# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
NAZIM KEMAL ÜRE ile Bas Gitar Sohbetleri – Bölüm 2
| 02.02.2014

Sağ El Teknikleri (1. Kısım)

Bas Sohbetlerinin 2. bölümünden merhabalar! Öncelikle, yeni bölüm için bu kadar geç kaldığım için kusuruma bakmayın demek istiyorum. Okul ve bazı diğer işlerin yoğunluğundan dolayı yeni bölüm bayağı gecikti, ben de bu gecikmeyi içerik olarak zengin bir yazı hazırlayarak kapatmaya çalıştım.

Yazıya başlamadan önce söylemek istediğim bir şey daha var. Gerek burada, gerek Facebook üzerinden, cover videoları ve yazının birinci bölümüne dair çok güzel yorumlar aldım. Beni ekleyen, yorum yapan, eleştirilerini esirgemeyen herkese ayrı ayrı teşekkür ederim. Bu tarz şeyler beni daha çok yazmaya, daha çok kaydetmeye ve kendimi geliştirmek için daha çok çalışmaya itiyor. Ayrıca bir süre önce yeni bir Facebook sayfası açtım, videolardan ve yazılardan haberdar olmak için orayı da takip edebilirisiniz: www.facebook.com/nkemalure

Genellikle sağ eli hızlandırmak üzerine çok fazla soru alıyorum, buradan yola çıkarak bu yazıyı sağ el tekniklerine adamaya karar verdim. Tabi burada sağ elden kastım telleri çektiğiniz eliniz, yani solak gitar çalıyorsanız bu sol eliniz oluyor. Ben kolaylık olsun diye bu elden hep “sağ el” olarak bahsedeceğim.

Konu çok geniş olduğundan ve bu konuya ilişkin kaydetmek istediğim yığınla video olduğundan dolayı bu bölümü bir kaç kısma bölmeye karar verdim. Bu kısımda sağ el tekniklerine genel bir bakış atacağım ve ardından sağ eli hızlandırmada benim çok işime yaramış olan iki adet egzersizi videoları ile beraber vereceğim. Yazının sonuna bir de “Soru-Cevap köşesi” ekledim, orada da bana Facebook üzerinden gelen popüler soruları ve cevaplarımı paylaşacağım.

***

Giriş

Rastgele alacağınız bir bas gitar metodunda ya da eğitim videosunda size sağ elinizde iki parmak kullanılmasının tavsiye edildiğini görürsünüz. Bunun sebebi popüler olarak icra edilen pop, caz,  rock vs. gibi türlerin tempo olarak 80-120 bpm (beats per minute: dakika başına düşen vuruş sayısı, aşağıdaki Teori kısmında detaylı değineceğim) civarında hızlara sahip olmaları, ve bu hızlarda rahat çalabilmek için iki parmak tekniğinin fazlasıyla yeterli olmasıdır.

Fakat konu metal müziğe, hele death ve black metal gibi ekstrem türlere gelince işin rengi değişiyor… Bu tür müziklerde davulcular ve gitaristler oldukça sık olarak 180 bpm ve üstü tempolarda takılırlar. Gitaristler pena kullanmanın avantajıyla, davulcular ise twin pedal gibi aparatlar yardımıyla kendilerinden geçerken, biz zavallı basçılar elimizle onlara ayak uydurmaya çalışırız.

Bu tarz bir senaryoda basçıların genel olarak üç farklı seçeneği vardır,

1. Seçenek: Notaları yarı hızında çalmak

Bu seçenekte, eğer gitarist riffi 16′lık notalar ile çalıyorsa (“16′lık nota ne bilmiyorum ben :(” diye üzülmeyin, alttaki Teori kısmında bunları açıklayacağım) bas gitar aynı notaları 8′lik gruplar halinde çalar. Diğer bir deyişle saniye başına düşen nota sayısını yarıya düşürür, böylece en hızlı riffler bile iki parmak ile çalınabilecek kıvama gelir. Müziksel olarak bu yaklaşımda hiç bir hata yok, zamanlamayı iyi tutturduğunuz sürece bu yöntem kulağa her zaman düzgün gelecek ve bas gitarın müzikte sağlaması gereken dolgunluğu verecektir. Ayrıca açık ara en popüler yaklaşım budur, dinlediğiniz thrash ve death metal albümlerinin en az %80ini bu metotla kaydedilmiştir.

Aşağıdaki ses dosyasında bu seçeneğin kulağa nasıl geldiğini duyabilirsiniz. Riff, Amon Amarth’ın Pursuit of Vikings adlı parçasından alınmıştır.

2. Seçenek: Notaları tam hızında çalmak

Bu seçenekte ise adı üzerinde gitarist ne hızda çalıyorsa birebir onu takip ediyoruz. Benim favori yöntemim olan bu seçenek, bence müziğin sertliğinin ve agresifliğinin artmasına büyük katkı sağlıyor. Aşağıdaki ses dosyasında aynı riffin bu yaklaşımla çalındığında nasıl bir fark yarattığını görebilirsiniz.

