# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
ANIMALS AS LEADERS – The Joy of Motion
| 04.05.2014

Minimum shred, maksimum müzik.

ANIMALS AS LEADERS, üzerinde djent ve progresif etiketleri taşıyan gruplar içinde en ön plana çıkan isimlerden biri. Enstrümantal bir grubun bu kadar büyüyebilmesi beni hem şaşırtıyor hem de geleceğe dair umut veriyor. Umut veriyor, çünkü böyle gruplar sayesinde metal dinleyen insanların dar kafalı olmadıklarını ve yeni seslere ve tarzlara açık olduklarını hatırlayıp gülümsüyorum.

Geçtiğimiz iki senede ikinci albümleri “Weightless”ın promosyonu için BTBAM ve MESHUGGAH gibi devlerle turlayan grup, birazdan inceleyeceğimiz yeni albümleri “The Joy Of Motion” içinse yanına CONQUERING DYSTOPIA’yı aldı. İçinden Jeff Loomis ve Alex Webster gibi iki metal efsanesi barındıran bir grubu alt grubunuz yapabiliyorsanız, büyüme yolunda ciddi adımlar attığınız söylenebilir sanırım.

Albümün en dikkat çekici özelliği grubun sırtını Tosin’in akıl alan sololarına yaslamayıp besteleri ve melodileri öne çıkartan bir tarz benimsemiş olması. Özellikle ilk albüme kıyasla shred soloların sayısı bir hayli az. Grup, bir önceki albümleri “Weightless”da benimsemeye başladıkları bu tarzı “The Joy of Motion”da iyice oturtmuş.

Besteleri “Weightless”‘dakilerden ayıran ana faktör riff ve melodi bolluğu olmuş. “Weightless” bu açıdan çok minimal bir albümdü, her şarkı merkez bir riff ve melodi etrafında dönüyordu. Bu yüzden de çok karışık eleştiriler aldı, kimisi (mesela ben) albümü çok beğenirken, kimisi de fazla kendini tekrar eden ve sıkıcı buldu. “The Joy of Motion” ise her yerden övgü alıyor. Bunun başlıca sebebinin şarkılardaki riff ve melodi miktarının arttırılmasının olduğunu düşünüyorum. Böylece albüm özellikle ilk dinlemelerde bile kulağa dolu ve dinamik geliyor.

Bu albümle beraber ANIMALS AS LEADER’ın her grubun hayali olan “kendi sound’unu oluşturabilme” seviyesine artık ulaşmış olduğunu düşünüyorum. Özellikle riff yazımı, basılacak akorların seçiminde günümüzün metal piyasasında eşi benzeri bulunmayan bir tarzı var grubun. Bir adım daha ileri giderek EXIVIOUS ile beraber metal müziğin içine caz-fusion etkilerini en iyi yediren grup olduklarını söyleyebilirim.

“The Joy of Motion”‘ı ilk iki albümden daha özel kılan bir başka nokta da diğer grup üyelerinden daha fazla katkı içermesi. Çok yetenekli bir gitarist olmasına rağmen ister istemez Tosin’in gölgesinde kalan Javier Reyes, Para Mexer ve Nephele şarkılarını yazmış. Akustik gitarların öne çıktığı Para Mexer’in özellikle diğer parçalardan ayrılan bir havası var. PERIPHERY’nin lideri Misha Mansoor da prodüktörlüğün yanı sıra albümdeki bir çok parçanın yazımına yardım etmiş. Sonuç olarak albümün bütün beste yükünün Abasi tarafından çekilmemesi bence çok yerinde bir seçim olmuş, içinde bir çok insanın fikirlerinin ve duygularının olduğu bir albümü dinlediğinizi hissedebiliyorsunuz. Önceki iki albümde bu his fazla yoktu diye düşünüyorum.

