# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
THE DILLINGER ESCAPE PLAN – Dissociation
| 16.10.2016

Dudaktan parça koparan veda busesi.

Şu an hayatımda yazdığım son THE DILLINGER ESCAPE PLAN kritiğini yazıyor olma ihtimalimin burukluğuyla başlıyorum yazıya. %43 Burnt şarkısıyla 1999 yılında tanıştığım TDEP; grupla tanışan istisnasız herkes gibi beni de afallatmış, sersemletmiş ve ne olup bittiğini sorgulamama neden olmuştu.

Adında “plan” kelimesi geçmesine rağmen dünyanın en plansızmış gibi gözüken müziklerinden birini yapan TDEP’i esktrem metal dünyasının en önemli gruplarından biri (kimilerine göre birincisi) yapan bir numaralı şey; TDEP’in olayı sadece çok karmaşık ve beklenmedik şeyler yapmakla sınırlamaması ve bunu olabilecek en sofistike biçimde, hem akılda kalıcı hem son derece kabul edilir hem de dibine kadar özgün şekilde sunmasıydı. “Calculating Infinity”nin son 17-18 yıldır çıkan en önemli albümlerden biri olmasının ışığında kariyerini büyüten TDEP; sadece “Miss Machine”e koyduğu Unretrofied’la bile sandığımızdan da eşsiz ve ne yapacağı belli olmayan bir grup olduğunu kanıtlamıştı aslında. “Ire Works”le sofistikeliğini ve tekinsizliğini birleştiren ve katil olma potansiyeli taşıyan bir FAITH NO MORE’a dönüşme emareleri gösteren THE DILLINGER ESCAPE PLAN; “Option Paralysis” ve “One of Us is the Killer”la da eşsizliğini pekiştiren işler ortaya koymaya devam etti.

“THE DILLINGER ESCAPE PLAN’i THE DILLINGER ESCAPE PLAN yapan bazı şeyler var ve bunları %100 yansıtamayacağımız zamanları görmektense, hepsini hakkını vererek yapabildiğimiz şu noktada fişi çekmek en mantıklısı.”

17 yıllık bir TDEP dinleyicisi olarak bu cümleyi okumak bana üzüntü veriyorsa da, dünya üzerinde böyle bir şeyi söyleyebilecek birkaç gruptan birinin TDEP olduğunu, ya da en azından onlardan böyle bir şey duymanın sürpriz olmadığını biliyorum. Tıpkı müziklerine ve performanslarına duydukları saygı gibi, THE DILLINGER ESCAPE PLAN kavramının başladığı gibi en üst noktada sonlanmasını istemeleri de gayet kabul edilir bir şey. Sündürmeden, sürüncemeye bırakmadan, kekremsi tatlar vermeden…

“Döve döve başladık, döve döve bitiriyoruz; ve siz bizi hiçbir zaman zayıf göremeyeceksiniz.”

Bir şey aynı anda ancak bu kadar buruk ve mantıklı olabilir.

15 Kasım 2005 tarihinde Vancouver’daki Red Room’da, “Miss Machine” turnesinde canlı izledim THE DILLINGER ESCAPE PLAN’i. Ön grupları HELLA ve BETWEEN THE BURIED AND ME’ydi. HELLA o zaman için çok bilinen bir grup değildi ama konserde kabak gibi ortada olan bir şey vardı ki, davulcuları Zach Hill tek kelimeyle inanılmazdı. Kesinlikle tanık olunması gereken panik atakvari bir performanstı ve o manyaklığın sonrasında kendini DEATH GRIPS’te buldu. BTBAM ise “Alaska”yı 2 ay önce çıkarmıştı ve o gazla All Bodies olsun, Selkies olsun yardırmış, cidden aklımı almıştı. Mükemmeldi. Ardından sıra TDEP’e geldi. Bugüne dek yüzlerce, belki bine yakın grup izledim, sayamayacağım kadar çok canlı performansa tanık oldum. Ama hayatımda gittiğim hiçbir konserde THE DILLINGER ESCAPE PLAN’in sahnede hissettirdiği şeyi yaşamadım. Neydi bu şey?

Dünyanın en şizofren, en ne olacağı belli olmayan müziğini yapan TDEP, konserde seyircisini adeta tedirgin ediyor, geriyor, “acaba sahneden inip buraya koşar ve durup dururken beni dövmeye başlar mı?” diye düşündürtecek kadar güvenilmez ancak bir o kadar da çekici bir ruh hâli yaratıyordu. Metal tarihinin (evet) en etkileyici frontman’lerinden biri olarak gördüğüm Greg Puciato’nun şarkı devam ederken tavana tırmanması; sahnede çalınan müziğin bipolar, manik depresif, şizorfren, psikopat hâllerini pekiştirircesine, bize işkence edercesine verdiği tedirginliği zirve yaptırırcasına kendini tavandan salonun ortasına bırakması ve seyircinin aklını kaçırması; eş zamanlı olarak Weinman ve diğerlerinin sahnedeki amfilerin tepesine çıkıp 3-3,5 metreden atlamaları; gitar ve baslarını birbirlerinin gözünü çıkardı çıkaracak diye düşündürten bir umursamazlıkla, transa geçmişçesine savurmaları… THE DILLINGER ESCAPE PLAN hem görsel hem de işitsel anlamda sadece bir müzik grubu değildi. THE DILLINGER ESCAPE PLAN bir performans sanatıydı, grotesk bir modern sahne sanatları örneğiydi. Eşsizdi, kusursuzdu.

