# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
ANIMALS AS LEADERS – The Madness of Many
| 12.11.2016

İşte böyle delirdim…

Animals As Leaders gönlümde “sevdiğim modern metal grupları” kategorisinden “gelmiş geçmiş en sevdiğim metal grupları” kategorisine doğru hızlı şekilde yol almaya devam ediyor. Daha iki sene önce çıkardıkları “The Joy of Motion” ile beni benden alan grup, bu sefer o albümdeki içine girmesi ve sevmesi kolay melodik yaklaşımı bir kenara atıp ritimsel varyasyonlar konusunda kafayı kırmaya ve metal müzik tarihini gördüğü en katı ve baş döndürücü albümlerden birine imza atmaya karar vermiş.

Albümü tarif etmenin bir yolu sürekli elektriklerin gidip geldiği bir mutfakta ufak metal parçalarını bir blendırın içine attığınızı hayal etmek. Ardından blendırı çalıştırıyorsunuz, metal parçalar hızlıca ritmik şekilde birbirine çarpmaya başlıyor. Fakat bir yandan mutfakta elektrikler gidip geldiğinden blendır arada duruyor, sonra yeniden başlıyor. Dur-kalk, dur-kalk derken sonunda blendır kırılıyor, bütün parçalar etrafa dağılıyor, siz de hangi parça nereden geldi nereye uyuyor diye düşünmekten kafayı yiyorsunuz. Biraz absürt bir benzetme oldu farkındayım, ama inanın albümü dinleyince ne dediğimi çok iyi anlayacaksınız.

Albümün en saygı duyulası yanı neredeyse her şarkıda Animals As Leaders müziğinde daha önce duymadığımız bir temayı yedirmeye çalışması. Örneğin giriş parçası Aritmophobia’nın başında doğu müziklerini, özellikle de Hindistan’ı anımsatan hafif mikrotonal bir melodi var, ardından da grup zıbam diye djent’vari bir giriş yapıyor. Bu tarz girişlere grubun önceki albümlerinde rastlamak mümkün, fakat o arkaya konan ufak hint melodisi bambaşka bir hava yaratıyor. Bunu yapabilen gruplara çok büyük saygı duyuyorum, kendi oturmuş soundunu korurken bir yandan da orijinal bir şeyler ekleyebilmek hem büyük bir başarı, hem de grubun ömrünü uzatıyor.

Benzer şekilde diğer şarkılarda da daha önce hiç olmadığı kadar yoğun kullanılan elektronik müzik tınıları, sarmal melodiler, slap ve tapping tekniklerinin iyice ekstrem noktalara gitmesi gibi şeyler albümün kulağa çok taze, yeni ve modern gelmesini sağlıyor. Hele bir Brain Dance var ki, hem aranje, hem kullanılan çalım teknikleri, hem de sound olarak resmen bulunduğumuz çağın bile ötesinde bir şarkı. Youtube’daki kullanıcı yorumlarından birinde bu parça için “progresifin progresifi” yorumu yapılmıştı, katılmamak elde değil.

Tosin Abasi shred konusunda kendini dizginleyebildiğini ve sololarını melodiler ve fusionvari dokunuşlar ile dengeleyebildiğini önceki albümlerde zaten kanıtlamıştı. Aynı performans burada da devam ediyor. Yalnız Javier’le ikisinin slap teknikleri ürkütücü bir boyuta ulaşmış. Normalde bu tekniği bas gitaristler daha yaygın ve üst düzey şekilde kullanırlar, ama Tosin ve Javier nasıl yaptılarsa bu teknikte resmen Victor Wooten seviyesine ulaşmışlar. Ectogenesis, Cognitive Contortions ve Inner Assasins gibi şarkılarda inanması güç elektro gitar slap partisyonları bulunuyor. Adamlar özellikle kapalı seslerin ve hayalet notaların efendisi hale gelmişler, şarkıların canlı versiyonlarının düşmesini ve bu manyaklığı konserlerde görmeyi dört gözle bekliyorum. Davulcu Matt Garstka da albümü kaydederken meslektaşlarına hiç acımamış, insanları davuldan soğutacak bir performans göstermiş. Bu kadar fazla ritmin ve ölçünün değiştiği bir müzikte davul çalmak hiç kolay değil, Garstka da bunu en iyi şekilde yerine getiriyor.