3. Seçenek: Notaları yarı hızında çalıp, gitardan farklı notalar basmak

Bu seçenek, gitarla aynı hızda çalmakta zorlanıyor ve notaları yarı hızında çalmanın sıkıcı olduğunu düşünüyorsanız imdadınıza yetecektir. Gitarın bastığı notalarla armonik olarak uyumlu süslemeler yaparsanız, yavaş çalmanın monotonluğunu ilginç melodiler yaratarak kırabilirsiniz. Burada artık sınır sizin hayal gücünüz, aşağıda yine aynı riffi basitçe nasıl süsleyebileceğinize dair bir örnek koydum,

Bu yazıda 2. seçeneğin üzerine yoğunlaşacağız. Özellikle 90′lar boyunca aynı problemle yüzleşen bir çok efsanevi basçı (Steve DiGorgio, Alex Webster, John Myung vs.) sağ ellerinde 3 ve 4 parmak kullanarak bu engeli aşmıştır. Ben de onların izinden gidip sağ elimde her zaman en az 3 parmakla çalacak şekilde kendimi geliştirmeye çalıştım. Yazının geri kalan kısmından kendi kullandığım 3 parmak tekniği üzerine detaylar ve egzersizler vereceğim.

***

Teori

Egzersizlere geçmeden önce müzikte hızın nasıl ölçüldüğüne kısaca değinmekte fayda var. BPM, 8′lik nota, 16′lık nota gibi terimlerin ne olduklarını bilenler bu kısmı atlayıp direkt olarak egzersizlere geçebilirler. Yalnız belirteyim, amacım ritim teorisini detaylıca anlatmak değil, sadece yüzeysel bir giriş yapmak. Daha fazla bilgi edinmek isteyenler herhangi bir müzik teorisi kitabından bu bilgilere ulaşabilirler.

Yazıda daha önce bahsettiğim gibi BPM dakika başına düşen vuruş sayısı demek. Aşağıdaki ses dosyasında 120 BPM hızında kaydedilmiş zil vuruşları duyacaksanız.

Bu vuruşları değişik şekilde gruplamak mümkün, fakat açık ara en popüler olan gruplama şekli vuruşları 4′lü gruplar halinde toplamaktır. Böylece elimizdeki vuruşları ölçülere ayırabiliriz, basitçe her 4 zil vuruşu bir ölçüye denk geliyor.

Notaları ne hızda basacağımızı ise ölçü başına düşen nota sayısına göre ifade ediyoruz. Mesela 1′lik nota demek, bastığımız tek bir notanın uzunluğu o ölçünün tamamını dolduracak demek. Benzer şekilde 2′lik nota ile ölçüye doldurmak için iki adet notaya ihtiyacımız var, diğer bir deyişle içinde 4 zil vuruşu olan ölçüde iki zil vuruşuna bir nota düşecek.

Aşağıdaki ses dosyasında en baştaki ölçüyü es geçtikten sonra ilk ölçüyü 1lik nota ile, 2. ölçüyü 2′lik notalar ile, 3. ölçüyü 4′lük notalar ile, 4. ölçüyü 8′lik notalar ile, 5. ölçüyü ise 16′lık notalar ile çaldım.

Evet, artık “120 BPM’de 16′lık notalar” dediğimde sanırım herkes nasıl bir hızı tarif ettiğimi anlayacaktır. Kıyaslama olması açısından, dilerseniz bunu saniye başına düşen nota (notes per minute) birimine çevirebilirisiniz. Basit bir hesapla, her vuruşa 4 nota düştüğüne göre 120 BPM dakika başı 120*4= 480 notaya karşılık geliyor, bunu da tekrar 60′a bölerseniz, bu hızın saniyede 8 notaya denk geldiğini görebilirisiniz.

***

Pratik

Evet, bu kadar girişten sonra gelelim asıl önemli bölüme. Başlamadan önce parmak dizisi tarif etmesini daha kolay hale getirmek için aşağıdaki diyagramı veriyorum.

Resimde de görebileceğiniz gibi, parmakları 0: baş parmak, 1: işaret parmağı, 2: orta parmak, 3: yüzük parmağı ve 4: serçe parmağı olarak numaralandıracağız.

Klasik 2 parmak tekniğinde parmak dizisi 2-1-2-1 şeklinde gider. Burada dikkat etmeniz gereken nokta, elin dışından başlamamız (2. parmak) ve içeri doğru hareket etmemiz. Bu “dıştan içe doğru” hareket etme olayı ellerimizi anatomisi gereği bize doğal gelen bir hareket, 3 ve 4 parmak tekniklerinde de bu yaklaşımı korumaya çalışacağız.

İlk öncelikle bu tekniğin babaları olan isimler neler yapmışlar bir ona bakalım. 16′lık notalar için yaygın olarak kullanılan dizi 3-2-1-2 dizisidir. Bu dizi Billy Sheehan ve John Myung tarafından yaygınca kullanılır. Özellikle Sheehan’ın bu diziyi kullanarak 200 BPM üzerinde hiç zorlanmadan çalması ve solo atması birçok genç basçıyı enstrümanından soğutmuş ve hayatını sorgulamasına yol açmıştır. Bu dizide gördüğünüz gibi ilk 3 nota dışarıdan içeriye 3-2-1 şeklinde gidiyor ve son nota için orta parmağa geri dönülüyor.

