# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
MACHINE HEAD – Bloodstone & Diamonds
| 18.11.2014

Subjektivizm.

MACHINE HEAD’le ilgili çok dengesiz bir ilişkim var. Grubu ilk olarak 1999 yılında, açık ara en sevilmeyen MACHINE HEAD albümü olan “Burning Red”le tanımıştım. “Burn My Eyes”ı ve “The More Things Change…”i bilmeyen ve o sıralarda fazlasıyla revaçta olan nu metalden de pek çok örneğe maruz kalan biri olarak, o albümdeki MACHINE HEAD’i sevmiştim. Hâlâ da aynı şekilde düşünüyorum; “Burning Red”, yapılmak istenen şey düşünüldüğünde iyi bir albüm bence.

Robb Flynn’in o dönem revaçta olan neyse onun izinden gitmeyi alışkanlık haline getirmesi dolayısıyla grup, albümden albüme akımların peşinden gitmiş ve “The Blackening“le de çoğu insana göre en iyi MACHINE HEAD albümünü çıkarmıştı.

Ben o insanlardan biri değildim.

“The Blackening” kötü bir albüm değildi elbette, ancak ben bu sound’u grubun üzerine tam oturtamıyordum, genel olarak yapmacık buluyordum ve tüm bu epikliğin altında o kadar da güçlü bir müzik olduğuna inanmıyordum. Hâlâ da inanmıyorum.

Unto the Locust“a ise genel olarak ısınamadım, sevmedim, bazı açılardan son derece itici buldum. Bu beklentisizlik içinde dinledim “Bloodstone & Diamonds”ı.

Bence “Bloodstone & Diamond”, “Unto the Locust”tan çok daha iyi bir albüm. “The Blackening”de yapılmak isteneni de daha samimi şekilde sunan ve dinlemesi büyük oranda gayet keyifli bir albüm.

MACHINE HEAD gerçekten garip bir grup. Seveni de çok, nefret edeni de. Yaptıklarını çok beğenen de var, hiç beğenmeyen de. Dolayısıyla neredeyse hiçbir konuda gruba dair bir ortak uzlaşı yok. Bu nedenle MACHINE HEAD konusunda okuduğum, duyduğum her türlü şeyi kabul edebilirim; zira zevkler/renkler muhabbetini fazlasıyla gündeme getiren bir grup.

“Bloodstone & Diamond”ı beğenmiş olmamın sebeplerinden biri albümün prodüksiyonu. Şarkıların profesyonel ellerden çıktıkları, en ince ayrıntısına kadar uğraşıldıkları o kadar belli ki; amatör ellerde sıradan olabilecek pek çok bölüm, hatta şarkı, Colin Richardson ve Flynn’in ellerinde gerçekten de çekici hale getirilmişler. Albümü açan Now We Die’la birlikte başlayan iyi fikirler, ilk altı şarkı boyunca devam ediyor. Kendini tekrarlamadan, adeta içerdiği fikirleri takdir ettire ettire ilerliyor albüm.

Yedinci şarkı ile birlikte “Bloodstone & Diamond”ın ilginçliği biraz düşmeye başlıyor ve daha standart, daha düz bir yöne kayıyor albüm. 7 telli gitarla çalınan Beneath the Silt’te çok eğlendiğimi söyleyemem. Başka şarkılarda da biraz yer doldurma havası sezildiğini düşünüyorum. Son şarkı Take Me Through the Fire ise güzel olmasının yanında, tam bir TRIVIUM şarkısı.

Robb Flynn albüm boyunca çok iyi bi vokal performansı sunuyor. Albümün en çok parlayan özelliği bence Flynn’in inandırıcı vokalleri. Sail to the Black’te hüznü, Night of Long Knives çirkinliği, Eyes of the Dead’de öfkeyi gerçekten de hissettiriyor. Yeni basçı Jared MacEachern’nin gayet duyulur şekilde yer aldığı, davulun her zamanki gibi görevini gayet iyi yaptığı, gitarların da özellikle sololarda, melodilerde ve armonilerde baya döktürdüğü bir albüm “Bloodstone & Diamond”.

