# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
ORPHANED LAND – Unsung Prophets & Dead Messiahs
| 10.02.2018

Aradığınız peygambere şu anda ulaşılamıyor.

ORPHANED LAND ile tanışmam aslında nispeten geç oldu diyebilirim. Doksanların ikinci yarısında, metalle ciddi düşünmeye başladığım sıralarda grubun adını çeşitli yerlerde duyuyor, ancak nedense bir türlü üstüne eğilme ihtiyacı hissetmiyordum. Sanırım bunun başlıca sebebi; Orta Doğu ezgilerinin, alışık olduğumuz oryantal tatların metalde yeri olmadığını düşünmemdi.

Aşırı yağmurlu bir sonbahar günü Bolu’daki bir dağ evinde ilk kez dinlediğim “Mabool” ile bu düşüncelerim temelli altüst olmuş, bırakın bu oryantal tatların metalde kullanılabileceğini düşünmeyi, ORPHANED LAND’in müziğine resmen aşık olmuştum. “Mabool”, şüphesiz ki o ana dek dinlediğim en güzel, en eşsiz şeylerden biriydi. Hâlâ da öyle.

“ORwarriOR” çıktığında ““Mabool” kadar iyi değil” düşüncesini bir türlü kafamdan atamadığımdan o albüme hiçbir şekilde alışamadım. Neden bilmiyorum; albümde çok güzel şeyler var ama benim açımdan o albüm üzerinde bir uğursuzluk oldu ve “Mabool”un kılıcı “ORwarriOR”ın üzerinden maalesef bir türlü gitmedi. Olmadı; içselleştiremedim ve “ORwarriOR” -yine maalesef- benim için pek bir şey ifade edemeyen bir albüm oldu. Hâlâ da öyle.

“All is One” çıktığında ORPHANED LAND’den biraz uzaklaşmıştım. Dinle imanla işi olmayan bir insan evladı olarak; grubun herkesi kucaklama ve hepimizin kardeş olduğunu hatırlatma uğruna biraz sulandığını düşünüyordum. İsrailli bir grup olarak yaptıkları şeyler, verdikleri mesajlar elbette ki değerliydi, ancak bir yerden sonra içimin dışımın cami halısı, sinagog sandalyesi, kilise mumu koktuğunu hissedince “birader anladık çok barışçıl, çok hümanistsiniz ama tadında bıraksak?” hüviyetine girdim. Dolayısıyla “All is One” da benim için mesajlar ve duyarlılık içinde sıkışmış yumuşak bir bohçaya dönüştü. Hâlâ da öyle.

Yıllar geçti, ORPHANED LAND ciddi kadro değişiklikleri yaşadı. “Mabool”daki kadronun neredeyse tamamen dağılması ve grubun KOBİ FARHİ VE YETİMLER’e dönüşmesi de ORPHANED LAND’i benden uzaklaştıran sebeplerden biri oldu. Tam da bu sırada grup yeni albüm haberini verdi. “Eski günlere dönüyoruz, sert vokaller geri geliyor” falan deyince ben de grubun eski hayranları gibi liseli bir kız edasıyla “Yhaa çitten mieeeee” diye sevindirik oldum. Yine de beklentilerimi yükselttiğimi söyleyemem. Zira biz o köklere dönüşleri, o “hayranların istediğini onlara vereceğiz”leri çok görmüştük…

Ve nihayet geldik “Unsung Prophets & Dead Messiahs”a.

Söyleyebileceğimiz ilk şey, albümün dinleyicilerden ve basından gelen yorumlara/tepkilere bariz şekilde kulak verilerek yazılmış olduğu. Olayın müzikalite kısmına geçmeden önce, ORPHANED LAND’in müzikal kimliğini gerçekten de “All is One” öncesine döndürdüğünü söyleyebiliriz. Bu açıdan bakıldığında albümün gerçek anlamda bir “folk etkili progresif metal” albümü olduğu açık. Sadece bunu söyleyerek tatmin olabilseydik her şey çok kolay olurdu, ancak köklere dönüşün ne derece anlamlı ve içi dolu yapıldığı da önemli. Bu noktada ORPHANED LAND’in hakkını vermek lazım. Grup gerçekten de bir hayli detaylı, iç içe geçen, katman katman örülen bir albüm yaratmış. Göz boyamaktan çok daha fazlasını yapan düzenlemeler, oryantal esintilerin hem civelek hem de karanlık taraflarını kullanan bir folk anlayışı ve Kobi’nin vokalleriyle alçalıp yükselen bildiğimiz ORPHANED LAND kimliği.

Albümü 50 kez falan dinlemiş bir insan olarak, “Unsung Prophets & Dead Messiahs”ta sergilenen şeyin değerli olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar ortada bir başyapıt yoksa da, Kobi ve ekibi 5 yıl boyunca, hem de Yossi’siz olarak elinden gelenin en iyisini ortaya koymuş. In Propaganda gibi, Like Orpheus gibi çok iyi, akılda kalıcı ve ayakları yere sağlam basan şarkıların yanı sıra, grubun etnik tarafını yansıtan olaylar da bolca kullanılmış. Albümün ne kadar bütünlüklü ve tutarlı olduğu her dinleyici için farklı olabilir, ancak ben duyduklarımdan yeterli düzeyde memnunum.

