# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
WINTERFYLLETH
03.11.2016

“Sitenizin isminin neden pasif agresif olduğunu sanırım şimdi anlayabiliyorum.”

ANAAL NATHRAKH ile girdiğimiz İngiltere’den bir süre daha çıkmayalım dedik ve ülkenin black metalle haşır neşir olan, ancak bunu çok daha pastoral bir düzlemde yapan diğer bir grubu olan WINTERFYLLETH ile söyleştik. Eski İngilizcede Ekim ayı anlamına gelen WINTERFYLLETH’in kurucusu, bestecisi, vokalisti ve gitaristi Chris Naughton ile yaptığımız muhabbette, grubun yeni albümü “The Dark Hereafter“ı ve diğer bazı yan konuları konuştuk. Naughton özellikle bir soruda bizim biraz kasıtlı şekilde kendisini köşeye sıkıştırmaya çalıştığımızı düşündü, halbuki asla böyle bir amacımız yoktu. Röportajın başlığının bu olmasının sebebini de soruyu okuduğunuzda göreceksiniz.

Yine de hoş bir röportaj oldu. Buyurun.

Röportaj: Ahmet Saraçoğlu

Selam Chris, umarım her şey yolundadır. “The Dark Hereafter” çıkalı kısa bir süre oldu, bugünlerde WINTERFYLLETH’te durumlar nasıl?

Selamlar. Yeni albüm yakın zamanda çıktı. Yılın sonuna doğru birkaç konser vereceğiz ve yeni şarkıları Avrupalı dinleyicilerle paylaşacağız. Sonra yine turneler olacak ve 2017 içerisinde de yeni kayıtlar yapacağız.

“The Dark Hereafter”ı EP olarak çıkarmayı düşündüğünüz oldu mu? Albümde sadece 23 dakikalık yeni materyal var, bir şarkı önceki albümün bonus şarkısı ve bir diğeri de ULVER cover’ı. Bu konu ve yazım süreci hakkında neler söylersin?

Bunu düşünmedik. Bence burada bir EP’den daha fazlası var. Albüm “The Divination…”ın bir devamı ve onun genişleyerek gideceği yol şeklinde yorumlanabilir. Ayrıca bahsedilenler de önceki konuların bir sonuca bağlanmasını ve bir sonraki konsepte geçmeden önce her şeyin yerine oturmasını sağlıyor. Bir sonraki albüm için bir şeyler yazmaya da önümüzdeki yıl içinde başlayacağımızı tahmin ediyorum. Bizde yazım süreci bir şekilde sürekli olarak devam ediyor ve albümler arasında sürekli bir şeyler yazıyoruz. Bu sayede elimizde her zaman yeni materyal oluyor. “The Dark Hereafter”, belli bir konsept çevresindeki şarkıların bir araya toplanması olarak değerlendirilebilir. Pariah’s Path’in bu albümde olma sebebi, şarkının aslında bu albüm için yazılmış olmasıydı. Şirketler bonus materyal istediklerinden önceki albümde kullanıldı, ancak aslında “The Divination…”da kullanılsın diye yazılmamıştı. Ayrıca bizi dinleyen insanların büyük kısmının o şarkıyı duyduğundan da şüpheliyim, bu yüzden de o şarkıyı bu albüme koyarak onu onurlandırmak ve doğru kontekst içinde değerlendirmek istedik.

“The Dark Hereafter” ve “The Divination…”ı müzikal anlamda ve konsept açısından nasıl karşılaştırırsın?

