# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
SAVATAGE – Edge of Thorns
| 12.04.2014

Başlangıçlar ve bitişler.

SAVATAGE diye bir grubun olması çok süper değil mi sizce de? Şöyle bir düşününce, her ne kadar kariyerinde büyük sıkıntılar yaşamışlarsa da, harika albümler yapan, konsept işlerin altından müthiş bir başarıyla kalkmış, zamanının ötesinde işler yapmış, duyguyu da, icrayı da aynı oranda öne çıkarıp çok güzel albümlere imza atmış bir grup SAVATAGE.

Çok güzel bir grup SAVATAGE.

En hızlı, en teknik grup değiller; öyle bir çabaları da yok. Her ne kadar progresif sıfatıyla nitelenseler de müziklerinde öyle zor dinlenir ögeler de bulunmuyor, ancak SAVATAGE her zaman için dinleyicisini kendine bağlamayı, hatta aşık etmeyi başaran, çok içten, çok samimi, çok gerçek bir müzik yapmış bir grup.

SAVATAGE’la tanışmam 2000’lerin başlarına, “Dead Winter Dead”e tekabül eder. Nasıl olduğunu hatırlamıyorum ama albümü neredeyse hiç bilmeden, SAVATAGE hakkında en ufak bir fikrim olmadan satın almış, ardından da bir SAVATAGE hayranı olmuştum. O melodiler, o düzenlemeler, o yürek parçalayan haykırışlar; SAVATAGE resmen sanat yapıyordu. Türk sanat müziği diye bir şey olduğu gibi, metal sanat müziği diye de bir şey olsaydı, SAVATAGE herhalde bu sınıflamaya girerdi.

“Edge of Thorns”, ülkemizdekiler de dâhil olmak üzere, SAVATAGE hayranlarının en sevdiği albümlerden biri olmuştur. Nasıl olmasın? Criss Oliva’nın enfes gitarları, Jon’un güzeller güzeli piyanoları, Zak’in özgün ses rengi ve müthiş yorum gücü…

Grup üyelerinden bahsetmişken biraz derine inelim ve “Edge of Thorns”un SAVATAGE için neden çok önemli olduğundan bahsedelim. Evet, “Edge of Thorns”, bazı açılardan SAVATAGE diskografisindeki en önemli albümdür. Bunun sebebi de, “Edge of Thorns”la birlikte ve “Edge of Thorns”un hemen sonrasında grubta kadro namına taşların yerinden oynamış olmasıdır.

SAVATAGE denince akla genelde üç isim gelir: Criss Oliva, Jon Oliva ve Zachary Stevens. “Edge of Thorns”tan önce Jon Oliva o zamana dek sürdürdüğü vokalist görevini bırakıp piyanoya geçiyor. Yerine, SAVATAGE’da görücüye çıkmak üzere Zachary Stevens geliyor. Zak’in sesinin SAVATAGE’la nasıl özdeşleştiği düşünüldüğünde, Zak’in gruba dâhil edilmesi ne kutlu, ne yerinde, ne güzel bir kararmış; bir kelimesini duysanız “Aha da Zak” diyebileceğiniz düzeyde karakteristik ve enfes bir ses rengine sahip bir vokalist Zachary Stevens.

Vokalist değişikliği, elbette ki “Edge of Thorns”a dair en önemli konu olsa da, albümden sonra yaşanan o kahrolası olay, bırakın “Edge of Thorns”u, SAVATAGE tarihindeki tartışmasız en önemli şey. Criss Oliva’nın o trafik kazasıyla birlikte aramızdan ayrılması, güllerle süslü, şiir gibi notalar dizen o canım gitarın öksüz kalmasına, Jon’un kardeşini kaybetmesine ve metal dünyasının da çok yetenekli bir müzisyenden ebediyen yoksun kalmasına neden olmuştu.

Dolayısıyla “Edge of Thorns”, Jon’un vokalist koltuğunu bıraktığı, Zak’in gruba katıldığı ve Criss’in de yer aldığı son SAVATAGE albümü olmasıyla, “bir albümü br grubun kariyeri açısından önemli kılmak için daha ne gerekebilir ki?” dedirtiyor.

Albümün derinlerine inersek, “Edge of Thorns”un öncesindeki iki SAVATAGE albümüne göre daha gitar bazlı bir albüm olduğunu söyleyebiliriz. “Gutter Ballet” ve “Streets: A Rock Opera”daki orkestral tatlar, “Edge of Thorns”da yerlerini daha gitarlı bir müziğe bırakmıştı. Albümün her anlamda varyasyonlu bir profil çizdiği anlamak için ilk şarkıyı dinlemek yetiyor aslında. Harika bir giriş, ağızlara dolanan bir nakarat ve her şeyiyle bir SAVATAGE klasiği olan Edge of Thorns’la açılan albüm, sakin başlayıp coşan ve Zak’in “işte geldim burdayım” dediği pek çok yer barındıran He Carves His Stone’la devam ediyor. Özellikle sonu efsane olan Labyrinths’le soluk aldıktan sonra, 3. dakikasından sonrasına bilhassa bayıldığım Follow Me geliyor ve nihayet, ne ilginçtir ki albümdeki en vazgeçemediğim şarkıya geliyoruz. Normalde kritiklerde böyle fazla şarkı adı anmadığımı bilirsiniz, ancak bu sıradaki şarkıya gelen yolu çizmek istedim nedense.