Şöyle bir bakınca ortada gerçekten kaliteli bir iş var ve harcanan emeği de takdir etmemek imkânsız. Dediğim gibi, albümün birkaç şarkı kısılarak daha güzel olabileceğini düşünüyorum, ancak bu tabii ki göreceli ve tamamen subjektif bir konu. Tıpkı MACHINE HEAD’e dair neredeyse diğer her şey gibi.

7,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.73/10, Toplam oy: 64)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2014
Şirket
Nuclear Blast
Kadro
Robb Flynn: Vokal, gitar
Jared MacEachern: Bas
Phil Demmel: Gitar
Dave McClain: Davul
Şarkılar
1. Now We Die
2. Killers & Kings
3. Ghosts Will Haunt My Bones
4. Night of Long Knives
5. Sail into the Black
6. Eyes of the Dead
7. Beneath the Silt
8. In Comes the Flood
9. Damage Inside
10. Game Over
11. Imaginal Cells
12. Take Me Through the Fire
  Yorum alanı

“MACHINE HEAD – Bloodstone & Diamonds” yazısına 23 yorum var

  1. saw you drown says:

    Machine Head gerçekten garip bir grup. Ve bu albüm de gerçekten iyi bir albüm. Rob iyi adamdır iyi. 8

  2. leavescars says:

    dinlenebilirlik-ticarilik dengesi “unto the locust”ta yerindeydi. Ilk izlenimim odur ki bu album kantarin topuzunu ticari tarafa fazla kacirmis.

  3. Confutatis says:

    Açıkcası albümü komple 5 kere filan dinleyebildim henüz.
    İnişli çıkışlı temposu vs geçtim
    beni aşırı irrite eden bir mevzu var o da Rob abimizin vokal tarzı ;
    bazı şarkılarda pop rock vokalistleri gibi böyle ergen nefes alıp vermeler filan inanın beni çok zorlardı.

    tamam hissiyat önemli de
    abi fazlası gerekiyor ak

  4. sacristy says:

    bilmiyorum,hata mı yapıyorum ama “the blackening” öncesi machine head’i sevmiyorum ben.the blackening de en sevdiğim albümler listemdedir hep…unto the locust’u da seviyorum,bu albümü de çok sevdim…dolayısıyla machine head için “davayı sattı” muhabbetine giremiyorum haliyle.
    mh’nin bu halinden gayet memnunum ben…

  5. edog says:

    böyle müzik yaparak hangi ticari başarıyı hedefleyebilirsiniz? milyonlarca albüm satışı mı? satmayacak. binlerce seyirciye çalmak mı? m.h. albümü çıkarmadan konser verse yine her zamanki kitleye çalar.

    eşşek gibi albüm yapmışlar, ticari micari düşünmeyi geçin de albümü dinleyin derim. keyif vermediyse de bir daha dinlemeyin :) çünkü bu tarz, ilk dinlediğinde seni yakalamıyorsa 2. de yakalaması daha da zor olur.

  6. Başer Çelebi says:

    Albümle ilgili daha önceden Ahmet’le konuşmuştuk ve aşağı yukarı aynı şeyleri düşünüyorduk. Evet albümün ilk yarısı şahane gerçekten. İkinci yarısında da enerji kaybı ve bir takım deneysel işler yer alıyor. Bu da baştan sona bir albüm dinlemeyi zorlaştırıyor.

    Düşüncem şu ki, Robb Flyyn hayatının 20 yılını verdiği Machine Head’i son 10 yılda metal sahnesinde güzel yerlere getirmek için çok uğraştı. “Supercharger” ile bir çöküş yaşandı. “Through The Ashes…” ile piyasalara geri dönüldü ve ardından da “The Blackening” ile yükseliş başladı. Nihayetinde, 2007′de festivallerde gündüz sahne alan grup artık gece sahne alıyor ve hatta kimi festivallerdeki headliner’ların arasında isimleri yazıyor bu sayede.

    Grubun bu başarısının en büyük sebepleri, Robb Flynn’in çalışkanlığı, iyi bir metal piyasası gözlemcisi olması, bu doğrultuda sürekli kendini güncellemesi, son olarak da gerçekten müzisyenliğinin iyi olması. Ne yaparsa yapsın akılda kalıcılık ve kulağa hitap etme konularında çok başarılı. O yüzden de geçmişte giriştiği deneme yanılma albümleri de aslında tek başlarına değerlendirildiğine gayet başarılı bence.

