# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
SCAR SYMMETRY – Holographic Universe
| 18.03.2009

Avrupa’nın en büyük metal pazarı Almanya’da en çok satanlar listesine giren “Holographic Universe”, yeryüzünün en çok potansiyel barındıran gruplarından birinin, geri adım attığı ilk albüm olarak karşıma çıkıyor.

İlk çıktıklarında Soilwork klonu olarak adlandırılan bir grubun, yalnızca birkaç sene içinde adı geçen “ustasının” birlikte yürüdükleri süre zarfındaki tüm albümlerini ezip geçen bir hale gelmesi, zamanında yapılan bu yorumların ne derece yüzeysel ve sürüye uyan tarzda olduklarının bir kanıtıydı.

Rahmetli fizikçi Michael Talbot’un aynı adlı kitabında anlattığı (Talbot’muş, fizikmiş bunlardan hiç haberim yok, albümle ilgili bakınırken rastladım sadece… öyle “bilen” bi kişi değilim), evrenin aslında bir hologram olduğu ve hayatımızdaki paranormal olayların da bu sebeple gerçekleştiği, 3’üncü ile 4’üncü boyut arasındaki 3,5’uncu boyutta yaşadığımızla falan ilgili entel dantel bir konusu olan albüm, her ne kadar hiçbir anlamda bir konsept albüm olmasa da, çoğu “konulu” metal albümü gibi, “abi siz hiç kasmayın hayatın sırrı, parelel evren falan, verin soloyu, verin davulu” gibisinden bir hissiyat uyandırır cinsten. Müziğin bombastik (o ne be..) ve ihtişamlı oluşu, zaten sizi böyle konuları düşünmekten alıkoyduğundan kelli, bu tarz bir şarkı sözü, albüm konsepti tahliline girmeye hiç mi hiç gerek duymuyorum. Her neyse, uzayın ve uzaylının dostu Scar Symmetry, gururla sunuyor…

“Pitch Black Progress” ile hayatımda en çok dinlediğim 4-5 albümden birine imza atan grup, ta o zamanlardan farkına vardığım üzere, “Pitch Black Progress”i bir daha geçemeyecekti. Hani bazı albümler vardır, içine girdiğiniz anda fark edersiniz ki bu grup bundan daha iyisini bir daha yapamaz. Yeteneklerinin sınırı o olduğundan değil, o albümle ilgili her şeyin bir şekilde iyi olmasından kaynaklanan mistik bir şeydir bu. Misal bir At the Gates, “Slaughter of the Soul” sonrasında devam etseydi, iyi, hatta muazzam bir album yapamaz mıydı? Elbet yapardı, ama asla, ASLA “Slaughter of the Soul”u geçemezdi. Bu durumun mantıklı bir açıklaması yok. “Ne biliyosun oğlum niye geçemezmiş, kimsin lan sen ismini ver” diyenlere, “öyle işte, geçemezdi” diyor ve bunu gayet de doyurucu bir cevap olarak görüyorum. Scar Symmetry’nin de –bence- bir daha asla geçemeyeceği başyapıtı, “Pitch Black Progress”tir.

