# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
Haftalık Kısalar – HAFTA 5
| 03.02.2014

έσχατος.

Selam. Yazının üstüne italik açıklama kısmı yazmayı sevmeye başladım.

***

AGAINST ME! – Transgender Dysphoria Blues

Folk punk ne güzel bir şey. AGAINST ME! bayağı güzel bir şey.

Grubun bir sürü albümü var fakat sırasıyla 2002 ve 2003 yıllarında çıkan “Reinventing Axl Rose” ve “As the Eternal Cowboy” albümleri ile gönülleri fethettiler. En azından benim için. Punk müzik ile folk müziği bir araya getirişlerinde 70′ler, 80′ler havaları var epeyce. Bu yer yer ilk dönem post-punk gruplarını andıran havasının en büyük nedeni vokalist desem grubu bilenler veya isterse şimdi dinleyecek olanlar karşı çıkmazlar pek diye düşünüyorum. Herifin baya tatlı sesi var ya. Neyse. AGAINST ME!, duyduğunuzda tanıyabileceğiniz bir grup ve tüm albümleri, tüm parçaları birbirine benziyor bile denebilir bazı öne çıkan parçalar dışında. Ama yine de yarattıkları o eski/yeni hava gerçekten başarılı ve folk punk türünde en sevdiğim gruplardan bir tanesi. “Transgender Dysphoria Blues” da grubun diskografisinin dışına çıkan, inanılmaz ayrılan bir albüm değil. Fakat zaten AGAINST ME! inanılmaz ilginç müzikler yapmak, sürekli değişken bir diskografi sunmak amacıyla yola çıkmış bir grup değil. Bir şeyler hakkında bir şeyler söylemek ve biraz eğlenmek isteyen birkaç insanın ara sıra güzel parçalar yazması şeklinde gelişen bir proje. “Transgender Dysphoria Blues” keyifli bir iş fakat birkaç dinlemeden sonra sıkabilir. Ama yine de grubun tarzını severseniz başta bahsettiğim albümlere bakmanızı öneririm.

Ayrıca FuckMyLife666.

7/10

***

Laura Marling – Once I Was an Eagle

Laura hanım kızımız İngiltereli. 1990’da doğmuş. Bir dönem indie dünyalarında tanınan grup NOAH AND THE WHALE ile ufak bir macerası olmuş ve grubun ilk albümündeki geri vokalleri üstlenmiş. 18 yaşındaysa bu işleri bırakıp ilk albümünü çıkarmış. Şu an 24 yaşında ve “Once I Was an Eagle” da dördüncü stüdyo albümü. Epey üretken yani. Laura Marling’in özellikle vokal melodileri konusunda geleneksel bir akustik folk anlayışı var. Bu gelenekselliği yine de yaratıcı bir şekilde sunmayı başarıyor ama. On parmak on marifet anlayacağınız. Kendisinin önceki albümlerine henüz bakamadım bu yüzden eskiye göre bir şey değişmiş mi değişmemiş mi bilmiyorum. Tek bildiğim “Once I Was an Eagle”. Laura Marling’in müziği olabildiğince organik, yaratıcı, sade, keyifli ve en önemlisi de olabildiğince olgun. “I Was an Eagle”, “Breathe”, “Little Love Caster” gibi hiç acelesi olmamasına rağmen fazlasıyla akıcı kalmayı başaran parçalar bahsettiğim olgunluğu ve organikliği anlatabilir diye düşünüyorum. Akustik folk’un tüm özelliklerini yansıtabilen ve aynı zamanda albümden ilk iki favorim olan  ”Master Hunter” ve “Devil’s Resting Place” de albümün doruk noktalarından. Bu iki şarkı başta olmak üzere albümde genel olarak bir Gillian Welch havası var ki bu da oldukça iyi bir hava.

Dinleyin, sevin. “İyi ama eh işte” derseniz de Gillian Welch’e bir göz atın. “The Harrow & the Harvest” inanılmaz albüm.

8/10

***

GRAVE MIASMA – Odori Sepulcrorum

Son albümse üçüncü şarkısını ev arkadaşıma bir heyecanla dinlettiğim ve karşlığında “Arkadaşım lan bunlar benim, beraber konsere çıkmıştık, vokalistini tipi görsen var ya ahahah hiç de death metal yapıyo demezsin” demesi nedeniyle “P-peki o zaman” şeklinde bir eziklikle oradan ayrılmama neden olan yeni GRAVE MIASMA albümü “Odori Sepulcrorum”.

GRAVE MIASMA bir oldschool death metal grubu. Albümün prodüksiyonu da bu doğrultuda gayet başarılı. Müziğin yer yer black metal’e de göz kırptığı söylenebilir. Kötü kalpli rifleri, ürkütücü vokalleri ve karamsar atmosferiyle depresif bir sert müzikten isteyebileceğiniz çoğu şeye fazlasıyla sahip. Ortalama 7 dakika olan şarkı sürelerinin de yardımıyla istediği boğuculuğa sıkıcılaşmadan ulaşmayı başarıyor ve dinleyiciyi ele geçirebiliyor. “Ovation to a Thousand Lost Reveriers” albümün ilk hayran kaldığım ve bir süre diğer parçalara göz atmamı engelleyen parçası. Biraz önce adını geçirdiğim black metal etkisini gösteren “Odoratus Sepulcrorum”, karanlığın içinde pek de oraya ait değilmiş gibi hissettiren tekinsiz girişiyle “Seven Coils” ve sosyal mecralarda paylaştığınızda isminden dolayı sizi çok daha sofistike, anlaşılmaz, havalı gösterebilecek “έσχατος” albümün en iyilerinden. Keyifsiz dakikalar dilerim.

8/10

***

Hele yazının altına italik bir şeyler yazmak daha eğlenceli.

Albümün okur notu: 12345678910 (3.78/10, Toplam oy: 9)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
Şirket
Şarkılar
Web
  Yorum alanı

“Haftalık Kısalar – HAFTA 5” yazısına 1 yorum var

  1. OMustafar says:

    Bizim de italik yazma hakkımız olmalı. Böylesi bir eğlenceden mahrum kalmak içimi burkuyor.

    O değil de, Against Me! iyi iş çıkarmış. Merakımı cezbetmeyi başardı, şimdi dikkatimi de çekiyor grup. Takipteyim.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.