# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
SCAR SYMMETRY – The Unseen Empire
| 26.05.2011

Hep böyle ol canımı ye.

Berca B.

60′lı, 70′li ve 80′li yıllardaki albüm trafiği ne acayipmiş değil mi? Şu anda efsane statüsüne yükselmiş pek çok eski gruba bakıyorum da, birbirinden muhteşem çoğu albümlerini en fazla 2 yıl arayla, bazılarını önceki albümün hemen ertesi sene, hatta bazılarını da önceki albümleriyle aynı sene çıkarmışlar. Örneğin Led Zeppelin, her birine hastası olduğum ilk 4 albümünü 3 yıla sığdırırken (1969-1971 arası), Metallica da efsanevi ilk 4 albümünü yalnızca 6 sene içerisinde yayınlamış. Motörhead’e ise Overkill, Bomber, On Parole, ve Ace of Spades albümlerini çıkarmak için sadece 69 ve 70 yılları yetmiş. O zamanların kısacık kayıt süreçlerini, albüm satışı gelirlerini, turne uzunluklarını, prodüksiyon ve reklam tekniklerini falan bir kenara bırakıp, olayın yaratıcılık boyutunu düşündüğümüz zaman, böylesi efsanevi albümlere bu kadar kısa zamanların yetmesi gerçekten hayranlık uyandırıcı.

Şu anda ise olaya bu gözle bakılmıyor. Zaten kısa aralıklarla albüm yayınlayan gruplara artık pek rastlanmazken, bu kısıtlı sayıdaki örneklere de bel bağlanılmıyor, yaratıcı güçlerini toplamaları için kendilerine biraz zaman vermeleri gerektiği tavsiye ediliyor, dinlemeyenlerle de dalga geçiliyor (Korpiklaani). Ne yalan söyleyeyim, ben de bu grubun içerisindeyim artık. Grupların iki albümü arasında en azından 2,5-3 sene olmasının yaratıcılıkları açısından olumlu buluyorum. Bu yüzden Scar Symmetry, “Dark Matter Dimensions“ı müjdelediğinde en sevdiğim grup olmalarından kelli çok heyecanlanmış, ama biraz da tedirgin olmuştum. Zira Alvestam’lı son albüm, muhteşem Holographic Universe 2008′in ortasında çıkmış, Eylül’de Alvestam ayrılmış, Ekim’de yeni vokalistler açıklanmış ve ertesi sene de Dark Matter Dimensions yayınlanmıştı. Sonuç ise birkaç şarkı ve beyin delici gitar soloları dışında benim için hayalkırıklığıydı.

Bu yüzden “The Unseen Empire” duyurulduğunda da benzer bir tedirginlik yaşamıştım. Ardından gelen şarkı tadımlıkları ise tedirginliğimi korkuyla karışık bir umutsuzluğa dönüştürmüştü zira hemen hemen hiçbir şarkıyı beğenmemiştim. Daha sonra tamamı yayınlanan Illuminoid Dream Sequence ise umutsuzluğumu iyice bulandırıp kafamı karıştırmış, sevip sevmediğimden emin olamamıştım. Ancak çoğu benzer durumda olduğu gibi, zamanla albüme alıştım ve bu sevip sevmeme kararsızlığı, yerini gevrek gevrek yayılmış ağzım ve yukarı aşağı onaylayıcı bir şekilde sallanan kafam eşliğinde kurulan “işte bu kez olmuş” cümlesine bıraktı.

“The Unseen Empire”, klasik Scar Symmetry kalıplarını koruyan ancak daha önce denenmemiş bazı numaraların da ön plana çıktığı bir albüm olarak dikkat çekiyor. İlk iki albümde tek tek mükemmel şarkılar yapan, üçüncü albümde biraz daha atmosferik işlere giren, dördüncü albümde ise aceleci ve formülize şarkı yapılarıyla kalp kıran Scar Symmetry, The Unseen Empire’da ise işin atmosfer yönüne daha bir ağırlık vermiş ve şimdiye kadar çıkardığı en “yoğun” albümü ortaya çıkarmış. Rif ve şarkı yapıları, prodüksiyonun da yakınlığıyla “Dark Matter Dimensions”la benzerlik gösterirken, aynı albümün “içi boş” hissiyatını vermeyerek havaya kaldırılmış baş parmakları hak ediyor. Scar Symmetry’nin bu ikinci dönem rif üretimi, ilk iki albümün suratta patlayan anları ve üçüncü albümün dengeli duygu yoğunluğu ve hayvanlığıyla birleşince, bir de insanı aptal eden, ağız suyu akıtan, kusur bulmanın imkansız olduğu sololar aynen korununca, işlerin yeniden yoluna girdiğini görebiliyoruz. Ancak albümle ilgili en memnun edici gelişme ne diye soracak olursanız, vokal kullanımı derim.