“Holographic Universe”, “Symmetric in Design” ile “Pitch Black Progress” arasında duran bir albüm. “SiD”daki o daha çiğ, daha “bu işe yeni baş koyduk” deneyselselliği ile, “PBP”nin über yaratıcı rif, melodi ve besteleme manyaklığı arasında gidip gelen, buna türünde çok az görülen düzeyde bir virtüöziteyi de ekleyerek gayet zengin bir müzik sunan bir album “HU”. Her şarkısı hit olan “PBP”ten bu anlamda geri kalan albüm, bu konudaki nispeten yaratıcılık eksikliğini, bahsettiğim dehşet müzisyenlikle kapatıyor; ve inanın bana, gerçekten de kapatıyor. Albümde, iyi ama abartılı sololara bayılanların kolayca gözünü boyayabilecek düzeyde, gitardan duman tüttüren sololar var ve eğer müziğin bu alandaki zenginliğine kapılırsanız, genel beste yapılarındaki –bir önceki albüme göre- yaratıcılık eksikliğini göremeyebilirsiniz. Bundan kastım albümün yaratıcılıktan uzak, sıkıcı ya da sıradan olduğu değil. Bilakis, albüm son derece yaratıcı, eğlenceli ve sıradışı. Lakin, “PBP”deki şarkılarla yan yana konduklarında, belli bir eksiklik var diye düşünüyorum, ki bu da sadece ve sadece hit azlığından. Böyle düşünmemde, “Pitch Black Progress”i dünyada en çok seven insan olduğuma inanıyor olmam da etkili olabilir tabii. Sonuç olarak, böyle bir kıyasa gitmeyen, ya da grubu hiç bilmeden albümü dinleyen çoğu kişinin, en azından müzisyenlikten dolayı, dibinin düşeceği açık.

Scar Symmetry, melodik death metalin olabilecek en çağdaş yüzünü, yer yer daha sert ama yine modern tınılı bir death metalle birleştiren, bunu hard rock’tan heavy metale, daha klasik ve çoğu zaman da progresif (olumlu anlamda) unsurlarla süsleyen bir grup. Bu noktada, grubun o sevimli metal kitlemizce sevilip sevilmeme eğrisini oluşturan en önemli unsuru gözümüze çarpıyor: Christian Alvestam.

Yapabildiklerinin sınırını üç albümdür daha da ileriye taşıyan, bence eşsiz bir sesi (ya da iki sesi mi deseydim?) olan ve bu sayede grubun tüm karakterini oluşturan Alvestam, özellikle clean vokallerinin sevilmesi halinde gruba tapmakla, sevilmemesi halindeyse gruptan soğumakla sonuçlanan bir sürecin baş aktörü konumunda. Şahsen ben, clean vokalde de, (özellikle) brutal vokalde de çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Bu iki tarz da ayrı ayrı çok iyi yapılabilir, ancak her ikisini de aynı şarkı içinde atışmalar şeklinde kusursuz yapabilmek (evet araştırdım inceledim, aynı şeyi canlı olarak da yapıyor), gerçekten de saygı duyulası, manyaklık dozunuza göre köpeği olunası bir durum. Ama dediğim gibi, eğer ki bu clean vokallerin fazla yumuşak olduğunu ve grubun eksi yanını oluşturduğunu düşünüyorsanız, zevkiniz doğrultusunda size de bir şey diyemeyiz (gerçi ben derim, adam almış yürümüş çünkü).

Uzatmadan, albüme dair mikro unsurları bir kenara bırakıp, olayın makrosuna, ta damardan girelim. Albümdeki on iki şarkının yarısı gayet güzel, güçlü (ama yine de “PBP”e girecek kalitede değil) ve eğlenceliyken, kalan kısım, güzel bölümleri olan ortalama şarkılar olmaktan öteye gidemiyor maalesef. Albümdeki nota bombardumanı hayvani sololar bile, duygu anlamında önceki albümle kıyaslanamıyorlar. Melodik nakaratlar, ki grubun asıl olayı bu, albümün bir geri adım olduğunun en açık kanıtları; zira yine eşlik edilesi ve akılda kalan nakaratlar olsalar da, önceki albümdeki insanın aklını başından alan orijinaliteyi burada bulamıyoruz.

Şöyle bir baktığımda, albüm benim adıma, beklenen, ufak çaplı bir hayalkırıklığı oldu. Bunu önce kendime, sonra da size itiraf etmek zorundayım. “Pitch Black Progress” kadar olmasa da, çok iyi, beni coşkudan coşkuya sokacak bir albüm bekliyordum. Ama beklentilerimin tam karşılandığını söyleyemem. Her ne kadar ortada sayılı grubun yapabileceği bir müzik olsa da, bu adamlar daha yaratıcısını kesinlikle yapabilirler.

