# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
HOUR OF PENANCE – Cast the First Stone
| 06.02.2017

Osmanlı İmparatorluğu’nun death metalle imtihanı.

Oğuz Sel

Hour of Penance’ın yeni albümünün kritiğinden herkese merhaba. Garip bir giriş yapacağım, hazır olun.

“Peygamber bize altın ve gümüş kap içerisinde yemek yemeyi ve su içmeyi yasakladı.” (Buhari 12/1952)

“Tüm kara köpekleri öldürünüz. Çünkü onlar Şeytandır.” (Hanbel 4/85, 5/54)

“Bir kadının parmaklarını kesmenin cezası, deve cinsinden tazminat olarak şöyledir; bir parmak için on deve, iki parmak için yirmi deve, üç parmak için otuz deve, dört parmak için yirmi deve.” (Muvatta 43/11; Hanbel 2/182)

“Allah yolunda olan kimdir? Ganimet kazanmak için harp eden mi, cesaretiyle şöhret kazanma amacında olan mı, yoksa kabilesiyle dayanışma halinde bulunduğunu göstermek isteyen mi?’ diye sorulduğunda şu cevabı vermiştir: ‘Hiçbiri değildir. Sadece Allah’ın adını yüceltmek için savaşan kimse Allah yolundadır’” (Buhârî, “İlim”, 45, “Cihâd”, 15, “Tevhîd”, 28; Müslim, “İmâre”, 149-151)

“Biz, bu Kur’an’ı sana, zahmet çekesin/bedbaht olasın/zorluk ve şiddet sergileyesin diye indirmedik. Saygıyla ürperene bir hatırlatma/düşündürme/öğüt verme olsun diye indirdik.” (Tâhâ 2)

Tarih boyunca yapılan savaşların çok büyük bir kısmının güç elde etmek ve dinlerin sözde emirleriyle/emirlerini yaymak amacıyla yapıldığı gayet açık, lafı dolandırmaya hiç mi hiç gerek yok. Papa’lardan şeyhülislâmlara kadar “dini” temsil ettiğini iddia eden adamlar, “Allah’ın yeryüzündeki gölgesi” olduğunu iddia eden adamları yönlendirerek bu topraklarda ve daha nice coğrafyalarda, ardında gözü yaşlı eşler/aileler ve yarım kalan hayatlar bırakan olaylar için fetva verdiler; buna dayanak olarak da “din”i gösterdiler.

Yazının başında yer alan üç hadis günlük hayat ve cezalandırmayla ilgili Kur’an’la zerre kadar bağdaşmayan metinler. En sıkıntılı olanı dördüncüsü; yani Osmanlı İmparatorluğu’nun vakt-i zamanında Viyana Kapıları’na kadar dayanma gerekçelerinden biri olarak gösterilen “İlâ-yı Kelimetullah” yani Allah kelâmının yüceltilmesi. Hem de Tâhâ Suresi’nin belirttiğim ayetine ve buna benzer nicelerine rağmen… Dönemin işgüzar şeyhülislâmları tarafından keyiflerine göre yorumlanan ayetler (cihad kelimesi üzerine uzun uzun yazılabilir meselâ) ve kimi zaman uydurulan hadisler, “fetih” olarak adlandırılan hareketlerin ardı arkasının kesilmemesine neden oldu. Netice itibariyle; “Abyssus Abyssum Invocat – Uçurum, Uçurum Çağırır.” sözü defaatle gerçekleşti; Haçlı Seferleri o cenahtan, fetih hareketleri bu cenahtan suçlu suçsuz sayısız insanın ölümüne ve tabii, günümüze kadar uzanan zihinsel tahribatlara zemin hazırladı. Dolayısıyla ne Drina Köprüsü hayallerin ürünü bir roman oldu, ne Osmanlı-Macaristan Savaşları’nın etkisini hâlâ üzerinde hisseden Macar asıllı Gyula Havancsák, Hour of Penance’ın albüm kapağını hazırlarken bir şeyleri kafasından uydurdu. ne de grup şarkıların liriklerini yazarken hayâl mahsulü kavramlardan yararlandı.

Evet, garip girişi burada sonlandırıp yazının müzikal kısmına bakış atalım.