Albüm prodüksiyon olarak katı ve soğuk bir havaya sahip. Bunun bilinçli bir tercih olduğunu düşünüyorum, grup vermek istediği paranoya ve mide bulandırma hissini bu şekilde güçlendirmiş. Ama bir yandan bu prodüksiyon albümün içine girmeyi de zorlaştırıyor. Sound o kadar yoğun ki, azılı bir Animals As Leaders fanı olmama rağmen ben bile albümü ilk dinleyişte 2-3 şarkıda bir ara vermek zorunda kaldım. Sonrada alışıyorsunuz tabii, ama yine de albümün bu yanı mutlaka bazı dinleyicileri daha ilk dinlemede kaçıracaktır diye tahmin ediyorum.

Yukarıda dediklerimle bağlantılı olarak, “The Madness Of Many”nin “The Joy of Motion” kadar çok sevileceğini sanmıyorum. Ben kalite olarak ikisini aynı seviyede tutsam da, “The Joy Of Motion” çok daha fazla akılda kalıcı melodi ve geçiş barındırıyordu. “The Madness of Many” ise neredeyse tamamen ritime abanmış durumda, ve şarkıların aklınızda oturması çok daha fazla vakit alıyor.

“The Madness of Many” resmen meydan okuma gibi bir albüm. Animals as Leaders sadece djent değil, bütün son jenerasyon metal grupları arasından yenilikçi fikirler entegre etme, beste yapma kabiliyeti ve gitar/davul teknikleri açısından çok ayrı bir yerde durduğunu bağıra bağıra belli ediliyor. Bundan sonra daha ne yapabilirler merakla bekliyorum.

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.72/10, Toplam oy: 25)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2016
Şirket
Sumerian Records
Kadro
Tosin Abasi: Gitar
Javier Reyes: Gitar
Matt Garstka: Davul
Şarkılar
01. Arithmophobia
02. Ectogenesis
03. Cognitive Contortions
04. Inner Assassins
05. Private Visions Of The World
06. Backpfeifengesicht
07. Transcentience
08. The Glass Bridge
09. The Brain Dance
10. Aepirophobia
  Yorum alanı

“ANIMALS AS LEADERS – The Madness of Many” yazısına 15 yorum var

  1. 12ParmakBağırsağı says:

    Kritik aşırı iyi olmuş elinize sağlık. Blender benzetmesi özellikle beni benden aldı. Her saniye yeni ve güzel albüm çıkan 2010lar sonrası müziğinde animals as leaders gibi özel dikkat isteyen grupları esgeçmek çok çekici olabiliyor. Ben de önceki albümlerine istediğim kadar eğilememiştim fakat bu albüme kritikten anladığım kadarıyla bayılacağım.
    Ek olarak <3 2016 <3

  2. furkan_sensoy says:

    Nazım Kemal Üre’nin yaptığı blendırlı betimleme gözlerde canlanmadıysa https://www.youtube.com/watch?v=5XNSKIzDPtg şu video belki yardımcı olabilir

  3. backbone says:

    Alışması zor bir albüm. Weightless tarzına benzemiş bence. O da böyle katı ve soğuktu. The Joy of Motion kadar sevilmeyeceğine katılıyorum ama sonradan kendini çok sevdirecek gibi bakalım.

  4. cebeci says:

    Kritiği okumadım uzun zamandır buradaki yanlı kritikleri okumuyorum ama albüm orta karar bir Animals as Leaders albümü. Bunu dinlemek yerine Mestis falan dinlerim.

    deadhouse

    @cebeci, Yanlı kritikler nasıl oluyor anlamadım

    Ahmet Saraçoğlu

    @cebeci, ben de merak ettim baya.

