zaman geçtikçe parıltılarının göze daha çarpıcı geldiği mücevherlere sahip. Üstelik grubun diskografisinde bulunduğu konum itibariyle zannedersem zamanında nasıl bir işleyişe sahip olacağı epey bir merak konusu olmuştur. Çünkü öncesinde çıtayı dramatik bir boyuta yükseltmiş, sıra dışı işlere imza atmış, hatta belki death metal’i “ontolojik” bir teste dahi tabi tutmuş bir çalışmadan bahsediyoruz 1998 yılında çıkan albümle. Kafalarda şöyle sorular dönmüş olsa hiç şaşırmazdım “From Wisdom to Hate”in arifesinde; “Daha aşırısı yapılabilir mi gerçekten, öyleyse kendimi keseceğim çünkü.”, “Yoksa Gorguts bu sefer atomlarına mı ayrılacak ?”, “Yok canım, bence biraz gevşerler. İnsan yapıyor neticede bu müziği de.” , “Kesin dağılırlar, bu albümün de üstüne çıkılmaz artık”, “Bence yine harika bir şey yapacaklar” vs vs…

Şayet böyle savlar öne sürüldüyse zamanında, haklı çıkanların hangileri olduğu ortada. Gorguts, bir önceki çalışmasıyla birebir aynı çizgide gitmeyerek daha özümsenmeye elverişli, atmosfer olarak daha rahat solunabilir bir işe imza attı. Ama bunu da doğrudan önceki çalışmalarına dönerek gerçekleştirmedi. Bir nevi, iki kulvarın arasında bir dengeyi tutturdu ve yine özgün bir icra ortaya koydu, gerek müziğiyle gerekse içeriğiyle.

Bu denge, hem öncesinde epey sert bir şekilde sunulan spiritüel aurada, hem de enstrümantasyonun kendisinde gerçekleştiriliyor. Albüm bir tartıya konsa, terazide yine epey ağır gelecek bir tabiata sahip orası ayrı. Ancak salt enstrümantasyon bazında tabi tutulacağımız bir yıpranma ya da tükenmeden ziyade, bir dinleyici olarak bize yükü bindiren husus bu albümde oldukça tarihsel bir yapıyla açığa çıkıyor. İnsanoğlunun medeniyetler hâline geldiği antik çağlara doğru yapılan bir yolculukta bize büyük hükümdarların (Son Asur kralı Asurbanipal) ve imparatorlukların ( Asur İmparatorluğu) bünyesinde gösterilen ihtirasların, bilgelikten savaşlara ve yıkıma doğru geçerek asalet bazında alçalışımızın kültürel bir panoraması tasvir ediliyor ve bu noktada bazı bestelerin, tam da Gorguts’dan bekleneceği üzere, hiç şakası yok. “From Wisdom to Hate”, “The Quest for Equilibrium” gibi parçaların sözsel içeriği albümün doğasını bu noktada epey açık bir şekilde göstermekle beraber çalışmanın içinde müzikal bazda öne çıkmış besteler arasında da yerini sağlama alıyor.

Diğer yandan, Luc Lemay’in kadim Orta Doğu medeniyetlerine ilişkin öyküleri salt siyaset üzerinden gitmiyor. Suyun yüzeyinde tasvir ettiği tablo kaynağını güç arzusu ve ihtirastan alıp sonrasında nefretle sonuçlanacak bir yıkım öyküsünden alıyorken, müzisyenlik bakımından her şarkıda ilmek ilmek işlenen bir gizem, ezoterik bir dışa vurum söz konusu. Bunun da şahsi kanaatimce en önemli sebeplerinden birisi, albümün muhtevasını oluşturan Sümer, Akad, Babil ve Asur gibi Mezopotamya’nın büyük medeniyetlerinin, yazının icadından tutun da insanoğlunun taşıdığı “inanç” motifine değin belgelenmiş en eski kayıtlara sahip olması ama bununla birlikte günümüzde hâlâ açıklanamayan devasa gizemler barındırıyor olmaları. Bu toplumların yorumladığı yaşam dinamiklerinin, kader anlayışlarının, bir toplum olarak hayatta kalma mekanizmalarının büyük oranda tanrılarının takdirinde ve tanrılarının karakter özellikleri çerçevesinde şekillenen bir anlayış üzerinden kimliğini bulması, “From Wisdom to Hate”in taşıdığı tarihsel mistisizmin de ana kaynağını oluşturuyor. Asırlar sonrasından kadimlere yöneltilen bir bakışın dışa vurumcusu olarak Luc Lemay, “Behave Through Mythos”da inancın soy kütüğüne ilişkin çarpıcı bir yorumda bulunuyor:

“Once upon history
Man created his own deities,
Trust in divinities
Kept enlightenment upon mysteries
Behave through mythos
Fictive idolatry
Faith and praise for those who still left unseen”

