# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DEATH – Fate
| 13.12.2010

“Gitarist, vokalist ve ilk günden beri grupta yer alan tek kişi olan Chuck Schuldiner tarafından kurulan Floridalı DEATH, death metali tam anlamıyla keşfetti, tanımladı ve kusursuzlaştırdı. 1983 tarihli MANTAS (eski adları buydu) demosundan son albümleri “Human”a kadar, grup olabilecek en temel ve ilkel şekilden yola çıkıp, pek çoklarınca taklit edilip kimse tarafından erişilemeyen bir teknik kusursuzluğa erişti. Tüm bu süreç boyunca DEATH muazzam bir kalite düzeyini korumayı, taklitçilerini madara etmeyi ve basının övgülerine mazhar olmayı başardı.”

DEATH diskografisi içerisinde kabul edilen materyallerden tartışmalı olan yegâne albüm, kitapçığında aynen bunlar yazan “Fate: The Best of Death” adlı bu toplamaydı.

Evet. İkinci Chuck Sculdiner haftamıza hoş geldiniz. Ctrl+f5′le yeni banner’ımızı görebilir, birkaç gün boyunca da şu ana dek sitede yer almayan DEATH materyallerinin kritiklerini okuyabilirsiniz. Tüm pasifagresif ahalisine hayırlı olsun.

1992 yılında Relativity Records tarafından piyasaya sürülen “Fate”, DEATH’in ilk dört albümünden, yani “Scream Bloody Gore“, “Leprosy“, “Spiritual Healing” ve “Human“dan alınan parçalardan oluşuyor.

“Scream Bloody Gore” ve “Leprosy”den 3′er, “Spiritual Healing” ve “Human”dan da 2′şer şarkının bulunduğu albümü alengirli kılan sebepse, “Fate”in Chuck Schuldiner tarafından onaylanmamış bir ürün oluşu. Albümü çıkaran şirketin şarkıların kullanım hakkını elinde bulundurmasından mütevellit bir bootleg veya herhangi bir toplama albüm olarak sayılmayan, yani resmi bir ürün olan “Fate”in, ne seçilen şarkıları, ne kapağı, ne de kitapçığı Chuck tarafından onaylanmıştı.

“Chuck Schuldiner da olsan, şirket istedi mi akan sular durur” prensibinin geçerli olduğu “Fate”, fazla bir özellik barındırmayan, alelâde bir best of olarak karşımıza çıkıyor. “Fate”i dinlerken, DEATH’in o zamana kadarki müzikâl gelişimine tanık olmak zor, zira şarkılar kronolojik olarak değil, karışık olarak albüme konmuşlar. Herhangi bir albümde yer almayan bir demo, yahut canlı kayıt da barındırmayan “Fate”in DEATH’in azılı takipçileri haricinde (şekil 1A’da görüldüğü üzere) pek bir kitleye çekici gelebileceğini sanmıyorum.

Ama madem Chuck’ın ölüm yıldönümü adına kendi çapımızda bir sevimlilik yapıyoruz, kendimden bir anıyla “Fate” bahsini kapatayım. Maksat sitede DEATH’e dair bahsedilmedik şey kalmasın.

2004 yılında Interrail yapmıştım. Hani şu tek biletle Avrupa’daki tüm trenleri kullanarak çılgınca gezme olayı. Yolculuk boyunca sebat edip biriktirdiğim az bir miktar parayı, Türkiye’de bulamayacağım, internetten sipariş ederek dahi zor bulacağımı sandığım albümler için ayırmıştım. Bir aylık bu manyakça yolculuğun son durağı olan Stokholm’de, şehri gezme faslını bitirdikten sonra, eve dönmeden önceki son günü, albüm araştırması yapmaya, Stokholm’ün Akmar pasajlarını aramaya adamıştım.

Uzatmayayım. Araştırmalarım sonucunda birkaç tane gerçekten underground dükkan buldum. Şimdi olsa, gördüğümde aklımı kaçıracağım albüm sayısı herhalde artardı, ancak o zaman bile raflarda görüp “Hasss… Hassss… Oooooo… OOOOOOO!” falan dediğim sayısız albüm olduğunu söyleyebilirim. Elimdeki parayla alabileceğim albüm sayısını hesaplamıştım (3 albüm) ve elime alıp da ayılıp bayıldığım bazı albümlerden feragat etmek durumunda kalıyordum.

