# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
MARDUK – Those of the Unlight
| 21.09.2019

Karanlıkta yolunu arayanlar üzerine.

Emir Şekercioğlu

Hâlihazırda devam etmekte olan kariyerinin bütününe şöyle bir bakıldığında, kendini; tarzından radikal bir şekilde kopmamak kaydıyla farklı tatlar denemeye açmış ve müziğine bir ivme kazandırma konusunda belirli dönemlerde hassas davranmış bir grup imajı çiziyor Marduk. Bu açıdan grubun kendi içinde bir periyodizasyona sahip olduğunu söyleyebilirim. Yaşadığı çeşitli değişim evrelerinin başlangıç ve bitiş noktaları temel birkaç kritere göre rahatlıkla gözlemlenebiliyor. Marduk’un periyodizasyonundaki ana faktörse, kanaatimce vokalist değişiklikleriydi.

Ne zaman yeni bir vokalist alsa, grup müziğinde bir öncekinden farklı bir ivme kazandı. Çalışmalarına bütüncül bir gözle baktığımızda, black metalin şeytani melankolisine gebe albümlere de imza atan, acımasız, yıkıcı, gözünde nefretin ve kan bürümenin dışında hiçbir duygu emaresinin görülemediği işler de ortaya koyan bu grup, günümüzde kendini kabul ettirdiği o topyekun vahşi, demonik-militarist müziğe ve imaja ulaşmadan önce, karanlığın derin sularında karşı konulması epey zor bir esriklikle dolaşan ve ilerleyen yıllarında bir daha emaresini kolay kolay göremeyeceğimiz (daha içten olacağım, “bir daha asla göremeyeceğimiz”) yoğunlukta kısa bir dönem yaşamıştı. 1990’da kurulan grubu, üçüncü albümünden itibaren ele alıp çıkardığı son albüme dek izlediğimizde ve sonra tekrar geriye dönük bir metotla ilk zamanlarına döndüğümüzde, gerek havası, gerekse besteciliği açısından bu kısa döneme ayna tutan, hatta onu temsil edebilecek bir albüme sahip olduğunu görebiliriz; diğer bir değişle “Those of the Unlight”a.

Legion’ın gruba katılmasından sonra, yaptığı black metalde öncesine kıyasla çok daha ekstrem bir doğrultuya kayan Marduk, Joakim Af Gravf vokalistleri iken black metalin doğumuna sebebiyet veren 1. dalga gruplarının old school tarzlarına daha yakın duranbir çizgide giderek, bestelerinde mevcut olan ambiyans geçişlerinde ortaya koyduğu işlerle son derece karakteristik bir yan sergilemişti. Bu ambiyans geçişlerinin taşıdığı benzer melodik çekicilik, kendileriyle aynı topraktan çıkan Dissection’ın efsanevi iki albümünde de (“The Somberlain”, “Storm of the Light’s Bane”) bizi tavlayan ana unsur olmuştu.Peki nedir bu sözde “ambiyans geçişleri”?

Albüme baktığımızda, içine girmeye başladığımız andan itibaren bizi esir alan agresyon, o yoğun temposuyla neredeyse eş değer dozda sıklıkla bir hüzün, karamsar bir duygu durumu ve adeta içimizde sönen umutların yaşadığı o tamamlanmamışlık hissini sürekli gün yüzüne çıkaran bir karışım içiriyor bize. Bu karışımın tarif etmeye çalıştığım doğasını bizzat albümün ismi açıklıyor esasında, bir metafor olarak düşünürsek. Işık çekildikçe daha da koyulaşan karanlık, bulmaya çalıştığımız yolu da aynı oranda daha zor, acılı ve çetin bir hâle getiriyor. Her parçaya serpiştirilen bu kara örtü, albümün genel ambiyansını oluşturuyor diyebiliriz. Şimdi sıra “geçişlerinde”.

“Darkness Breeds Immortality”, 0:58 ve 3:33’le yaklaşan son.
“Those Of The Unlight”, 2:34 ve 3:56’da başlayan kısımdan sonra 4:08’de gelen karabasan.
“Wolves”, 1:47, 3:20 ve 3:54 .
“On Darkened Wings”, 0:49 ve 1:34 .
“Burn My Coffin”, 3:38
“A Sculpture Of The Night”, 2:13 .
“Echoes From The Past”, sözlere uzun bir es, karanlıktaki yolculuğa kısa bir mola verilir. Işıkların henüz çekilmediği zamanlar yâd edilir. 5:04’le yolculuğa yeniden başlanır.
“Stone Stands Its Silent Vigil”. Başlı başına geçişlerden birleştirilmiş bir şarkı. 0:53’e dek intro, 1:36, 1:48 ile artan gerginlik ve 2:02 .

