# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DEICIDE – Deicide
| 14.04.2016

Tüm çıplaklığıyla death metal.

Cemil Okumuş

Bir müzik türünde efsane olup o türle birlikte anılır hâle gelmenin yolu, bir yandan o türün konseptini ve karakterini çok iyi yakalamak, diğer yandan müziği iyi bir şekilde sunarak dinleyiciye türün ruhunu başarılı bir şekilde hissettirmektir. Bunu çok iyi başarabilen gruplar her tür içinde belli bazı gruplardır. Söz konusu death metal olduğunda bana göre bunu en iyi başaran albümlerden biri Deicide’ın kendi ismini taşıyan ilk albümü. Death metal gibi geniş bir kategori içerisinde genel olarak pek çok başarılı grup bulunsa da death metalin ruhunu en iyi yakalayan gruplardan biri olan Deicide’ın ve onun ilk albümünün benim için özel bir yeri var.

1980’li yılların ortalarında daha çok Amerika’da ortaya çıkan death metal akımı kendi tavrını belirleyerek Celtic Frost, Venom gibi bir eklentisi olarak bulunduğu grupların müzikal yapısının içinden kendisini sıyırmıştı. Bazen death metalin yaratıcısı olarak Death ve Possessed grupları gösterilse de bunun doğru olmadığı düşüncesindeyim. Death grubunu çok daha kendine özgü bir yapı içinde değerlendirmek gerekir. Death’in müziği thrash etkileşimliydi ve kullandığı kalıp içerisinde oldukça kendine özgü bir müzikal yapı barındırıyordu. Bir death metal albümü kabul edilen Possessed’in “Seven Churches” albümünde de bazı death metal elementleri bulmak mümkün olsa da o da thrash etkileşimliydi ve enstrümanların kullanılış biçimi death metalin sunum biçimini ve havasını pek andırmıyordu.

Konsept olarak death metal 80’li yılların ortalarında Morbid Angel, Obituary, Autopsy, Deicide gibi grupların müziğiyle belirginleşti. Kendine has distorsiyon tınısı, sert ve seri davul kullanımı, brutal vokal, thrash metalden farklı kendine has agresifliği ve müziği daha içine kapalı bir ifade biçimiyle sunan death metal dikkat çekmiş ve önemli bir başarı ile gelecekteki popülaritesinin başlangıcını yakalamıştı. Bu dönemde death metal modern elementlere ve melodiye fazla sahip olmadığı için bu tür içerisinde iyi müzik yapmanın ölçütü death metalin genel karakterini iyi yansıtmaktı. Fakat elbette müziğin teknik yanıyla birlikte sunumuyla insanda yarattığı his ve kişiyi nasıl etkilediği de çok önemlidir. Enstrümanlar teknik olarak bir türün yapısına uygun olarak çalınsa bile aralarındaki ilişki iyi organize edilmemişse istenilen çarpıcı müziği yakalamak zor olacaktır. Dinleyiciyi müziğin içine çekecek havayı yaratamıyorsanız dinleyicinin onu hissetmesi de zorlaşacaktır. Deicide bana göre hem teknik anlamda hem müziğiyle dinleyiciyi etkilemesi anlamında dönemindeki diğer death metal gruplarının önündeydi.

Deicide 1987 yılında önemli death metal gruplarının çıktığı Tampa, Florida’da iki arıza karakter Glen Benton ve Steve Asheim tarafından kuruldu. Bu arkadaşlar, kişilikleri yaptıkları müzikle birebir örtüşen insanlardı ve death metal türünün kötü bir şöhrete sahip olup criminal dünyasıyla özdeşleşmesinde şüphesiz ki önemli etkileri vardı. Benton, fareleri ve sincapları canlı canlı yaktığı iddia edilen, kendisine iki kez saldırı girişiminde bulunulan, motosikletlere ilgisi olan, aşırı derecede Hristiyanlık karşıtı, sert bir arkadaş. Asheim ise silah koleksiyonu yapan ve bir ara bir banka soygunuyla ilişkisi olabileceği şüphesiyle göz altına alınmış biri. Yani belki gerçek anlamda olmasa da ruh hali açısından biraz “belalı” tiplere benziyorlar. İçlerindeki gangster ruhunu zararsız yollardan ifade edebilmek için mi müzik yapıyorlar bilinmez ama şurası kesin ki bu arkadaşlar olmasaydı özellikle old school death metal ciddi anlamda eksik olurdu.

“Deicide” albümü tartışmasız bir başyapıt ve grubunun yaptığı müziğin türüyle özdeş hâle gelmiş en önemli eserlerden biri. Deicide müziğinde sadece doğru elementleri kullanmaktan çok daha fazlasını yapıyor. Tüm elementlerin o kadar güzel bir şekilde birbirini destekleyip melodiden uzak bir müzik içinde o kadar harika bir dışa vurum yakalıyor ki yaptığı müzik türünün ideal formunu yakalamayı tür içerisindeki diğer pek çok gruptan çok daha iyi başarıyor. Tema olarak oldukça klişe görünen Hristiyanlık karşıtlığı ve Satanizm’i işleyen grup bu basit görünen temayı müziğinin içine o kadar iyi yediriyor ki müzik sanatsallığından hiçbir şey kaybetmiyor.

