# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
MAYHEM – Deathcrush EP
| 11.09.2017

Bir efsanenin doğuşu.

Cemil Okumuş

Black metalin ilk tohumları 80′li yılların başlarında Venom ile atıldı. “Wellcome to Hell” NWOBHM müziğini ekstrem metale dönüştürerek ilerleyen yıllarda black metalin, bu albümündeki müzikten hareketle kendini var edebilmesinin yolunu açmış, “Black Metal” albümü ile de thrash ve black metalin kalıp yapısını ortaya çıkarmıştı. Sodom gibi thrash metal grupları da hız ve sertliğe dayalı agresif ve basit yapılı albümleriyle black metale geçişi hızlandırdılar. 1984 yılında Bathory, thrash metal etkileri taşıyan fakat müziği karanlığın içine hapsedip şeytani ve korkunç bir atmosfer yaratan “Bathory” albümüyle black metali büyük ölçüde ayırt edilir hale getirmişti. Böylece etkileyiciliğini estetikten değil, tamamen agresiflik, sertlik ve karanlıktan alan bir müzik yaratılmış oluyordu.

1987 yılında, Norveç’te, belki de Dünya üzerinde kişiliği ve felsefesi ile yaptığı müzik en çok uyuşan, kötülüğü ve karanlığı tüm varlığında içselleştiren Euronymous (Oystein Aarseth) tüm zamanların en çarpıcı EP lerinden birini çıkararak black metalin ikinci dalga akımını başlatacak ve ileride black metali tekeline alacak olan Norveç black metalinin öncülüğünü yapacaktı. Mayhem’i en başından beri tekeline alan Euronymous, Venom ve Bathory’nin müziğindeki vahşet ve şeytaniliği daha da ileri taşımak, Mayhem’i bu anlamda özgün ve black metal felsefesini en iyi yansıtan yegane grup yapmak ve insanların dikkatini bu yeni müziğe çekmek istiyordu.

Mayhem bu amaç doğrultusunda 1987 yılında oldukça genç bir kadroyla “”Deathcrush”" için kolları sıvadı. “”Deathcrush”"ın önemli bir çalışma olmasının sebebi, black metalin gelişiminin tarihi açısından önemli olmasının yanında Euronymous’un ölümünden sonra yaptığı işler büyük tartışma konusu olan Mayhem’in, Euronymous’un yaşaması halinde nasıl bir noktada olacağının pek çok black metalci için merak konusu olarak kalmış olması. 18 dakikalık bu kısacık EP, çok sıra dışı şarkılar da barındırmamasına rağmen, estetiğin ve sertliğin bütünüyle terk edilip primat düzeyinde bir müziğe geçiş yapılmasıyla da yetinmeyerek distorsiyon, leş kayıt, acımasız enstrüman kullanımı gibi tüm unsurları büyük bir cüretkarlıkla doruk noktasına çıkarıp kabaca güzelliği umursamayarak metal müzik adına güzellik kavramına yeni bir tanım getiriyordu.

“Deathcrush” elbette kaçınılmaz olarak kendisinden etkilenerek ortaya çıktığı Venom müziğinin izlerini taşıyor ve bunu içinde barındırdığı Witching Hour cover’ı ile de belli ediyordu. Fakat yaratılan müzik artık yeni bir akımı başlatacak kadar farklı bir karaktere sahipti. “Deathcrush”, her saniyesi dinleyiciye saldırı niteliği taşıyan bir yapıt. Sound Euronymous’un yaratmak istediği vahşi ve yıkıcı müziği ortaya koyacak şekilde adeta kafaya inen bir balyoz niteliği taşıyor. “”Deathcrush”", karanlık müzik ve atmosfer yaratma olayına girmeyen bodoslama bir EP. Bathory gibi müziği karanlığa hapsederek boğucu bir atmosfer yaratmaktansa sertliği en kaba biçimiyle dışarı vurma yoluna gidilmiş.