Roberth Karlsson ve Lars Palmqvist, kötü geçen bir dizi konser serisi ve birer Alvestam klonu olmaya zorlandıkları Dark Matter Dimensions’ın ardından sonunda seleflerinin gölgesinden kurtulmayı başarmışlar ve tam anlamıyla parlamışlar. Karlsson’ın brutali çok daha etli ve adamın göğsüne göğsüne inerken, asıl devrimi Palmqvist yapıyor ve Ozzy-David Draiman vari yeni, yağlı bir vokal tarzıyla cephanesine bir silah daha ekliyor. Bu umarım bir başka prodüksiyon harikası değildir ve Palmqvist bu vokali gerçekten yapabiliyordur zira önceki albümün temel sorunlarından biri olan karakter eksikliğinin giderilmesinde bu yeni vokal önemli bir rol oynuyor ve bir seyirci olarak konserlerde bu vokali duyamamak canımı sıkardı açıkçası.

Albümün diğer yenilikleriyle devam edecek olursak, şarkı trafikleri sonunda formulize bir yapıdan uzaklaşmış ve “robotik” tınlamıyor. “Dark Matter Dimensions”taki uzaysal konsept, şarkıları oldukça yapaylaştırmış ve gerçek bir şey dinliyormuş hissinden uzaklaştırmıştı fakat “The Unseen Empire”ın genel havası gerçekten muhteşem. Illuminati tarikatını konsept aldıkları bu albümde şarkılar sırasında vermek istedikleri hissi tam anlamıyla alıyorsunuz ve şarkılar kulağa “gerçek” geliyor. Albüm boyunca kimi zaman içiniz kararıyor, kimi zaman sinirleniyorsunuz, kimi zaman bir şeylerden kurtulmaya çalışıyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz, umutsuz hissediyorsunuz falan filan. Demek istediğim, oldukça yapay tınlayan bir albümden sonra sonunda gerçekten bir şeyler hissedebildiğiniz bir albümü dinlemek çok güzel.

Albümle ilgili bir diğer dikkat çekmek istediğim konu ise, şimdiye kadar zaten hiçbir sorun yaşamadığımız, akıl alıcı sololar. Yani şurası çok açık ki, -özellikle Per Nilsson- iki gitarist de inanılmaz yetenekli ve solo konusunda tartışmaya mahal vermeyecek bir performans sergiliyorlar. Hani olur ya, “ya burayı da böyle yapmasalarmış” dersiniz bazen, çalmasını istediğinizle sizin duyduğunuz farklı olur. Bu kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir fakat, Nilsson-Kjellgren ikilisi TAM olarak benim duymayı istediklerimi çalıyorlar, hatta çoğu zaman bunun birkaç adım ötesine geçiyorlar. Solo konusunda her şeyi bu kadar doğru yapan gitaristlere rastlamak çok zor.

“The Unseen Empire”ın beni gerçekten sevindirdiği bir başka detay ise, benim “çılgın saniyeler” adını verdiğim, adamı birdenbire çok heyecanlandıran epik anlara rastlayabiliyor olmamız. “Pitch Black Progress” albümünden The Kaleidoscopic God’ın ortasındaki “dünya sona eriyor herhalde” dedirten bölüm gibi, “Holographic Universe” albümünden aynı isimli şarkının neredeyse tamamı gibi, tüyleri saygı duruşuna geçiren anlara bu albümde de Seers of the Eschaton’ın ikinci yarısında (özellikle sololarda), Domination Agenda’nın sonundaki vokal partisyonlarında şahit olabiliyoruz.