Kapağından kabak gibi belli olduğu üzere siyasi göndermelerle dolu konsept sözleri olan albüm, yer yer kendi dediklerini “bip”leyip sansürlemek gibi ilginç fikirlerle de bu konseptin altını dolduruyor. Neyse ki grup bu kez müziğini mesajının altında ezdirmiyor ve sözleri hiç sallamasanız bile keyif alabileceğiniz bir şey ortaya çıkıyor. Vokal çeşitliliği, rifler, nakarat melodileri gibi pek çok konuda yeterli başarıya ulaşan albüm, Yossi’nin eksikliğini ise elbette ki sololarda çekiyor. Hansi Kürsch, Tomas Lindberg (o nası karga bir ses Tompa?) ve GENESIS’ten Steve Hackett’i konuk olarak barındıran albüm; her türlü duyguyu denk şekilde yansıtması ve ORPHANED LAND adına yapılması gerekenleri -akıl almaz olmasa da- yeterli ve belli kalitenin üstünde sunmasıyla geçer not alıyor.

“Unsung Prophets & Dead Messiahs” bana göre grubun “Mabool” sonrası en iyi albümü. “Mabool” ile benzer bulduğum çok az yönü olmasına ve çoğunlukla yeni şeyler denemesine rağmen dağılmayan, tutarlı olmayı bilen bir album yaptıkları için Kobi’yi ve ORPHANED LAND’I kutluyorum.

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.61/10, Toplam oy: 33)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2018
Şirket
Century Media Records
Kadro
Kobi Farhi: Vokal
Chen Balbus: Gitar
Idan Amsalem: Gitar, buzuki
Uri Zelcha: Bas
Matan Shmuely: Davul, perküsyon

Konuk:
Mümin Sesler: Ud, zither
Hansi Kürsch: Vokal (7)
Tomas Lindberg: Vokal (12)
Steve Hackett: Lead gitar (6)
Şarkılar
01. The Cave
02. We Do Not Resist
03. In Propaganda
04. All Knowing Eye
05. Yedidi
06. Chains Fall To Gravity
07. Like Orpheus
08. Poets Of Prophetic Messianism
09. Left Behind
10. My Brother’s Keeper
11. Take My Hand
12. Only The Dead Have Seen The End Of War
13. The Manifest – Epilogue
  Yorum alanı

“ORPHANED LAND – Unsung Prophets & Dead Messiahs” yazısına 6 yorum var

  1. Ayhan says:

    Mabool’den sonraki en iyi OL albümü. Bu albümdeki prodüksiyon ve mastering Mabool’de olsa tüm zamanların albümü bile olur ama Mabool bu noktada gerçekten zayıf.

    The Cave ve Only The Dead… OL’nin yapmış olduğu en iyi parçalar arasında ilk 5’te olur. Benim bu albüme notum en az 95 olur. 100’ü insanı yormadan dinlenecek kaliteye getirilmiş, yağ gibi akan Mabool’a saklıyorum. Grupların ‘hep b*ku kendim yapayım’ mantığından çıkıp işi ehillere vermesi çok önemli. Bknz. All is One öncesi ve sonrası OL!

  2. Osman says:

    Kritikte yazan her şeye katılıyorum. Yalnız bundan sonra OL konuk vokalist kullanmasın. Herifin yanında Tompa bile zayıf kalıyor.

  3. ytncl says:

    Mabool’dan sonraki en iyi albüm görüşlerine katılmıyorum. Orwarrior enstrümantal olarak Mabool kadar olmasa da, ruhani ve duygusal olarak gayet tatmin edici bir albüm.

    Bu albüme gelirsek, ortalama üzeri ama eski OL tadı yok. Yossi’yi fena aratıyor. Buna rağmen bazı etnik ögeler ve konuklarla bir şekilde albeni yaratıyor. Konuk demişken, Tompa fena sıçmış, en iyi zamanlarında dahi vokalini beğenmezdim ama artık sesi çıkmaz hale gelmiş.

    7,5/10.

    Nox

    @ytncl, Bu sitede Orwarrior’un hakkı neden bu kadar yeniyor hiç anlamam.

    ytncl

    @Nox, Yanlış hatırlamıyorsam ayrılan yazarlardan birinin gayet hakkını veren bir kritiği vardı. Ben de bu yorumları görünce yazasım geldi. Orwarrior hala favori ikinci albümüm.

  4. Kaan says:

    Grubun adını en az 20 yıldır duymakla beraber bu albümde tanımış oldum. Çok hoş bir müzik, ilk fırsatta rakı içerken dinleyeceğim.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.