# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
MESHUGGAH – Catch Thirtythree
| 04.05.2011

33’ü yakala Bobi.

Bilmiyorum biliyor musunuz ama “catch 22″ diye bir paradoks (çatışkı) vardır. Tanıma girmeden direkt örnekle açıklamak istiyorum. Diyelim ki üniversiteden mezun oldunuz ve işe gireceksiniz. Başvurunuzu yaptınız. Sizde muhtemelen iş tecrübesi arayacaklardır. Ama daha yeni iş hayatına atılacaksınız ki nasıl olacak bu? İşte buna catch 22 paradoksu denir. Yani bir nevi tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar hesabı.

Ouroboros olarak bilinen tarihi bir sembol vardır. Bu sembolde bazen bir yılanın, bazen de bir ejderhanın kendi kuyruğunu yediğini görürüz. Bu, döngüyü anlatmak için kullanılan bir semboldür.

Şimdi, albüm kapağına dikkatlice bakarsak eğer, her bir yılanın ağzının içinde diğerinin kuyruğunun olduğunu görüyoruz. Benim tahminime göre grup, catch 33’yi, catch 22’nun 3’lü kombinasyonu olarak görüyor. Yani 3’lü bir kısır döngüyü mü anlatmak istiyorlar bilmiyorum ama catch 22’ya gönderme olarak bu kapağı seçtikleri kesin.

Zaten Meshuggah’nın bir 333 takıntısı var. Mesela “Chaosphere” albümünü plak olarak sadece 333 adet çıkarmaları, Fredrik Thordendal’ın solo projesi “Sol Niger Within”in parçalara bölünmüş halinin versiyon no’sunun 3.33 olması gibi örnekler verilebilir. Bunun sebebini bilen varsa lütfen yazsın.

Şimdi biraz albüme geçiş yapalım. Albüm fikir olarak, tek bir şarkının 13 parçaya bölünmesinden oluşuyor. Benzerini, daha önce F.Thordendal’ın solo projesi “Sol Niger Within”de yaptığı gibi. İlk 2-3 şarkı, aynı ritmin küçük farklarla icra edilmesinden dolayı albümün hep bu şekilde ilerleyeceği hissini veriyor ki bu bence, albümü pek çok kişinin yarıda bırakma ihtimalini doğuruyor. Halbuki bu önyargı aşıldığında geride kalan şarkıların, özellikle sondakilerin gayet doyurucu olduğunu görebiliyoruz.

Albümde en dikkat çekici noktalardan biri, davulların sadece Tomas Haake değil, tüm grup elemanları tarafından “Drumkit from Hell” adında bir davul programı yardımıyla yapılmış olması. Bu noktada, gerçeğini aratmayacak bir davul sound’u duyduğumuzu söyleyebilirim. Vokaller konusundaysa, Jens Kidman’ın vokallerinin kimi yerlerde efektlerle desteklendiğini ve bu şekilde vokal sürelerinin uzatıldığını, genel olarak vokal rengini pek sevmesem de Kidman’ın bu albümde iyi bir iş çıkardığını söylemeliyim.

Nothing” albümünde başlayan, thrash riflerin azalıp, heavy groove ve djent riflerin yoğunlaşan etkisi bu albümde de sürüyor. Yine, önceki albümlerdeki caz-fusion öğelerinin, albümdeki clean tonlu gitarlarda kendine yer bulduğunu belirtelim. Meshuggah’nın diğer albümlerine nazaran daha deneysel olan bu albümünde öne çıkan bir başka konuysa, albümün sahip olduğu o kaotik hava. Bunda, zaman zaman kullanılan atonalliğin büyük bir etkisi var.

Albümün klip parçasıysa Shed. Şarkının atmosferini çok iyi yansıtan, harika bir klip olduğunu düşünüyorum. Mesela “obZen” albümündeki Bleed’e çekilen klibi beğenmemiştim. Kliplerin, günümüzde video izleme alışkanlığının yoğun olduğu bir dönemi yaşadığımız için, grubun dinleyici topluluğunu arttırabilecek bir unsur olduğunu düşünürsek, Meshuggah, Shed ve New Millenium Cyanide Christ ile iyi bir şansa sahip.

Albümün doruk noktasıysa bence, aşağıya da link’ini koyduğum Personae Non Gratae – Dehumanization – Sum üçlüsünden oluşan 7:23′lük bölüm. Hele o Dehumanization’daki sayko melodi nedir öyle? Kıyamet günü İsrafil (a.s) sûru üflediğinde bu şarkılar çalarsa kimse şaşırmasın. Kesinlikle Meshuggah diskografisinde en keyif aldığım kısımlardan bir tanesi.

