# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
MACHINE HEAD – Catharsis
| 30.01.2018

MACHINE HEAD sağ olsun ortamı hazırlamış, şöyle güzelce içimizi dökelim.

İnsan bazen bir şekilde, yaklaşan bir şeyin iyi mi kötü mü olacağını kestirebiliyor. Bu olay özellikle müzik konusunda gayet sık yaşanan bir durum. Çıkacak bir albümün öncesinde yapılan yorumlar, ilk single’lar, demeçler, şunlar bunlar, size hissettiriyor: anlaşıldı, canımı sıkacak bir şeyler geliyor…

Konu MACHINE HEAD olduğundaysa bu durum bir basamak daha atlıyor -Robb Flynn sağ olsun- ve “yine nasıl bir boğa kakasıyla karşılaşacağız acaba”ya dönüşüyor.

MACHINE HEAD konusunda uzunca bir süre ön yargılı olmamaya çalışan bir dinleyiciyim. Grupla en olmayacak albüm olan “The Burning Red” çıktığında tanışmış, “Aesthetics of Hate” gibi bazı şarkılarını çok sevmiş, lakin göklere çıkarılan “The Blackening” de dâhil olmak üzere grubun 2000 sonrası hiçbir albümünü tam olarak sevmemiştim. “Burn My Eyes” günlerine dönseler gibi anlamsız düşüncelere de sahip olmadığımdan, MACHINE HEAD’i bir hayranı olmadan, “acaba ne yapacaklar?” tarzı bir dış gözlemle takip etmeye devam ettim.

2016’da çıkan ve kapağında gözyaşı olacak kadar düşen duyarlı sümüklü bebe şarkısı “Is There Anybody Out There?” gibi utanç verici işler yapmasından tutun da, Anselmo’nun “white power” olayından sonra çektiği yarrak kafalı videoya kadar; Robb Flynn’in tutarsızlık, trendlerin peşinde koşma, her dönemin adamı olma gibi konulardaki bayraktarlığı hepimizin malumu. “Catharsis”ten önce yaptığı “bir daha “Burn My Eyes” gibi bir album yapmam” açıklaması, artık pek metal dinlemediğini söylemesi gibi durumlarla birlikte “Catharsis”in de sıkıntılı bir arkadaş olacağı bayağı belli gibiydi.

Albümü dinlediğiniz ilk seferde rahatça fark ettiğiniz en açık şey, MACHINE HEAD’in metal tarafını; pratikte çok kolay dinlenir, ancak uygulamada insanı bezdiren bir dengesizlik karakterine çevirmiş olması. 25 yıl önce bir anlamı olan nu metale bir kez daha sırtını yaslaması, açık şekilde “The Burning Red”e yakın duran şeyler içermesi, albüm içindeki kopukluğun kabak gibi ortada oluşu gibi unsurlar “Catharsis”i baştan sakat doğuran olaylardan birkaçı. Böylesi yaratıcılık eksikliği çekmesine ve eski günlerden, sağdan soldan alıntılanmış fikirlerle dolu karakter yoksunu bir müzik barındırmasına rağmen inanılmaz (dayanılmaz) şekilde 75 dakika sürüyor oluşu da olacak iş değil. Bu kadar deneyimli adamların bu albümün 75 dakikalık konsantrasyonu sağlayamayacağını görmemiş olmaları cidden enteresan.

Yayınlanan single’lara baktığımızda birbirinden alakasız karakterler görmüştük. Albüme dair karşılaştığımız ilk şey olan ve STRAPPING YOUNG LAD’in “Love?”ını güpegündüz çalan “Beyond the Pale”, duyarlı sözleri ve şiir videosuyla cringe’in dibine vuran ne idüğü belirsiz “Bastards”, akabinde yayınlanan ve “tamam be oğlum, yine metaliz merak etme” göz boyamasındaki Kaleidescope gibi şarkılar, “Catharsis”in her yönüyle S.O.S. vermesini sağlayan ilk göstergelerdi. Albümü baştan sona dinlediğimizde karşımıza çıkansa tüm bunları aşan ve topyekûn bir saçmalama olarak gördüğüm 15 şarkılık bir bayıklık, vasatlık ve utanç tablosu.

