# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
POSSESSED – Seven Churches
| 23.07.2012

Ölüm ve daha fazlası.

Metali çekici kılan şey nedir? Diğer tüm müzik türleri arasında onu en erişilmez yapan, hayranlarının bu türü bir zevkten öte yaşam tarzı hâline getirmesini sağlayan, böylesine sert bir müzik olmasına rağmen bu kadar çok insan tarafından takip edilip icra edilmesini sağlayan nedir? Daha önce hakkında gevelediğim “Metal-A Headbanger’s Journey”de de bahsedildiği gibi metal, gözümüzü kapatmak istediğimiz şeyleri baş tacı ediyor; korktuğumuz veya tiksindiğimiz şeyleri müziğinin temeline oturtuyor.

Bu yüzden sadece ele aldığı konseptlerden dolayı bile metal, hiçbir zaman dünyanın en fazla sevilen veya en çok dinlenen türü olamayacak. Çünkü insanların önyargılarına, tepkilerine sebep olmaktan asla kaçamayacak cânım müziğimiz.

Peki ya görece iğrenç, tiksinç konuları ele aldığı söylenen metaldeki konsepti yansıtmak için gereken müzikal altyapı nasıl? İşte burada heavy metalin türleri işin içine giriyor. Çünkü her ne kadar konsept olarak da türler arasında temel olarak farklılık olsa da türlerin farkını yansıtan en bariz öğe kuşkusuz konsepte uygun müzikal altyapı. İncelemek için ter dökeceğim albümde de yapılan iş, çıktığı yıl itibariyle, henüz yeni yeni extreme’leşen metalin daha sert, daha çiğ ve daha hızlı bir hâle getirilmesiyle işlediği konuları da değiştirecek düzeyde vurucu ve etkileyici bir değişiklik yapmakta.

İşte bu sebeple “Seven Churches” death metal gibi metalin en uç türlerinden birinin ilk ve en önemli örneklerinden birisi olarak nitelendiriliyor. İçinde bahsedilmeye değer o kadar çok fark; geliştirdiği extreme müziğin daha önceki temsilcilerine hız, ritim, sertlik vs.açısından atılmış öylesine bir gol var ki Possessed’i death metalin yaratıcılarının en önemlisi ilan etsek sanırım türle az çok ilgili çoğu kimse sesini çıkarmaz.

Possessed, bugüne kadar dinlediğim en erişilemez, en üstün, en mükemmel grup değil. Fakat “Seven Churches” şimdiye kadar duyduğum en ilham verici, en şok edici, çıktığı zaman ilk duyanlar için en duvara çarpıcı olmuş, sonradan üstüne kurulan koca bir müzik sektörünün icracıları tarafından içindeki onlarca farklı fikri kullanılan klasik bir albüm. İlk death metal albümü olmasının yanında o zamana kadar yapılmış en lanetli, en karmaşık albüm.Gelecekte izinden gitmiş olan milyonların aklına onlarca fikri getirtecek bir başyapıt.

Her türün öncü albümlerinde olduğu gibi “Seven Churches”te de bir “zamansızlık” var. Yani bugün biri eline bu cdyi alıp “bak sen o kadar extreme müzik dinliyosun, death metal falan diyosun ama daha en baba olanını duymadın” dese ve bu albümü dinletse yine aynı şokla, yine yüzlerce defa daha dinlerdim bu çılgınlığı. Çünkü herhangi bir müzikte fark yaratmak istiyorsanız yapmanız gereken en önemli şey insanların yıllarca faydalanabileceği şekilde ilham verici ve farklı bir tarz benimsemektir.

Elbette albüm yoktan bir şey var etmiyor (haşaa! “Allah, her sanatkarın ve sanatının yaratıcısıdır.” -Buhari). Daha önceki thrash metal gruplarından (Slayer, Exodus, Venom) ve birçok heavy metal grubundan (Motörhead, Iron Maiden, Judas Priest gibi) etkilendiği biliniyor Possessed’in. Ancak bir anda henüz çok kısa bir geçmişi olan extreme müzikte öyle bir ilerleme, öyle bir değişim yapıyor ki önce underground ortamların; sonra da türün hayranı olacak milyonların şahı oluveriyor.

Peki neler var bu albümde? Öncelikle “Seven Churches” bırakın çıktığı zaman için bugün için bile bazı metal hayranlarına dinlemesi zor ve karmaşık gelebilecek bir eser. Ama eğer albüme şans tanırsanız; ikinci, en olmadı üçüncü dinleyişte sizi ele geçirir ve her seferinde farkını çok ağır bir şekilde kulaklarınıza kazır. Albümün içine girilmesinin zor olmasının ilk sebebi kuşkusuz prodüksiyon. Fakat bunu kötü bir düzenleme olarak adlandırmaktansa müziğin verdiği o lanetli atmosferi şahlandırıp dağlara taşlara tırmandıran çiğ bir sound olarak betimlemek isterim. Açıkçası bu albümü tertemiz bir sound’la düşünemiyorum.