    Albüme geri dönecek olursak, burada grubun amacının da tam olarak ilk başta bahsettiğim gibi albümü ikiye bölmek olduğu kanısına varıyorum. Albümün, daha ziyade deneysel bölümü olan ikinci bölümünden, dinleyiciler tarafından olumlu tepki alan şarkılarının durumuna göre Rob Flyyn yine müziğini güncellerken o kullandığı deneysel elementlere göre güncelleyecekmiş gibi düşünüyorum. Hiçbir şekilde olumlu geri dönüş alamadığı takdirde ise zaten hali hazırda üzerinde fazlaca emek harcandığı belli olan hayvan gibi 6 şarkı var ki, konserlerde grubun fanlarına kafayı yedirmeye hayli hayli yeter diye düşünüyorum.

    Machine Head iyidir. Popülarite kaygısı gütmesine rağmen iyidir hem de. Çünkü bana sorarsanız Rob Flyyn gerçekten de iyi bir müzisyen ve sahnede gerçek bir şovmen. Bu albümün turnesi başladığında da hem grup, hem de grubu canlı izleme şansına erişenler için harika deneyimler yaşanacaktır diye tahmin ediyorum.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Başer Çelebi, hepsine katılıyorum, sondan bir önceki paragraf da hiç aklıma gelmeyen bir gözlem. Eğer dediğin gibi düşündüyse, her ne kadar bu albümü bir nevi “yem” durumuna sokuyorsa da, aslında baya mantıklı.

    Bir de ilginç bir durum var, geçenlerde Flynn bir açıklama yaptı ve bu albüm için hiçbir festivalde yer almayacaklarını, Wacken ve Hellfest de dâhil tüm Avrupa festivallerini reddettiklerini, sadece kendilerinin headliner olarak yer alacağı, hatta alt grubun bile olmayacağı A Night with Machine Head konserlerini içeren turneler düzenleyeceklerini açıkladı.

    Bu da ilginç bir durum ama kanımca hiçbir zaman büyük sahnenin headliner’ı olamayacağını düşündüğü için kendi çöplüğünde kral olmayı tercih ediyor ki neredeyse çeyrek asırlık bir grup için bu da gayet kabul edilebilir bir şey.

    ismail vilehand

    @Ahmet Saraçoğlu, Brutal Assault 2012′de bırak günü festivalin headliner’ı olmuşlardı.

    http://bit.ly/1t1QyrN

    Machine Head gibi müşterisi çok olan ve uzun çalmayı seven (ve bence farklı seyirci kitlelerini mutlu etmek için uzun çalmak zorunda olan) bir grubu headliner yapmamak festivallerin kaybı olur. Judas Priest, Slayer veya Motörhead gibi demirbaş grupları saymazsak Machine Head’ten fazla headliner olabilitesi yüksek grup piyasada yok bence.

    Ahmet Saraçoğlu

    @ismail vilehand, orası öyle ama sonuçta MH Wacken’ı ya da Hellfest’i kapatabilecek, en üstte çıkabilecek bir grup değil bence ve bu durum Robb gibi bir adamı uyuz ediyor olabilir.

    Başer Çelebi

    @Ahmet Saraçoğlu, Bana öyle bir izlenim verdi bu albüm, çünkü hakikaten albümün ikiye bölünme durumu bana çok belli etti kendini dinlerken. Bi de 7 telli falan kullanmışlar, son şarkıda da Trivium’culuk yapmışlar gibi denemeler var. Sonuçta adam müzisyen olduğu kadar da piyasa gözlemcisi. Ve sürekli kendini güncel tutma çabası var.

  7. ismail vilehand says:

    nette denk geldiğim diğer kritiklerde albümün puanı Unto the Locust’a göre epey düşüktü o albümden nefret ettiğim için bu iyi bişey olabilir derken şimdi de Ahmet’in kritiği gördüm ve az sonra albümü dinlemeye başlayacağım (yoksa ciddi ciddi dinlemeyi düşünmüyordum). benim için Machine Head demek ilk iki albüm + Through the Ashes of Empires demektir. The Blackening’i ne kadar seviyor olsam da o albümle birlikte girdikleri yol bana çok yapmacık geliyor.