“Deicide” albümünün bir efsane olmasını sağlayan şeylerin başında Glen Benton’ın insan ötesi vokalleri geliyor. Tüm canlılığı ve enerjisiyle son derece vurucu ve yırtıcı bir şekilde ortaya çıkan ve müziğin tüm enerjisini ve agresifliğini bize ulaştıran vahşi, kaba, Benton’a özgü harika bir hırıltısı olan parçaların yapısıyla çok iyi bir şekilde iç içe geçen bir vokal. Benton’ın parçaları tek başına bile sürükleyebilecek güçteki sesi hiçbir yerde yapmacıklığa kaçmıyor ve bizi hep albümün içinde tutuyor. Gitarda distorsiyonu kendi içinde kalan, çok cızırtılı bir elektroniğe kaçmayıp tam anlamıyla death metalin yapısını ifade eden bir tını ve parçaları çok iyi bir şekilde sürükleyen rifler var. Asheim de eşsiz bir davul performansı sergiliyor. “Deicide” bana göre davulun en iyi kullanıldığı death metal albümlerinden. Davul oldukça tok bir tonda ve son derece agresif çalınıyor. Bu tok ton şarkılara çok iyi uyum sağlayıp death metal havasını çok harika bir şekilde yansıtıyor. Tüm enstrümanlar ve vokalle o kadar uyumlu ve doğru bir şekilde kullanılmış ki parçaların akıcılığında ve sertliğinde enstrümanların bir aradalığı bakımından hiçbir hata göze çarpmıyor. Deicide bize başka hiçbir death metal grubunun bu kadar iyi işlenmiş bir şekilde sunamayacağı sertliği, akıcılığı ve heyecanı sunuyor. Albümün genelinde de oldukça tok bir sertlik mevcut. Bu durum diğer pek çok death metal grubuyla kıyaslandığında daha tutarlı ve daha lezzetli bir müzik oluşturuyor. Düz bir yapı ortaya çıkmasına rağmen Deicide bu düz ve homojen yapıyla o kadar iyi oynuyor ki aynı yapı içerisinde her defasında hiç sıkıcı olmayan ve dinlemeye doyamadığımız bir müzik yaratıyor.

Şarkıların birkaçında bahsedecek olursak: Bir nesnenin devrilme sesiyle başlayıp bir anda bizi albümün içine çeken vahşi ve sürükleyici rifler ve ona yıkıcı sertlikteki davulların ve gırtlak parçalarcasına yapılan vokallerin eşlik ettiği Lunatic Of God’s Creation ile albüme giriş yapıyoruz. Ardından Sacrificial Suicide’ın yırtıcı riflerine, adeta karşısındakine meydan okuyan vokallere ve onların hızlı ve uyumlu akışına kendimizi bırakıyoruz. Aynı harika his Oblivious To Evil ile devam ediyor. Öyle zannediyorum ki albümü dinleyen çoğu kişi diğer parçaların da kesinlikle eksik kalır bir yanı olmasa da albümdeki en iyi parçanın Dead By Dawn olduğu konusunda hemfikir olacaklardır. Harika bir davul ile giriş, ardından müthiş bir canlılık veren seri rifler, parçanın içine çok iyi monte edilmiş death metalin yapısını hiç bozmadan parçanın içlerine doğru geçişi sağlayan ufak bir solo, devamında Benton’ın eşsiz sesiyle enstrümanların rüzgarını peşine takarak devam edişi ve parçanın ortalarında muazzam bir blast beat eşliğinde Benton’ın brutal çığlıklarıyla “Dead By Dawn” diye haykırması adeta insanın ruhunu bedeninden çıkarıyor. Ardından bizi albümün tüm hızının, sertliğinin ve enerjisinin zirvesine çıkaran, bütün enstrümanların ve vokallerin adeta kendini parçaladığı Blasphererion. Tüm parçalar bizi hep canlı ve albümün içinde tutan, parçaların içindeki tüm bölümlerin şarkının gidişatını ve iç uyumunu hiç bozmadan albümün harika bir şekilde ilerlemesinin sağlandığı inanılmaz akıcılıkta bir sertliğe ve agresifliğe sahip. Dinleyicinin bu zevki kendisi keşfetmesine olanak tanımak için tüm parçalardan söz etmek istemiyorum.