Alex Webster’ın ise 3 parmak tekniğine farklı bir yaklaşımı var. Kendisi 4′lü gruplar için sürekli aynı diziyi kullanmaktansa, her gruba ayrı bir parmakla başlıyor, mesela 4′lü gruplara ayrılmış 16 adet 16′lık nota için:

1. grup 3-2-1-3

2. grup 2-1-3-2

3. grup 1-3-2-1

4. grup 3-2-1-3

Gördüğünüz gibi bu tekniğin avantajı sürekli olarak içeriden dışarıya doğru hareketi koruması. Fakat her grubun farklı bir parmakla başlaması bu tekniği ilk kez çalışırken biraz kafa karıştırabiliyor.

Ben de ilk 3 parmak tekniğine başladığımda bu yukarıdaki iki metodu çalışmaya başladım. Fakat bir süre sonra Alex’in metodu bana zihinsel olarak fazla karışık geldi ve onun yerine Sheehan metoduna odaklandım. Daha sonra ise tamamen doğal bir şekilde kendi parmak dizimi geliştirdim. Benim kullandığım dizi:

3-1-2-1

Bu dizi bana diğer tüm metotlara göre daha doğal ve verimli geliyor. Fakat itiraf etmem gerekirse, benden başka kullanan da henüz görmedim… Bu diziyi kullanmamdaki ana sebep, aynı Sheehan metodunda olduğu gibi bütün 4lü gruplar için aynı parmak hareketlerini kullanması, fakat Sheehan metodunda bana çok ters gelen son notada orta parmağa dönme (1-2) geçişini, çok daha natürel olduğunu düşündüğüm (2-1) geçişi ile değiştirmesi.

Size tavsiyem, yukarıdaki 3 tekniği de deneyin ve sonunda size hangisi en rahat ve doğal geliyorsa onu kullanın. Hiçbiri size uymuyorsa aynı benim yaptığım gibi kendi dizinizi geliştirmekten çekinmeyin. En güzel teknik sizin rahat ettiğiniz tekniktir.

Aşağıda bu tekniği nasıl geliştireceğinizi gösteren bir egzersiz videosu veriyorum. Videoda ben 3-1-2-1 dizisini kullanıyorum ama siz bunu istediğiniz dizi ile değiştirebilirsiniz. Egzersiz tamamen 16′lık notalardan oluşuyor ve 80 BPM’den başlayıp 20 BPM’lik artışlarla 240 BPM’e (saniyede 16 nota) kadar çıkıyor.

Bu egzersiz ile ilgili bir kaç ufak not,

- Ben demonstrasyon amaçlı olarak her tempoda egzersizi birer kez çalıp daha sonra 20′şer BPM arttırarak gittim. Siz öncelikle rahat olduğunuz bir tempo bulun ve bu tempoda zorlanmadan temiz bir şekilde çalana kadar hiçbir şekilde tempoyu arttırmayın ve egzersizi sürekli bu tempoda devam ettirin. Daha sonra tempoyu 5 BPM kadar arttırın ve bu yeni tempoda ustalaşmaya çalışın.

- Bu egzersizin kilit noktası sizi sürekli olarak 16′lık notalar çaldırtmak yerine 8 nota çaldırıp ardından 8 notalık es vermesi. Bu ufak esler arada kaslarınızın gevşemesine yardımcı oluyor, böylece egzersizi acı hissetmeden ve elinize zarar vermeden çok uzun süre daha çalışabiliyorsunuz. Aynı zamanda bu tarz dur-kalk riffleri metal müzikte çok yaygın olduğu için zamanlamanız da geliştirecektir. Bu egzersiz mantığını ben genel olarak çok seviyorum, ne çalışırsanız çalışın araya mutlaka ufak esler koymaya gayret edin, uzun vadede faydasını göreceksiniz.

- Egzersizde metronom yerine drum machine kullanıldığını fark etmişsinizdir. Bu yine benim çok sevdiğim bir yöntem, hem egzersizi daha müzikal hale getiriyorsunuz hem de zamanlamanızı ve bir davulcu ile çalabilme özelliklerinizi geliştiriyorsunuz.

- Gitara gereksiz sert tuşe ile vurmamaya gayret edin. Eğer yeterince sert ses alamadığınızı düşünüyorsanız tuşenizi arttırmak yerine volume’unuz ve tonunuz ile oynayın.

Bir başka çok sık kullanılan sağ el tekniği ise “galloping” olarak bilinen nota gruplarını çalmak için geliştirilen dizilerdir. Galloping’te notalar 3′lü gruplar halinde toplanır, ilk iki nota 16′lık iken üçüncü nota ise 8′lik değere sahiptir. Bu 3′lü gruplar arka arkaya çalındığından at koşturma hissi verdiği için bu gruplandırmaya galloping adı takılmıştır.