  8. ismail vilehand says:

    3 tur dünledim ama yorum yapmak için biraz daha bekliycem. ya Machine Head’te yada bende bi sorun var. olayı müzikle sınırlı tutmuyorum, hayatım boyunca sevdiğim bişeye karşı fikirlerim hiç bu derece radikal değişimler göstermemişti. normal değil bu durum.

    ismail vilehand

    @ismail vilehand, Unto the Locust’a göre gelişme var grubun hakkını yemeyeyim. Unto the Locust’ta tek bir şarkıyı bile ikinci kere dinlemek istememiştim ama bu albümde Ghosts Will Haunt My Bones diye Machine Head’in son haline göre sağlam diyebileceğim bir parça var. net olarak The Blackening’den beri yapılmış en iyi Machine Head şarkısı. tekrar tekrar dinlerim bunu. peki albümü dinler miyim? hiç sanmıyorum.

  9. ismail vilehand says:

    Robb Flynn’den emir geldi sanırım, yorum yazıyorum tahminimce sürekli spam’a düşüyor hahahaha.

    Ahmet Saraçoğlu

    @ismail vilehand, baktım ama senin hiç yorumun yok spam’de.

    ismail vilehand

    @Ahmet Saraçoğlu, kendi yorumumu cevapladığım yorumdu o. gece siteye bakan bi arkadaş saolsun çıkartmış spam’den.

  10. gorod says:

    burn my eyes’a kimsenin diyecek bir şeyi yoktur sanırım, benim de yok, en sevdiğim albümlerden biri ki hala ne zaman elimle bir yere ritm yapacak olsam aklıma davidian’ın 45.saniyesindeki davullar gelir (oha çok gereksiz bilgi). the burning red’in tüm şarkılarını severim, bu konuya tamamen katılıyorum. Son albümlere doğru azalmakla birlikte geriye kalan albümlerden de bir kaç şarkıyı seçerek seviyorum. Bu albümü dinleyecek motivasyonum pek yok, ama bu Robb Flynn’nın iyi bir insan olduğu gerçeğini değiştirmez sanırım.

  11. junkman afatsum says:

    Machine Head aslında taparcasına sevdiğim bir gruptur . Albümü de dört gözle bekledim ama benim için tem bir hayal kırıklığı. Nedenine gelince Rob baba yaratıcılığını kaybetmiş gibi sanki, albümde ki bir çok fikir zorlama gibi geldi bana. Kısacası The Blackening şaheserinin altında ezilmeye devam ediyorlar.

  12. zinhar says:

    Arkadaş the more things change’i seven yok mu. Hastasıyım o bakımdan. MH haricinde başka bir grup yoktur ki, diskografisinden beğeniye göre seçilen on on iki şarkılık bir best of playlisti kendisinden çok daha üst düzey gruplarların kişisel playlistleriyle yarışsın hatta geçsin. En son mastodonla kapıştırdım, iki hakem berabere üçüncü hakem bir sayıyla mastodon dedi. Sizde yapın bu tür kapışmalar. Zihin açıyor.

  13. Yiğit Zeren says:

    Albüm adamı Machine Head’e başlatır, çok sevdirir. Ben 9 veriyorum.

  14. convergeofluna says:

    slayerın yeni single ının yorumlarında “tam bir machine head şarkısı değil mi” yorumunu gördüm oradan geliyorum, okuduktan sonra dedim ki abi unto the locust ne güzel albümdü blackening haşa , dedim ne zaman çıkaracaklar bu adamlar yeni albüm diye, komple gitmiş bende bloodtone diamonds ne kötü albümsün ne heves kursakta bırakır albümsün ,canımı yakmışsın robb baba da kendi içimde unutmuşum , isyana geldim de sonlandıramadım neyse

  15. ysn says:

    the more things change ve burn my eyes ı bir daha asla yakalayamayacaklarını bildiğim halde her albümde belki biraz özgün bişeyler çıkar diye bekliyorum ama yok.

    yani burning red e bile kızmıştım ama o albümün bile ayrı bir tadı vardı.rob un sesini tanımasam şu albümü bana dinletse birisi sound iyi ama sıradan derim.

    sound gayet iyi ama o eski ruhu ben hissedemiyorum

  16. Black Thunder says:

    Bir daha Machine Head kritiği yazmayacağını söyleyen Saraçoğlu, Machine Head kritiği yazmış. Güzel.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.