    Sikth

    @cebeci, orta karar bir animals as leaders albümü!
    Bu dediğin şeyin bile böyle bir grubun albümünü tanımlamakta ne tür müzikal bir devrim içerdiğini ah keşke bir farkedebilsen.
    Albümü bir defa dinledim fakat tamamen kendisine odaklanmam gereken bir grubun albümü olduğundan ötürü müsait zamanı bekliyorum. Fakat şunu da belirtmeden edemem Nazım kemal üre keşke daha fazla yazsa.
    Yazacağı albüm ve grupların türü fazlasıyla ilgimi çeken bir yönde olmasının yanında bas gitarı görmezden gelmeyen ve bas gitar lafı geçen kısımları fazlasıyla özenli yazılmış olduğunu bildiğimden böyle bir istem taşıyorum. Ellerine sağlık , ve yeni bas gitarın da hayırlı olsun, sevimli bir devden farksız duruyor.
    Bak yanlı yorum bu işte cebeci kardeşim :)

    Kemal

    @Sikth, teşekkür ederim :) Daha fazla yazmak istiyorum aslında ama ne yapalım elden şimdilik bu kadar geliyor. Evet yeni gitar için ben de baya heyecanlıyım, onunla bişeyler kaydetmek için sabırsızlanıyorum.

    Kemal

    @cebeci, Yanlı kritik ile sanırım grubun fanı olmamı ve bu yüzden albüme objektif olarak bakamadığımı kastediyorsun. Doğru, grubu gerçekten çok seviyorum, ama bir yandan objektif bakamayacak kadar da kör olduğumu sanmıyorum. Animals as Leaders uzun zamandır duyduğum en yaratıcı ve özgün gruplardan biri. Bu albümde de yaptıklarının üzerine koyarak devam etmişler. Kaldı ki albümün bu notu hakettiğini kritikte elle tutular argümanlar ile savunmaya çalıştım, bir fanboy kritiği olduğunu düşünmüyorum.

    Ayrıca bütün kritiklerin süper objektif olmaları gerektiğini düşünmüyorum. Grubu gerçekten seven birisinin kritiklerini okumak genelde daha heyecanlı ve keyifli oluyor. Yoksa herkes çok objektif kritikler yazmaya çalışsaydı ortaya çok sıkıcı ve tutkusuz yazılar çıkardı diye düşünüyorum. Sevdiği bir albümü ayıla bayıla övmek metal müziğin ruhunda var bence :)

  5. deadhouse says:

    Bu harika albümü henüz dinledim. Yazık olmuş bana! Bu kadar geciktirmekle büyük hata yapmışım. Bildiğin müthiş albüm bu ya. Dinlemesi çok kolay. Hazmetmesi zor falan denmiş de hiç öyle değil bence.

  6. killyourselfchuck says:

    Bir grup solist kullanmadan nasıl bu kadar popüler olabildi? Aklım almıyor.

  7. kujeste says:

    böyle illet bir şey paylaşmış matt garstka.
    https://www.youtube.com/watch?v=LinTNtbNJAc

    sound olarak, çekim açıları bilmem ne olarak izlediğim en iyi şey olabilir.

  8. Berca B. says:

    Bugün yine birkaç kez dinledikten sonra emin olduğum bir şey var ki Animals as Leaders gerçekten çok özel bir grup. Özellikle metal grubu demiyorum çünkü hem metalle çok alakaları olduğunu düşünmüyorum, hem de metal grubu diyerek sınırlandırmak istemiyorum. Özellikle son 2 albümdür ortaya koydukları şeyle ilerde kült grup olarak anılacaklarını düşünüyorum. Resmen şu anki Golden State Warriors kadrosu gibiler, bu kadar yetenekli 3 adamın bir araya gelebilmesi ve ortaya koydukları şey cidden akıl almaz.

    den4x

    @Berca B., ahhaha müthiş benzetme. ciddi o seyirciyi havaya sokup üçlük yağdırma havası var. mola aldırıyor.

    deadhouse

    @Berca B., Bence de gereken değer verilmiyor ileride daha iyi anlaşılacak yaptıkları müziğin ne kadar özel olduğu.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.