Bir diğer konuysa içinde bulundurduğu fikirler. Albüm ilk death metal albümü olarak adlandırılıyor demiştik. Fakat buna rağmen o kadar değişken, o kadar karmaşık, o kadar lanetli ki günümüze kadar gelen extreme metal dünyasına binlerce fikir vermiş, vermeye de devam edecek. Albümde sürekli olarak bir ritim değişikliği, o zamana kadar basılmamış olan notaları temel alıp şeytani bir hava katmaktan çok şeytanla bütünleşen gitar riffleri vezamanına göre çok yeni tekniklerle icra edilmiş gitar soloları; altyapısında hayvani bir müzisyenlik örneği olan blast ritimleri, tempo değişimleri, hızlı kickleriyle davul partisyonları barındıran tam anlamıyla fikir şelalesi olan bir yapı var.

Kısa kesmek için uğraştığım(hıhı) yazımın sonlarına yaklaştığım anlarda albümü 2. kez döndürüyorum. Ha bir de sözler. Beklendiği üzere şeytan, cehennem, zebani gibi temaları ele alan sözler Jeff Becerra tarafından (sanırım metal tarihinde ilk kez) gırtlaktan gelen brutal vokallerle albümün konseptine, hissiyatına, sound’una nefis oturtulmuş. Bir de Morbid Angel ve Possessed gibi ilk defa brutal vokali kullanan ve şahlandıran (aslında Death’in “Scream Bloody Gore” albümünde de böyle ama zaten her şeyi Chuck çaldığı için onu yazmıyorum) grupların vokalistleri aynı zamanda basçı olduğu için death metal camiasında bas gitarın klavyeden sonra en etkisiz enstrüman olarak kaldığını düşünmüşümdür hep. Evet.

Sona gelelim. “Seven Churches” 37 dakikalık klasik bir albüm. Dinlenmesi emek isteyen ama içine girenin çıkamadığı, lanetli bir albüm. Bir şarkısının temposuna alışmanızın zor olduğu bir albüm. Çünkü Possessed belirlediği bu yolda sırtını tempo değişikliğine dayıyor ve buna alışmanız gerektiğini size aşılıyor taa 1985’te. Aslında albümün içindeki onlarca yeniliktensadece birisi bu. Çünkü “Seven Churches” death metalin nasıl yapılması gerektiğini, standartlarını, atmosferini kısacası tarzını belirleyen ilk ve en önemli albüm.

10/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.89/10, Toplam oy: 87)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
Şirket
Combat Records
Kadro
Jeff Becerra: Vokal, bas
Mike Torrao: Gitar
Larry Lalonde: Gitar
Mike Sus: Davul
Şarkılar
1. The Exorcist
2. Pentagram
3. Burning in Hell
4. Evil Warriors
5. Seven Churches
6. Satan's Curse
7. Holy Hell
8. Twisted Minds
9. Fallen Angel
10. Death Metal
  Yorum alanı

“POSSESSED – Seven Churches” yazısına 20 yorum var

  1. b says:

    önünde saygı duruşuna geçmekten başka bir şey yapamam. bu albüm hakkında da bir şey diyemem. sadece 10/10

  2. Aeonian_Lich says:

    Death metal konusunda baya cahilim. Dinlemedim mesela bu albümü. Kritiği beğendim ama, eline sağlık.

    Beleg

    @Aeonian_Lich, valla konu cahillikse rakip tanımam. İncelemelerinin yarısına yakınındaki grupları bilmiyomuşum mesela. Ama symphony x’i senin kritiklerinle öğrenip dinledim.
    Beğendiğin için sağol ayrıca.

  3. Kaan says:

    1989 yılında kayıt kasedini bana veren arkadaş, bak bundan serti yok, yapılamaz da demişti.Dinleyince bayılmıştık ama bir dönemi açan önemde bir albüm olduğundan haberimiz bile yoktu..o zamandan bu yana hala artan bir zevkle dinlerim.

  4. Rotten Angel says:

    Satan’s curse albümün en iyi şarkısıdır bana göre. arka arkaya elli altmış kere dinlesem sıkılmam

  5. Rotten Angel says:

    bu albüme death metal denmesini pek doğru bulmuyorum. direk thrash metal çünkü. sorun vokalse, sodom’ın ilk albümlerine de black metal demek lazım

    Beleg

    @Rotten Angel, öncelikle yorum için teşekkür ederim. En azından bu vesileyle konuyu enine boyuna tartışabiliriz burada. Bunu baya düşündüm aslında ” la bu tıreş aslında, baya sert ama tıreş yav” diye ama her ne kadar bir morbid angel, death, entombed gibi net death metal yapmıyor olsalar da kesinlikle dönem gruplarından farklılar. Yani türler arası geçiş albümü diyebiliriz, tabii ki şu anda kulağa çok death metal gelmiyordur. Old school değil dinazor school diyelim buna çünkü henüz baya yeni bir dönem death metal için.

