# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
SERMON – Birth of the Marvellous
| 19.05.2019

Yılın en iyi ilk albümlerinden birine daha merhaba deyin.

İngiltere’nin metalin icat etmesi sonrasında, zaman içerisinde belirli türlerde bocaladığına, nispeten geride kaldığına tanık olduk. Black metal bunlardan biri. Thrash metal bunlardan biri. “LAN BİLMEM KİM VAR NASIL GERİDE KALMAK?!!?!?!?!” demeden önce, Avrupa’nın çevre ülkelerinin bu türlerde çok daha öne çıkması dolayısıyla İngiltere’nin nispeten arkalara oturmak durumda kalmasından bahsediyorum.

Geride kalınan bu türlerden biri de, her ne kadar THRESHOLD, TESSERACT, HAKEN gibi önemli gruplar çıkarmış olsa da ABD ve İskandinavya’nın gerisinde kalan progresif metal.

Lakin hiçbir zaman hiçbir şey için geç olmadığından, İngiltere’nin türe yaptığı bu yeni katkıyı sizlere tanıtmaktan mutluluk duyuyorum. Grubumuz SERMON, İngilizler, esasen tek kişilik bir proje ve bu kişinin kim olduğu da belli değil. Bu anonimlik içerisinde SERMON ilk albümü “Birth of the Marvellous”ı çıkardı ve bana kalırsa yılın en iyi ilk albümlerinden birine imza attı.

“Birth of the Marvellous”ı çok detaylı şekilde de açıklayabilirim, aşırı kısa şekilde de. Önce aşırı kısa versiyonu yazayım:

Son dönem KATATONIA + PORCUPINE TREE + SOEN = SERMON

Grubun çok yüzeysel tarifi gerçekten bu kadar basit. KATATONIA’nın son 3-4 albümündeki atmosferi, beste yapılarını, atmosferi, vokal karakterini alın; üstüne bir miktar PORCUPINE TREE naifliği ve SOEN progresifliği ekleyin ve alın size mis gibi bir SERMON.

Elbette ki grubu bu kadarla bırakmayacağız, zira “Birth of the Marvellous” çok daha fazlasını hak ediyor. Öncelikle albümün çok bütünlüklü, acıklı ama bir yandan da aydınlık bir havası var. Tıpkı KATATONIA’nın “düştüm ama umudum” var karakterli şarkıları gibi. Vokaller “Birth of the Marellous”ın şekillenmesi konusunda büyük rol oynuyorlar. Jonas Renkse ekolünü fazlasıyla benimseyen adını bilmediğimiz arkadaş (kendisinden “Him” olarak bahsediyor), KATATONIA, son dönem ANATHEMA, RIVERSIDE gibi oluşumları sevenlerin mutlaka yakınlık kurabileceği bir performansla SERMON’u soframıza koyuyor.

Grupta yer aldığını bildiğimiz tek gerçek kişi ise davullardan sorumlu olan VADER davulcusu James Stewart. Çok genç yaşta girdiği VADER’da harikalar yaratan, sonradan BLOODSHOT DAWN’a giren ve dolayısıyla ekstrem metal davulculuğu adına varını yoğunu bize gösteren Stewart, böylesi eklektik bir müziğe de eşlik edebileceğini, hatta yukarılara çıkarabileceğini açık açık gösteriyor ve yeteneklerinin sadece sürat, öküzlük, kan, ter olmadığını kanıtlıyor. Tabii esas konu bu vokalin, gitarın, davulun nasıl kullanıldığı. Adı sanı belli olmayan arkadaşımız bu 40 dakika içerisinde bize sürükleyici, birbirlerinden ayrışan, kendi kişiliklerini kazanan 7 tane şarkı sunuyor ve hepsi de tatlı tatlı akan, zaman zaman kayalarla karşılaşıp ortalığa köpükler saçan, eğimlere geldiğinde hızlanan bir ırmak gibi kendini dinletmeyi başarıyor. SERMON acele etmiyor, duygusunu her an koruyor, sahip olduğu güçleri ve ileride yapabilecekleri tek tek sergiliyor.

Şimdilik çok az bileni, çok az dinleyeni olan SERMON’u keşfedin, menünüze ekleyin ve böylesi idealist, tutkulu, inanarak yapılan işlerin daha iyi noktalara daha çabuk ulaşmaları adına üzerinize düşeni yapın. SERMON samimi bir proje ve “Birth of the Marvellous” da bir ilk albüm olduğu düşünüldüğünde yapması gerekeni ve hatta fazlasını pek güzel yapıyor.

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.18/10, Toplam oy: 17)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2019
Şirket
El Emeği Göz Nûru Plakçılık
Kadro
Him: Davul hariç her şey
James Steward: Davul
Şarkılar
1. The Descend
2. Festival
3. The Drift
4. Contrition
5. Chasm
6. The Preacher
7. The Rise of Desiderata
  Yorum alanı

“SERMON – Birth of the Marvellous” yazısına 6 yorum var

  1. crowkiller says:

    Ahmet Saraçoğlu bu kadar albümü detaylı şekilde nasıl dinleyebiliyorsun gerçekten merak ediyorum, ben yeni bir şey dinlerken eğer aşırı iyi değilse direkt kopuyorum ve başka bir şeye geçiyorum

    Ahmet Saraçoğlu

    @crowkiller, yaklaşık 20 yıldır yapınca, bir de tercüman olduğum ve serbest çalıştığım için çalışırken dinlemek mümkün olunca, sorun olmuyor. Ben iyi kötü oluşuna göre değil, değerlendirme bilinciyle dinlediğim için kopma olmuyor.

  2. 9yearsago says:

    Grup çok fazla “build-up” yapıyor, seni biraz sonra evire çevire tokatlayacakmış gibi bir hazırlığa sokuyor ama müteakiben verdikleri bu hazırlığı karşılamıyor. Bu kadar acıkmanın karşılığında uzattığı kaşığın hepsi dolu değil ne yazık ki. O zirve noktayı yaşayamıyorsun, hep ritme kapılıp ekstrem duygu yüklü bir yükselişle kayıp gidesin geliyor ama grup bunu yapmaktan geri duruyor.

    Bilinçli yapılmışsa bana bu tarz uygun değil, bu fikri beğenmedim derim ama farkında değillerse bir kusur bu.

    Onun dışında vokaller ve davullar şahane.

    3,5/5

  3. agrypnie says:

    Bence abartılı bir puanlama ve kritik olmuş.Eğer bu senenin en iyi albümlerinden olacaksa vasat bi sene geçirecez demektir. Ki öyle bir düşüncem de hiç oluşmadı şuana dek çıkan albümlere bakınca

    Koralp

    @agrypnie, yılın en iyi albümlerinden değil, “yılın en iyi ilk albümlerinden” denmiş kritikte.

  4. bora says:

    the drift ne şarkıymış öyle bayıldım.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.