“Edge of Thorns”un benim açımdan en güzel anı, adı fazla anılmamasına rağmen bence nefisler nefisi bir şarkı olan Exit Music. Sadece Jon Oliva tarafından icra edilen bu 3 dakikalık enstrümantal piyano parçası, vurguları, hüznü, içime saplanan melodisi, kısacası her şeyiyle, bugüne ek duyduğum en güzel enstrümantal şarkılardan biri. Öyle fazla bir gösterişi yok, ama bana çok bambaşka şeyler hissettiriyor. 00:48’de başlayan kısmı te yıllar önce ilk duyduğumda gözlerimi kapatıp olduğum yerde öylece kalmıştım. Herkese aynı şeyi ifade etmez tabii, kişisel bir durum.

Kalan şarkılardan bahsetmeyeceğim. Hepsi güzel, hepsi kendi tarzlarında ders olarak okutulacak eserler. Sırf Degrees of Sanity bile, nasıl tiyatral müzik yapılır, nasıl dramatik etki yaratılır, sözleri okumadan şarkının nasıl bir şeyden bahsettiği nasıl hissettirilir, bu konular için numunelik bir baş ucu kitabı adeta.

“Edge of Thorns”, süper albümleri olan ve tam anlamıyla, sadece ve sadece kaliteli müzik yapan SAVATAGE’ın elbette ki önemli albümlerinden biri. İşin güzel tarafı, SAVATAGE’ın da o “en iyi albümü şudur” türü bir uzlaşıya varılamayan gruplardan olması. Kariyerindeki neredeyse her albüm, başka bir SAVATAGE severin favorisi olabilir. Herhalde bir grup için bundan daha büyük bir başarı olamaz.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (9.21/10, Toplam oy: 52)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1993
Şirket
Atlantic Records
Kadro
Zak Stevens: Vokal
Steve "Doc" Wacholz: Davul
Johnny Lee Middleton: Bas
Criss Oliva: Gitar, sitar
Şarkılar
1. Edge of Thorns
2. He Carves His Stone
3. Lights Out
4. Skraggy's Tomb
5. Labyrinths
6. Follow Me
7. Exit Music
8. Degrees of Sanity
9. Conversation Piece
10. All That I Bleed
11. Damien
12. Miles Away
13. Sleep
  Yorum alanı

“SAVATAGE – Edge of Thorns” yazısına 6 yorum var

  1. Kemal says:

    Ahmet cok guzel anlatmissin albumu :) Benim de albumdeki favori anlarim

    - Follow Me’deki vokal oyunlari
    - Conversation Piece’in nakarati
    - Edge of Thorns’un en son “I don think about youuu” kismi ve tabiki gitar solosu
    - He Carves his Stone’da Zak’in delirdigi kism
    - All That I Bleed’in piyano melodileri
    - Sleep’in sonlarinda Criss’in akustik gitara abanmasi

  2. zlayeric says:

    Andy LaRocque ile Criss Oliva nın gitarındaki ruhu çok az gitarist verebilir.bide Tipton–Downing ikilisi belki

  3. nepenthe says:

    Bu albümü ilk dinlediğimde bir şeyler okuyordum ve arkada güzel güzel çalıyordu ta ki Follow Me’nin o 3.dakikadan sonrasına kadar. Donup kalmıştım resmen, gitarı resmen konuşturuyor, ağlatıyordu Criss Oliva. O zamandan beri en favori albümlerinden biridir. Keşke Criss Oliva’yı bu kadar erken kaybetmeseydik ve eşşiz sololarından mahrum kalmasaydık.

  4. baha says:

    bu albüm için ne yazsam yetersiz kelimelerim ise pek bir şey ifade etmez sadece dinlemek isterim. aslında öyle çok fazla dinleyemem, çünkü hatıralar o kadar fazla ki. labyrinth’in o melodileri kalbimi delip geçer, sonra he carves his stone’daki zak’ın sonlara doğru çığlıkları sanki hayatın anlamsızlığına bir yakarıştır sanki. işte anlatamıyorum. ilk kasetini alıp dinlediğimde beni çok etkilemişti ve hala bugün de bu etkisini kaybetmez. aslında bu albüm kritiği için bir taslağım vardı hazırdı ama çok fazla melankolik kelimelerle donattığım için göndermekten vazgeçtim. çok büyük bir albümdür, anlamı farklıdır, özeldir.

    Otenazi

    @baha, çok güzel anlatmışsın bence.

  5. İLKER says:

    Güzel kritik,damar kritik ama niye 1 puan kırdınki:)
    9.5/10
    Ellerine sağlık.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.