Yanlış bilmiyorsam bu tekniği ilk kez popülerleştiren Led Zeppelin’den John Paul Jones’tur. Kendisi “Achille’s Last Stand” adlı şahane parçanın çok büyük bir bölümünü galloping ile çalmıştır. Metal müzikte popülerleşmesinde ise en büyük pay tabi ki Steve Harris’e ait. Galloping soundu ve tekniği neredeyse Iron Maiden ile özdeşlemiştir diyebiliriz.

Gallopingleri çalmak için kullanılan parmak dizisi üzerine nerdeyse evrensel hale gelmiş bir yaklaşım var, o da bu notaları 3-2-1 şeklinde çalmak. Gallopingleri 3 parmak ile başka şekilde çalan neredeyse hiç kimse görmedim.

Ben tabi ki biraz ters bir insan olduğumdan galloping için farklı bir dizi kullanıyorum. Yine kendimden başka kimsede görmediğim şu dizi:

4-2-1

Peki neden 4. parmak? Açıkçası 3. ve 2. parmakların birbirine mesafe olarak yakın olması istediğim gibi elimi açmamı engelliyor, bu yüzden ben klasik 3-2-1 dizisinden istediğim tuşeyi alamıyorum. Onun yerine 4. parmağımı açarak bu şekilde çalmak bana çok daha doğal ve verimli geliyor, yani tamamen kişisel tercih meselesi. Ek olarak, 4. parmağı bu şekilde güçlendirmek 4 parmak tekniği için de güzel bir hazırlık oluyor. Siz yine her iki tekniği de deneyin ve hangisi size daha doğal geliyorsa onu kullanın.

Aşağıda bir önceki videonun galloping için olan versiyonunu koyuyorum. İlk video için düştüğüm notlar bu video için de geçerli.

Bir de 4 parmak tekniği var tabi. Erlend Caspersen adlı insanüstü varlık tarafından sıkça kullanılan bu teknik genelde 16′lık notaları şu dizi ile çalıyor:

4-3-2-1

Ben de 4 parmak tekniği için bu diziyi tercih ediyorum. Peki ne zaman 3 ne zaman 4 parmak tekniği kullanmak lazım? Benim tercihim daha güçlü bir tuşe alabildiğim için genelde 3 parmak tekniğini kullanmak ve sadece 220 BPM in üzerinde 4-5 ölçüden fazla kalmayı gerektiren riffler için (mesela Nile’da bu tarz rifflere çok rastlanır) 4 parmak tekniğini kullanmak. Bu tekniğe önümüzdeki bölümlerde daha detaylı değineceğim ve egzersiz videoları hazırlayacağım.

***

Kapanış

Evet, bu kısımdan şimdilik bu kadar. Umarım sağ el teknikleri ile ilgili sizlere yeni bir şeyler gösterebilmişimdir ve yine umuyorum ki verdiğim egzersizler sağ el hızını geliştirmenize yardımcı olacaktır. Gelecek bölümde bu teknikleri kullandığım yeni cover videoları ekleyeceğim ve bu şarkıların detaylı analizlerini yapacağım. Böylece bu sağ el tekniklerinin metal müziğin içine nasıl yedirildiğini uygulamalı olarak göreceksiniz.

Her zaman olduğu gibi yazıya yorum atmaktan ve soru sormaktan hiç çekinmeyin. Artık beni tanıyorsunuz, konu bas gitar olunca sonsuza kadar hiç sıkılmadan konuşabilirim. :)

İyi Çalışmalar!

***

Soru – Cevap Köşesi

Bu köşede bana Facebook üzerinden gelen popüler soruların cevaplarını paylaşacağım. Bir nevi Bas Sohbetleri’nin ilk bölümündeki soru-cevaplara ek olarak düşünebilirsiniz bunları.

 

“Kaç telli bas ile başlamam gerekir? 6 telli çalmadan önce 4 telli mi çalmam lazım?”

4 telli bir bas gitar popüler müzik türleri + heavy ve thrash gibi metal türleri için bütün temel ihtiyaçlarınızı karşılayacaktır. Bu noktadan sonra kaç telli bir gitar almanız gerektiği tamamen çalmak istediğiniz tarz ve içinde bulunduğunuz gruba göre şekillenmeli.

Günümüzde özellikle death metal ve türevlerinde 7 telli elektro gitarlar oldukça popüler olduğundan, bu tarz bir grupta çalıyorsanız 5 telli bas gitar kullanmanız kaçınılmaz. Yani bu tarz bir müzik yapmak istiyorsanız hiç çekinmeden 5 telli ile başlayabilirsiniz. Benim de ilk bas gitarım 5 telliydi.

6 telli ise farklı bir konu. Hem ağır olduğundan, hem de telleri susturmaya alışmak vakit aldığından başlangıç için pek ideal değiller. 6 tellinin ana avantajı ise, solo atarken sizi çok rahat ettirmesi ve daha temiz akorlar basmaya imkan vermesi. Size tavsiyem 4 ya da 5 telli bir bas gitar ile başlayın, ardından ileride daha çok solo çalmaya karar verirseniz 6 telli bir bas alın.