Velhasılı kelam, THEORY IN PRACTICE – “Colonizing the Sun” ve hatırlamadığım bir albüm daha alıp oradan çıktım. Tam bir saat yürüyerek kaldığım hostele vardım. Hostele varır varmaz, “Şunu da bulsam hemen alırım” diye düşündüğüm başka albüm olup olmadığını düşündüm. Madem buraya kadar gelmişim, sonradan bulamayacağım bir şey varsa fırsatı kaçırmayayım.

Birden aklıma rafta duran ama elime alıp bakmadığım mavi bir albüm geldi. “Hmm… O mavi kapak bana bir şeyler çağrıştırdı gibi…” diye aklımdan geçirdim ve metal konusunda katıksız bir inek olduğumdan, ampul hemen yandı ve “ANAAAAAAM! RAFTAKİ O ALBÜM “FATE” OLABİLİR!” diye düşündüm ve gerçek bir memur edasıyla gerisin geriye döndüm. Interrail itibariyle minimum para harcama gayesinde olduğumdan ve zaten param da ucu ucuna yeteceğinden, bir saat daha yol yürüyerek (öeh…) aynı dükkana vardım. Rafa gittim (o sandığım mavi şey başka bir albüm olsaydı ne yapardım bilmiyorum) ve CD’yi buldum. Evet, “Fate”ti. Öylesine mesut olmuştum ki! Gerçekten de sadece bir salağın sahip olabileceği pürüzsüzlükte bir tebessüm eşliğinde albümü alıp tekrardan hostelin yolunu tuttum.

Burada önemli olan soru şu:

Bugüne dek “Fate”i CD çalara takıp kaç kere dinledim?

Cevap veriyorum: Bir!

Aldığıma pişman mıyım?

Cevap veriyorum: Tabii ki hayır!

Neden?

Cevap veriyorum: Bunu başka birisine nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama, “Çünkü DEATH!”

Mal mıyım?

Cevap veriyorum: Tabii ki evet!

Albümün okur notu: 12345678910 (8.51/10, Toplam oy: 135)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1992
Şirket
Relativity Records
Kadro
Chuck Schuldiner sabit olmak kaydıyla
çeşitli müzisyenler
Şarkılar
1. Zombie Ritual
2. Together as One
3. Open Casket
4. Spiritual Healing
5. Mutilation
6. Suicide Machine
7. Altering the Future
8. Baptized in Blood
9. Left to Die
10. Pull the Plug
  Yorum alanı

“DEATH – Fate” yazısına 24 yorum var

  1. deyus says:

    umarım bugünü sadece voice of the soul dinleyerek heba edeceklerden değilsinizdir.

    rip

  2. voice of soul eşliğinde evlenmiş bir adamım! gerçek olaydır.

    Ufuk

    @cenközmercan, takdir edilesi bir insanmışsın. ben de the great southern trendkill eşliğinde evlenmeyi düşünüyorum.

    Enver Yılmaz

    @Ufuk, ahahasdjkaso

    cenkozmercan

    @Ufuk, yok ya gönül isterdi daha uç şeyler olabilse de, kınalı mınalı traditional bir düğünde olabilecek en fazla bu kadar oluyor xD

  3. pacerized says:

    belki milyonlarca defa soylenmıs olmasına ragmen kendımı alıkoyamıyorum soylemekten. 10 sene olmus neredeyse, ekstrem metalden daha baska noktalara dogru yaptıgı gecısı tamamlasaydı bugun bambaska alt turlerde, artık tatma sansımızın olmadıgı yapıtlar dınleyebılıyor hatta hayatın anlamını bulmus olabılırdık.

  4. Mustafa sakallı says:

    İlk defa duyuyorum. Umrumda değil , 10u yapıştırdım hiç tereddüt etmeden.

  5. Enver Yılmaz says:

    \m/ Başbuğ Schuldiner \m/

  6. Burak Canik says:

    adı death – best farts olsa bile farketmez
    OOONNN!