Grupta her albümde devam eden bir tabiyat teması var, o yüzden temasal anlamda bu albümün de farklı olduğunu söyleyemeyiz. Ancak bu kez biraz farklı bir perspektiften baktığımızı ifade edebilirim. Her zaman olduğu gibi, sözler içerisinde politik ve sosyal olaylara da göndermeler yapan “ikinci anlamlar” kullandığımızı söylemem gerek. Sözler ve konsepte gelince, albüme adını veren “The Dark Hereafter”; aç, güce susamış devlet kararlarımızın, yıllar boyunca istila ettiğimiz, bombaladığımız ve başka şekillerde kontrol ettiğimiz yerlerde nasıl olumsuz sonuçlar doğurduğundan bahsediyor. Buradaki gerçek “Dark Hereafter” (Gelecekteki Karanlık); terörizmin toplumlarımıza olan etkisi ve devletlerimizin istila ettiği ülkelerdeki insanların bunun bir sonucu olarak ayaklanması ve kitleler hâlinde yer değiştirmesini ifade ediyor. “Pariah’s Path” ise “güya” liderlerimiz olan kişileri tamamen dışlamamız ve bu dünyaya yaptıklarından ötürü onları Pariah (toplumdan dışlanan kimse) yapmamız gerektiğinden bahsediyor. “Ensigns of Victory’”, savaşın arkasında her zaman kötü kalplilerin yer aldığıyla ilgili bir şarkı. Askerlerimizi başka ülkelere gönderip devletin istediği şeyi yapmalarını bekliyoruz; bu genelde evlerimizi ve ailelerimizi korudukları gibi bir yanılgı eşliğinde sunuluyor ve bahsi geçen ülkeye “demokrasi götürdüğümüz” veya onları diktatörlüğün zulmünden “özgürleştirdiğimiz” zırvalarıyla destekleniyor. Bayrağımız genelde şirket destekli kötülüğün simgesi konumunda ve biz de yerel halkı kazanır kazanmaz, ki bu genelde güç kullanarak oluyor, onu oraya dikiyoruz ve ardından bayrağımız o halkın kötüye kullanılması ve kaynaklarının onlardan alınması adına bir sembole dönüşüyor. Bu albümdeki önemli şarkılardan biri olan “Green Cathedral” ise günlük yaşamlarımızda Küreselleşme yerine Yerelciliği öne çıkarmamız ve geleceğin yaklaşan çevresel sıkıntılarını bu şekilde önlememiz gerektiğini anlatan bir şarkı. Küresel şirket çıkarlarının büyük kısmı aşırı derecede gereksiz ve masraflı, bu yüzden de insanlar olarak gücü kendi elimize almalı ve hayatlarımızda daha anlamlı tercihler yapmalıyız. Eğer onlardan ürün satın almaz ve sundukları hizmetleri kullanmazsak, onlar da dünyayı ormansızlaştıramaz ve bu düzeyde atık üretip doğaya zarar veremezler.

WINTERFYLLETH gibi epik grupların sıkça başvurduğu “bir bölümü defalarca tekrarlama” olayı hakkında ne düşünüyorsun? Şarkı yazarken bu gibi bölümlerin nerede durması gerektiğine kafa yoruyor musun?

Bu konuda öyle özel bir formül yok. Ünlü bir yapımcı bir keresinde şöyle demişti: “Kulağa doğru geliyorsa doğrudur”. Yazdığımız her şey konusunda eleştirel olmaya ve sevdiğimiz müziği, bize doğru duyguları hissettirecek şekilde ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Bu yüzden de, bir besteci olarak, bence bir rif ya da melodinin yeterli uzunlukta olduğunu bir şekilde “biliyorsun”. Aynı şekilde, o bölümü bitirip bir sonraki kısma geçme konusunda da yine kendine dışarıdan bakmayı beceriyor olman gerekiyor.

2014 yılında DRUDKH’la bir split çıkardınız ve HATE FOREST’ın “The Gates”ini cover’ladınız. DRUDKH ve genel olarak NSBM hakkında ne düşünüyorsun? DRUDKH öyle ya da böyle politik bir grup olmadığını açıkladıysa da, HATE FOREST dağılmadan önce NSBM olduğunu ifade etmiş bir grup.

Açıkçası iki grubun da politik oldukları konusunda bir şey dediklerinden haberdar değilim. İki grup da hiç röportaj vermedi, ki eminim sen de ben de bu grupların röportajlarını okumayı aynı düzeyde istiyoruzdur, bu yüzden de pek çok insan ve şirket iki grup hakkında da bazı varsayımlara varıyor. Bunun sebebi de muhtemelen başladıkları yerle vardıkları yerlerin farklı olması. Bu ikisi içinden politik konularda yorum yapan tek grup DRUDKH ve esas adamları Roman Sayenko aynı zamanda HATE FOREST’ın da esas adamıydı. Dolayısıyla iki grup da aşağı yukarı aynı kişilerden oluşuyor, bu yüzden de birinin politik olup diğerinin olmaması gibi bir şey çok da mümkün değil gibi; tabii müzisyenlerin kişisel görüşlerini yaptıkları müziğin içeriğinden aktif şekilde soyutlamaya çalışmıyorsan, ki bildiğim kadarıyla iki grubun da bu tarz bir derdi yok. Bence politik ve sosyal olarak ne olup bittiğinin farkında olan insanların çoğu Nasyonel Sosyalizmin toplumlarımızda doğurduğu sonuçların farkında ve bu düşünce yapısının acınası bir ideoloji olduğu da ortada. Dedelerimiz geçtiğimiz yüzyılın ilk yarısında bunun bileşenlerine karşı savaş verdiler, bu yüzden de birilerinin biz ya da yaptıklarımız hakkında böyle bir kanıya varması son derece saçma olurdu. Böyle bir şey düşünmek onlara ve mücadelesini verdikleri şeye karşı büyük saygısızlık olurdu. Bu konunun metal içerisinde kullanımının, sahip olduğu şok değerinden yararlanmak için olduğunu düşünüyorum. Biz bu tür bir görüşe sahip değiliz ve ben sorduğun bu sorunun biraz maksatlı olduğunu düşünüyorum. Sitenizin isminin neden pasif agresif olduğunu sanırım şimdi anlayabiliyorum. Bu konuda daha duyarlı düşünmek gerekiyor. Ölçülü olmalı ve erken tepki vermemelisiniz. Bu iki grubun müziklerini yayınlayan şirketler, bu iki grubun da bu tarz eğilimleri olduğunu bilselerdi asla albümlerini yayınlamazlardı. Pek çok şeyde olduğu gibi, internette okuduğunuz her şeye inanmayın ve bir fikre varmadan önce bahsi geçen kişilerle konuşup gerçekleri öğrenmeye çalışın. İki grup da harika albümler çıkardı ve hem black metale hem de daha ötesine büyük ilhamlar sağladılar.