 

“Metal müzik için en uygun bas gitar markası/modeli hangisi?”

Bu soru özellikle yeni çalmaya başlayan arkadaşlar tarafında çok soruluyor. Gerçek şu ki, “metal müziğe uygun bas gitar” diye bir şey yok. Doğru şekilde ayarlandıktan ve amfi ayarı çekildikten sonra herhangi bir bas gitar ile gayet çatır çatır metal çalınabilir. Yani “acaba bu basla metal yapılır mı?” kesinlikle kafanıza takmamanız gereken bir sorun.

Ama şöyle de bir gerçek var, bazı markalar çeşitli özelliklerinden dolayı rock/metal çalan müzisyenler tarafından daha çok tercih ediliyor. Mesela Ibanez gerçekten çok hafif gitarlar üretiyor, bu da metal müzik gibi zorlayıcı sahne performansı barındıran türler için Ibanez’i ideal bir konser gitarı yapıyor. Benzer şekilde Warwick çok yoğun ağaçlar kullandığında dolay, oldukça koyu ve karanlık tonlara sahip modelleri var, bu da özellikle bu markayı death metal basçıları arasında popüler hale getirdi.

Yine de üstüne basa basa söylüyorum, eğer düzgün bir tekniğiniz ve tuşeniz varsa ve gitarını doğru şekilde ayarlanmışsa, her türlü güzel ton alırsınız. O yüzden önceliği her zaman tekniğinizi geliştirmeye verin, yeni ekipman almaya değil.

Albümün okur notu: 12345678910 (9.51/10, Toplam oy: 43)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
Şirket
Şarkılar
  Yorum alanı

“NAZIM KEMAL ÜRE ile Bas Gitar Sohbetleri – Bölüm 2” yazısına 40 yorum var

  1. Şafak says:

    Abi süpersin emeğine sağlık, bir çok arkadaş faydalanacaktır bu bilgilerden

  2. Ömer Taş says:

    Metal müzikle ilgilenip bas çalan herkesin okuması gerek bence.

  3. Therealbassguitarist says:

    o kim yaw? daha kim olduğunu bilmediğim birinin ahkamlarına mı geldi sıra

    Kemal

    @Therealbassguitarist, burada ahkam yok sadece sohbet var :) Bas calmayi cok sevmem disinda hicbir iddiam yok. Eger sen de basla ilgileniyorsan gel sohbete katil, biz burada cok egleniyoruz :)

  4. Berca B. says:

    Resmen şu seriyi okudukça bas gitara başlayasım geliyor, eline sağlık Kemal.

  5. DrAQA says:

    Abi o kadar güzel açıklamışsın ki soruya mahal kalmamış. Her şey çok net. Süper hatta!

    Bir de beni de bass gitara döndüreceksin olmuyor bak böyle, sonra Beleg kafamda bomonti kıracak. Evdeki klasik gitarla bu egzersizlere başlasam mı ne yapsam, bilemedim :)

  6. atom says:

    iyi bir yazı olmuş ayrıca videolarla ve ses dosyalarıyla desteklenmesi çok iyi. devamı gelsin lütfen :) basçılar için böyle faydalı yazıların (hemde türkçe) olması hem okuyucular hemde pasifagresif için çok iyi diye düşünüyorum, başarılar & iyi çalışmalar.

  7. Elektro gitar çalan biri olarak bu yazı dizisinden çok fazla şey kazanıyorum. Ellerine sağlık Kemal, çok teşekkürler.

  8. Ş. Yıldırım says:

    Achroma Rising grubundan, ne zaman birşeyler duyacağız acaba…
    Ben bayaa iyi işler bekliyorum gruptan.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Ş. Yıldırım, yakında.

  9. Beleg says:

    Abi gitarıma 600 km uzakta olduğum için büyük bir hasretle okudum yazıyı. 1 hafta sonra hepsini tekrar okuyup egzesizleri yapmaya başlayacağım. Sürekli söylüyorum zaten, senin gibi adam çok zor bulunur. Şu yazıdaki özveriyi resmen hissettim, eline koluna sağlık. Soracak hiçbir şey bırakmamışsın da ben yine 3-1-2-1 tekniğinin bana da daha rahat geldiğini söylemek istiyorum. Sadece tel geçişlerinde sorun yaratıyor şu anda ama her türlü Webster’ın yönteminden çok daha kolay. 4. parmağa henüz geçemediğimden (zaman zaman baş parmak işimi kolaylaştırsa da) galloping’i 3-2-1 ile yapıyorum. Bir de sweeping kısmına geçmeni özellikle istiyorum, sağ el tekniğinin üstüne bir türlü oturtamadım onu nedense.

    Kemal

    @Beleg, cok saol! Teknigin isine yaramasina sevindim. Sol el egzersizleri ve sweep gibi olaylar ilerleyen haftalarda gelecek, oncelikle su sag el dosyasini bi kapatmak istiyorum :)

  10. Reroute to Remain says:

    Çok bilgilendirici bir yazı teşekkürler

    Jester

    @Reroute to Remain, Abi doğruyu söyle, okumadın bile değil mi?

