# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
MONOLORD – No Comfort
| 30.09.2019

Coğrafya kaderdir.

“Bir grup İsveçliyse iyidir” ile “bir grup iyiyse İsveçlidir” arasında gidip gelen bir kalite standardı içerisinde, İsveç bize her türden muazzam gruplar sunmaya devam ediyor. Bundan 6 yıl önce kurulan ve son 6 yılda çıkardığı 4 albümle stoner/doom metal adına son yılların parlayan isimleri arasına giren MONOLORD, yepyeni albümü “No Comfort” ile kariyerinin en büyük sıçramasını yapıyor diyerek doğrudan olaya girelim.

“Empress Rising” ile “ben buradayım” hissini sağlam şekilde yaşatan ve sonrasındaki “Vænir” ile gürül gürül bir stoner/doom kırması sunan MONOLORD, “Rust”la birlikte daha rafine bir sound’a kaymış ve büyüme potansiyelini daha bir net şekilde göstermişti. Son birkaç yılda turne posterlerinde logosunu sıkça gördüğümüz grup, bu işi ciddiye aldığını ve peşini bırakmayacağını albüm üretim hızıyla da gösteriyor. 10 gün önce piyasaya çıkan “No Comfort”, sadece MONOLORD diskografisinin geometrik büyüyerek güçlenmesini sağlamakla kalmıyor, bu yılın türündeki en iyi işlerinden biri olarak da öne çıkıyor.

Kişisel bir yorum olarak, “No Comfort”la ilgili söylemek istediğim ilk şey albüm kapağının çok çekici olduğu. Baykuş imgesinin gizemi, arkasında barındırdığı belirsizlik, gece, bilgelik hisleri bu tür bir müziğe cidden cuk oturuyor. Hayvanlı kapaklara karşı pozitif ayrımcılık uygulayan bir insan olarak kapağı ilk gördüğüm anda içindeki müziğin de iyi olmasını dilediğimi söyleyebilirim.

“No Comfort”la ilgili çok temel bazı güçlü yanlar var. Bunlardan biri albümün vermek istediği çeşitli duyguları çok güçlü şekilde verebilmesi. Misal groove hissi öne çıksın mı isteniyor? Tam on ikiden vurup harika bir groove yakalayabiliyorlar. Bu groove yakalanınca bazı şeyleri daha rahat yapabiliyorlar ve ellerine; istedikleri takdirde belirli bölümleri uzatma, monotonlaştırma ve hatta sündürme imkânı geçiyor. Normalde aynı rifin 1 dakika boyunca tekrarlanmasını dinlemek istemeyebilirsiniz. Ancak stoner/doom metalde sıkça uygulanan bu tarz olaylar MONOLORD’un akılda kalıcı rifler yazmaya mazhar ellerinde son derece çekici bir şekle bürünüyor. Adamlar Tony Iommi’den aldıkları derslerle, BLACK SABBATH karakterli öğretilerle öylesine groovy rifler yazıyorlar ve bunu o kadar lezzetli saykodelik pasajlarla renklendiriyorlar ki zaten tekrarlardan oluşan bu müziği tekrar tekrar dinleyesiniz geliyor.

Bu noktada MONOLORD’un başardığı en büyük şey bence bu. Kimi stoner/doom gruplarını dinlerken belli bir kafa yapısına, ruh hâline bürünmenin daha faydalı olacağını düşünürken, şahsen “No Comfort”u başlattığım ve “The Bastard Son”ın girdiği andan itibaren, daha ilk dinlemeden “ben bunu daha pek çok kez dinlerim, tekrar tekrar dinlerim” hissini yaşadım. Adamlar sound’larıyla ve verdikleri genel hisle yaptıkları şeyi çekici ve uzun ömürlü kılmayı çok iyi biliyorlar. Bunu görmek için stoner/doom âlimi olmaya da gerek yok. MONOLORD yaptığı türe aşina olup olmamanız fark etmeksizin “No Comfort” ile sizi kendi dünyasına sokmayı pek güzel başarıyor.