“The Dark Hereafter”da ULVER’in harika şarkısı “I Troldskog Faren Vild”i farklı bir isimle cover’ladınız ve albüm kapağının da “Bergatt”a bir saygı duruşu olduğu ortada. WINTERFYLLETH olarak ENSLAVED’le de turlamışlığınız var ve onlara saygı duyduğunuzu da biliyorum. Günün birinde bir ENSLAVED şarkısı cover’layacak olsan hangisini seçersin, favori ENSLAVED albümün hangisi ve grubun gelişimi hakkında ne düşünüyorsun?

Şarkıyı cover’layarak, bize büyük ilham veren gruplardan birine saygı duruşunda bulunduk. Şarkıyı eski Danimarkacadan İngilizceye aktarmak bizim için çok ilginç bir deneyimdi. Albüm kapağı sevdiğimiz bir doğa fotoğrafı ve ULVER’le bir ilgisi olduğunu düşünmedik. Daha ziyade, yazdığımız şarkılar doğrultusunda doğanın daha karanlık tarafını yansıtmak adına seçtiğimiz bir görsel. ENSLAVED’e gelince, onları çok seviyoruz. 2013′te onlarla harika bir turneye çıktık ve albümleri ve gelişimleriyle ilgili de sadece olumlu şeyler söyleyebilirim. Şahsen grubun her yönünü seviyorum ama özellikle “Below the Lights” ve sonrasındaki her şey benim için çok özel. En sevdiğim albümleri her zaman için “Ruun” olacak, ancak onlarla “RIITIIR” albümü için turladığımız için o albüm ve özellikle de “Roots of the Mountain” şarkısının bende farklı bir yeri var. ENSLAVED’den bir şarkı cover’layacak olsak “Ruun”u seçerim, şahsen en sevdiğim şarkıları o.

WINTERFYLLETH, yaptığı müziğe uymayan bir imaja, daha doğrusu imajsızlığa sahip bir grup. Türün imaj kısmı hakkında ne düşünüyorsun?

Şu anda neredeyse 30 yaşına geldik ve black metalin oluşmasını sağlayan kimi albümlerden bu yana neredeyse 30 yıl geçti. Bu arada tür, belki de istenilenin ötesinde büyüdü ve popülerleşti. Bu müziği bulanların fikirlerinin ve görünüşlerinin zaman içinde nasıl değiştiğini gördük ve tüm bunlar binlerce grup tarafından kullanıldı, hatta popüler kültürde bile kendilerine yer buldu. Basın ve akademik çevreler bunu ehlişetirmek ve kendileri için rasyonalize etmek istediler ve bence bu da black metalin mistik ve tehlikeli yanının içini biraz boşalttı. Halbuki pek çok dinleyiciyi bu türe çeken başlıca şey de buydu. Biz, türü bulan gruplardan 15-20 yıl sonra başlamış bir grubuz ve bu türü yaratanların buldukları şeye konmaya çalışacak insanlar değiliz. Bize şu an için anlamlı gelen şekillerde şarkılar yazmalı ve şu anki konulardan bahsetmeliyiz. Bu da kaçınılmaz olarak, yukarıda bahsettiklerimle birlikte, türün bizim için de değişmesi gerektiği anlamına geliyor. Umarım bunu benzersiz ve özgün bir biçimde yapıyoruzdur, aksi takdirde görevimizi yapamadığımız anlamına gelir. Zamanın gruplarının fikirlerini aynen uygulamanın ve onların yaptığını bugün tekrarlamanın hiçbir anlamı yok. Bence her şeyi bugünü düşünerek yapmalı ve şu anın doğruları ve bileşenleriyle şu anın black metalini yapmalıyız.

Son olarak da biraz geriye gidelim, 90′lardan ve 2000′lerden beşer tane favori black metal albümünü söyler misin?