Avrupa’nın en büyük metal pazarı Almanya’da en çok satanlar listesine giren “Holographic Universe”, yeryüzünün en çok potansiyel barındıran gruplarından birinin, geri adım attığı ilk albüm olarak karşıma çıkıyor. Bu adamları seviyor, inanıyorum ve türdaşı büyüklerde olduğu gibi tutan formül üzerine ısrarla giderek kendilerini köşeye sıkıştırmalarını istemiyorum. Umarım bunun onlar da farkındadırlar.

“Morphogenesis”, “Timewave Zero”, “Trapezoid”, “Halographic Universe” ve “Ghost Prototype I” ile ”Ghost Prototype II”yi türü seven herkese tavsiye ederim. Hepsi de enfes parçalar. Grubu bilmiyorsanız, kalanları dinlemeden önce bir saattir yalakalığını yaptığım diğer albümü dinleyin.

Edit Akbayram: Bu yazı yazıldıktan epey sonra Christian Alvestam’ın gruptan ayrılmasıyla dellenen ve gaza gelen grubun, bir sonraki albümde bundan daha sert ve manyak bir şeyler yapacağını düşünüyorum.. Öyle işte düşünüyorum.

7/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.98/10, Toplam oy: 43)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2008
Şirket
Nuclear Blast
Şarkılar
01. Morphogenesis
02. Timewave Zero
03. Quantumleaper
04. Artificial Sun Projection
05. The Missing Coordinates
06. Ghost Prototype I (Measurement Of Thought)
07. Fear Catalyst
08. Trapezoid
09. Prism And Gate
10. Holographic Universe
11. The Three-Dimensional Shadow
12. Ghost Prototype II (Deus Ex Machina)
  Yorum alanı

“SCAR SYMMETRY – Holographic Universe” yazısına 24 yorum var

  1. Berker İ. says:

    Pitch Black Progress albümü grubun yaptığı en iyi albüm hakikaten ,PBP albümüne baktığımızda Alvestam’ın muhteşem vokal performansı direk göze çarpıyor hele Pitch Black Progress şarkısında 2:04 – 2:29 arası geçiş bölümünde yaptığı screamsel brutal vaokal artık adı her neyse mükemmel sesini istediği forma sokabiliyor eleman. Ayrıca grubun müziğindeki çeşitliliği “The Kaleidoscopic God” adlı şarkıda görebiliyoruz , hayvani death metalden progresif ögelerin zenginleştiği geçişlere , geçişlerde kullandıkları hard rock vari bizi 70′lere götüren soloları şarkıda adı gibi değişkenlik gösteren fakat bütünlüğü bozmayan bir hava yaratmış hakakten muazzam bir çalışma . Zaten grubun bu albümdeki en büyük başarısı parçalarda bütünlüğü bozmadan çeşitliliği sağlaması ki bunuda melodi geçişlerini ve ritm gitarları iyi kullanarak fevkalade başarmışlar :) Holographic Universe albümünü de ilk dinlediğimde bir hayal kırıklığı hissetmiştim gerek kaptırma yardırma soloların fazlalığı , gerekse şarkıların daha tek düze olması fakat albümü dinledikçe oturduğunu söyleyebilirim PBP ve Symmetric In Design albümleri arasında bir seviyede odluğuna katılıyorum…

  2. duraganyolcu says:

    Bence scar symmetry’nin geri adımı kesinlikle bu albüm değildir. şaheser değil belki ama yine de türün en iyi ürünlerinden biri olduğu kesin. Davul ve tabii ki vokal başta olmak üzere pek kusur bulamadığım bir düzen buluyorum. gitar da mastürbatifliğe kaçmıyor, bence symmetric in design’dan daha iyi bir albüm ve 10 üzerinden 7′den fazlasını hak ediyor.

  3. anonim says:

    Pitch Black Progress kritiği hevesiyle ‘s’ harfine girince şaşırmadım desem yalan olur.

    pitch black progress > symmetric in design >açık ara> holographic universe >çok açık ara> dark ZIRVA dimensions

    bi de şu var: brutalde Alvesteam > alayı

    Ahmet Saraçoğlu

    @anonim, katılıyorum.