  11. Koray says:

    Emeğine sağlık Abi.

  12. Kemal says:

    Arkadasar cok sagolun, begennmenize cok sevindim. Yazilar ve videolar tam gaz devam edecek :D

  13. DrAQA says:

    Abi bu arada penalama için ayrı bir şeyler yazacak mısın, yoksa o konuya hiç girmeden geçecek misin?

    Kemal

    @DrAQA, ya malesef pena teknigim yok denecek kadar az :( o konuda kimseye bisey katabilecegimi zannetmiyorum. Ara sira FBden pena ile ilgili sorular geliyor, o arkadaslari Overkill CD ve DVD lerine havale ediyorum, pena tekniginin krali orada :D

  14. Ediz Mudul says:

    Merhabalar.Türkiye’de müzikle uğraşıp kendini yalnız hisseden bir basçı olarak,bu yazıları burada görmekten ne kadar memnunum anlatamam.1. ve 2. yazıyı da bugün keşfettim.Telleri normal gitardan az diye ezilen bir topluluğuz biz,üvey evlat misali.Çalsak duyulmaz,bas gitar çalıyorum dendiğinde “basıyosun yanii”,”sana basmak lazım”,”bastın gitti” tarzı iğrenç esprilerin odak noktası olmaktan kurtaramayız kendimizi.Ama aslında bilmezler ki,bas gitar o şarkıya hacmini veren,bir arada tutan temel yapıtaşı…
    Böyle bir yazıyla bizleri aydınlattığın için sana ne kadar teşekkür etsek azdır,herhalde buraya yazdıklarını 100 kitapta bulamayız.Deneyimlerini paylaşman gerçekten çok mühim bizler için.Benim de sormak istediklerim var :) 3 parmak ile çalamıyorum…Yani şu anda grubumla çaldığım şarkılar,genel olarak uğraştığım şarkılar hızlı olsa bile çoğunu 2 parmakla çalarak halledebiliyorum,ancak 3 parmakla yapmaya çalışınca saçmalıyorum resmen.Bu pratik yaptıkça düzelebilecek bir şey midir?Bir de sol el teknikleri hakkında bilgiler de verebilirsen muhteşem olur.Esas sorun bende sol elde sanıyorum.Yazılarını heyecan içinde bekliyor olacağım sağlıcakla :)

    Kemal

    @Ediz Mudul, Selam Ediz, oncelikle aramiza hosgeldin :) Bosver sen insanlarin ne dedigine takma, bas gitari kucuk gorenler harika bir enstrumani dinleme ve calma zevkindan mahrum yasiyorlar, yani aslinda biz cok sansli insanlariz ;)

    Evet tabi ki 3 parmakla calmak herkesin ogrenilebilecegi bir sey. Yukaridaki yazida gonderdigim egzersizleri olabildigince en dusuk tempodan baslayarak calis. Mesela olur da 80 bpm bile fazla gelirse 60a filan inmekten cekinme. Mutlaka yeteri kadar yavaslatilinca rahat calabilecegin bir tempo vardir. Once o tempoda ustalas, ardindan biraz tampoyu arttir ve devam et.

    Sol el teknikleri uzerine de detayli bir yazi olacak, fakat oncelikle sag el yazi disinini bitirmek istiyorum. Sag elden baslamamin sebebi de aslinda sol el performansini direkt etkilemesi. Saglam bir sag el teknigi oturtmadan sol eli gelistirmek zor oluyor.

    Ediz Mudul

    @Kemal kesinlikle haklısın,sağ elde daha iyi olmasaydım şuanda-çok da iyi olmasa- da bugün çaldıklarımı o şekilde çalamazdım.slap tekniğidir,vs.vs..
    Bir de penadan bahseden arkadaşlar olmuş,eğer ilgilenen varsa pera müzikte değişik bir pena görmüştüm.böyle yumuşak karton gibi,pena hızıyla çalıp parmak tonu yakalamak isteyenler için ideal.

  15. Kemal says:

    Etraftan cok guzel geribeslemeler geliyor egzersiz videolari ile ilgili, onlardan birini paylasmak istedim:

    16lık nota videosundaki 3-1-2-1 tekniğini çalışan arkadaşlar bana bu tekniğin benim daha önce farkına varmadığım bir avantajını gösterdiler. Diğer sağ el 3 parmak tekniklerinde, özellikle yüksek hızlarda 4lü gruplar ister istemez 3lü gruplara dönebiliyor. Mesela 3-2-1-3 tekniğini kullanıyorsanız 150 BPM ve sonrasında 16lık nota çalmak isteseniz bile eliniz ister istemez galloping ya da triplet yapmaya başlıyor. Benim gösterdiğim 3-1-2-1 tekniği ise temel olarak 4lü vuruşları 3-1 ve 2-1 olarak iki gruba ayırdığı için doğal olarak hep 4lü gruplarda çalıyorsunuz. Yani bu bahsettiğim derde sahipseniz mutlaka 3-1-2-1 tekniğini bir deneyin derim, başkaları tarafından da test edildi ve onaylandı :D

  16. Jester says:

    Abi biraz daha bas gitara heveslendirirsen gitarın alt tellerini söküp bas gitar yapacağım, uzaktan bakınca bayağı müthiş duruyor çünkü. Sadece tellere vurduğun elin stratejik değeri bile çok önemli, müzikte bir stil yaratmak için müthiş bir enstrüman olduğunun en net kanıtı bence.

