# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
AFTER THE BURIAL – In Dreams
| 22.12.2010

Bazen çok kafa yormamak lazım.

Bunca grubun çok da uğraşmadan bir şeyler ürettiği tahmin edilen, sevenden çok nefret edeninin olduğu, ancak bu durumun sevenleri hiçbir şekilde alakadar etmediği, üzerine trollük yapması çok kolay türümüz deathcore’dan tekrar merhaba. Metalcore/deathcore türünün kapsamıyla ilgili edilen her türlü olumsuz lafa karşılık, “Rareform” ile gol attıktan sonra rakip tirübüne “sus” işareti yapan After The Burial’ın 2010 albümü “In Dreams”i inceleyeceğim.

Geçen sene bulduğum anda beni heyecandan kudurtan bir gruptu After The Burial. Müzik algısını geliştirebilecek, aslında daha sayısız fikrin değişik varyasyonlarla harmanlanabileceğini en iyi şekilde kanıtlayan “Rareform” albümünün yarattığı etki sadece bana da yansımamıştı. Birçok müzik eleştirmeni ve dinleyici albümü hak ettiği yere koydu. Hatta biraz daha abartayım, “Rareform” ile After The Burial benim için “20 yılda bir gelen gruplar” arasına girmişti. Bunun sebebi über benzersiz olmaları değil, zihinde oluşan şeyi müziğe yansıtış biçimlerinin tam anlamıyla “kick-ass” olmasıydı. Breakdown olayından nefret eden adam bile “Rareform” dinlerken iki kere düşünüyordu. Böyle bir grubun yaptığı böyle bir albümden sonra doğal olarak insan aynı derecede bir zanaat, aynı derecede bir his ve heyecan yaratması gereken bir şeyler bekliyor.

İşte tam bu paragrafta fenafillah şeyler yazmayı düşünüyordum. İlk birkaç dinlemede albümden gerçekten haz etmediğim, bomboş, kupkuru bir albüm geldiğini düşündüğüm için bu paragraf yakınmalarımın ve yaşadığım hayal kırıklığının temellerini atacaktı. Üç kez dinlemeye zor tahammül ettiğim albümü, kritiğini yazarken de dinlemek gerektiğini düşündüğüm için albümü tekrar açtım. Yaldır yaldır yazının bu bölümüne doğru ilerliyor ve içimdeki kötü hisleri buraya kusmak için ısınma turları atıyordum. Her şey hazır, tam bu paragrafa girmek üzereydim ki bir şey oldu.

Fonda çalan müzik sinsice içime sinmiş, dopamin hormonunu tetiklemeye başlamıştı ve yazı yazmayı falan bırakıp doğrudan kafa sallamaya itmişti. Kendimi hemen serbest bıraktım ve çeşitli “air guitar” ve davul şovları eşliğinde anlamsız hareketler yapmaya başladım. Bir süre sonra kendime geldikten sonra albümü kesinlikle daha çok dinlemem gerektiğini anlamış bulunuyordum. Peki ilk dinlediğimde albümün yarısını bile dinlemeden kapatmama sebep olan neydi?

Tek kelime: “Rareform”. “Rareform” gibi melodi hazinesi bir albümden sonra bu kadar ritime yönelik, kalın tel odaklı bir albüm kesinlikle beklemiyordum. “Rareform”daki parçalar genelde hem kalın telli öküz rifler, hem de melodi patlaması taşıyan bölümlerden oluşuyordu. “In Dreams”i ilk birkaç dinlememde “Rareform’daki o kalın telli bölümleri almışlar, az bir şey melodi eklemişler, gerisini ise Allah’a havale etmişler, ne biçim şey bu yahu?” diye düşünmüştüm. Zaten tür içinde adam gibi dinlediğim en fazla 4 grup varken (tabii onların köpeğiyim, ayrı) birini kaybetmeye hiç niyetim yoktu. Tüm keyfim, tüm heyecanım kaçmıştı, sinirim bozulmuştu. Şimdi düşündüğümde de aslında bu tepkiyi normal buluyorum. Çünkü “Rareform”dan sonra bu kadar alâkasız bir şeyin çıkacağını pek kestiremeyiz. Rareform için “Dinler dinlemez sevip sevmediğinize karar verirsiniz.” demiştim. Ancak “In Dreams” için durum hiç de öyle değil. Hele “Rareform” delilerinin, ancak çeşitli evrelerden geçtikten sonra veya benim gibi ansızın “In Dreams”i sevmeye başlaması olası.

