# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
INSOMNIUM – Heart Like a Grave
| 09.10.2019

Sıkıntısız, risksiz.

“INSOMNIUM benim için çok bir şey ifade etmeyen, herhangi bir grupken, bir anda bir sonraki albümünü merak ettiğim bir gruba dönüştü.”

“Winter’s Gate” incelemesinin sonunda bu cümleyi söylemiştim ve “Winter’s Gate”in INSOMNIUM’a yönelik hislerimi değiştirme yolunda önemli adımlar attığını vurgulamıştım. İşte o bir sonraki albüm nihayet geldi.

AT THE GATES, IN FLAMES ve DARK TRANQUILLITY başta olmak üzere, melodik death metali şekillendiren gruplarla doksanların ikinci yarısında tanışmış biri olarak INSOMNIUM’u iki farklı açıdan değerlendiriyorum. İlk açıdan bakınca, bence INSOMNIUM şarkılarının akılda kalıcı ve uzun ömürlü olma konusunda bazı sıkıntıları var. Ya benzerlerini 22-23 yıldır duymaktan ya da en iyilerini çok uzun zaman önce dinlemekten, INSOMNIUM’un yaptığı melodik death metal uzunca bir süre bana akılda kalıcı gelmemiş, duygulara kapılmamı sağlamamıştı.

Grup gerçekten de katmanlı, dopdolu bir melodik death metal yapıyordu ve bunu pek çok grubun yaptığı gibi kolaya kaçmadan, dedelerimizden kalma bir el emeği göz nuru havasıyla sunuyordu. Ama işte o “duygunun dinleyiciye geçmesi” noktasında ben öylece kalıveriyordum.

Diğer açıdan ise grubun bunca zamandır bildiği yoldan şaşmamasını ve bu müziğin doksanların ortalarından bu yana yapılan özbeöz, has hâline bağlı kalmasını takdir ediyordum. INSOMNIUM’u dinlerken köklerine her daim bağlı bir grup dinlediğimi; grup elemanlarının bu müziği yaşadığını, soluduğunu hissediyordum ve içimde bir şeyler esas önemli olanın da bu olduğunu fısıldıyordu.

Açık konuşmam gerekirse, INSOMNIUM’a dair hislerimin netleşmesi ve kendim adına sıkıntılı tarafların kısmen törpülenmesi de “Winter’s Gate” sonrasında önceki albümleri tekrar tekrar dinleyerek ve grubun gelişimini daha empati kurar şekilde anlamaya çalışarak oldu. Evet INSOMNIUM gelmiş geçmiş en akılda kalıcı melodik death metal şarkılarını yazmıyordu, ancak aslında bunun çok da bir önemi yoktu. Zaten AT THE GATES, IN FLAMES ve DARK TRANQUILLITY gibi devlerin her şarkısı başyapıt olan, türün normlarını belirleyen klasik albümlerinin devri çoktan geçmişti, keza bu grupların bugünkü albümleri de baştan sona hitlerle dolu değildi.

Doksanlardan 2000’lere sarkan ilk albümleri “In the Halls of Awaiting”, sonrasındaki “Since the Day It All Came Down” ve elbette ki “Above the Weeping World” şüphesiz ki 2000’lerin en değerli, özel melodik death metal albümlerinden bazıları. Lakin bugün bile, bu üç albümün sonrasında çıkan albümlerde grubun belli oranda kendini tekrarladığını düşünüyorum. Tek şarkılık konsept bir albüm olması dolayısıyla bunu kırmayı başaran “Winter’s Gate”in ardından grubun nasıl bir yoldan devam edeceği grubun sevenleri arasında bir merak konusuydu. INSOMNIUM “Heart Like a Grave”de bence en makul olanı yapıyor ve “Winter’s Gate”i aşma çabasında olmadığını ve bildiği yolda yürüdüğünü net şekilde hissettiriyor. “Heart Like a Grave” grubun ilk üç albümü gibi klasik mertebesine çıkacak bir iş değil, ancak INSOMNIUM’un gayet rahat hissettiği sularda gezen, sıkıntı yaratmayacak, risksiz bir albüm.

Albümü dinlerken hissettiğim başlıca şey, muhtemelen grubun bir önceki şarkı yazım sürecindeki tek şarkılık konsept albüm sınırlamasının dışına çıkabilmeleri neticesinde oluşan çok yönlü beste yaklaşımı. Şarkıların bir kısmı benzer özellikler gösterse de albümde “Valediction” gibi hem atarlı hem clean vokalli pamukluklar barındıran yapıtlar da var, INSOMNIUM’un uzun zamandır yazdığı en iyi şarkılardan biri olduğunu düşündüğüm “Twilight Trails” gibi daha derinlikli ve dramatik yanı kuvvetli olanlar da.