  7. Burak Canik says:

    abi ben şahsen felaket kıl oluyorum bu death albümlerinin puanının düşürülmesine ve buna izin verilmesine, hatta her gün siteyi açıp görünce içten içe sövüyorum. tamam müzik zevk meselesi de şu fani dünyaya gelmiş en önemli, en ilham verici metal grubunun da kritiklerini 3 5 hıyara madara etmeyin arkadaşlar lütfen bişeyler yapın ne biliyim oraya mutlak birinci falan diye koyun karşısında 10 yazın hatta hiç bişey yazmayın en üstte dursun böyle. pantera’da aynı şekilde mesela ama death en öncelikli olanı. yada oy verenler şuraya yorum girsin şahsen herhangi bir death albümüne 6′nın (aslında 9′un da neyse yobazlık olmasın) altında veren birinin “gerçekçi” nedenlerini de duymak isterim.
    Hazır kalan Death materyalleri yazılıyorken üstadın anısına sahip çıkalım.
    Gereği yapılsın lütfen arz ediyorum ! (böyle daha bi atarlı oldu sanırsam)

  8. _BlaCkeneD_ says:

    dün gece onun anısına kaç kere spirit crusher’ı dinledim hatırlamıyorum. saygıyla anıyoruz saygı ne kelime hürmetlerle anıyoruz.

    ccc Chuck Schuldiner ccc üşüyoruz reyis…

    sceptiquas

    @_BlaCkeneD_, o’yu büyük yap lütfen üstada saygısızlık olmasın :D

  9. Burak Canik says:

    a moment of clarity dinliyorum bende sürekli hem dinlediğim ilk death şarkısı olmasından hem de konusu bakımından en sevdiğim death şarkısı. şu şarkıyı dinleyipte (özellikle o epik solodan bahsediyorum) içine umut ve cesaret aşılanmayan, “ulan ben varya alayına giderim” demeyen o duyguyu almayan insan evladı olamaz. sonundaki oh god why diyişleri çok can yakar. az üstteki arkadaş haklı gerçekten şu insanüstü varlık (böyle dediğimi(zi) duysa çok kızardı eminim alçakgönüllülüğüne de hastayım) yaşasaydı hayatın anlamını bile bulurduk. oysa biz napıyoruz burda albümlere basıyoruz birleri … çok güzel çok

  10. Gök says:

    bu adam hakkında söylenebilecek o kadar çok şey var ki. konuşmak istesem kelime dağarcığım yetmez, hakkı devrimi koysan o bile kelime bulamaz.

    p.s: bu haftasonu kendi kendime evde chuck tribute yaptım voice of the soul u çalmaya çalışıp tüm gün evde death şarkıları dinledim

    spirittt crusheeeer!

    olurda izlemek isteyen varsa: http://www.youtube.com/watch?v=VlChf4dFTzA

  11. İlk dinlediğim death metal şarkısıydı Together As One. Davulcunun nasıl bu kadar hızlı çalabildiğine inanamamıştım.

  12. dullunger says:

    Albüm, piyasa ilişkilerinin müziğin haslığından kopmayacak bir değişken olduğun göstergesi. Ancak;

    Death her zaman Death’tir. Bu grubu, buradan gelmiş geçmiş müzisyenleri, Chuck’ı, bu sound üzerine etkisi olan her şey benim gözümde kutsaldır. Teknik olarak, müzikalite olarak başarılı olan bir sürü grup vardır şahsen bildiğim dinlediğim, Death de şüphesiz en üsttekilerdendir. Ancak Death’in bu sınırları zorlayışının diğer grupların yaptığından farklı bir olayı vardır gözümde. Kelimeyi seçemeyeceğim bu yüzden onu bir şarkı ile vermek en mantıklısı; To Forgive Is To Suffer. Çünkü bu şarkı hem inanılmaz bir içsel yoğunluğa sahipken hem de müzikal ve enstrümantalistlik anlamında bir ‘masterpiece’. Bu yüzden Death farklıdır, ve onların olgunluğu başak pek bir grupta yoktur.

    Bazıları laf edebilir anca, The Faceless gibi bir grup 10 yıl sonra bu olgunluğa erişebilir, ancak onlar The Faceless olur, Death, Death kalır.