Hem distorsiyonun hem kirli kaydın hem de sertliğin aşırılığı bakımından “”Deathcrush”" en uç noktadaki ekstrem metal çalışmalarından biri. Parçaların yapısı incelendiğinde EP’nin, power chordların belirli bir ses aralığında akıp gitmesi şeklindeki ilk minimalist black metal riflerine öncülük ettiği söylenebilir. Sound olarak basit hissedilse de Mayhem bu EP de aslında belli ölçüde armoni ve melodinin, olması beklenen estetik yönünden uzaklaştırılıp nasıl brutal bir müziğin unsurları olarak sunulacağını da gösteriyordu. Özellikle sololar, kirli sondun içine çok iyi enjekte olmuştu. Kadronun genç, heyecanlı ve yeni bir şeyler yapma isteğiyle dolu genç elemanlardan oluşmasının da hiç kuşkusuz albümün bu kadar vahşi ve saldırgan olmasına büyük etki yaptığını söylemek mümkün. Gitar distorsiyonu ve davul, pek çok yerde görülemeyecek kadar sert ve saldırgan. Maniac’ın tiz çığlıkları, tümüyle distorsiyona uğramış o leş sound’la bütünleşerek kulak parçalarcasına dinleyiciye ulaşıyor. Daha sonra “De Mysteriis Dom Sathanas“ta vokal yapacak olan Attila Csihar’a kıyasla vokallerinin çok daha çarpıcı ve keskin olduğunu düşündüğüm Maniac’ın bu EP’de vokal yapıyor olması da bana göre “Deathcrush”ın deprem niteliğinde bir çalışma olmasında en önemli unsurlardan biri.

“Deathcrush”, Mayhem diskografisinde Euronymous’un “De Mysteriis Dom Sathanas” haricinde Mayhem ile yaptığı doğru düzgün iki çalışmadan biri olması ve Mayhem’in en eski elemanları tarafından yani “The True Mayhem” tarafından çıkarılmış olması dolayısıyla her zaman gözlerin üzerinde olacağı, tekrar tekrar dinlenecek bir 18 dakika.

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.76/10, Toplam oy: 34)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1987
Şirket
Posercorpse Music
Kadro
Maniac: Vokal
Euronymous: Gitar
Necrobutcher: Bas
Manheim: Davul
Şarkılar
1- Silvester Anfag
2- "Deathcrush"
3- Chainsaw Gutsfuck
4- Witching Hour (VENOM cover'ı)
5- Necrolust
6- (Weird) Manheim
7- Pure Fucking Armageddon
8- Outro
  Yorum alanı

“MAYHEM – Deathcrush EP” yazısına 21 yorum var

  1. Eline sağlık. Kapak konusunda, çoğu kişi bu EP’nin kapağını kırmızı olarak biliyor ama orijinal baskısında bir hata oluyor ve EP’nin ilk sürümü bu şekilde pembe çıkıyor. O yüzden biz de orijinal baskısını koyduk. Sonraki baskılarda kırmızı olarak çıkıyor. Aslı bu.

  2. Eric E. says:

    Pembe giyme söz olur.

  3. deadhouse says:

    Deathcrush hakkı verilmemiş, yok görülmüş bir çalışma. Mayhem ve Black metal için çok önemli bir adım ama De Mysteriis dom Sathanas o kadar büyük ki Deathcrush’ın geri planda kalması normal geliyor.

    P L A G U E

    @deadhouse, yok görülmüş kismina zerre katılmıyorum. Gerçekten bu muziğe(black metal) gönülden bağlı, eski kafa adamların başucu işlerinden biridir. Ben 18 dakikalik cd amerikadan gelsinde ortaligi yikayim diye 22 gun deli gibi beklemis bi adamim mesela:) bu konuda yalniz olmadigima eminim. Yok görülmüş bir mayhem işi varsa oda açık ara ordo ad chao dur.

    P L A G U E

    @P L A G U E, yanına birde chimera yı ekleyelim yok sayma muhabbeti icin. Hakkaten herkes mayhem bilir ama is bu 2 albume gelince kimseden pek ses cikmaz…

  4. barış says:

    vay be pembe black metal kapağıda ilginç gerçekten bunu öğrendiğimizde iyi oldu yazı için teşekkürler.

  5. crowkiller says:

    ”orijinal baskısında hata oluyor” meselesine nedense hiç inanmıyorum, bence bu tür gruplar sınırlı sayıda basılan ilk albümlerinin kapaklarını bilerek hatalı basım gibi göstertiyor ki ilerde o ilk basım inanılmaz değerlensin ve elinde olanlar kendilerini şanslı hissetsinler. aynı hatalı basım mevzusu bathory’nin ilk albümünde de söz konusu, o meşhur kapaktaki keçi ilk basımda sarı renkte basılmış
    https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRMZnoAnjkAtHpnK5mpQrdciyvit6TDsDGqZThdTnOzgfxKorxB

    bir de bir mayhem hayranı olarak bu ep’nin fazla abartıldığını düşünüyorum, tabiki müthiş derecede iyi bir çalışma ama öyle black metalin mihenk taşı mertebesinde değil çoğu blackçi abilerin iddia ettiği gibi