Toparlayacak olursak, Scar Symmetry son albümün hayal kırıklığından sonra gönülleri tekrar feth etmiş diyebiliriz. Tabi işin şöyle de bir boyutu var, “Dark Matter Dimensions” kimilerine büyük bir hayal kırıklığı yaşatsa da kimileri tarafından da çok beğenilen bir albüm olmuştu. Şu an genel izlenimlerim de, “Dark Matter Dimensions”‘ı sevmeyenlerin bu albümü sevdiği, “Dark Matter Dimensions”‘ı beğenenlerin ise bu albüme ısınamadığı şeklinde. Ne olursa olsun, bu albüm Scar Symmetry’nin Christian Alvestam olmadan da iyi işler çıkarabileceğini, yeni vokalistlerin de yeteneklerini ispatlamaları açısından önem teşkil ediyor. Ha, bana sorarsanız ilk 3 albümün efsaneviliğine ulaşabilmiş değil ancak, “The Unseen Empire” gerçekten çok iyi bir albüm ve dinlenmeyi sonuna kadar hak ediyor.

İyi dinlemeler.

Not: Alttaki ilk 21 yorum ve onlara gelen cevaplar, albüme dair haberler içindir.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.85/10, Toplam oy: 40)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2011
Şirket
Nuclear Blast
Kadro
Roberth Karlsson: Brutal vokal
Lars Palmqvist: Temiz vokal
Jonas Kjellgren: Gitar
Per Nilsson: Gitar
Kenneth Seil: Bas
Henrik Ohlsson: Davul
Şarkılar
1. The Anomaly
2. Illuminoid Dream Sequence
3. Extinction Mantra
4. Seers of the Eschaton
5. Domination Agenda
6. Astronomicon
7. Rise of the Reptilian Regime
8. The Draconian Arrival
9. Alpha and Omega
  Yorum alanı

“SCAR SYMMETRY – The Unseen Empire” yazısına 49 yorum var

  1. Ugur says:

    Scar Symmetry kriterlerine göre gayet minimal bir kapak olmuş.

  2. deyyus says:

    kapak konsepti yansıtırsa şarkı sözleri ilginç olabilir

    http://www.yenidenergenekon.com/101-turklugun-hakimiyet-sembolu-cift-basli-kartal/

    Ugur

    @deyyus, Sahi şimdi aklıma geldi bak.İçimden diyordum ben bunu daha öncede gördüm ama nerde diye.Doğru ya Selçuklu Devletinin de sembolü bu.Hatta Konya’da selçuklu belediyesi de aynı sembolü kullanıyordu, gözümle görmüşlüğüm var.Seneler önceydi tabi yanlış da hatırlıyor olabilir.Acayip karizmatik yahu.

    Ahmet Saraçoğlu

    @deyyus, çift başlı kartal sümerler’den bu yana kullanılan bi sembol. bizans’tan rusya’ya, ermenistan’dan selçuklular’a kadar kullanılmış, hatta sanırım dünyanın en çok kullanılan imparatorluk sembolü.

    http://en.wikipedia.org/wiki/Double-headed_eagle

    o yüzden empire konseptli bi albümde kullanılması normal, asıl olay ortada duran üçgende bence.

    triangle eye diye aratırsanız milyon tane şey çıkıyo üçgenin kullanıldığı gizemli sembollere dair.

    havitetty

    @Ahmet Saraçoğlu, http://www.biriyilik.com/wp-content/uploads/2010/09/2011mascot-universiade.jpg

    Ahmet Saraçoğlu

    @havitetty, bunu gruba göndererek albüm kapağını şu anda değiştirtmek elinde.

  3. dombili says:

    triangle (aslında üçgenden cok piramit oradaki şey) eye sanırım illuminati nin ya da new world order denilen, hakkında sınırsız komplo teorisine maruz kalmıs seyin semboli olarak biliniyor.bir doların arkasında filan da var.

    bu konuları ögrendikçe aslında metal gruplarının böyle şeylerden destek alıp almadıklarını merak eder oldum.bilmiyorum araştıran var mı ama illuminati zaten din karşıtı olarak dogan bir şey, deicide gibi filan grupları düşününce yıllardır dine bu kadar söven, yerin dibine koyan insanların kimseler tarafından zarar görmemesi ilginç gelir bana.hani türkiyede öyle bir şey yapsalar (ve biraz ünlü olsalar diyelim) meydan dayagı filan cekerler herhalde adama ahah.

    bunun yanı sıra megadeth in new world order hakkında hiçte olumlu olmayan sarkıları mevcut (end game gibi).ya da ministry nin şöyle bir şeyi var mesela http://www.youtube.com/watch?v=87b4a4a2wmY .komplo teorileri sacma sapan şeyler olsa da genelde birazcık düşününce insanın kafasına sorular geliyor (:.

