# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
KAIPA – Vittjar
| 28.12.2012

Mutlu İsveç.

Neredeyse 70’li yıllarda yaşanan o albüm çıkarma fırtınasının bir başka benzerini yaşıyoruz. Elimdeki bazı progresif rock kitaplarını incelediğimde karşıma çıkan ya tek albümlük ya da 2-3 plak çıkarıp ortadan kaybolan topluluklara rastladığımdır. Bugünlerde de öyle çok çalışma çıkıyor ki bırakın bunları sindirmeyi bir albümü bile defalarca dinlemeyi unutabiliyorum. İsveç’te icra edilen progresif rock müziğine karşı hep ilgili oldum. 70’li yıllarda onlar Almanlar ya da İngilizler gibi derinlikli, uçuk ve karanlık bir şeyler üretemediler ama hep kendi ülkelerinin folk ve pop müziklerinden beslenerek diğer ülkelerin icra ettiği müziklerden ve ekollerden ayrıksı bir hale geldiler. Kaipa’da işte 70’li yıllardan kopup gelmiş ilk zamanlarını pop ve folk müziklerle geçiştirip sonradan senfonik rock tarzında icra sunan köklü topluluklardan bir tanesi. 1975 yılı İsveççe vokalleriyle bezenmiş o ilk albümünde grupta bir tek unsura dikkat etmek lazım; o da müziğin hiçbir yerde karanlık tonlamalar içermemesi ve o yıllarda çokça yapılan deneysel unsurların müzikte yer almamasıydı. Aynı durum bugünkü Kaipa müziğinde de geçerli ve ilk yıllarında grupta yer alan gitarist efsanevi müzisyen Roine Stolt ile birlikte 2000 sonrasında grup yeniden toparlandığında da bu huylarından yine vazgeçmemiş görünüyordu. Änglagård bugün nasıl ki müziğinde var olan King Crimson etkilerini hiç bırakamamıştır işte Kaipa’da kendilerini var eden katı kurallarla çizilmiş sınırın dışına çıkmayı da pek düşünmediler. Ama hep kalitelilerdi.

Hans Lundin’in Kaipa’ya 2000 sonrasında can verişinin ilk meyvesi olan “Notes from the Past” ikinci albüm “Keyholder” ve daha sonraki “Mindrevolutions”, hepsine müzikal açıdan bakıldığında birbirine benzer çalışmalar olduğu göze çarpıyor her ne kadar “Keyholder” daha önemli olsa da. İlk yıllarında etkili olan folk müzikler yerini daha senfonik ve daha karmaşık bir hale büründürmüş ve bunun yanında Roine Stolt’un o dâhiyane sololarının ve o tonlamaların gruba ne kadar da katkı sağladığını Hans Lundin zaten röportajlarında belirtiyordu. Stolt’un bir katkısı da beste yapımındaki faal durumuydu ki bunu diğer gruplarda yaptıklarıyla ve projeleriyle hiç karıştırmıyordu. The Flower Kings ile giriştiği kendi macerasında olağanüstü albümler yaratarak bir beste makinesine dönüşüyordu. Orada kullandığı tonlamalar ayrı Kaipa’da kullandıkları ayrıydı ki bunun en iyi neticesini ise Kaipa’nın artık oturmuş stilinde görüyoruz.