Parçalar yeterince sindirildikten sonra, tekrar dinlenip özellikle yukarıda belirtmiş olduğum bu kısımlara dikkat edildiğinde Marduk’un bu albümde ne kadar depresif bir kimlik sergilediği ve de tercih ettiği bu kimlikle ne kadar etkileyici bir iş çıkardığı görülebilir. Şarkılar sizi halihazırda sunduğu moda sokuyor iken, gelen mevcut kısımlarla birlikte içinde bulunduğumuz duygu durumunun derinliklerine bizi daha yoğun bir şekilde çekiyor. Böylelikle “Those of the Unlight” bir black metal bataklığına dönüşüyor ve şarkılarla beraber an be an dibe batıyorsunuz.

Albüme bu şekilde genel bir gözle baktıktan sonra, işin müzisyenlik kısmında da belirtilmesi gereken önemli noktaların olduğunu söylemem gerekir. İlk sıra ise Morgan Hakansson’a ait. Yazdığı sololar ve rifler son derece net, baskın bir karakter ortaya koyuyor ve bu sayede şarkıdan tam olarak alınması gereken hissi alabiliyorsunuz. Tedirginlik, korku, dram ya da öfke gibi duygu duygularının her biri, mevcut andaki ortaya çıkışlarında adeta üzerimize hücum ediyor ve “Ben buyum !” diyen bir tabiat sergiliyor. “Echoes From the Past” burukluğun, hüznün, yağmurun arasında bizi kederli düşüncelere terk ederken “Wolves” parçasında bir dinleyici olarak aşama aşama artan bir uğursuzluk, tekinsizlik hissediyor, “On Darkened Wings”in bilhassa solosunda ilk notaların basıldığı andan itibaren zincirlerimizden kopuyoruz. İleride “Nightwing”, “Panzer Division Marduk”, “Plague Angel” gibi albümlerde rif yazımı olarak ortalığı kırıp geçirecek gitaristin, sanki yumuşak karnını gösterircesine black metalin dilinden melankolik bir dehşeti bize yansıttığına şahit oluyoruz albüm boyunca. Marduk’un gelecek albümlerinde parça parça serpiştirilecek olan bu formülün, mevcut albüme bizzat hayat veren esans olduğu düşünüldüğünde, “Those of the Unlight” grubun en nadide eserlerinden biri haline geliyor. Hakansson aynı zamanda albümdeki söz yazarlığını da üstleniyor.

Grubun ilk albümü “Dark Endless”da davul çalan Joakim Af Gravf, bu albümde davullara ek olarak vokalleri de Edge Of Sanity’nin eski zamanlarından bildiğimiz Andreas Axelsson’dan devralarak sanatsal açıdan çifte başarı yakalıyor. Son derece kendine özgün bir scream vokali olduğunu düşündüğüm Joakim, vokal performansı olarak şarkıların ihtiyaç duyduğu havayı vermede eksiklik göstermek bir kenara albüme zenginlik katarken, bir davulcu olarak da tek tiplilikten uzak, hatta yer yer punk’a kayan drum pattern’ları kullanarak performansında dinleyiciyi keyiflendirebilecek bir çeşitliliğe imza atıyor. “Plague Angel”dan itibaren grubun baslarını çalacak olan Devo Anderson bu albümde gitarist olarak Morgan Hakansson ile beraber boy gösterirken, bas gitarda ise grup ile uzun süre devam eden serüveninde Marduk’un bir black metal devi olmasındaki en büyük paylardan birine sahip B. War yer alıyor.

İsmine ve müziğine yakışır karanlıkta bir albüm kapağına da sahip olan “Those of the Unlight”ın atmosferindeki güzelliği ve müzisyenliğindeki çarpıcılığı yansıtması husunda, albümün mixing’inden sorumlu, grubun Edge of Sanity ile olan bir diğer bağlantısı Dan Swanö’yü de kısaca anmış bulunarak “Those of the Unlight”ın tekrar tekrar dinlenmesi, hatırlanması gereken bir albüm olduğunu belirtmek isterim.

10/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.93/10, Toplam oy: 28)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1993
Şirket
Osmose Productions
Kadro
Joakim Af Gravf: Vokal, davul
Morgan Hakansson: Gitar, sözler
Devo Anderson: Gitar
B. War: Bas
Şarkılar
1) Darkness Breeds Immortality
2) Those of the Unlight
3) Wolves
4) On Darkened Wings
5) Burn My Coffin
6) A Sculpture of the Night
7) Echoes From the Past
8) Stone Stands Its Silent Vigil
  Yorum alanı

“MARDUK – Those of the Unlight” yazısına 16 yorum var

  1. killyourselfchuck says:

    çok iyi bir albüm, çok iyi bir kritik. eline sağlık.

    10/10

    Noshophoros

    @killyourselfchuck, Teşekkür ederim, beğenerek okuduysan ne mutlu bana da.