Bu noktada beni şaşırtan konulardan biri, grubun kadrosunu üçüncü bir gitarist katmış olmasına rağmen bunu fark edilir biçimde kullanmıyor oluşu. SONATA ARCTICA’nın kurucularından olan ve sonradan gruptan ayrılan Jani Liimatainen’i saflarına katan INSOMNIUM, üç gitarın “oha” dedirtecek düzeyde kullanıldığı çok fark edilir bir şarkı/bölüm yazmayı düşünmemiş. Bu açıdan bakınca insan “bi şaşırtaydınız ya la” demeden edemiyor.

Başlarda da dediğim gibi “Heart Like a Grave” epey sıkıntısız, risksiz bir albüm. Bence bundan 10 yıl sonra grubun en iyileri arasında görülmeyecek, ancak istatistiği de düşürmeyen kendi hâlinde iyi bir albüm. “Twilight Trails”, “Pale Morning Star” gibi çok beğendiğim şarkılar da var, “The Offering” gibi pek bir tat alamadıklarım da. Akıllara durgunluk veren, daha önce duymadığınız bir şeyler sunan, sizi şaşkına çeviren bir şeyler bulmak istiyorsanız fazla ümitli olmayın, ama türün hakkını veren iyi bir albüm dinlemek de sizin için yeterliyse “Heart Like a Grave” bu görevi layıkıyla yerine getirecektir.

7/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.45/10, Toplam oy: 56)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2019
Şirket
Century Media Records
Kadro
Ville Friman: Gitar, clean vokal
Markus Vanhala: Gitar
Jani Liimatainen: Gitar, clean vokal
Niilo Sevänen: Bas, vokal
Markus Hirvonen: Davul
Şarkılar
1. Wail of the North
2. Valediction
3. Neverlast
4. Pale Morning Star
5. And Bells They Toll
6. The Offering
7. Mute Is My Sorrow
8. ​Twilight Trails
9. Heart like a Grave
10. ​Karelia
  Yorum alanı

“INSOMNIUM – Heart Like a Grave” yazısına 20 yorum var

  1. Koralp says:

    Benim için büyük hayal kırıklığı oldu. Winter’s Gate’in üstüne çıkamayacakları zaten belliydi ama o albümdeki duyguyu verebilmelerini beklerdim. Shadows of the Dying Sun da daha etkileyiciydi. Henüz iki kere dinleyebildim, umarım fikrim değişir ama maalesef ısınamadım yeni albüme.

  2. Zafer says:

    Bence grup Shadows of the dying sun albümü ile zirve yaptı sonra çıkan Winter’s gate ve Heart Like a Grave kötü olmayan albümlerdi.Ahmet’in de belirttiği gibi efsane bir albüm değil ama türün ve grubun standartlarında başarılı bir albüm.Favori şarkım Heart Like a Grave

  3. oğuz says:

    benim dünyamın en özel grubu olan insomnium’u above the weeping the world öncesi ve sonrası diye ikiye ayırmak gerekirse,bu albüm sonrasında grup daha atmosferik,daha fazla vokal kombinasyonlu işler yapmaya başladı,sonraki işlerde asla above the weeping the world’u aşamadı,bu albümde de benzer formüllerle karşımıza çıkmış grup,kötü mü asla değil! grubu demo günlerinden itibaren bilen biri olarak,ortaya çıkan ürün beni şaşırtmadı,hayal kırıklığına da uğramadım,risksiz kısmına tamamen katılıyorum o yüzden,ancak ne olursa olsun insomnium her albümde belli bir standartın üzerinde işler yaptı,diğer gruplardan ayrılan önemli bir özelliği de edebi yönünün oldukça gelişmiş olması,kritik için teşekkürler,benim puanım 8/10

  4. Boba Fett says:

    Çıkardıkları en iyi albüm, bir grup düşünün her albümü iyi olsun ve son çıkardıkları albüm en iyisi olsun. İnanılmaz.

  5. killyourselfchuck says:

    4 kişinin birden 10′a basması? lol.

    albüm gayet sade ve akıcı. 7.5 veriyorum, o da insomnium olduğu için.

  6. Ugur says:

    Eski albümlerinin gerisinde kalmış biraz.İlk 3-4 şarkıdan sonrakiler daha önce yazılmış da önceki albümlere konulmamış gibi bir his yarattı bende.Hani “kötü değil ama Insomnium bunun daha iyisini yapmıştı” hissi.

    Neyse en azından Winter’s Gate gibi bir şey olmadı neyseki.O albüme hala tahammül edemiyorum.

    Bir de Everlast’ın nakarat melodisi ‘çıkgizel’.