Stolt ayrıldıktan sonra yerine gelen Scar Symmetry gitaristi Per Nilsson üstat bile Stolt’un gitar tonlamalarına benzer bir stil kullanıyordu. Çünkü öyle olması gerekiyordu. Bunu da grupla yaptığı “Angling Feelings” albümünde dinleyebiliyoruz. Nilsson, Stolt’un geçmişine bakarak kendisini çok iyi analiz etmiş ve gerek sololarda olsun gerekse de bestelerin iniş çıkışlarındaki o köprülerde bile olağanüstü işler çıkarmıştır. “Angling Feelings” ile çok mutlu bir portre çizen Kaipa sonraki çalışması “In The Wake Of Evolution”da biraz daha farklılığa giderek müziklerinde ilk günlerde olduğu gibi folk müziğini bestelerine adapte etmiştir. Bu özellikle “Folkia’s First Decision” şarkısında çok belliydi. Ritual grubundan Patrik Lundström ve İsveçli pop şarkıcısı Aleena Gibson’la birlikte alışılmış Kaipa şarkılarına büyüleyici bir zevk verdikleri de tartışılmaz. “In The Wake Of Evolution” progresif fanlarca çok sevildi ve “grubun geriye dönüşünü selamlamak” olarak nitelendirildi. Aynı şekilde son çıkan ve İsveççe “Vittja” kelimesinden türeyen “Vittjar”da bu albümün devamı niteliğinde ve fazladan bir iki unsurla farklılaşan bir Kaipa’yı dinliyoruz. 70’lerdeki kopup gelen o etkilerle müzik yapan Kaipa’nın jazz müziğine de selam verdiği tartışılmaz. Bestelerde bu hissi duyumsuyoruz ve bir önceki albümden hem daha çok folk hem de daha senfonik olabilen bir albümden bahsediyorum. Evet, bu kesinlikle çok iyi olmuş. Sırasıyla birbirine benzeyen albümler değil de içinde farklılığa giden temelden bir şeylerin sarsılmamış olduğu durumları daha mantıklı buluyorum. Çünkü Kaipa çok fazla gelişkinliğe yeniliğe açık bir grup değil. Müzikleri buna izin vermez, nedeni ise çok radikal köklerden beslenmesi ve ayrıca Hans Lundin’in de bunu çok sevdiğini zannetmiyorum. Zaten röportajlarında da geleneksel köklerden geldiğini ve bunu İsveç Folk müziğiyle birleştirmeyi çok sevdiğini defalarca söylemiştir.

“Vittjar”, Hans Lundin’in yine kendisine özgü klavye tonlamalarıyla –o ünlü Yamaha CS-60 Synthesizer’ını da kullanarak- süslediği, Per Nilsson’un kendisini gösterdiği ve solorıyla dudak uçuklattığı, ne yaptığını dinlerken çözemediğim Morgan Ågren’in yine sert davul çalış stiliyle karşımıza çıktığı folk yönü önceki albümlere göre çok daha kuvvetli, diğer çalışmalardan farklı olarak yaylı enstrümanların çokça kullanıldığı en farklı Kaipa albümü. Jonas Reingold’un dolgun bas yürüyüşleri, Per Nilsson’un aynı Stolt’un gitar tonlamalarına benzer tarzda ton tutturması, uzun entrümantal pasajların arasından cennetten çıkmış gibi gelen o yaylıların sesleri gerçekten de inanılmaz hazlar veriyor dinleyiciye. Giriş çalışması “First Distraction” sizi flütlerle karşılıyor ve Per Nilsson’un çok güçlü rifleriyle çok etkileyici melodileriyle karşılaşıyoruz. Kaipa’da daha önce pek rastlamadığımız açılışlara sahne oluyor albüm ve nefis geçişler mevcut bu kısacık eserde. Biri 12 diğeri 22 dakikalık iki epik Kaipa çalışması bu grubu anlayabilmiş ve uzun pasajlardan dolayı sıkılmayacak dinleyicileri çok etkileyebilir. Müzikal bir şaheser yaratılarak bir destan kimliğine büründürülmüş şarkılar bunlar.