    Kemal

    @Jester, normalde bas gitarist olmayan bir cok kisiden bu tarz yorumlar aliyorum, nasil mutlu oluyorum anlatamam :) illa calmana gerek yok tabi ama calmadigin bir enstrumani anlamak ve hakkinda bilgi edinmek bence insanin muzikal ufkunu cok genisletiyor. Ben de benzer sekilde kendimi gelistirmek icin elektro gitar ve davul yazilarini elimden geldigince takip ederim ve DVD izlerim.

  17. Nahilath says:

    Müthiş bir bölüm hatta PA’nın en güzel ve en yararlı bölümü burası olabilir. Kim akıl ettiyse saolsun.

    Seri kesinlikle devam etmeli. Biz bas gitar aşıkları için burmalı kadayıf etkisi yaptı bu bölüm.

  18. Kemal eline sağlık 10 numara olmuş. Kitap gibi uğraşıp, yazmışsın.

    Kemal

    @Bahadır Sarp, abi cok saol. Ben de senin kosenden cok sey ogreniyorum, hadi karsilikli birbirimizi gaza getirip daha sik yazalim :D

  19. yekso says:

    Grubun basçısına stüdyoya gelirken araba çarpmadığı sürece bas çalmayan biriyim fakat yazıyı okudum , gerçekten çok hoş ,bilgi yumağı tatlı birşey olmuş. Kemal efendi ,ellerin dert görmesin,rabbım hızına hız katsın!! Sadede geleyim:
    Kemal arkadaşımızın basçılara yaptığı kıyağı vokalistlere de yapacak birileri var bu sitede inanıyorum. Duyun sesimi lütfen!! Sert müzik seven , yapan vokal arkadaşlar da kemalden ilham alarak bizim için böyle çalışmalar yayınlasalar mükemmel olacak . Ben ve benim gibi bu çalışmalara ihtiyacı olan vokalist arkadaşlarım adına şimdiden teşekkürlerimizi sunuyorum. \m/

  20. Kemal says:

    Arkadaslar gecen hafta Steve Bailey ve John Patitucci tarafindan verilen bir klinige gittim. Cazla hasir nesir olmayan arkadaslar kim olduklarini bilmeyebilir, biri 6 telli perdesiz digeri ise perdeli basta caz-fuzyon muzigin en buyuk bascilarindandir. Klinikten aldigim notlari FB’den paylastim ve guzel tepkiler aldim. Burada da paylasayim, basci olan olmayan herkesin hosuna gidecektir diye tahmin ediyorum
    ————————————

    - Yeni seyler denemekten korkmayin. Yazabildigini kadar
    cok muzik yazin ve ozellikle kendinizi rahat hissetmediginiz
    noktalari kesfedin. Yazdiginiz cogu sey aslinda
    iyi olmayacak, ama bu prosesin sonunda mutlaka guzel seyler elde edeceksiniz.
    Iyi beste yapmanin yolu bir cok kotu beste yapmaktan gecer.

    - Improvizasyonumu gelistirmek icin zamaninda cok
    fazla armoni ve gam calistim. Daha sonra buyuk bir usta
    dogaclarken bunlari tamamen unutmam gerektigini ve
    icimden ne geliyorsa onu calmami soyledi. Artik dogaclarken
    hic gamlari ve akorlari dusunmuyorum. Fakat bu armoni
    calismayin diyorum anlamina gelmiyor. Bilmedigini bir seyi unutmazsiniz.
    Dolayisiyla armoni ve gamlari unutabilmek icin once onlari ogrenmeniz lazim.

    - Davulcunun ne caldigina her zaman cok dikkat edin. Eger sarkinin
    baslarinin yani sira davular partisyonlarini ezberden bilmiyorsaniz o sarkinin
    hakkini veremiyorusunuz demektir.

    - Hep bize “cok calmamamiz, az nota kullanmamiz” gerektigini ogut ederler.
    Bu guzel bir tavsiye, fakat unutmayin Jaco gelmis gecmis
    en fazla nota calan bascilardan biriydi ve efsane oldu. Yani cok nota calmaktan korkmayin, ama yapacaksaniz bunu olabildigince muzikal hale getirin.

    - Temel bebop, blues ve caz motiflerini iyi ogrenin fakat bunlari kullanarak bir solo
    olusturacaginiz zaman olabildigince bunlari modifiye edip kendinizden birseyler katin. Siz solo atarken kimsenin aklina “kitaptaki bilindik numaralari” kullaniyor hissi olusmamali.