  2. Retrokafa says:

    yazı albümün hakkını vermiş.albüm için de ne denebilir ki? 20 yıl önce de böyle düşünüyordum şimdi de böyle düşünüyorum, Marduk’un açık ara en iyi albümü! Black Metalin de ilk 10 başyapıtından biridir…80 yaşına gelince de herhalde dinlerim bu albümü.
    (not: plak veya kasetini bulursanız onlardan dinleyin bass gitar şelale gibi akıyor)

    Noshophoros

    @Retrokafa, Teşekkür ederim inceleme hakkındaki yorumun için öncelikle. Ben de uzunca bir süre “Nightwing”i mi, “Those of the Unlight”ı mı daha çok sevdim ya da en iyi albümü olarak düşündüm, karar verememiştim. Bir noktada en iyisini seçmeyi bıraktım, çünkü tekrar tekrar dinleyince sonuç sürekli değişiyor. Ama incelemeyi yazdığım sıralarda “Those of the Unlight”ı sürekli dinlediğim için, ne kadar farklı bir albüm olduğunu bir kez daha idrak ettim. Cidden enteresan bir aurası var bu albümün,

  3. kumandanı öldürmek says:

    Albüm kapağı ürkütücü ve karanlık

  4. Rashid says:

    Joakim devrindeki grupla Legion sonrası Marduk arasında cidden dağlar kadar fark var. Ortadaki tek benzerlik grubun ismidir herhalde. Açıkcası Marduk’un şimdiki hayvani halini daha fazla seven biri olarak Dark Endless ve Those of the Unlight albümleriyle bir türlü o bağı kuramadım. Nedeni de herhalde her iki albümün Opus Nocturne ile beraber başlayan gümbür-gümbür Black Metal vahşiliyi yerine heavy/thrash etkileri bol Black Metal albümleri olmalarından kaynaklanıyor. Yani, genel olarak her ikisi de tür kapsamında güzel albümler tabii ki de ama Marduk ismiyle bir türlü bağdaştıramıyorum onları.

    Bu arada bir kaç gündür Marduk diskografisini baştan sona dinliyordum. Daha dün eski albümlerin isimlerini aratmıştım sitede. Şimdi bu albümün kritiğini görünce bir anlık “biri benim lastfm profilimi mi izliyo lan?!” demedim değil :D

  5. K I V O says:

    Wolves gibi bir şarkı tek başına bu albüme 10 puan verdirir bana.

  6. trivago says:

    echoes from the past tanımsız derecede güzel eser

    Noshophoros

    @trivago, Şarkıyı ilk dinlediğimde düşündüğüm şuydu; “O Marduk zamanında böyle bir parça mı bestelemiş ! “, tabi ki ben de aynı şeyi düşünmüştüm sonrasında, “tanımsız derecede güzel eser” olduğu konusunda.

  7. crowkiller says:

    Albümün en iyi şarkısı wolves bence, legion’lu polonya konseri performansını izlemenizi tavsiye ederim insanlık dışı

    https://www.youtube.com/watch?v=jblTyvH5-EY

    Noshophoros

    @crowkiller, Muazzam bir konser,geride bıraktığımız yaz bir akşam oturup tamamını izlemiştim. Legion’a hayran olmamak elde değil gerçekten. Her ne kadar albümden en çok “On Darkened Wings” parçasını dinliyor olsam da, albümün en iyi şarkısının “Wolves” olduğu konusunda sana yüzde yüz katılıyorum. Yalnız bence o konserde esas insanlık dışı performans “Darkness It Shall Be” parçasındaydı, bir insanın nefesi öyle bir şarkıyı o şekilde söylemeye nasıl yetebilir aklım hala almıyor.

    Ouz

    @Noshophoros, Legion’ı nasıl özlemişim yahu.

    https://tinyurl.com/y49pqpdv

    Noshophoros

    @Ouz, Tırstım yahu Legion’u birden karşımda öyle görünce :D Ama özlenmeyecek gibi değil haklısın.

    Ouz

    @Noshophoros, Haha, Türk korku filmi afişlerinden fırlamışçasına bir poz.

  8. Ouz says:

    Kaç yüz kere dinledim, kaç yüz kere dinlerken neler hayal ettim, albüme adını veren şarkının ilk saniyelerindeki değişimi ilk işittiğimde yüzümün şekli nasıl değişti… Bu albümü dinlerken doğrudan geçmişe ışınlanıyorum; VCD’den mp3 dinlerken güya ÖSS testi çözdüğüm, müzik setinin karşısına oturup “Echoes From the Past” eşliğinde ruh halimin farklılaştığı, aynı albümü benden başka seven birileri olmadığı için üzerine uzun uzadıya konuşamadığım zamanlara. Marduk’un sadece bu albümü bile nice black metal grubunu mezara sokar, o kadar sağlam bir iştir.

    Ellerine sağlık Emir, sitedeki dev bir eksik daha giderilmiş oldu sayende.

    Noshophoros

    @Ouz, Çok teşekkür ederim, işte böyle böyle, yavaş yavaş sitede göze çarpan eksikleri giderebilirsek muhteşem olacak.

    “aynı albümü benden başka seven birileri olmadığı için üzerine uzun uzadıya konuşamadığım zamanlara”, çok doğru, yurt odasında bir başıma sabahın 3′ünde 4′ünde Dissection’ı keşfettiğim zamanları ve onun gibi daha nicelerini hatırlattın bana.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.