Adını anmış olduğum bestelerin içerisindeki teknik enstrümantasyonda kayda değer ölçüde Orta Doğu ezgileri mevcut olmakla birlikte bu ezgiler Gorguts’ın müziği içerisine öyle muntazam biçimde kaynaşarak grubun özgün müziğinin bir parçası hâline geliyorlar ki normal şartlarda müziğini bu ezgiler üzerinden oluşturan çoğu grubun yansıttığı folklorik kimlik (Orphaned Land gibi) Gorguts’da oluşmuyor. Dinlediğimiz müziğin tavizsiz bir biçimde “Gorguts’ın müziği” olması ve başka bir grupla özdeşleştirmekte zorlanacağımız bir tabiat sergilemesi müzikal bir kimliğin özgünlüğünü koruması hususunda adeta ders niteliğinde bir icra.

Albümdeki Orta Doğu mistisizmini en keskin havayla teneffüs edebileceğimiz parça ise “Elusive Treasures”. Sözsel içeriğini suların derinliğine gömülmüş Atlantis efsanesinden alan beste, enstrümantasyon tarafına baktığımızda ise tarihin derinliklerine hapsolmuş ama kalbi atmaya devam eden bir dünyanın tüyler ürperticiliğini taşıyor. Betimlemeye çalıştığım bu hissi daha da netleştirmek için şöyle bir şey önerebilirim; albümün kapağını tam ekran olacak kadar büyütün, sonrasında bu parçanın 1:13’den itibaren giren kısmını dinlerken albüm kapağındaki arkaik figürün o büyük boş gözlerine ve tabir yerindeyse “frozen in time” durumuna erişmiş silüetine bakın. Git gide işitilebilir ve sonrasında kulaklarımızda çınlar bir raddeye varan Gılgamış, Utnapiştim, Sargon, Hammurabi ve Asurbanipal gibi o çağların tahayyül edilebilir figürlerinin kalp atışları, Gorguts’ın bu albümde müziğine dâhil ettiği tarihsel ve gizemci elementlerin bir özeti niteliğinde.

Albümün kapanışını, bir manada çalışma boyunca sunulan icraların sonrasında bir derleyici-toparlayıcı olma işlevini gören sözsüz beste “Testimonial Ruins” yapıyor. Geneli orta tempoda seyreden ve albümün bütünüyle uyumlu olan ekstatik rif yazımıyla bizi tadında bir sona ulaştırıyor.

Besteciliğin kayda değer ölçüde avangart ögelerinden ayrıştırılan ve teknik yapısı odaklanılabilir bir doğrultuya sokulan işleyişinin albümdeki genel havayla doğrudan iletişime geçilebilir bir imkân yarattığını düşünüyorum. Böylelikle sunulan icra sofistike yapısını korumakla birlikte müzikalite ve dinleyici arasında üzerinde yürünülmesi çok daha elverişli bir köprü inşa etmiş. Genel çerçevede albümün en büyük artısının bu yönde açığa çıktığını söyleyebilirim.

Hâl böyle olunca, “From Wisdom to Hate”de görülebilecek bir kusur, herhangi bir eksiklik bulamıyorum. Gorguts’ın müzikal dehasının ve dinleyicisini hayal kırıklığına uğratmayan güzellikteki sürprizlerinin bir başka tezahürü olan bu albüm de grubun icra etmiş olduğu her işte gösterdiği gibi ayrı bir baş ucu albümü olarak pozisyonunu belirliyor.

10/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.39/10, Toplam oy: 23)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2001
Şirket
Olympic Recordings
Kadro
Luc Lemay: Vokal, ritim gitar, sözler, besteler (1, 4, 7, 8)
Daniel Mongrain: Lead gitar, besteler (3, 5-7)
Steve Cloutier: Bas (2, 3, 6)
Steve MacDonald: Davul
Şarkılar
1) Inverted
2) Behave Through Mythos
3) From Wisdom to Hate
4) The Quest for Equilibrium
5) Unearthing the Past
6) Elusive Treasures
7) Das Martyrium des…
8) Testimonial Ruins
  Yorum alanı

“GORGUTS – From Wisdom to Hate” yazısına 3 yorum var

  1. SA says:

    Kritik için teşekkürler. Emeğine sağlık. Albüm puanını 10 görünce de ayrı bir hoşuma gitti. Sadece kritiği ilk okuduğumda bazı yerleri farklı bir üslup kullanılmış olsun diye sanki fazla zorlama gibi duruyordu. İkinci defa göz attığımda öyle gelmedi. Galiba sık kullanılan bazı kelimelerden öyle hissettim.

    Bu arada Gorguts her albümü üst seviyede olan ender gruplardan.

    Noshophoros

    @SA, Ben de takdir ve eleştirilerin için teşekkür ederim.

    SA

    @Noshophoros, rica ederim. Bir süredir Gorguts dinlememiştim. Kritikten sonra tekrar büyük bir zevkle Gorguts diskografisine daldım. Bundan dolayı ben teşekkür ederim.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.