    Bunlari ruyamda duymadigimi kanitlamak icin bir de resim koyayim

    https://fbcdn-sphotos-f-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash3/t31/1932705_10152337769644363_1293295563_o.jpg

  21. Kemal says:

    Yeni cover: Pantera- Fucking Hostile

    http://youtu.be/8hNqB8j7lCk

    Cattle Bilmemne

    @Kemal, Abi şağ el tekniğin harbi çok iyi senin yahu. Birde yeri pek burası değil aslında ama perdesiz bası pena ile çalmak mümkün müdür?

    Kemal

    @Cattle Bilmemne, Asil tam yeri burasi :) Bu kose bizim kosemiz, istedigin soruyu sor hic cekinme.

    Evet tabii ki mumkun, ama cok tercih edilen bir durum degil. Bircok insani perdesiz bas calmaya iten sey o miyavlama tonu, o da en guzel parmakla calinca geliyor bana sorarsan. Ama penayla perdesiz calinca ortaya cikan ton seni mutlu ediyorsa bi problem yok :)

    Cattle Bilmemne

    @Kemal, Yeni yeni başlıyorum bende basa, penayla daha keskin ve sert bir ton elde ediyorum. Perdesiz ile çalmıyorum tabii ki şu an, merak ettiğim için sormuştum. :) DD Verni idol aldığım bir basist, onun dışında pena ile harikalar yaratabilen bildiğin basistler var mı?

    Kemal

    @Cattle Bilmemne, Kolay gelsin :) DD Verni disinda penayla calan benim sevdigim bazi bascilar

    Justin Chencellor (Tool): hem tonu mukemmel hem de partisyonlarini calmasi cok zevkli.

    Chris Squire (YES): Fazla soze gerek var mi bilemiyorum :) Boyle bi adam varken hala “gercek basci penayla calmaz” diyebilmek komik geliyor bana.

    Anthony Jackson: Kendisi benim kisisel idollerimdendir, ve caz dunyasinda bir efsanedir. Artik hep parmakla claiyor fakat gencliginde penayla cok calardi. Ozellikle Al Di Meola’nin albumlerinden inanilmaz bas partisyonlarina imza atmistir. Eger dinlemediysen “Race With The Devil on A Spanish Highway” parcasini dinle ve baslara dikkat et derim.

    Ilk aklima glenler bunlar, dusunsem bir suru isim daha cikar tabii.

    Cattle Bilmemne

    @Kemal, Teşekkürler,bir Yes dinleyicisi değilim fakat mutlaka inceleyeceğim, senfonik işlerle de aram fena sayılmaz halbuki. Chencellor’u sevmeyeni siksinler zaten abi, o sert ve insanın kulağına kulağına vuran tonu en iyi yakalayan kişidir kendisi bence. Tekniği biraz daha ilerletebilsem DT’den Character albümüne çalışacağım ama çok hızlı bazı partisyonları, elim ayağıma dolanıyor bazen. Birde şu parmak vs pena tartışmasındaki ”Tabii ki parmak” tiranlığı nereden çıkmıştır onu çok merak etmişimdir hep, yani tamam parmak ile çalarken daha kolay slap atılıyor falan ama efekt/overdrive falan hiç gitmiyor bence parmak tekniğine, birde durmak yok abi, eğitim videolarına ve coverlara devam, takipteyiz. Your Pain Is Endearing’e de selamlar buradan, son EP’deki melodik üslup çok hoştu, yer yer Gorod dinliyormuş hissine kapılıyordum. Yalnız senin baslar harbi hiç duyulmuyor EP’de. :) Rob’a söyle adam olsun kıymetini bilsinler.

    Kemal

    @Cattle Bilmemne, Character guzel secim :) Ordaki sarkilari calmak eminim cok eglenceli olacaktir.

    Pena/parmak olayina nasil baktigima yazinin birinci bolumunde degindim biraz. Aynen dedigin gibi tamamen elde edilmek istenilen soundla alakali bir olay.

    Cok tesekkur ederim :) Ben de elimden geldigince yeni yazi ve video koymaya calisiyorum.

    Evet YPIE’nin son EPsi baya melodik oldu. Rob ve ben biraz daha emir kuluyuz aslinda :D butun sarki yazimi + produksiyon islerinden sorumlu kisi Jason. Baslarin fazla duyulmamasi biraz da tur geregi olan bir durum, aslinda muzik de cok musait degil baslarin one cikmasina. Achroma Rising’in muzigi mesela bas atraksiyonlarina girmek icin cok daha musait, orada beni baya bi duyacaksiniz :)

  22. Kemal says:

    Death – Overactive Imagination perdesiz bas coveri http://youtu.be/FFVOPGp0SFE

  23. Kemal says:

    Bas gitarin parcanin havasini nasil degistirebilecegini gosteren ufak bir video yaptim

    http://youtu.be/Mjw6ntK6w7M

  24. hysteresis says:

    Bas gitarın rock/metal dışındaki kullanımına meraklı olan varsa Abdurrahman Tarikci’nin İmece albümü Türk halk müziği dalında çok başarılı bi örnek olmuş.

    Kendisi aslında fizik doktoru (PhD anlamında) ama izleyenler TRT Müzik’teki programlarda mutlaka denkgelmişlerdir perdeli/perdesiz çaldığı programlara.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.