    Ahmet Saraçoğlu

    @dombili, şu an çok meşgul olduğumdan çeviremiyorum ama şöyle bi şey albümün konsepti:

    “‘The Unseen Empire’ seeks to expose the hidden hand of the elite that pull the strings of mankind in order to fulfill their agenda of global domination. The album concept goes from theories of shadow governments to secret ancient bloodlines and even further into speculations of malevolent influence from metaphysical reptilian-based intelligences. Mankind’s only hope to survive seems to be an internal awakening where the influence of the unseen empire that rules in secrecy is washed away from the minds of the masses. They want us to stay within the framework of their agenda, hypnotizing us with things that draw attention but has no value. It’s time to step outside the framework and make ‘the unseen empire’ visible!”

    Aeonian_Lich

    @Ahmet Saraçoğlu, Bu illuminati olayı bilinen bir durum, ama komplo teorisi seven biriyseniz youtube’a “music industry exposed” yazıp izleyin. Bence işin altında dinci oluşumlar var, ama izlemesi keyifliydi gene de. Her bölümün sonunda diğer bölümün linki çıkıyor. Yalnız belgesel 2 saatten fazla ona göre.

    Berker İlhan

    @Aeonian_Lich, evet birazını izledim ama fazlasıyla din propagandası içeriyor.. illuminati dediğin olay bence metaforlar içeriyor sadece ama adamlar hepsini dine kitaba bağlayınca izlemeyi bıraktım.

    Aeonian_Lich

    @Berker İlhan, Bense Samanyolu TV’deki tekinsiz, korkunç, ürpertici dizileri bile sonuna kadar izleyen bi tipim. :D Ama tabii evimde reyting ölçer olsaydı izlemezdim. :D Ha ufakken izlesem kötü olmaz mıydı, olurdu. Zaten asıl etkilemek istedikleri kitleler de onlar.

    Berker İlhan

    @Aeonian_Lich, valla ben ufakken izlerdim ama hiç etkilenmedim nedense :D

  4. Berca B. says:

    Henrik Ohlsson hakkaten entelektüel bir adam. Baya bir konuda bilgi birikimi var ki Scar Symmetry’nin sözleri de ortalamanın çok çok üstünde tutulmuştur gördüğüm kadarıyla.

    Ancak aynı konseptin Theory in Practice’te de kullanıldığını hatırlamadım değil. Gerçi orda da sözleri Ohlsson mu yazıyordu bilmiyorum.

  5. Aeonian_Lich says:

    Çok beğendim. Bu grubun son albümünü de çok seviyorum ben, genelin aksine.

  6. Ugur says:

    Güzel.Bildiğimiz Scar Symmetry işte.Pek bir değişiklik yok.

  7. Clean vokalleri Ozzy’nin sesine benzettim biraz. O da arada böyle tok bi tonla söylüyo ya.

  8. Berca B. says:

    Rise of the Reptilian Regime’deki vokal ya birini aşırı andırıyor ya da albümde konuk vokal var. Bu arada şarkılardan genel olarak etkilenemedim ben.

  9. Berca B. says:

    Sevdim mi sevmedim mi anlayamadım. İlk başta sevip sevmediğime karar veremediğim albümlere sonradan genelde aşık olurum ama bilemiyorum. Alvestam gittiğinden beri aklım çok karışık :’(

  10. Synysterr says:

    Nakaratını acayip tuttum.

  11. GodSlaughter says:

    Alvestam ın tadı gerçekten bambaşka … Şu parçayı şuan o söleseydi hakkını fazlasıyla verirdi şarkının

  12. mercenary gibi bunun da ABD versiyonu daha güzel.

  13. Aeonian_Lich says:

    Çok güzel bir kapak.

  14. Synysterr says:

    yanılmıyosam yarın çıkıcak değil mi bu albüm ?

  15. Synysterr says:

    acaba birisi albümü indirebiliceğim bi link verebilir mi ? tek bir torrent bulabildim oda hatalı :/

    Ahmet Saraçoğlu

    @Synysterr, sitede link paylaşımı yapmıyoruz.