Sanatta, yaratıcılığın kısıtlı kaldığı anlarda bir şeylerin öncüsü olan eser sahiplerine öykünmek, ortaya konacak eserlerin kalitesine olumlu yönde etki edebiliyor ve kimi zaman, başarılı sonuçların alınabilmesinin anahtarı olabiliyor. Bu yolu takip eden, İtalya’nın yetiştirdiği önemli teknik/brutaldeath metal gruplarından Hour of Penance, “Cast the First Stone”da bakalım neler yapıyor?

2008 çıkışlı “The Vile Conception”dan bu yana adını daha çok kişiye duyuran ve “Sedition” ile birlikte, benim de içinde bulunduğum sayısız müzikseveri müdavimi hâline getiren Hour of Penance, tanınırlığını ve bilinirliğini, türde gerçekten enteresan işler yapıp öne çıkan Behemoth ve Nile gibi büyük abilerine borçlu bir bakıma. Türün kendi kısırlığını tematik çalışmalarla, ilginç melodi ve riflerle zenginleştiren, işin içine tekniği de alabildiğine katan bu gruplar, Hour of Penance’ın ortaya koyduğu müziğe büyük ölçüde yön veriyor. Bundan çok da şikâyetçi olmayan grup, aldığı olumlu yorumlarla, bildiği yoldan ilerlemeyi sürdürüyor.

Son derece cüretkâr bir albüm kapağına sahip “Castthe First Stone” tematik bir çalışma ve en az albüm kapağı kadar cüretkâr sözler de içeriyor. Grubun benimsediği lirikler, konsept bağlamında uygun, bu noktada sorun yok. Ancak kapak ve liriklerin gösterdiği cüretkârlığı müziklerde hissetmek pek mümkün olmuyor. Sıklıkla kadro değişikliğine giden ve eskilerden yalnızca Giulio Moschini’nin kaldığı grup, bunun en ölümcül etkisini, türün belki de belkemiği sayılabilecek davullarda yaşıyor. Dream Theater’ın “A Dramatic Turn of Events” albümünde, Mike Mangini’nin zayıf davul tonu meselesini birçoğunuz anımsıyorsunuzdur. O albümde davul, Mangini’nin yeteneğine karşın cılızdı ve arka plandaydı. Tarih, başka bir coğrafyanın ve başka bir türün grubu olan Hour of Penance için tekerrür ediyor ve gruba taze katılan Davide “Brutal Dave” Billia, yeteneğine karşın gayet zayıf bir davul tonuyla albümü tamamlıyor. Bunda kayıt, mix ve mastering koltuğunda oturan, aynı zamanda grubun basçısı olan Marco Mastrobuono’nun etkisi vardır sanırım. Tabii, neredeyse gitarlar kadar net işitilen basların da arkasında aynı arkadaş bulunuyor.

Gelelim diğer bir ölümcül etki, şarkı yazımına. Akılda kalıcılık noktasında hayli zayıf olan… Hadi bunu geçtim, “İşte burada kopulur,” diye düşünüp gaza geldiğim neredeyse hiçbir şey yok koca albümde. Acaba benim mi müzik zevkim değişiyor diye dönüp önceki iki albüme bakıyorum; “Regicide” cayır cayır çalıyor, keyifle dinliyorum. “Sedition” zaten benim için apayrı bir albüm ancak gelin görün ki “Cast the First Stone”un durumu baya bir sıkıntılı. Zayıf enstrümantasyon, süper riflerle desteklense ya da süper riflerin yer alamadığı güçlü bir sound olsa, yine tamam diyeceğim ama her ikisi de ortada olmayınca, keyfim kaçıyor.

2017’nin ilk hayal kırıklıklarından biri oldu benim için bu albüm. Albüm kapağının ilk yayınlandığı gün “Kesin gümbür gümbür gelecekler,” demiştim, fena yanıldım. Normalde heyecanla dinlemem gereken albümü, herhangi bir grubun herhangi bir albümü gibi dinledim, dinliyorum. Yabancı yayınların bu albüme nasıl yüksek puan verebildiklerini anlamıyorum. İşin kötüsü, Hour of Penance, bu övgülerden aldığı gazla yoluna aynı şekilde devam ederse, bir iki albüm sonra çok kötü patlar, benden söylemesi.