  6. crowkiller says:

    Euronymous’un ep’nin girişindeki Silvester Anfang parçasını Conrad Schnitzler’den alış hikayesi de çok acayip

    Euronymous , Schnitzler’in adresini bulup evine gidiyor ve zillerini çalıyor, Schnitzler ve karısı rahatsız edilmek istemedikleri için evde yok gibi yapıp kapıyı açmıyorlar, Euronymous adamın evinin önünde sabahlıyor, Schnitzler de ulan kim bu manyak deyip kapıyı açıyor ve karşısında uzun saçlı zincirli mincirli Euronymous’u görüyor ve ilk başta kaba bir şekilde kovuyor ama Euronymous biraz yağ çekiyor adama ve hoşuna giden Schnitzler onu evine alıyor, yemek filan yiyorlar, sohbet ediyorlar ,bi süre sonra Euronymous dan bir kartpostal alıyor, bi ep için ondan kısa bi parça istiyor, Schnitzler masanın üstündeki rastgele bir parçayı alıyor ,daha sonra grup ünlenince ne tür bi müzik yaptıklarını anlayan Schnitzler çok pişman oluyor ve o müzik için çok hafif bir parça vermiştim bilseydim çok daha uygun bir şey verirdim, hayatımın pişmanlığıdır diyor, Schnitzler parçayı alıp postahaneye gittiği gün de yılbaşı arifesi yani almanca Silvester, parçayı postalarken üstüne almanca şunu yazıyor

    Silvester Anfang (Yılbaşı arifesi başlıyor )

    tamamını ingilizce olarak şurdan okuyabilirsiniz, metal archives sitesinde de bu olayın bahsi geçmiştir

    http://www.nwnprod.com/forum/viewtopic.php?t=538

  7. Metalci Değilim says:

    Hahahaha 27 yaşındayım ve yakın bir zamana kadar Mayhemler, Urgehaller, Infernal Warlar benden sorulurdu. Değişik müzik türlerine kaydım. Electronic dinliyorum, Synth pop, House falan dinliyorum. Ve şunu söyleyim bunlar müzik falan değil, sırf baş ağrısıymış onu farkettim. Hayata daha pozitif bakıyorum. Yine Heavy Metal/Hard Rock güzel de bunlar cidden dinlenecek şey değil. Bir üyesi intihar etmiş diğeri cinayete kurban gitmiş kilise falan yakan gruplar cidden çocuk çocuk işler. Hevesiniz geçince anlayacaksınız. Güzel bir gençlik anısı olarak kalacak böyle şeyler. Gidin gerçek müzik dinleyin.

    P L A G U E

    @Metalci Değilim, bu kadar uzun yazacağına kisaca ‘ben özentinin tekiydim, zorladim ama kafam almadı bu müziği, bi turlu anlayamadim’ deseydin daha samimi bir yorum olurdu…

    Metalci Değilim

    @P L A G U E, Bir zamanlar en sevdiğim bir kaç Black Metal albümünün Ulver – Nattens Madrigal (Ulver’in son albümü tamamen Elektronic demek ki onlar da özentiymiş tüh) Burzum – Filosofem (Burzum’unda şu an metalle alakası yok tamamen Ambient yapıyor o zaman Varg Vikernes’de özenti tüh tüh) Marduk – Heaven Shall Burn, Darkthrone – Transylvanian Hunger gibi özellikle 90′ların kirli kayıtlı albümleri olduğunu, bu albümleri uzun yıllar boyunca baş tacı ettiğimi, 10 yılı aşkın süre boyunca bu müziği dinlediğimi, bir ara icra etme noktasında da bu işin içinde bulunduğumu göz önüne alırsak sanki senin dediğin gibi olayın ”özentiydim, zorladım ama kafam almadı” olmadığı bariz belli sanki ne dersin? Hala Black Metal’in felsefesine saygı duyuyorum ama realist olmam gerekirse sonuçta yeryüzünden tüm dinleri ben silmeyeceğim ya da yeryüzünden tüm insanları yok edip Norveç’in ormanlarına falan taşınmayacağım. Müzikal olarak da bir süredir bana böğürtüden başka bir yenilik sunmayıp artık tatmin olmamaya başlayınca, iş bi noktada tıkandı, derenin suyu bir yerde akmamaya başladı. Bende değişik müzik türlerine kaydım. Şu an kafam çok rahat. Benim olayım bu. Sen de insanları tanımadan yargıda bulunup ”özenti” yaftasında bulunmazsan hayatta senin için daha iyi olur bence :)

    @circleperspective Modjo’nun 2011 çıkışlı kendi albümünü tavsiye ederim. French House türünün güzide örneklerindendir. Tek albümleri bu gerçi grup dağıldı.