Albümün genelinde Corey Taylor’lığa soyunan Flynn’e “Triple Beam” gibi bir rap metal şarkısını, hem de kariyerinin bu döneminde yaptıran motivasyon nedir cidden merak ediyorum. Robb Flynn bunca yıl sonra hâlâ antipatikliğini artırabiliyor ya, ben buna şaşırıyorum.

“Catharsis”e dair en tatsız konu ise; albümün tutarsızlığından değil, bu tutarsızlığı kalitesi düşük, yaratıcılığı eksik ve tavır olarak da antipatik biçimde yaratıyor oluşu. Grubun bir önceki albümü “Bloodstone & Diamonds” da süper bir şey değildi, onda da bir anda ortaya çıkan 7 telli gitarla djent mjent sevdasına bürünülüyordu, ancak o albüm en azından ayakları yere basan, sound’uyla, şarkı dizilimiyle tutarlı bir çalışmaydı. “Catharsis”e bakınca, kapağında doksanların dandik gotik gruplarını anımsatan uyduruk bir görsel, ilk şarkısından son şarkısına kadar da “Niye var ki bu şarkı? Niye yaptınız ki?” dedirten bir müzikal kimlik var.

Akılda kalıcı rif desen yok, şarkılar arası bağlantı yok, dinleyicinin içselleştirip empati kurabileceği bir samimiyet yok, ama Flynn’in şovmenlik ve “artık sikime takmıyorum” uğruna piç ettiği ve hatta dinlenemez kıldığı şarkılar istemediğin kadar çok… Burada anlamadığım, tüm suçu attığımız Robb Flynn’in MACHINE HEAD’in diğer üyelerini tam bir patron olarak yönettiği ve ne isterse onu çaldırdığı mı, yoksa bu dört adamın da bu 75 dakikalık müzik için “abi cidden süper oldu, harika oldu, MACHINE HEAD 2018’de tam da bu albümü çıkarmalı” diye mi düşündüğü. İlkiyse sıkıntı yok; “malın önde gidenisin Robb” der işin içinden çıkarız. Ama ikincisiyse, vah ki ne vah.

Hope Begets Hope, Screaming at the Sun, Heavy Lies the Crown gibi şarkılarda etkileyici bölümler, fikirler var; albümün tamamen çöp olduğundan söz etmek de kolaya kaçmak olur. Ancak şarkılar arası geçişler, bütünlük, sıralama o kadar dengesiz ki, “Catharsis” size gerçekten de bir katarsis yaşatmak istercesine içine girmenize müsaade etmiyor. Mesela Screaming at the Sun ile Heavy Lies the Crown’ın arasında Behind a Mask’in ne alakası var diye sormadan edemiyor insan. Gerçekten…

Belki bazıları için sert bir yorum olacak, ama tutarlılık ve amaçlanan şey göz önünde bulundurulduğunda “The Burning Red”in “Catharsis”ten daha iyi bir albüm olduğunu düşünüyorum. Nu metal falan ama en azından “Ben bunu amaçladım, bunu yapıyorum” diyebiliyor. “The Burning Red”de Flynn saçlarını jöleyle dikleştirip turuncu tulumlar giyiyor, gerektiği yerde rap yapıyor, gerektiğinde türün büyüklerini taklit ediyor. Ama “Catharsis”te aşırı derecede boşlukta gezinen bir kimliksizlik var. Sipsinirli bir Robb Flynn, dünyaya tepki kusan sözler, bu sözleri içinde barındıran pozitif sound’lu enerjik şarkılar, bir anda giren rap vokaller, durup dururken sakinleşip duyar kasan şarkılar, şunlar bunlar…

Çok bile yazdım ama insan bazen fırsatını bulunca içindeki her şeyi dökmek istiyor. “Catharsis” MACHINE HEAD’in bugüne dek çıkardığı en kötü albüm. Hayal kırıklığı olamayacak kadar kötü bir albüm.