Yavaş yavaş kritiği sonlandırırken, bu albümün genelde “Nothing”den daha az sevildiği kanısındayım ama ben bu albümü “Nothing”den daha çok seviyorum. Nothing albümü bana daha mekanik gelirken, bu albüm bana çok daha delişmen, manyak ve vurucu geliyor. Bunda kaotik filmleri, oyunları, hikayeleri sevmemin de sebebi olabilir. Ama tabii ki “Nothing” albümünün grubun gideceği yön açısından daha devrimsel yaklaşımlar barındırdığını da unutmayalım. “Nothing”i de severim yanlış anlaşılmasın.

Sonuç olarak bu albüme 8’le 8,5 arası bir puan düşünüyorum, her ne kadar grup adına zayıf bir albüm olarak görülse de. Metal dünyasında tek bir Meshuggah’nın var olduğunu bilmem, muhtemelen albüm puanımı da 8,5 olarak yansıtacağımı işaret ediyor. Kısacası objektif olarak baktığımda 8’i, kişisel olarak baktığımda ise 8,5 puanı uygun görüyorum.

Ufuk Sönmez

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.57/10, Toplam oy: 97)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2005
Şirket
Nuclear Blast
Kadro
Jens Kidman: Vokal, gitar, bas, davul programlama
Marten Hagström: Gitar, bas, davul programlama, şarkı sözleri
Fredrik Thordendal: Gitar, bas, davul programlama
Tomas Haake: Geri vokal, davul programlama, kapak tasarımı, şarkı sözleri
Şarkılar
1. "Autonomy Lost"  
2. "Imprint of the Un-Saved"  
3. "Disenchantment"  
4. "The Paradoxical Spiral"  
5. "Re-Inanimate"  
6. "Entrapment"  
7. "Mind's Mirrors"  
8. "In Death - Is Life"  
9. "In Death - Is Death"  
10. "Shed"  
11. "Personae Non Gratae"  
12. "Dehumanization"  
13. "Sum"  
  Yorum alanı

“MESHUGGAH – Catch Thirtythree” yazısına 14 yorum var

  1. Dnz says:

    “Shed” ile kafa olduğumuz günler aklıma geldi para yokluğunda öğrenci işi peh peh

  2. in death is life-in death is death ikilisinin daha önemli olduğunu düşünüyorum.

  3. patogonomic says:

    sitedeki çoğunluğun aksine meshuggahi sevmeyenlerdenim ama yine de kritiği sıkılmadan okudum ki yazarın başarısıdır.tebrikler..(her albümü bu kadar iyi eleştri alan bi grubu sevmemek de neyin nesi oluyo derseniz onu ben de anlamış değilim zaten)

    junkman afatsum

    @patogonomic, tek değilsin benimde aram yok birde her grubu dinlemek istemiyorum artık takip etmek zor geliyor o telaşa girmek istemiyorum pek

    Mert Salkım

    @patogonomic, ben de sevmeyenlerdenim

    saklanan saman

    @patogonomic, başıma bir iş gelmeyecekse bende meshuggah’ı sevemiyorum.

    in the court of the crimson king

    @saklanan saman, başına daha fazla ne gelebilir ki? gelmiş geleceği kadar..

    şaka lan şaka.

    Berker İlhan

    @patogonomic, Sevdiğim iki albümü var diğerlerinden ise 2-3 şarkı filan çıkıyor olmuyor yani..

  4. illuminati says:

    d.e.e, chaosphere ve nothing albümlerini seviyorum ancak obzen albümüne ve bu albüme pek ısınamadım.

  5. Gereksiz biri says:

    Affetmem basarım 10.

  6. bbb says:

    666/2=333 Bunu anlamak bu kadar mı zor lan? MAntıkta şurdan geliyor.
    Grupta 4 kişi var asal çarpanı sadece 2 şimdi böl 666′yı 2′ye kaldımı 333 yani 3 tane 3 ve Meshuggah’ın 3 lere olan takıntısını bulmamız kutlu olsun……

  7. northern says:

    yanlış hatırlamıyorsam zor dergisinde bu albüme çok düşük bir puan verilmişti, “nerede o gerçek haake davulları” falan diye de giydirmişlerdi. keşke atmasaydım o dergileri, merak ettim bak şimdi hehe.

  8. SA says:

    Bu albümü hala sevemedim. Dinlemeye devam ediyorum belki birden açılır diye ama hala ısınamadım.

    İlk üç şarkıyı birleştirip bir şarkı yapsalardı ve 4., 5., ve 6. Şarkıları da birleştirip bir şarkı yapsalardı belki daha çok severdim. Bu haline alışamadım. Biraz dağınık geliyor. Davul soundu da hoşuma gitmiyor.

    Bu albümde yapmak istediklerini ep olarak falan yapsalardı diskografileri daha da dev olurdu bence.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.