  13. Burak Canik says:

    çoğumuzun söylemek istediği ve beceremediği şeyi çok güzel özetlemişsin ellerine sağlık dullunger. gerçekten de death’in olayı başka. death teknik ve duygu’nun en iyi harmanlandığı müzikal oluşum bence. günümüzde death’in yaptığı müziğe en yakın müzik yapan grupta nevermore sanırsam. hem duygu hem de teknik en önemlisi de bunların başarılı harmanı bakımından.
    neyse dağılmasın konu nevermore değil fate,death ve chuck.
    chuck … wikipedia’da bakıyodum da kendini “a lover of life” olarak özetlemiş ve bi röportajda sonsuza kadar yaşamak isterim gibisinden bişey demiş. klişe olucak ama neden bu kadar yaşam dolu insanlar erken ayrılır çok merak ediyorum. şu adamın aydınlatabileceği binlerce hayat, umut aşılayabileceği onlarca solo vardı daha yazmadığı halbuki.
    şu andan itibaren tek temennim şu son control denied albümünün chuck’ın istediği üzere çıkması ve onun adına yakışır bir albüm olması. üstadın da dediği gibi “let the metal flow”

  14. masteroforion says:

    “Bu albüme neden 1 veriliyo, 10dan aşağı olması günah, puanlama kapatılsın vs vs” tarzı yorumlar kadar Death (ve bunun gibi birkaç grup) konusunda beni irrite eden birşey daha yok. Sanırsın Death ve kötü kelimelerini yan yana kullansan sopayla linç etmeyi bekleyen bi kitle var etrafta. Yapmayın yahu isteyen 1 basar isteyen kaale almaz, isteyen dünyada dinlediğim en güzel şey der. Müzik milliyetçiliği yapmanın ne manası var.

    pacerized

    @masteroforion, sımdı, dınlemedıgın albume kotu der mısın demez mısın? pekı death’ın en maınstream albumu olan, her kıtleye hıtap etmesı en mumkun olan TSOP’ı dınleyıp 1 puan verecek bı ınsan olması olması olasılıgı nedır? yuzde 1 dıyelım. oyları cıkartıp baksak sırf album puanını dusurmek amaclı serı oy veren ıpnelere raslarız bence.

    ha puan onemsız tabı, ama dınlenmemesı degılse bıle nefret edılmesı cok zor albumlerdekı puanların goze batması normal.

    masteroforion

    @pacerized, O albüme 1 verenlerin çoğu “niye 1 veriyosunuz lan ipneler?” lafından ötürü veriyolar o puanı (benim de elim gitmedi değil, cookie falan temizlemek gerekiyodu uğraşamadım mesela eheh).

    Ya kasmaya da gerek yok sonuçta, adam 1 verince, tüm Death albümlerinin amına koyayım diyince o albümlerin değeri gözünüzde düşecek mi? Yoo. Koy göte rahvan gitsin o zaman

    sceptiquas

    @masteroforion, alla alla ne mecburiyeti var ki herkesin sizin beğendiğiniz albüme puan vermesinin o onun zevkidir bu da senin. “nesini beğeniyosun” tipi yorumlar mantıklı geliyo da “nesini beğenMiyosun” diye isyan etmek mantık sınırları dışında…

    Gereksiz biri

    @masteroforion, şimdi birisi Lamborghini veya Pagani’ye kötü derse ben o adamla dalga geçerim,küfür ederim.Bu olay görecelidir tabii ki ama şöyle görecelidir mesela biri ben Death beğenmiyorum der kabul ederim,zevk meselesidir.Fakat Death kötü derse ağzını sikerim.Aynı Şahin’in Bmw,Mercedes gibi premium araçlardan üstün görülmesi gibi (Şaka değil yapılıyor Türkiye’de) Olayı en kısa şekilde özet geçeyim nasıl ki bugün sokakta bir adam sana gelip ”Ferrari kötü Lamborghini kötü Pagani kötü” dediği zaman bu işin artık göreceli oluşu yok oluyorsa birisi çıkıp ”Death kötü,bu albüm kötü” dediği zaman da işin göreceli oluşu kayboluyor.Birşey iyise iyidir,kötüyse kötüdür.Bunun zevkle alakası yok.Beğenmiyorum demekle,bu kötü demek farklı şey.Beğenmiyorsun diye birşey kötü olmuyor.Anlatabilmişimdir sanırım.

    saklanan saman

    @Gereksiz biri, arabaları seviyosun..

    Gereksiz biri

    @saklanan saman, Evet biraz öyle olmuş sanırım.Ama anlatabilmeye çalıştığımı anlattım galiba.O değil 38 dakika sonra Chuck’ın doğum günü.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.