3/10
Albümün okur notu: 12345678910 (2.77/10, Toplam oy: 62)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2018
Şirket
Nuclear Blast
Kadro
Robb Flynn: Vokal, gitar
Phil Demmel: Gitar
Jared MacEachern: Bas
Dave McClain: Davul
Şarkılar
1. Volatile
2. Catharsis
3. Beyond the Pale
4. California Bleeding
5. Triple Beam
6. Kaleidoscope
7. Bastards
8. Hope Begets Hope
9. Screaming at the Sun
10. Behind a Mask
11. Heavy Lies the Crown
12. Psychotic
13. Grind You Down
14. Razorblade Smile
15. Eulogy
  Yorum alanı

“MACHINE HEAD – Catharsis” yazısına 18 yorum var

  1. x23 says:

    barnes in teknik metal, flynn in hardcore cabaları. belli bir yastan sonra deneysel işlere girmemek mi lazım yoksa tıkanınca gidebilmeyi bilmek mi lazım. annihilator e bak adamlar 2018 yılında 80 lerin 90 ların “ayırt edici ölçüde” gazını veriyor hala.

  2. FardaT says:

    İncelemeye aynen katılıyorum, albümü sonuna kadar dinlemek için baya bi sabretmem gerekti ,hatta bazı şarkılar o kadar sıkıcıydıki yarısında diğer şarkıya atlamak zorunda kaldım,zaten şarkıların bazıları bence şarkı bile değil arka planında müzik çalan şiir okuması gibi birşey, bunca yıldır machine head dinlerim böyle rezalet görmedim.

  3. gXnn says:

    dünyanın en overrated grubu Machine Head. beste konsept imaj falan yıllardır tamamdır diyeceğimiz bir şey olmadı.. herşey karmakarışık. bu yıla kadar geldiler. valla helal olsun.

  4. Godless Killing Machine says:

    15 şarkı nedir grindcore mu yapıyorsun be kardeşim. Yalan dolan baştan savma bir iş yaptıkları şuradan bile belli oluyor.

  5. Greenlandic says:

    Ahmet Saraçoğlu daha önce The Burning Red’in en sevdiği Machine Head albümü olduğunu yazmıştı. Bende bu fikirdeyim ve bu yüzden 2018 yılında dahi sırtını nu metale yaslamasını yanlış görmüyorum çünkü Machine Head bu tarzı gayet güzel icra ediyor. Bu albüm The Burning Red’in kalitesine yaklaşamıyor o ayrı.

    “Kimliksizlik” gibi tespitlere ise katılıyorum. Belki dinledikçe albüme daha çok alışırım.

  6. Evrim says:

    The Blackening’i gerçekten bu grup mu yaptı? demekki ne oldum demeyeceksin…

  7. Mecha says:

    Sayın Ahmet Saraçoğlu, gerçekten Anselmo’nun “white power”ı gibi aşırı ırkçı bir hareketi savunduğunuzu mu okuyorum?

    Ahmet Saraçoğlu

    @Mecha, tabii ki hayır, o cümleden o sonucu çıkarmak cidden emek istiyor. Anselmo’nun saçma sapan ve kabul edilemez bir şey yapması, ona yönelik tüm cevapların anlamlı ve takdir edilesi olduğu anlamını taşımaz herhalde.

    LifeHunter

    @Mecha, Anselmo’nun söylediği ve yaptığı hareketleri ciddiye almak ne kadar doğru bir şey işin o boyutu var. Adam 18 yaşından beri aynı kişiliğe sahip. Bir an gaza gelip saçma sapan hareketler yapar tuhaf şeyler söyler,sonra hata yaptığını anlayıp özür diler. Zamanında Dime hakkında ileri geri konuştuğunda da aynı şeyler oldu. Dolayısı ile Anselmo’nun yaptığı şeyleri ciddiye alıp ona karşı bir kin beslemek ve Rob Flyn’in yaptığı gibi saçma sapan cevaplar vermeye kalkışmak anlamsız hareketler. Herif kalktı kaç yaşında özür videosu çekti bu kadar da adamın üstüne gidilmezki, bir zamanların en badass frontmanini o halde görünce benim bile içim burkuldu ayıptır günahtır. Anselmodur,ne yapsa yeridir o yüzden şu adamın üzerine gitmeyin bu kadar zaten yaşlı başlı adam.