Gruba Weightless turnesinde katılan davulcu Matt Gartska’dan da ayrıca bahsedelim. Kendisi gittikçe adını daha fazla duyuruyor ve bir çok kritik tarafından modern metal davulunun önemli isimleri arasında gösterilmeye başlandı. Ben açıkçası önceki davulcuları Navene’in (kendisi bu albümde elektronik elementlerden sorumlu) yazdığı davulları daha ilginç buluyordum. Fakat şöyle bir gerçek var ki Gartska’nın akıllara zarar bir tuşesi var. Kendisini iki kez canlı da izledim, adam resmen her vuruşunda sahneyi titretiyor. Bu konuyla ilgili ilginç bir anekdot da var, albüm ilk çıktığında bir çok kişi bütün vuruşların aynı seviyede ve seste gelmesinden dolayı davulların programlanış olduğunu iddia etti. Davul kaydını yapan Adam Nolly (PERIPHERY) bu iddiaları kendisi net bir şekilde yalanladı, Gartska’nın çok güçlü bir davul tekniği olduğunu bu yüzden davulların kulağa bu kadar düzgün geldiğini söyledi. Kısacası drum machine gibi insan performansı nasıl oluyor diye merak ediyorsanız bu albümü referans alabilirsiniz.

Nolly demişken kendisinin albümde 4 parçada bas gitar çaldığını da belirteyim. Grup hem sahnede hem de bundan önceki albümlerinde bas gitar yerine sanal enstrümanlar kullanıyordu. Kendim de bas gitarla uğraşan biri olarak Nolly’nin çaldığı parçaların sound olarak gerçekten fark ettiğini söyleyebilirim, keşke bütün albümde çalsaymış. Özellikle Crescent’e kulak kabartırsanız bas gitarın parçaya kattığı atağı ve diriliği çok kolay fark ediyorsunuz. Arada aklıma geliyor, keşke Evan Brewer yeteneklerini hiç sergileyemediği THE FACELESS’ı bıraksa da ANIMALS AS LEADERS’a katılsa diyorum, ki zaten Tosin’le daha önce beraber çalmışlıkları var. Hayal edince bile içim bir fena oluyor.

Mansoor ve Nolly albümün prodüksiyonunda olağanüstü bir işe imza atmışlar. Albümde dinlediğiniz her şey kulağa çok canlı ve dinamik geliyor, yani albümün ismi ve prodüksiyonu birebir örtüşmüş diyebilirim. Özellikle elde edilen clean gitar tonları feci lezzetli. Bir clean gitar tonunu kulağa bu kadar dolu ve sert gelebileceğini hiç hayal etmemiştim doğrusu. Bu arada müzik prodüksiyonu ile ilgileniyorsanız Nolly’nın ask.fm hesabını takip etmenizi öneririm, orada sorulan sorulara gayet detaylı ve doyurucu cevaplar yazıyor.

The Joy Of Motion bence grubun bugüne kadar yayınladığı en ayakları yere basan ve dinlemesi zevkli çalışma. Enstrümantal müzik seven herkese hiç düşünmeden tavsiye ediyorum. Ayrıca Tosin Abasi’nin bol shred dolu gitarist albümleri yapmak yerine, melodilerin çok daha fazla ön planda olduğu bir grup müziği icra ediyor olmasından mutluluk duyuyorum.

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (9.17/10, Toplam oy: 35)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2014
Şirket
Sumerian Records
Kadro
Tosin Abasi: Solo gitar
Javier Reyes: Ritim gitar
Matt Garstka: Davul
Şarkılar
1. Ka$cade
2. Lippincott
3. Air Chrysalis
4. Another Year
5. Physical Education
6. Tooth and Claw
7. Crescent
8. The Future That Awaited Me
9. Para Mexer
10. The Woven Web
11. Mind-Spun
12. Nephele
  Yorum alanı

“ANIMALS AS LEADERS – The Joy of Motion” yazısına 12 yorum var

  1. Cattle Bilmemne says:

    ”Keşke Evan Brewer yeteneklerini hiç sergileyemediği THE FACELESS’ı bıraksa da ANIMALS AS LEADERS’a katılsa diyorum.”

    Söylemesi bile bir tuhaf.