Bunun ana sebebi “In Dreams”te bariz bir melodi azlığı olması, grubun Rareform’da denediği Meshuggah gibi ama tam da öyle olmayan, groove ritimler barındırıp çoğu zaman aksaklığını da koruyan gitar olaylarının ezici çoğunlukta olması. Bu böyle evet, ama aslında azımsanmayacak derecede rif ve melodi de barınıyor. Başlarda pek çaktırmasa da, sonraki dinlemelerde albümün aslında o kadar amelodik olmadığını görüyorsunuz. Ve aslında “Rareform”da denedikleri Meshuggah-vari olayların burada kısmen daha oturmuş olduğu gerçeğini- zor da olsa- kabulleniyorsunuz. Hele ki, kimilerinin bu albümü After The Burial’ın ilk tutarlı, adam gibi şarkı yazmaya başladığı albüm olarak değerlendirmesi, öncekilerden birkaç adım önde görmesi işi oldukça ilginç hale sokuyor.

Bu albümü sonradan baya sevmemin sebeplerinden birisi, her parçanın ayrı bir karakteri, kendine has ayrıntılı ve bodos, hatta sert bir hüzün barındırdığı anların bulunması. Encased In Ice gibi sapık, veya To Carry You Away gibi hem melodik, hem o “sert hüznü” bulunduran parçalara sahip bir albüm kötü olamaz. Albümün süresi kısa (34 dakika) ama bence bu durum sıkıntılı değil. Sevmeye başladıktan sonra zaten önceki dinlemelerde gözden kaçırdığınız baya şey olduğunu anlarsınız. Sıkıla sıkıla dinlediğiniz bir albümün sonradan her anının “gerçekten gaz olmasını” anlamak da ayrı bir sevinç yaratıyor.

Eğer “In Dreams”i “Rareform” kafasıyla analiz edip dinlerseniz muhtemelen size çok zayıf gelir. Ne zaman ki herhangi bir grubu dinler gibi dinlediniz, işte o zaman “In Dreams”in aslında –ne kadar “Rareform” gibi olmasa da- After The Burial’ın güçlü yanının ağırlığını taşıyan, yere sağlam basan bir albüm olduğunu farketmeniz an meselesi olur. Garip bir durum.

“You saved my fuckin’ life.”

duraganyolcu

7,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.98/10, Toplam oy: 54)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2010
Şirket
Sumerian Records
Kadro
Justin Lowe: Gitar
Anthony Notarmaso: Vokal
Trent Hafdahl: Gitar
Lerichard "Lee" Foral: Bas
Dan Carle: Davul
Şarkılar
1. My Frailty
2. Your Troubles Will Cease And Fortune Will Smile Upon You
3. Pendulum
4. Bread Crumbs And White Stones
5. To Carry You Away
6. Sleeper
7. Promises Kept
8. Encased In Ice
Web
  Yorum alanı

“AFTER THE BURIAL – In Dreams” yazısına 38 yorum var

  1. duraganyolcu says:

    Kapak mükemmel

  2. Ahmet Saraçoğlu says:

    azıcık şunu anımsattı.

    http://www.rankopedia.com/CandidatePix/26881.gif

  3. ismail vilehand says:

    bu albümden beklentilerim çok yüksek. normalde tüm zorlamalara rağmen melodik şeyleri bünyem kabul etmez ama bu çocuklar kesinlikle şahane.

  4. rajeesh says:

    seviyorum bunları

  5. rajeesh says:

    albümü dinleyen var mı yorumları alayım

    ben beğendim albümü. bilmem tespitim doğru olur mu rareformdaki melodiklik gitmiş daha progresif bi yapıya bırakmış kendini. daha keskin bi soundu var albümün

    incelemesini görmek isterik sitede

  6. maya veil says:

    kesinlikle daha az melodik ve oldukca groove bir meshuggah tarzı. cok begendim. ozellıkle encased in ice parcası. ve inceleme yapılmasını ben de isterim duraganyolcu dan ya da vilehand den -tabi bole bir sey (istekte bulunmak) mumkunse-

    duraganyolcu

    @maya veil, unutmuşum evet ya. Kısa zaman içinde yazıcam.

    maya veil

    @duraganyolcu, mutlaka yaz. yazılarını seviyorum uzun zamandır yazmıyordun da. gift of prophecy i sayende tanıyp cok sevmıstım.