6,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (5.22/10, Toplam oy: 18)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2017
Şirket
Prosthetic Records
Kadro
Giulio Moschini: Gitar
Paolo Pieri: Vokal gitar
Marco Mastrobuono: Bas
Davide "Brutal Dave" Billia: Davul
Şarkılar
1. XXI Century Imperial Crusade
2. Cast the First Stone
3. Burning Bright
4. Iron Fist
5. The Chains of Misdeed
6. Horn of Flies
7. Shroud of Ashes
8. Wall of Cohorts
9. Damnatio Memoriae
  Yorum alanı

“HOUR OF PENANCE – Cast the First Stone” yazısına 9 yorum var

  1. Daha önce hiç dinlemedim bu grubu bakıcam en yakın zamanda.

    Osman Gümüş

    @Osman Gümüş, nasıl gıcık bi müzik bu ya? parçalara 15 saniye dayanamadım atlaya atlaya dinledim, daha doğrusu dinlemedim. Bi de utanmadan last.fm’de benzer sanatçılarına Nile, Origin, Benighted, Defeated Sanity, Misery Index gibi grupları eklemişler, analarına sövdürdüler sabah sabah ya.

    deadhouse

    @Osman Gümüş, Bunlar da Fleshgod Apocalypse gibi mi yoksa?

    Osman Gümüş

    @deadhouse, o grubu dinlemedim daha önce. Onlar senfonikli, teknikli bi gruptu sanırım ama teknik kısımlarında ki sıkıcılık birbirine benziyodur bundan çok eminim yani. Açtım Analepsy dinliyom gayet kafa ezen müzik, oh.

  2. hysteresis says:

    Albümün konsepti Haçlı Seferleri’yse “Selçuklu’nun imtihanı” demek daha mantıklı olurdu :)

    Yazıda bahsedilen tarihsel durumlar için din, bir amaç değil, araç/kılıf/bahane olarak görülmüştür. Bunun en güzel ispatlarından birisi Osmanlı – Timur arasındaki Ankara Savaşı’dır. Başta iki taraf da cihat ettiği için diğer tarafla savaşmak istemez, teslimiyet talep eder ama kimse geri adım atmadığında savaş kaçınılmaz olur ve iki Müslüman güç hakimiyet için birbiriyle savaşır.

    Ahmet Saraçoğlu

    @hysteresis, kapağın çizeri konuyu şöyle anlatmış:

    OTTOMAN VS. CHRISTIANS

    Italian death metallers, Hour Of Penance are releasing their new album “Cast The First Stone” featuring a cover artwork by Gyula Havancsák of Hjules Illustration and Design. “I was excited to create this cover as I am always keen to work on historical subjects,” says Havancsák.

    Exclusively for And Justice For Art the designer/musician explains that the artwork is a depiction of a battle taking place during the Ottoman Empire’s invasion of Europe. “I deliberately avoided picturing victorious soldiers in the composition as this is a Death Metal album not Power Metal,” he says. “I figured it is more appropriate to feature the faceless masses from this particular viewpoint during the very first moments of the violent clash.

    The Hungarian artist also reveals the meaning behind some of the image’s most intriguing details: “The Christian and the Ottoman’s individual battle in the foreground captures an Hungarian soldier getting decapitated, but not before impaling the Turk. This decapitated soldier symbolizes the headless, chaotic political and military situations in my country that were already commonplace even at that time… In the background there are two abstract manifestations of death: two giant sickles mowing down masses of soldiers from both sides as if competing to see who can kill more people, and this is in fact the essence of this composition. There is also a burning church in the distant background, evil winds blowing from it form a skull out of the smoke and the two red flags on top of it form a set of devil horns… “

    hysteresis

    @Ahmet Saraçoğlu, Eyvallah. Zaten kapaktaki detaylar da Osmanlı olduğunu gösteriyor.

  3. deadhouse says:

    Girişi hiç beğenmedim ya. Popülist bir giriş olmuş.

  4. Rashid says:

    Kritikte bazı yerler nokta atışı gibi olmuş ama bence fazla üstüne gidilmiş albümün :D Mesela Sound konusuna 100′de 100 katılıyorum, özellikle de davul mevzusunda. Ancak genel olarak ben beğendim albümü açıkcası. Tamam, bir Sedition değil ama yine de dinlenilebilirlik seviyyesi bir hayli yüksek.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.