  2. Weightless ile başlayıp bu albüm ile iyice bir yola giren “kendi sound’unu bulma” olayına ben de katılıyorum. Weightless’ı ilk dinlediğimde bana hissettirdiklerinin biraz daha oturmuşlarını hissettim bu albümde. Daha çok fazla dinleyememiş olsam da, bana o olmuşluk hissini verdi The Joy of Motion.

    Bas kullanımı hakkında da küçük bir parantez açmak istiyorum :) Nolly’nin eşlik ettiği şarkılarda gerçekten de, bana kalırsa, bariz bir fark yaratmış durumda bu kullanım. Kemal’in de dediği gibi, Evan (ki kendisi son zamanlarda en beğendiğim basçı diyebilirim) gruba katılsa, hiç olmazsa yazım işleminde katkıda bulunsa çok çok sağlam işler çıkar gibi geliyor. Harcıyor resmen kendini The Faceless’ta.

  3. Berca B. says:

    Hiç gitar albümü insanı olmadığımdan hep önyargıyla uzak durduğum Animals As Leaders’a da bu albümle ısınmış oldum sonunda. Ağır fusion havası, teknik kusursuzluk (ki normalde hiç dikkate aldığım bir şey değildir), müziğe keskin ve net yaklaşım, her şeyiyle çok iyi bir albüm. Özellikle Kascade, Physical Education ve Para Mexer favorilerim. Benim için senenin süprizi oldu.

  4. Cemre says:

    Kritikte çok iyi noktalara değinilmiş gerçekten. Albümü tek kelimeyle özetlemek gerekirse bu kelime kesinlikle “dinamik” olur. Önceki albümlere göre melodi anlamında daha bütünsel yaklaşımlarının yanı sıra prodüksiyonun da gerçekten katkısı var bunda. Organikliği içinizde hissediyorsunuz gerçekten. Yeni davulcuyu bilmiyordum fakat albümü şimdi tekrar o gözle (kulakla?) dinleyince tuşesinin sağlamlığı görülüyor(duyuluyor?) cidden.

    Bu arada Javier Reyes gerçekten çok iyi bir gitarist. Bu albümde etkilerini daha fazla hissetmek mutlu etti. Mutlaka kendi EP’sini(Mestis – Basal Ganglia) de dinlemenizi öneririm.

  5. Osman says:

    http://www.youtube.com/watch?v=dUSZ2tCQ_Ko

    Bence iyi bir avant-garde jazz fusion albümü. Klavye kullanımı aşmış. Şarkıları çoğunda Tekken 5 introsundan esintiler var. Bu davul prodüksiyonunun aşığı olduğumu her fırsatta söyledim, tekrar söylüyorum. Mükemmellik bu olsa gerek.

    3/10

    Bunu ciddi olarak söylüyorum, Tosin fazla “normal” çalmış. Bana çok sıradan ve sıkıcı geldi.

  6. Eline sağlık Nazım, keyifle okudum.

    Garstka’nın tuşe olayına katılıyorum, fusion falan değil de hard rock/heavy çalıyor zannedersiniz. İnanılmaz oturaklı bir tekniği var. YouTube’a Two Man Trio yazın, adamın tuşesinin nasıl olduğunu direkt olarak görün.

    Batuhan Bekmen

    The Woven Web, Para Mexer ve Another Year baya hayvanat şarkılar bu arada. Baştan sona sevdim ve beni gruba ısındıran ilk Animals As Leaders albümü oldu bu.

  7. Ufuk Sönmez says:

    öncelikle eline sağlık kemal güzel kritik olmuş, bilmediğim pek çok şey öğrendim albümle ilgili, ama para mexer’i kesin reyes bestelemiştir demiştim, yanılmadım haha.

    albüm çıkmadan yayınlanan şarkılar tooth and claw ve lippincott olunca “aha weightless 2″ geliyor diye düşünmüştüm. ama ilk dinleyişimde çok fena ters köşe oldum gerçekten ve de “bu sefer değişik bişeyler yapmışlar” diye düşünüp, hoşuma da gitmişti albüm açıkçası.