    Ugur

    @Synysterr, mediaboom.org’a bakabilirsin.Bununla birlikte [sanatçı] – [albüm ismi] [download album 320 kbps] şeklinde yapılan google aramalarında %90 civarında başarı görülmüştür.

  16. Ugur says:

    Şüphesiz Dark Matter Dimensions’dan çok daha iyi bir albüm.Vokal konusunda değil ama genel beste yapısı olarak Holographic Universe kadar iyi bile denebilir.Bir de açılış şarkısı The Anomaly’i ilk albümden Chaosweaver’a acayip benzettim.Belki de bu yüzden biraz ilk albüm tadı aldım.

    Ugur

    Bu ilk dinlemeden sonraki yorumdu.Haksızlık etmişim.Vokallerde de başarılı performans sergilemiş elemanlar.

    Bu arada yeri geldi madem itiraf edeyim, ben Dark Matter Dimensions’ı seven tayfandandım fakat sonradan fikrim değişti açıkcası.Üstüne bu albümü de dinledikten sonra DMD’ın vasat üstü bir albüm olduğu kanısına vardım.

  17. The Draconian Arrival mükemmel bi şey.

  18. Drakonyın’ı geçtim tüm albümü seçtim. Baya hayvan albüm lan resmen. Dark Matter…’dan kesin çok üstün ve dinledikçe fark edilen bi sürü mükemmellik var. Vokaller de nefis oturmuş, her türlü akıyor.

  19. 2. metamorphosis vakası. sabahtan 12 kez dinledim albümü. aha da 13.

    Ugur

    @Ahmet Saraçoğlu, Bir Metamorphosis değil ama bence.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Ugur, tabi canım. yine de baya güzel.

    Berker İlhan

    @Ahmet Saraçoğlu, hadi ya kaç gündür dinleyecem bi türlü dinleyemedim ya

    like fire

    The Draconian Arrival harbi taş gibi şarkı. Son zamanlarda bu kadar güzel nakarat duymamıştım. Extinction Mantra’yı da unutmamak lazım.

    Berker İlhan

    @like fire, ben pek sevemedim abi ya şimdilik bi kenara atıyorum

  20. geçen albümü sevmemiştim ve bunu da sevmedim.. olay sadece prodüksiyondan ibaret bence , vokal performansları geçen albüme oranla çok çok daha iyi , bazı yaratıcı sololar hala mevcut ama aradığım müzik bu değil..

  21. Bu kritik aslında ortak yapılacaktı, ama tüm telkinlerime, uyarılarıma ve tehditlerime rağmen Berca’nın kritiği kısa yazamayacağını ve kritiğin onun adına çıkacağını, daha ilk andan biliyordum. Bu yüzden onun yazısı gelmeden kendi yazacağıma başlamadım sayılır, çünkü ikimizin yazısı da konsa destan gibi olacağı ortadaydı. Neyse, ben de yorum olarak bir şeyler karalayayım.

    “Dark Matter Dimension”ı, beklediğim üzere beğenmeyen biri olarak bu albümden de fazla ümidim yoktu ama neyse ki ne düşündüysem tersi oldu. “The Unseen Empire” bu sene en çok dinlediğim ve sevdiğim albümlerden biri oldu şimdiden. Bir kere beste konusunda grup bir önceki alüme göre çok büyük ilerleme göstermiş. Albümde “eh” dediğim bir tane bile şarkı yok. Hatta şöyle diyeyim, yeni Septicflesh’le birlikte bu albümden hiçbir şarkıyı tek başına açıp dinlemedim bu zaman kadar. Hep en baştan tüm albümü dinledim. Neyse ki müzik dinlemeye gayet elverişli bir işim var, bazen günde 9-10 kere dinlediğim oldu. Toplamda 100′e yakın dinlemişimdir albüm çıktığından beri. Hakkaten hiç eksik bulamadığım albümde okal konusunda da baya baya coşulmuş. Alvestam’ın köpeği bir kişiyim ama bir an olsun onu aramadım albümde. İki vokalist de mükemmel iş çıkarmışlar.

    Bazı rifleri, vokal melodilerini dinlemeye hala doyamıyorum ama şu şarkının şurası da diyemiyorum çünkü hakkaten albümü dinlerken hayran kalmadığım yer yok gibi. Bence “Pitch Black Progress”ten sonraki en iyi Scar Symmetry albümü. Berca’nın yazıda dediği neredeyse her şeye katılıyorum ve en sevdiği grubun böyle bir albüm çıkarmasından dolayı onun adına da mutluluk duyuyorum.