    Ahmet Saraçoğlu

    @maya veil, encased in ice’ın giriş rifi çok tatlı hakkaten. “cıvıtmadan nasıl modern ve akılda kalıcı olunur”u bi rife sığdırmışlar.

    duraganyolcu

    @Ahmet Saraçoğlu, encased in ice olmasaydı, bu albüm benim için tarihe gömülcekti resmen. Albümü sonradan daha çok dinlemem gerektiğini anlamam ve sonradan baya sevmem bu parça sayesinde oldu.

  7. Ahmet Saraçoğlu says:

    yazısı yazılsın da, albüme laflar hazırladım.

  8. like fire says:

    Albüm şa-ha-ne. bu grubu sevebileceğimi düşünmezdim. Veil of Maya’nın [Id]‘sinden sonra bu türde bu sene dinlediğim en iyi albüm.

  9. Ahmet Saraçoğlu says:

    My Frailty’nin nakaratındaki gitar iz cinyıs.

  10. dullunger says:

    Arkadaşlar, albüm efsane olmamış ya? Ne bileyim, bir My Frality, bir Pendulum ve daha niceleri. Resmen aklım çıktı.

    Bu arada prodüksyonu çok başarılı olmuş. Sumerian’ın bu over-produced sound’u artık yavaş yavaş oturmaya başlıyor. Bu da bence bu tarzın 10 yıl sonra old school kalmayacak kıvamda bir sıfat kazanmasına sebep olacak.

    I <3 Sumerian Records

    Ahmet Saraçoğlu

    @dullunger, 2010 top 10′uma girdi valla. türünün tartışmasız lideri bence adamlar. mükemmel bi albüm.

    Batuhan Bekmen

    @Ahmet Saraçoğlu, bence rareform’un tırnağı olamaz yahu. baya kötü.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Batuhan Bekmen, “baya” kötü olmadığı kesin de, öhöm…

    http://www.pasifagresif.com/2010/08/decrepit-birth-polarity/comment-page-1/#comment-21726

    http://www.pasifagresif.com/2010/09/misery-index-heirs-to-thievery/comment-page-1/#comment-21718

    (nanik)

    Batuhan Bekmen

    @Ahmet Saraçoğlu, onları sadece fazla dinlemedim önceden, değer vermedim derken onu kastettim. bu bildiğin kötü.

    Batuhan Bekmen

    Ki Misery Index’in de hala sevmediğim yerleri var sdfs.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Batuhan Bekmen, zevk diyelim o zaman çünkü ben son 1 haftadır günde 7-8 kere dinliyorum. cidden.

    hatta türünde uzun süre bu albümü aşabilecek albüm geleceğini de sanmıyorum.

    duraganyolcu duy sesimizi, halk bu albümü bekliyor.

  11. nordson says:

    hmm elemanlar decapitated seviyor madem bi bakmakta yarar var. meshuggah tatları da varsa beğeneceğimi umuyorum. teşekkürler sayın pasifagresif, teşekkürler dünya gezegeni. hepinizi flksajslfkjş..

  12. iksvayzed says:

    after the burial severlere within the ruins, the contortionist, circle of contempt gibi kral grupları önermek görevimdir.

    ismail vilehand

    @iksvayzed, wthin the ruins pek olmasada the contortionist ve circle of contempt’e hastayım. bende öneririm.

    bu arada albüm çok güzel. ama efsane mi? kesinlikle değil.

    ismail vilehand

    @ismail vilehand, eklemeyi unuttum. Veil Of Maya son albüm bu albümü döver.

    iksvayzed

    @ismail vilehand, invade albümleri gayet kıyak olmuştur bence her türlü gitar oyununu barındırıyor. within the ruins’e haksızlık etmeyelim :D

  13. Ahmet Saraçoğlu says:

    To Carry You Away’de ilginç bi şekilde Dimension Zero tadı alıyorum. Melodilerden bazıları DZ’nin ilk EP’si ve albümündeki melodilere çok benziyo.

  14. rajeesh says:

    pendulum’da kendimi otobüs camından dışarı atıyordum zor tuttular

    bide haftalardır kritiğini bekliyorum sitede hala yok, becerebilsem kendim yazıcam ayıptır

    duraganyolcu

    @rajeesh, yazdım gönderdim bugün. Death, Pantera haftası dolayısıyla geciktirdim biraz. yakında yayınlanır.