Deicide düz ve homojen görünen bir yapıyı bu kadar kusursuz, insanı yerinden kaldıracak, hiçbir zaman sıkmayan doyulmaz bir sertlik ve agresiflikte işleyen yegane bir grup. Aynı yapıyı sonraki albümlerinde bu albümünde olduğu kadar bulamadığım Deicide’ın bu albümü benim için çok özel olduğu gibi her zaman death metal tarihinin unutulmaz başyapıtlarından biri olarak kalacak.

10/10
Albümün okur notu: 12345678910 (9.54/10, Toplam oy: 46)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1990
Şirket
R/C Records
Kadro
Glen Benton: Vokal, bas
Brain Haffman: Gitar
Eric Haffman: Gitar
Steve Asheim: Davul
Şarkılar
1-Lunatic Of God’s Creation
2-Sacrificial Suicide
3-Oblivious To Evil
4-Dead By Dawn
5-Blasphererion
6-Deicide
7-Carnage In The Temple Of The Damned
8-Mephistopheles
9-Day Of Darkness
10-Crucifixation
  Yorum alanı

“DEICIDE – Deicide” yazısına 5 yorum var

  1. DanceWıthLucifer says:

    Haffman kardeşler unutmuycaz sizi… 10/10

  2. junkman afatsum says:

    Morrisound recording studios+Scott Burns olunca bir eserin başyapıt olması sanırım kaçınılmaz oluyor. Albümde tam kütür kütür satanic death metal şaheseri ve her death metal sever içinde farz hatim edilmeli derhal!
    Bu arada kapakta yakıyor yani. Son bir ayrıntı daha eğer ki kış aylarında İstanbul’da bu albümün olduğu kapüşonlü birisi görürseniz o benimdir ve gururla yıllardır giyerim kapüşonümü.

  3. Ouz says:

    Her zaman söylerim, 90′ların metal işleri bambaşkaymış resmen. Adamlardaki içtenlik ve doğallık yıkmış geçirmiş ortalığı. Şimdinin bol efektli prodüksiyon harikası Deicide albümlerinin yüzüne bakmıyorum valla.

  4. psylocke says:

    deicide candır.

  5. Noshophoros says:

    Bu grup hakkında, bu albüm üzerinden açıklamak istediğim birtakım düşüncelerim var. Öne sürdüğüm düşünceler tamamen kişisel ve yaptığım genellemeler de tamamen subjektiftir.Müzikal anlamda beğendiğim, ama sözler ve konsept olarak benim için artık satanist poserlığın ve satanizmden prim yapan göstermelik anti-kahramanlığın manifestolarından biri, hatta belki ilklerinden biridir bu albüm. Glen Benton denen herifi gram sevmem,mecaz; denize düşsem bu herife değil yılana sarılırım, ne vokalini,müzisyenliğini ne de verdiği demeçleri itibariyle görüşlerindeki bariz radikalliği, sırıtan tutarsızlığı ve senelerdir aynı temayı ısıtıp ısıtıp sunması sebebiyle sevmem,bu nedenle de bir Deicide dinleyicisi değilim,derseniz ki ” adamın da inancı böyle, adam Lucifer’a inanıyor, seven de onu böyle seviyor sana ne !”, kusura bakmayın ama death metaldeki satanizm muhabbetinden hoşlanmasam da, eğer bu da işin bir parçasıysa, inancı ve savunduğu yaşam ideali açısından Jon Nödveidt ve intiharı, müziğinin kalitesi itibariyle Dissection, “Covenant” albümü itibariyle de Morbid Angel gibi örnekler varken bana göre yüzüne bakılacak bir grup bile değil. Üstelik Benton zamanında misal; “şu yaşa gelince kendimi öldürücem , yeah, sacrificial suicide, ovv Satan !” şeklinde atıp tutarken Jön Nödveidt şak diye kendi biletini kesti 3 albüm sonra, inandığı ideal için. O da satanist bu da.Mesele kendini öldürmemesi değil, atıp tutması, tükürdüğünü yalaması ve sahte olması.Eleştirdiği tanrının ,dinin sahteliğinden, “morbid”liğinden dem vuran bir adamın, dönüp dolaşıp eleştirdiği şeyin kendisine dönüşmesi acınacak bir durum değil de ne.O nedenle poserın ve satanizmden ziyadesiyle ekmek yemiş death metal endüstrisinin medyatik maskotlarından biri olmanın ötesinde değil bu herif. Ha, ama dinlediğim bir sürü baba death metal grubunun ardından “eh ne yapalım bu da demirbaşlardan biri kabul ediliyor, şunun da bir albümünü dinleyeyim” deyip dinlediğim bir albümdür “Deicide”, albümün davul ve gitar performansları için diyeceğim bir şey yok,riffler,özellikle Dead By Dawn daki o solo, davul partisyonları son derece sağlamlar, albümün bir kapı açılışıyla başlayıp aynı şekilde kapanması da keza hoş ve tamamlayıcı bir ambiyans olmuş.Kendi açımdan en fazla bu kadar artı özellik sayabilirim, onun dışında grup da, albümleri de benim için beş para etmez.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.