    Yıl sonu listemde ilk 5′imde olmaması için, kalan 6 ayda baya öküz şeyler çıkması lazım. Doyulmaz güzellikte bir albüm benim için.

    Notum da Berca’nınkiyle aynı.

    Berker İlhan

    @Ahmet Saraçoğlu, yalnız ben yine tükürdüğümü yalamaya yaklaşıyorum , 4-5 kez dinleyip kenara attım hatta üstte geçen hafta bu müzik benlik değil filan demişim ama sanırım salim kafayla dinlemedim bu albümü.. Draconian Arrival’ın vokal melodileri alıp götürdü az önce dinlediğimde..

  22. Birtan says:

    2 değil 22 vokal de alsalar Alvestam ın boşluğunu dolduramazlar önyargısıyla açtığım ve extinction mantra’nın girişinin symphony x – egypt ile aynı olduğunu duyar duymaz sildiğim albüm.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Birtan, pek aynı değil aslında. Ne melodi aynı, ne enstrümanlar.

    Birtan

    @Ahmet Saraçoğlu, aynısı abartı oldu, ölçüsü ve ezgisi benzer demek daha doğru olur.

  23. Jester says:

    Bayağı güzel bir albüm aslında, bağımlılık yapan bir sürü şarkı var. Fakat değinmek istediğim bazı şeyler var, sadece Alvestam’lı albümleri dinlemiş biriyim bu arada. Dark Dimentions’ı hiç dinlemedim.

    - Vokaller

    Clean vokaldeki abiyi bayağı beğendim ben, vokal melodilerini büyük ihtimalle o yazmıyor ama yazıyorsa da ayrıca tebrik ediyorum açıkçası. Özellikle Extinction Mantra’da ve Domination Agenda’da falan Alvestam’ın denemediği şeylere falan girmiş sanki, hoşuma gitti. Sesi ve yorumu Alvestam’dan farklı ama müziğe müthiş uyum sağlamış.

    Ama Robeth’in sesine gelirsek bu kadar olumlu değilim ben. Bunun en büyük nedeni de adamın sesinin Alvestam’ın AYNISI olması, hatta çoğunlukla Alvestam’ın formüllerini uygulaması. Kastettiğim şey Alvestam nerede brutal vokal ile nakaratı destekleyecekse, nerede böğürtüden tiz brutale geçecekse adam hepsini ezberlemiş. Zaten sesi de benziyor bayağı, taklit gibi olmuş bildiğin. Şikayetçi değilim, sonuçta iki vokal yerine Alvestam taraftarıyım ve onun brutaline yakın bir tarzı benimseyen biri benim için çok iyi bir seçim. Fakat grubun karizması açısından iyi değil bence, en azından Lars kadar müthiş bir seçim değil.

    - Atmosfer Oyunları

    Açıkçası Holographic Universe’ü bildiğimden Scar Symmetry’nin bu atmosfer tabanlı yönelimini biliyorum, fakat bu kadar oturtacağını düşünmemiştim. İlk dinlemede rahatsız eden şeyler bile daha oturmuş ve güçlü geliyor kulağıma, cidden tebrik etmek lazım. Ayrıca ufak bir Symmetric In Design havaası da var albümde, bazı şarkılar bu albümdeki formülle yazılmış. Her türlü müthiş.

    - G-G-Gitar Şov

    Albümde diğer albümlerden daha çok gitar oyunları hakim sanki, zaten gitar çok ön planda olan bir müzik tamam da bayağı şov yapmışlar.

    Kısaca bayağı güzel bir albüm bence, 8 falan alır rahat.

    /Bu arada sitenin sol alt köşesine gülen yüz koyma fikri kimindi, yorumu yazarken gözüme takıldı haha.

  24. Illuminoid Dream Sequence ve Seers of the Eschaton dünyanın en underrated şarkılarından bence.

    Illuminoid Dream Sequence’ın 0.48′de giren ve nakaratta tekrarlanan rifi dahiyane bir şey.

    Ugur

    @Ahmet Saraçoğlu, Seers of the Eschaton muhteşem bir şarkı sahiden.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.