    Rotten Angel

    @Beleg, reca. ben şahsen geçiş albümü olarak death’in scream bloody gore’unu görüyorum. o albümde tam bir death metal ve thrash metal karışım sosu vardır. ama seven churches’de thrash kısmı çok daha ağır basıyor.

    ama genede hepsi taş gibi. karanlık atmosferiyle adamı büyüler.

  6. flying dirty clouds says:

    bir kategorizasyona göre venom, possessed, bathory, celtic frost ve mercyful fate için “1st wave of black metal” deniliyor. (ilk dönemleri için tabi)

    mayhem, darkthrone, burzum, immortal vb nordic gruplar 2nd wave oluyorlar bu yaklaşıma göre.

    ve tabi 3rd wave var ki tam emin olmamakla birlikte 1349, tsjuder, urgehal, gorgoroth, carpathian forest gibi grupları buraya koyduklarını tahmin ediyorum.

    niye bunu yazdım? çünkü 2. ve 3. dalga grupların hepsi possessed’i bir ilham kaynağı olarak yüceltiyorlar.bu yönden bakıldığında bence death metal’e değil de daha çok black metal’e ilham vermiş -kritikte de çok güzel bir şekilde ifade edildiği üzere- zamansız bir albüm bu.

    bir de bu albümün t-shirt’ü de gerçek bir klasiktir bence. nocturno culto’nun bir röportajında okumuştum, bu albümün t-shirt’ten 20 tane aldığından ve eskidikçe değiştirdiğinden bahsediyordu (:

    güzel kritik, albüm de klasik olduğu için 10 farz…

    Nightwing

    @flying dirty clouds, açılın benim konum bu :) dalga muhabbetleri doğru yanlız o saydığın black grupları genelde possessed ı değil, bathory, venom gibi grupları örnek almışlardır.

    lakin burada şöyle bi husus var. possessed, death, venom, bathory gibi grupların ilk dönemlerini incelersen birbirine müzikal olarak çok yakın. yani o zamanlar şimdiki gibi şu death şu black gibi bi muhabbet yok. zaman içinde death black gibi ayrışmalarının en büyük nedeni norveç gruplarının daha çok kendi kıtasından olan bathory, venom gibi grupları örnek almaları, abd tarafından da daha çok possessed ilk dönem death gibi grupları örnek almaları. işte bu zamanla müzikalitede farklılığa ve isim ayrışmasına neden oldu. yoksa ilk dönemleri birbirinin aynı.

    metal tarihçisi mode off.

    Beleg

    @Nightwing, extreme olsun, sert olsun, leş olsun bizim olsun.

    flying dirty clouds

    @Nightwing, ilk dalga black gruplarının birbiriyle benzeştiği konusundaki fikrine katılıyorum ama possessed’in black metal’i pek de etkilemediği fikri çok cazip gelmedi bana.

  7. Gereksiz biri says:

    Helhammer ve Mantas(Death) grupları yaklaşık bir sene önce benzer örnekler veriyordu Possessed grubundan.Ama hep geçiş örnekleri bu albüm gibi.Death ya da Morbid Angel bu albümden etkilenmiş olabilir fakat bana sorarsanız bu türün meyvesini ilk toplayan Death kısa bir süre sonrada tamamen oturtan Morbid Angel olmuştur.

    Avcı

    @Gereksiz biri, Obituary’i ve Bolt Thrower’ı da unutmayalım.Onlarda Death Metal’in şekillenmesinde önemli roller oynamışdır.

    Gereksiz biri

    @Avcı, Kesinlikle.

  8. Belus says:

    10 numara DEATH METAL albümüdür.
    ama yine de Obituary – Slowly We Rot ‘u geçmesi olanaksız;o da ayrı bir durum!

    b

    @Belus, tabi kişisel görüştür senin seçimindir.

  9. b says:

    “türün ilk meyvesini toplayan”, “şekillendiren” veya “oturtan” gibi kelimeler bir yana da şu gerçeği hiç değiştirmez gibime geliyor. o da her ne şekilde olursa olsun hem morbid angel’ın hem de adı anılan diğer death metal gruplarının bu gruptan ya da bu albümden etkilenmiş olduğudur. possessed ilk elden etkilenilendir, diğerleri isterse şekillendiren ya da türün ilk meyvesini toplayan olsun.

  10. Bende Saklı Kalsın says:

    Önce titredim, sonra bastım 10′u.

  11. nagash says:

    bu albümü alın edinin öpün okşayın bununla yatıp bununla kalkın. bedende 10 hatta binlerce 10 şimdi gidip kalp krizi geçirip geliyim.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.