    Pitch Black’i yazacaktım aylar önce ama Berca istedi, onu bekliyoruz. Berca akıllı ol.

  4. anonim says:

    http://i.imgur.com/stHYU.jpg

    EoS tişörtü de anca senin gibi bi reise yakışırdı zaten.

  5. Synysterr says:

    Bu albümü PBP’den daha fazla seviyorum.Gerek vokal gerekse enstrüman açısından.

    9.5/10.

  6. junkman afatsum says:

    bence çöp bu albüm dinlemeyin vaktinize paranıza zamanınıza yazık

    Ugur

    @junkman afatsum, ahahah hadi lan.

    Berker İlhan

    @junkman afatsum, adına yakışır junk bir yorum

  7. junkman afatsum says:

    evet lan bu benim görüşüm işte

  8. junkman afatsum says:

    ad junkman ama junk ıvır zıvır adımla bi bağantısı yok ayrıca beğenmek zorundamıyım kuralmı bu yahu sevmedim gereksiz bir albüm işte

    distant

    @junkman afatsum, ilahi mustafa

    Berker İlhan

    @junkman afatsum, şaka gibi adam ya tamam sevme arkadaş :D

  9. junkman afatsum says:

    neye ilahi distant bana soilwork ın flames benzeri grupların kopyası gibi geliyor işte

  10. junkman afatsum says:

    berker ilhan sevmememe izin verdiğin için sağol teşekürler de sizde neden bir şeyi sevince bir sevmeyen görünce ona karşı anılan tavır aşşağılayıcı oluyoor grubun

    Synysterr

    @junkman afatsum, aslında aynı şeyi sen yapıyosun.Albüm hoşuna gitmemiş olabilir ama bu albüm çöp,bu da ne ya ? zamanınıza yazık gibi ithamlarda bulunursan harcarlar adamı.

    Berker İlhan

    @Synysterr, abi cevap vermeyin ya ben o hatayı yaptım cevap verdikçe prim yapıyor kendince

    junkman afatsum

    @Berker İlhan, nasıl bir pirimmiş yahu bu

    junkman afatsum

    @Synysterr, senmi harcıyacan alla alla

    SeventhSon

    @junkman afatsum, http://howtotroll.org/

  11. junkman afatsum says:

    neyse yukardaki dediklerimi boş verinde ben yanılmış olabilirmde eyvallahta aslında bu gibi tartışmalar bu müziği ne kadar sevdiğimizi ne kadar hassaz olduğumuzu gösteriyor bence arkadaşlar o kadar seviyoruzki bazen herşeyi boşverip bu müzik uğruna normalda göze alamıyacağımız şeyleri alıyoruz bence olumlu bişey herkezde sevdiği gruba sahip çıksın yukardaki arkadaşların hepsinide takdir ettim işte bu müzik böyle bişey işte seven 7 düvel avukatı olur benimde sevdiğim gruplarda yaptığım gibi

  12. Albüme adını veren şarkıya taktım Cumartesi’den beri. Sabah akşam neredeyse her an o şarkı çalıyor kafamda. Çıkarttım baştan sona çalıyorum günde bilmem kaç kez, yine de kafamdan atamıyorum. İnanılmaz bir şarkı cidden.

    Berca B.

    @Ahmet Saraçoğlu, dünyanın en iyi şarkılarından biri kesinlikle. Muhtemelen Scar Symmetry’nin en iyi şarkısı.

    Alodar

    @Ahmet Saraçoğlu, Scar Symmetry’nin en çok bu albümünü beğeniyorum. Bu şarkı da süper. En iyi nakaratları bence Dark Matter Dimensions albümündeki The Consciousness Eaters şarkısında. Böyle basit ama çok iyi tınlayan, süper uygulanmış şeyler beni çok etkiliyor.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.