“Dissociation”… Bir şeyin başka bir şeyle olan bağlantısını koparması veya bu şeyden ayrılması; bağların koparılma hâli…

Bu yazıyı tam da bir kritik gibi düşünmüyorum aslında. Elbet konumuz “Dissociation”, ancak asıl konumuz TDEP’in vedası ve “Dissociation” da bu vedayı anlamlı kılan araç olduğundan, albümün detaylı teknik detayına girme amacında değilim. Kısaca bahsedersem, “Dissociation” TDEP’in bugüne kadarki en ağır, karanlık havalı albümü. Lâkin bunu taümüyle kıran ve sapıttıkça sapıtan bölümler, şarkılar da yok değil.

Her şarkıyı delicesine beğendiğim albümde en çok hasta olduğum şarkılar ise “A New Level”vari girişi ve Puciato’nun psikopatlıklarını sağlı sollu sergilediği Limerenth Death; müthiş vokal fikirleriyle Symptom of Terminal Illness; hızlandırılmış gibi duran mükemmel rifi ve sonrasında Puciato’nun Brent Hinds’vari vokalleriyle enfes bir hâl alan clean gitarlı bölümüyle, grubun bugüne dek yazdığı en iyi şarkılardan biri olduğunu düşündüğüm Wanting Not So Much To As To; elektronik altyapısı ve sonradan eklenen bas gitarla çok zevkli bir hâl alan Fugue; özellikle yarısından sonra büründüğü aşırı lezzetli 70′ler atmosferiyle Low Feels Blvd; ortasındaki caz bölümünün ardından patlamalarla tat kaçıran güvensiz Surrogate; vokal melodisinin şarkının geri kalanıyla yarattığı kontrastla öne çıkan ve ortasındaki tansiyon bölümüyle devleşen Honeysuckle; grubun yazdığı en sert şarkılardan biri olan Manifacturing Discontent; “Ire Works” tekinsizliğini hissettiren Apologies Not Included; Norveçli SHINING gibi başlayan ve klip çekilme potansiyeli taşıyan akılda kalıcı yanlarıyla Nothing to Forget ve son olarak da grubun 45 dakika süren veda busesi sırasında dudağımızdan kopardığı et parçasını gözümüzün içine baka baka çiğnediği ve sonunda da boğazı düğümlenircesine yutarak çekip gittiği Dissociation…

Albümü dinlerken “Keşke şöyle olsaydı” diye düşündüğüm tek şey; her ne kadar TDEP her zaman için içinde kaybetmişliği de dibine dek barındıran bir ruh hâli barındırdıysa da, ben grubun vedasındaki son şarkının Dissociation gibi hüzünlü bir şarkıyla değil de, TDEP’i TDEP yapan şekilde; bizi mahveden, burun deliklerinden akan kanı diliyle yalayan, kanlı, terli, adrenalin kusturan bir şarkı olmasını dilerdim. Ama olsun, TDEP içimizde bırakmayı, gösterip de vermemeyi kariyeri boyunca sevmiş, bunu şiar edinmiş bir grup.

Onlar kesinlikle reddetseler de, belki de farkında olmadan yaptıkları şey budur. Belki yıllar sonra çıkıp açık açık “fikrimizi değiştirdik” der, devam ederler (hiç sanmıyorum). Konu TDEP olunca hiçbir şeyin garantisi, kesinliği yok. Onları özel yapan da bu.

“Dissociation” mükemmel bir albüm. Bu yıl dinlediğim en iyi albümlerden biri. THE DILLINGER ESCAPE PLAN adına her açıdan hakkını vererek yapılmış bir veda. Ama olayın asıl önemli kısmı bu değil; albüm vasat olsaydı da değerinden bir şey kaybetmezdi, en azından benim gözümde. Burada önemli olan grubun bugüne dek yaptıkları, ilham verdikleri, 2000′ler sonrası esktrem müziğe şekil vermesi ve böyle onurlu biçimde bizden ayrılması.

Her şey için sağ olun. Önünüzde saygıyla eğiliyorum demek isterdim, ama eğildiğimde ağzıma tekmeyi yapıştırma ihtimalinizden dolayı bunu yapmıyorum.

Hoşçakalın.

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (9.15/10, Toplam oy: 27)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2016
Şirket
Party Smasher
Kadro
Ben Weinman: Gitar
Liam Wilson: Bas
Greg Puciato: Vokal
Billy Rymer: Davul
Kevin Antreassian: Gitar
Şarkılar
1. Limerent Death
2. Symptom of Terminal Illness
3. Wanting Not So Much to as To
4. FUGUE
5. Low Feels Blvd
6. Surrogate
7. Honeysuckle
8. Manufacturing Discontent
9. Apologies Not Included
10. Nothing to Forget
11. Dissociation
  Yorum alanı

“THE DILLINGER ESCAPE PLAN – Dissociation” yazısına 6 yorum var

  1. Özgür says:

    Grubu ilk defa bu albümüyle dinledim ve çok beğendim. Yeni tanımış ve sevmişken dağılacaklarını öğrenmek üzücü oldu ama. Sevindirici olan ise keşfedeceğim bir diskografinin beni beklemesi.

  2. crowkiller says:

    meraba, konuyla alakasız olacak ama (aslında türler benziyor biraz) every time I die – low teens albüm kritiği yazar mısın, ben baya beğendim albümü

    octopushasafriend

    @crowkiller, +1 harika albüm.

  3. psylocke says:

    low teens cıktıgından beri baska bir sey dinleyemez oldum ancak turler hakaten alakasız, en azından every time i die ın bu son albumu icin. bu arada dillenger escape plan in Symptom of Terminal Illness ına da bittim.

  4. Black Thunder says:

    Symptom of Terminal Illness parçasında, Greg Puciato’ya eşlik eden vokal kim?

  5. psylocke says:

    seven adam gitmez, biz istemiyoruz yapamıyoruz artık bu tazr deyip adam gibi gitselerdi keske ve keske bu sacma albumden once dagılsalardı.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.