90’lar black metal
Ulver – Bergtatt
Enslaved – Frost
Burzum – Hvis Lyset Tar Oss
Emperor – Anthems to the Welkin at Dusk
Bathory – Hammerheart

2000 ve sonrası black metal
Primordial – The Gathering Wilderness
Drudkh – Autumn Aurora
Enslaved – Ruun
Mgla – With Hearts Towards None
Wodensthrone – Curse

Hepsi bu kadardı Chris, umarız sizi günün birinde buralarda da görürüz.

Umarım bu olur, tüm dinleyicilerimize selamlar.

etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Yorum alanı

“WINTERFYLLETH” yazısına 9 yorum var

  1. markusulf says:

    Bayadır bekliyordum bu röportajı çok özel grup benim için, cevapları da baya doyurucu buldum açıkcası ama şu soru yolladık cevaplayıp geri yolladılar olayına hala ısınamadım, çok suni geliyor. Eminim onların ya da sizin müsait zamanları denk getirememenizle alakalıdır kötülemek için söylemiyorum. Emeğinize sağlık hocam

    Ahmet Saraçoğlu

    @markusulf, sağ ol. Normal şartlarda biz hep Skype üzerinden yapmayı teklif ediyoruz ama bazı gruplar e-mail tercih ediyor. Burada özellikle e-mail olmasını istedikleri için öyle yaptık.

  2. Başer Çelebi says:

    “Ahmet Bey, öyle sorular soruyorsunuz ki, şu an size yardımcı olmakta zorlanıyorum.”

    Ahmet Saraçoğlu

    @Başer Çelebi, ahahaha sulu çember. <3

  3. Emre says:

    Roportajlarin ingilizce hallerini de koymaniz mumkun mudur acaba? Bazen ayni anlama gelen iki sozcukten birini kasitli olarak kullanip mesajinizin tonunu, genel tarzinizi karsiya iletebilirken, ceviride bunlar kayboluyor maalesef. Bu yazi ozelinde soylemiyorum, genel olarak roportaji orjinal haliyle okumak isteyenlere bu secenegi sunabilirseniz daha guzel olur sanki.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Emre, evet bu konuda çok istek aldık, tamamdır bundan sonra o şekilde yaparız, isteyen faydalanır.

  4. 77QX says:

    NSBM kısmının Hate Forest için bende hiç duymadım ama Winterfylleth dehşet cevap vermiş takdir ettim aynı şekilde imaj ve Black Metal ilişkisine de harika cevap vermiş. Ben hayatım da bildim bileli asla Cover dinlemem yani dierek silerim çünkü gruba ait değildir vesaire vesaire. Ama bu manyaklar The Gates’i nasıl coverladıysa benim bu alfımı ağzıma gang atarak soktular. Ben ilk The Gates’i single sanarak dinlediğim de ulan oha yine yaptınız yapacağınızı diye iç geçirirken bir şekilde cover olduğunu hemde Hate Forest coverı olduğunu öğrenince şok olmuştum. Sonra The Gates’i silmiş ve ulan demek yine yeni parça yapmamışsınız diyerek daha da sinirlenmiştim. Roman Sayenko’nun bütün işlerini incelemiş biri olarak sadece Drudkh’da kalabilmişimdir gel gelelim hayanoğlu hayvan gibi yetmektedir zaten. Bu adamları dinlememin tek sebebi açıkcası Drudk’a benzemeleri ki gerek splitler olsun gerek coverlar besbelli onlar da çok seviyor ki müziklerinde o tadı almamak elde değil zaten. Ama yalan söylemeyeceğim en son işleri biraz hayal kırıklığı yaratmıştır albüm çıktığındna beri… Çünkü resmen ağlamaklı BM olmuş ciddi anlamda üzücü ve sıkıcı ne yazık ki. O 2008′in The Ghost Of Heritage’ini düşünüyorum da vay be ne süratli ne tekrarlı ve ne inanılmaz güzel bir ABM eseriydi. Sonra ki albümler de clean ve çello, viyolin de attılar tamam dedik hala iyi güzel ama son albüm… Ne yazık ki, meh broh.

    77QX

    @77QX, Eklemeyi unuttum Drudkh’un 2014 Eastern Frontier in Flames adlı comp. da da bir dolu cover var bunları da ilk dinlediğim de oha Drudkh döndü falan demiştim yani comp. olarak çıkmadan önce sonra cover olduğunu öğrenince yine ulan yuh be demiş silmiştim lkepokowfkjwpofw. (kaldıramıyorum aga coverı sevdiğim bir grup sevdiğim bir grubun parçasını coverlasa bile)

    77QX

    @77QX, The Dark Hereafter için discography’iyi tekrar gözden geçirdim ama yok ya artık bu grubun bende vadesi doldu ilk albümler çok güzeldi git gide iyice o groovey soundlarını kaybetmişler güzel zamanlar geçirmiştik yolun açık ola WINTERFYLLETH.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.