    ancak albümü daha sonraki dinlemelerimde beklentilerim arasında “gitar rifleri ve soloları istiyorum ulannn” olunca, kısacası abasi’nin çılgınlıklarını duymak isteyince albümden aldığım haz çok da üst noktalara ulaş(a)madı açıkçası. ben şahsen abasi’nin gitarda alıp başını gitmesini, hiç bi kalıba uymamasını, çıldır(t)masını, ilk albümden inamorata gibi şarkılar yapmasını istiyorum. bu albümde adamın gitarlarına doyamadığımı hissediyorum resmen. ama zannedersem bu djent riflerin ve soloların azalması bilinçli bir tercih gibi duruyor. özellikle bir önceki albümde şarkıları sürükleyen djent rifler oldukça azaltılmış. peki bu djent riflerin yerine ne gelmiş derseniz bol bol slapping tekniği, jazz-fusion öğeleri, kısacası bu sefer clean tone baskın taraf olmuş. acaba birbirlerine “ya amcaoğlu şu djent’ten bi sıyrılsak, bi kendimize mi gelsek ne” demiş olmalılar. tabii bunu yaparaktan weightless’ın değeri de otomatikman arttırmış oldular. çünkü djent ve daha fazla solo dinlemek isteyenler weightless’ın değerini şimdi anlamış oldu.

    bunun haricinde matt garstka’ya gerçekten bayıldım, koperweis’i hiç aratmamış. şöyle bi düşünüyorum acaba conquering dystopia’daki alex rudinger performansı mı yoksa bu mu daha iyi diye. işin içine caz davulculuğunun komplikeliği girince garstka diyorum.

    albümdeki favori şarkılarım kascade ve the future that awaited me. the future that awaited me’yi gitarda çalmak isterdim doğrusu. harika bir beste. şarkılar demişken tabii şu da var. aas öyle bi grup ki “aha şurda tapping var” dediğiniz yerde slap tekniği, “aha burası düz arpej” dediğimiz yer tapping’li çıkabiliyor. şarkıların bir de videolarını felan izleyip, bi de öyle bakmak lazım beste kalitelerine.

    yani velhasıl kelam ben albümden sizler kadar keyif alamadım. prodüksiyonuyla, verilen emeğiyle şusuyla busuyla gerçekten üzerinde durulmuş bir albüm ve aas’ın gideceği yön açısından da önemli işaretler veriyor ama gene de ben öyle aman aman bir zevk alamadım. ve kesinlikle dinlerken yukarda bahsettiğim “gitar duyma beklentilerimi ve önyargılarımı” da kenara bıraktım ve rahat bi 10-15 kez dinledim albümü. albüme puanım 8/10. şimdiye kadar ki 3 albümün beğeni sıralaması ise şöyle kendimce:

    animals as leaders> weightless> the joy of motion

    Ufuk Sönmez

    az önce bi daha dinledim albümü ve şunu söyleyebilirm ki çok iyi albümmüş gerçekten, zamanında değerini tam olarak anlayamamışım.

  8. cazorp says:

    giriş şarkısı mükemmel!

  9. Fatih says:

    İnsan olan bir davulcu böyle çalamaz. Bence ya sakladıkları bir şey var ya da mixlerde davulla fazla oynamışlar, aklıma daha mantıklı bir açıklama gelmiyor. Gartska her ne kadar iyi bir davulcu olsa da çok zor… Live performansında aynı başarıyı yakalayamazsa tartışmaya değer bence. Ayrıca bu albüm gerçekten de süper olmuş, tüm taşlar yerlerine oturmuş, djent rifflerin azalmasıyla albümü çok sevdiğimi söyleyebilirim.

  10. şeyh hulud says:

    Daha yeni dinlemeye başladım, grubun kendini bulduğu albümü olmuş sanki. Bundan sonrası için çok daha umutluyum, Animal as leaders’ın hikayesi daha yeni başladı bence.

    Enstrümantal işler genelde bana biraz soğuk gelir (özellikle böyle teknik ön planda olanlar). Burada ise tam tersi, çilekli yoğurt gibi müzik yapıyorlar.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.