Albümle aynı adı taşıyan Hans Lundin’in sadece kendi zevki için birkaç yıl önce yaptığı “Vittjar” ise yaylı enstrümanlarla süslenmiş İsveççe bir çalışma ve İsveç folk müziğinin Kaipa müziğiyle sevişmesi anlamına geliyor. Nasıl ki bir “Whiskey in the Jar” bir İrlanda türküsüyse, bu da İsveç halk müziğidir. “A Universe Of Tinyness” ve “The Crowded Hillsides” hakkında diyeceklerim ise son dönem Kaipa bestelerinin çok geniş bir özeti olduğudur. Baslar çok önde kaydedildiğinden Reingold’un Per Nilsson ile atışmalarına da tanık olabileceğiniz vokal tabanlı çalışmalardan ikisi. Özellikle “The Crowded Hillsides”daki Per Nilsson hareketlerine dikkat! Kendisini heavy metal dünyası Scar Symmetry’den dolayı çok yakından tanıyor ama Kaipa’da yaptıkları çok daha yetenek isteyen çok daha açılımlı gelişme isteyen bir stil olduğundan çok iyi altından kalkıyor. İnanılmaz! Albümün bitişi de “Second Distraction” ile noktalanıyor ve yine Per Nilsson’un agresif notalarıyla buluşuyoruz.

“Vittjar”ın Kaipa diskografisine yenilik getirdiği çok açık. Bir önceki albümle başlayan folk yönü kuvvetli çalışmalar daha da çoğalarak devam etmiş. Yeniliğe yelken açıp sürüklenen Gazpacho, After, Flamborough Head, Beardfish, Carptree gibi gruplar varken Kaipa bunların arasından mutlulukla gülümsemeyi sürdürüyor.

Baha ÖZER

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.42/10, Toplam oy: 26)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2012
Şirket
InsideOut Music
Kadro
Hans Lundin: Klavye, vokal
Per Nilsson: Gitar
Morgan Ågren: Davul
Jonas Reingold: Bas
Patrik Lundström: Vokal
Aleena Gibson: Vokal
Şarkılar
01. First Distraction
02. Lightblue and Green
03. Our Silent Ballroom Band
04. Vittjar
05. Treasure House
06. A Universe of Tinyness
07. The Crowded Hillsides
08. Second Distraction
  Yorum alanı

“KAIPA – Vittjar” yazısına 8 yorum var

  1. Kaipa’nın yeni albüm yayınlandığından bile haberim yoktu, Angling Feelings’i dinleyip bağımlısı olduktan sonra nedense hiç takip etmedim. Kesinlikle bakıcam bu albüme. Güzel yazın için teşekkürler.

    baha

    @Batuhan Bekmen, arada bir takip et böyle aniden karşına çıkarırlar şaşırıp kalın vallaha. :)

    teşekkürler herkese…

  2. Eline sağlık. Çok harika bir grup cidden. İsveç’in taşı toprağı kalite resmen.

  3. İlk dinlememde de hoşuma gitmişti, biriken bi yığın albümden bi daha sıra gelmemişti ama hala müzik çalarımda duruyordu. Bu güzel kritiğin gazıyla açtım tekrar, çok iyi albüm yahu. Vokallerden mi bahsetsem, çok seslilikten mi, geleneksel ve moderni iyi birleştirmelerinden mi. Özellikle vokallerine bayıldım ben, bazı partisyonlar ve yorumlar müzikallerden fırlamış gibi.

  4. baha says:

    yok efendim estağfurullah öyle şeyler söyleme.:) çok sevindim bunu okuduğuma, tebrikler. böyle yazdığını bilseydim okurdum takip ederdim. devamı varsa okumak isteriz tabi.;)

  5. brutallica says:

    Prog. Rock gibi enstrüman çeşitliliğiyle kimlik bulan bir türde bu çeşitliliği zengin melodilere dönüştüremediği için heba olan grupların yanında bunu gerçekleştiren gruplarla karşılaşmak gerçekten paha biçilemez…Ve tabi bu müzikalleri yazıya dökerek kritiklemekte ayrı bir değerdir.Emeğine sağlık çok keyif aldım özellikle de şarkılarla beraber okurken.Söylemeden edemem bazı şarkılarda vokallerden tekinin ses kıvrımları bana fena halde freddie mercury çağrıştırdı nedense.

  6. e says:

    eline sağlık sevgili b, kaipa’nın her iki dönemini de çok seviyorum. henüz bu albüme öncekiler kadar giremedim ama 2-3 dinlemeden sonra anladım beni neyin beklediğini :)
    umarım tekrar ara vermeden devam ederler.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.