    @Ouz Görmedim kusura bakma. Güzel Synth pop tavsiyelerin varsa her zaman açığım.

    Metalci Değilim

    @Metalci Değilim, @circleperspective 2011 demişim pardon Modjo tek albümünü 2001′de çıkardı :)

    P L A G U E

    @Metalci Değilim, suraya 100 sayfa aciklama yapsanda ne oldugun belli. 2-3 album ornegi vererek ve ‘bir zamanlar’ diyerek aciklamakasmana gerek yok ayrica biz burda black metal felsefesine saygidan bahsetmioruz. Olay sadece black metal degil genel. 31 yasina girmek uzereyim bir gun olsun bikmadim usanmadim metalden, hatta dinlemeyince elim ayagim titriyor. Gecin bu ben astim, jazz cok super, house efsane cocukken gencken dinlioduk ayaklarini…

    Metalci Değilim

    @P L A G U E, Valla senin gibileri görünce iyi ki bırakmışım diyorum valla bak. Böyle fanatizmle, sinir stresle, hararetle hayat geçmez harbi diyorum.. Bende eskiden senin gibiydim böyle metal dinlemeyenleri adam yerine koymuyordum falan ama aştım bunları. Hayır dinlediğin müzikte değilim neticede isteyen istediğini dinler ama bu fanatizm kafası beni üzüyor. Yaşın 31 imiş bu kafayla gidersen 51 bile olsan çok değişeceğini ve olgunlaşacağını zannetmiyorum. O değil de bir noktada metal tatmin etmeyip başka türler arayan herkes özenti oluyormuş bak yeni bir şey öğrendik. O zaman bu kafayla Ulver de özentiymiş sonuçta adamlar şu an full elektronik takılıyor shdkwjdkksls. Ne diyeyim fanatizmle sana mutluluklar :D

    P L A G U E

    @Metalci Değilim, gelmis buraya ”Hevesiniz geçince anlayacaksınız. Güzel bir gençlik anısı olarak kalacak böyle şeyler. Gidin gerçek müzik dinleyin.” diyip trolluk yapiosun sonra sizin gibiler bla bla bla…

    Yok ulver mis yok elektronikmis. Kardesim kimse elektronik muzige yada dinleyenlere laf etmiyor. Daft punk seven, hala ara ara acip bomfunk mc’s, boney’m dinleyen adamim. Sen kime ne anlatiyosun??? Kendini asmis olayi cozmus gibi tavirlarin zaten senin ne oldugunu cok iyi ozetliyor. Bolunerek cogaliyorsunuz insanin canini sikan o. Ayrica senin olgunlasmis halin buysa vay haline…

    circleperspective

    @Metalci Değilim, gerçek müzik için örnek gösterir misin. Ciddi soruyorum, beğendiğin bir şarkıyı, besteciyi vs paylaşırsan sevınırım

    Ouz

    @Metalci Değilim, Synth Pop dinliyorsan John Maus yazısına bir yorum beklerdim, üzüldüm bak şimdi.

    crowkiller

    @Metalci Değilim, dayıma tarkovsky izlettigimde de aynı seyleri söylemişti

  8. TAAKE says:

    Kült
    Başyapıt
    Efsane
    Mayhemdeki en manyak,pislik vokalin bunda yapıldığını düşünürüm

  9. Mayhem demişken, arada “Wolf’s Lair Abyss” EP’si olsa da, Mayhem’in ikinci albümünün “Grand Declaration of War” olması bana hep çok acayip gelmiştir. “De Mysteriis Dom Sathanas”ı 94′te çıkarıp, 6 yıl sonra böylesi başka bir kafayla o albümü çıkarmak tam Mayhem’lik bir hareket.

    Ayrıca o albümden Crystalized Pain in Deconstruction en sevdiğim Mayhem şarkılarından biridir. Bayılırım.

    Ouz

    @Ahmet Saraçoğlu, Ben de zamanında grubu Wolf’s Lair Abyss ile tanımıştım ve hayret etmiştim müziğin pisliğine.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.