  7. Noumena says:

    Her şarkısını neredeyse ezbere bildiğim bir grup Insomnium. Her albümünü ayrı seviyorum iyisiyle kötüsüyle. Grup ile ilgili artık kabullendiğim bir gerçek var ki, Across the dark sonrası daha bir popülerleştiler, soundları ister istemez biraz daha yumuşadı. Mevzubahis albüm sonrası çıkan albümlerde bunu yadırgamıştım ama zamanla onları da sevmiştim. Winter’s gate ise cesur ve başarılı bir adımdı. Son albüm ise bence uzun zamandır yaptıkları en iyi iş. Evet formül aynı bariz yenilikler yok ama bazı şarkılardaki enteresan trafikler olsun -and bells they toll gibi- enstrüman kullanımındaki başarılı iş olsun ufak farklılıklar da yok değil. Favorilerim ‘Pale morning star ve -yazarın aksine- The Offering. Uzun lafın kısası Insomnium, ‘melodik death metal’ diyince başvurulacak en güvenli ve kaliteli limanlardan biri 8,5/10

  8. Mithat says:

    Opeth’e 7,5, bu albüme 7 mi? Güldürdün 😄

    Boba Fett

    @Mithat, Haklısın bu albüme 7 verdikten sonra Opeth’e 17 falan vermesi lazımdı.

    Mithat

    @Boba Fett,

    Şu fanboyluk kafasından çıkıp bu albümü 5 kez dinleyip öyle gelin ;)

    Not: Ne Opeth ne de Insomnium hayranı değilim.

    Boba Fett

    @Mithat, Aslında bu grubu da çok severim. Sadece bu tarz yorumları görünce bi böyle yazasım geliyor. İki farklı tarz müzik, bunları kıyaslayamazsın.

    killyourselfchuck

    @Mithat, usta, çok yanlış bir bakış açınız var. iki grubunda birbirleriyle tek ortak noktası ”death metal” yapıyor oluşları ve iskandinav ülkelerinden gelmelerini.

    ne bu adamların, ne de yaptıkları müziklerin aralarında bunlardan başka hiçbir ortak nokta yok.

    bana sorarsan puanlamalar grubun ortaya koyduğu işlerle beraber geçmişleri (önceki işleri, inşa ettikleri kariyer, ilerlemeleri vs) ve nereye geldikleri ile de alakalı.

    20 senedir müzik yapan x oluşumunun efsanevi y albümüne 8 verilir, 15 sene sonra yaptığı işe de 9. iki albüm birbiri ile direkt olarak kıyaslanmaz. bütün bir kariyerlerini ve gelişimlerini dikkate alırsın.

    onun için ”bu 7′yse şu 17” dir vb. yorumlar çok düşüncesizce söylenmiş gibi geliyor bana. en azından 3-4 senedir burada yazılıp çizilenleri okuyan bir dinleyici olarak ben böyle algılıyorum.

    Mithat

    @killyourselfchuck,

    Son albümlerden bahsediyoruz tabii ki. İki kritiği de tekrar okuyup puanlamalarına bakarsanız bana hak verirsiniz zaten, burada dikkat çekmek istediğim nokta kritik ve puan uyuşmazlığı tamamen. Puanlamaların da tamamen albüm odaklı yapılmasının daha doğru olduğunu düşünüyorum. 5 vasat albümden sonra 1 vasat üstü albüm çıkaran gruba kariyer gelişimine bakarak hala vasat puan mı vereceğiz?

    \m/

    @Mithat, ben bu kritiği okurken 7lik algılıyorum. Opeth kritiğinde ise puanı kestiremiyorum. Bence gayet tutarlı puanlar

  9. Ahmet says:

    Şu metalci vokalistlerin ergenlikten çıktıktan sonra (swh) clean vokal yapma arzusu üzerine bir yazı yazılabilir mi acaba?

    Aklıma gelen ilk iki isim mikael ve Matt heafy (trivium)

    Ugur

    @Ahmet, Son zamanlarda okuduğum en boş yorumdu.Tebrikler.

    deadhouse

    @Ugur, Çıtayı çok yükseğe çıkarmış. Muhtemelen çok uzun bir süre 1.liği kimseye kaptırmayacak.

    Ugur

    @deadhouse, İnanılmaz saçma bir şey gelmesi lazım bunun üzerine.Şimdilik mümkün gözükmüyor.

  10. Gerek albüm kapağı, gerek önden çıkan videoları falan beklentimi düşürmüştü nitekim albüm de o yönde. Bence grubun One for Sorrow ile birlikte en zayıf albümü. Belki dinledikçe fikrim değişir ama çok öyle olacak gibi durmuyor. 7 de bence de tam hakettiği puan.

    Winter’s Gate üzerine çıkmalarını beklemiyordum ama bu da grubun kalitesine bakınca çok yapılabilir bir albüm gibi duruyor.

    Bir o albüm kapağı nedir? Gerçekten çok zayıf duruyor insan da hiç merak uyandırmıyor.

    Onun dışında tam bir sonbahar albümü.

  11. erim says:

    Resmen açıklanmadı ama konser için gelecekler sanırım. Yakında açıklanır.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.