  8. Osman says:

    Admin bey sırf machine head yeni şeyler deniyor diye eleştiriyosunuz. Hiç rep yapıp sonra ballada sonra beatdown hardkora bağlayan şarkı duydunuzmu? Veya ben hiçbirşeyi siklemiyom diyip ardından duyar kasan sözlerin olduğu? Ben görmedim ve machine headi büyük grup yapan budur. Ya robb flynn reyiz kadar yetenekli olmadığınız için kıskanıyorsunuz veya ırkçı, nazi ve trumpçısnız. Bu kritik beni çok sinirlendirdi, sinirimden slam poetry disi yazdım.

    Yo
    Fuck the world
    I don’t give a fuck
    No no no no no admin bey
    Fuck you

  9. Gökhan Koro says:

    Ahmet’e görüşlerinde katılamayacağımı belirtmek istedim. Kendisine yorumlarından ötürü saygı duymakla birlikte, yine aynı şekilde Ahmet’in yaptığı gibi uygunsuz bulduğum bazı ahkamları kesecek halim yok.

    Taş gibi albüm olmuş, ne burada verilen puana, ne de yorumlara takılmayın, dinleyin dinletin derim.

  10. deadhouse says:

    Yaptığın işi sikeyim Robb Flynn.

  11. Azarod says:

    @deadhouse, Sayın admin, sen bu albüme yorum yazacak kadar bu grubu tanımıyorsun. Yeni albümü benzettiğin ve övdüğün burning red ‘de machine head tarihinin en kötü gitaristi çalıyordu. Düz ve vasat bir gitarist ti. Şutlandı. Yeni albümdeki soloları tekrar bi dinle istersen.. Phil Demmel farkını anlayacaksın diye umuyorum.Hiç bir machine head albümüne önyargılı yorum yazmamalısın. Hiç bir gruba benzemez, aylar geçer aa bu parça iyiymiş ben nasıl beğenmemisim diyebilirsin. Parça
    bazında yorum yapman gerekirdi.

    Saygılar…

    Osman

    @Azarod, haklısın dostum bende bir machine head olarak sana hak veriyorum rob flyne çok kötü davranılıyor duyarlı olmak lazım niye yükleniyosunuz rob flyne. gerçi sikimde diil ama çok sinirimi bozuyo böyle negativite dostum \m/

  12. Plot Device says:

    Robb Flynn ne yapsa suçlu zaten.

    O günkü popüler işi yapar ve her devrin adamı derler.

    20 sene önceki ve popüler olmayan sevdiği işi yapar, sonra neden 20 sene önceki şeyi yapıyor gereksiz denir.

    Ya cidden Machine Head’i seven ve objektif olacak biri kritik yapsın.

  13. stomer says:

    Dave McClain gibi bir davulcunun bu grupta çalıyor olması bir trajedidir.

  14. Cagatay says:

    Bu ne robb flynn dusmanligidir ya? Machine F**n Head live albumundeki hangi sarki ya da hangi performans overrated?

  15. junkman afatsum says:

    Kritik tam anlamıyla cahillik abidesi gibi bu anlamda müthiş iş çıkarılmış. Cool olmanın başka bir yolu sanırım bu tavır. Neyse sanırım cool arkadaşın başka bir problemi var Machine Fucking Head adlı grupla!

    Albüme gelirsek açıkçası yüksek bir beklentim yoktu albüm öncesi Burn My Eyes, The Blackening gibi bir başyapıt veya en azından Through the Ashes of Empires, Unto the Locust gibi bir çok iyi bir albüm çıkartmasını beklemiyordum. Bu yönden bir hayal kırıklığı yok albümün.

    Bu albümdeki temel sıkıntı Thrash kafasından çıkıp Nu kafalarına bulaşması ve vasat şarkı yapıları. Vasat diyorum çünkü kötü değil sadece Machine Head standardında olmamış ham kalmış parçalar var yinede bir kaç çok iyi parçalarında olduğunu göz ardı etmemek lazım. Kritikle tek ortak noktam ise albümün gereksiz uzun olmasıdır.

    Son olarak notum 6.5/10..

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.