Bahsetmek istediğim ve bu olumlu havayı oluşturan önemli bir konu da albümün prodüksiyonu. MONOLORD “No Comfort”ta daha geniş bir kitleyi kucaklayabilecek sıcaklıkta, kahverengilikte, kadifelikte bir prodüksiyona imza atmış ve bu sayede albüm nefes alan organik bir havaya bürünmüş. Çıplak rifleri bile çok sevilesi hâle getiren gitar tonundan tutun da fuzz etkisinin yaratıldığı anlardaki cazgırlıklara, davulun ve basın olaya tam olarak entegre olan karakterlerine ve vokallerin tüm bu güzelliği sarıp sarmalamasına kadar “No Comfort”ta en azından bu kulakların yadırgadığı hiçbir şey yok. Her şey tadında tuzunda, dozunda, kıvamında. Belki önceki albümlerin sound’uyla karşılaştıranlar, “No Comfort”ı biraz steril bulanlar olabilir, ama bence kapağından bestelerine her şeyin iç içe girdiği ve örtüştüğü harika bir sound’u var albümün.

“No Comfort” bu yıl dinlediğim en iyi stoner/doom albümü olabilir. Şarkıların her birinin ayrı bir karakteri olması, çeşitli dengelerin çok iyi ayarlanmış olması ve türün temel dinamiklerinin çok zevk sahibi ve akılcı şekilde uygulanması, albümü gerçek anlamda değerli kılıyor ve bence tür fark etmeksizin yılın en iyi işlerinden biri hâline getiriyor.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.38/10, Toplam oy: 13)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2019
Şirket
Relapse Records
Kadro
Thomas Jäger: Gitar, vokal
Mika Häkki: Bas
Esben Willems: Davul
Şarkılar
01. The Bastard Son⁣
02. The Last Leaf⁣
03. Larvae⁣
04. Skywards⁣
05. Alone Together Forever Divided⁣
06. No Comfort⁣
  Yorum alanı

“MONOLORD – No Comfort” yazısına 7 yorum var

  1. killyourselfchuck says:

    albüm çok iyi de keşke vokalistin sesini biraz daha net duyabilseydik. adam sanki yan odada şarkı söylüyormuş ta bizde dinlemeye çalışıyormuşuz gibi bir hissiyat uyandırdı. sırf oradan bir puan kırdım.

    notum: 8

    ayrıca; the last leaf’in solo bölümü…

  2. P L A G U E says:

    Şahsım adına bu albümün çok önemli 2 olayı var: 1- monolord un en iyi albümü. 2- ‘the last leaf’ bu sene içerisinde dinlediğim en olağanüstü parçalardan biri. Türün meraklıları için tam bir ziyafet. Hani hayvan gibi içersin, üzerine bir bütün kokoreç+şalgam gömersin ya, işte olay bu…

  3. ali says:

    Nefis bir soundu var albümün…

  4. Kıyamet metali says:

    The Bastard Son’ın ana riff’i⁣ “Electric Wizard Song Generator” diye bir programdan çıkmış gibi duruyor ama kötü şarkı olduğu anlamına gelmiyor bu tabi. Şu da bir gerçek ki bu sene daha iyi doom ve stoner albümleri dinledim. O yüzden 7,5 ideal bir not bu albüm için.

  5. Firat Tale says:

    ya ne albüm yapmış herifler ve özellikle son şarkı alıp şöyle bir jüpiter e götürüp getirir adamı…

  6. P L A G U E says:

    The last leaf in 02:25′ten itibaren başlayan bölümü bu kulakların duyduğu en akıl almaz güzellikteki şeylerden biri…etrafa kulak spermi fışkırtmamak için kafama migros poşeti geçirip öyle dinliyorum…

  7. Rashid says:

    Prodüksiyon albümün kalitesini çok yükseğe taşımış. Genelde stoner/doom albümlerinde gitarlar bazen kulak tırmalama seviyesine ulaşır ama burada herşey tam olması gereken halinde. Besteler desen zaten ayrı güzel. Sakin ilerleyen şarkı da var, tam konserlik eğlenceli diyebileceğimiz tatta şarkılar da var. Doğrusunu söylemek gerekirse ilk defa dinlediğimde “keşke vokaller biraz daha ön planda olsaydı” diyordum ama albümü tam döndürdükten sonra böylesi daha güzelmiş dedim.

    Relapse de bir nevi stoner/doom gruplarnı ablukaya almış durumda. Hangisi yükselişe geçse hemen kapıyorlar. :D

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.