  15. Ahmet Saraçoğlu says:

    AtB’nin bence en iyi yanı “Şu türü yapıyoruz ve o türün gerekleri de şunlar” diye düşünmeden müzik yapması. Çaldıkları janr adının köpeği olup onun sınırları dışına çıkamayan sayısız gruptan ayrıldıkları nokta da bu bence. onun yanı sıra en kaba tabirle deathcore diye özetlenseler de, zaten müzikal açıdan onu çok aşan bi yelpazeleri var ama, onun haricinde duygu anlamında da elle tutulur bi şey ortaya koyuyolar. Elle tutulan duygu nası olur bilmiyorum tabi.

    Albümü Rareform’dan daha olgun buluyorum. Müzikal olarak hangisi üstün bilmiyorum ama çoğunu uzun vadeli görmediğim Sumeriancore geyiği grupları içinde en yere sağlam basan, ne yaptığı bilen gruplardan biri bence.

    Yine de, müzik zevkine sonsuz güvendiğim Batuhan’ın üstteki “baya kötü” yorumu gösteriyo ki, herkese hitap eden bir şey değil benim bu hastası olup da haftalardır hiç durmadan dinlememi sağlayan olgun hava. Rareform severleri belki bu kadar düz şarkılar beklemiyolardı, ondan olabilir.

    Bi de yine ünlü bi grubun elemanı bu albümle ilgili “sonraki albümde gitar tonu o kadar düşecek ki kalın notalar ayrıştırılamaz olacak” demiş, ben de merak ediyorum 8 teli de az bulup 9 telli gitarla takılmaya kasacak ilk grup kim olacak diye.

  16. maya veil says:

    duragan yolcu… eline, beynine, kulagına saglık. gene cok guzel yazmıssın.

    yazmıcaktım ama tutamadım kendımı:)

    hazır yazmısken

    daath albumlerı boyunca daha az melodıklesen sertlesen bır grup bu sebepten son albumlerı de dahıl olmak uzere severım +1

    anal cunt yeni album haberi icin belini sallayarak oynayan msn ıkonu kız tepkısı

    sick fuck da iyidir ayrıca

    alice in chains laney cilerdenim ama yigit i oldurup hakkını yemeyelım alice sadece laney den ibaret degildi son album iyiydi yeni vokal de bayagı ıyı -ayrıca bi ben harper jımı hendrix havası var ondan da +1

    ole
    ıcımde kalmasın
    dedim

    duraganyolcu

    @maya veil, teşekkürler :)

  17. Ertuna Yavuz says:

    albümü yeni dinlemeye başladım. meshuggahvari oyunlar kulağıma alışık geldi, çok yeni bir tarafı yok, sıkıldım bile diyebilirim, çok daha kafa uçuklatıcılarını dinlemiştik zamanında. bir de farklı şeyleri BTBaM gibi bir potada eritmekten ziyade farklı şeyleri hiç eritmeye kasmadan katı bir şekilde yan yana koymuşlar gibi geldi bana daha çok. ki bu farklı şeyler dediğim şeylerin sayısının az olması da o farkı kaba bir şekilde açığa çıkarıyor. bütüncül, türün geleneklerine saplantılı olmalıydı demiyorum ama esinlenmeler böyle aklıma geleni yazdım istediğini beğen al tarzında olunca en azından biraz alışılmadık olmasını beklerdim ki en azından tekrar oturup meshuggah açıp dinleme özlemi uyandırması ötesinde bir tazelik taşırdı. melodik kısımlar fena değil ama kalan bayat meshu kısımları doldurma, yavan geliyor bana bu yüzden. ama genel olarak sıkıcı değil. 6,5/10

    duraganyolcu

    @Ertuna Yavuz, böyle düşünüyorsan muhtemelen bir önceki albüm Rareform’u çok daha fazla seversin. Melodi açısından baya doyuma ulaşma durumu söz konusu Rareform’da. O yüzden şiddetle tavsiye ederdim.

    Ertuna Yavuz

    @duraganyolcu, tamamdır bunu bırakıp ona geçeceğim o zaman. sağolasın.

  18. duraganyolcu says:

    Promises Kept’in 3.25′te giren gitarları bildiğin troll. Her dinlediğimde gülüyorum bu kadar gülünç olur. Sonra davul girince harika oluyor tabi ama bomboş gitar girişi çok komik. Aslında o bölüm, davul olmadan deathcore riflerinin, en azından breakdownlarının kimilerinin ne kadar anlamsız olacağını görmek açısından iyi bir örnek.

  19. masteroforion says:

    ‘Your Troubles Will Cease And Fortune Will Smile Upon You’ çok delişmen şarkı, ona şüphe yok.

  20. ismail vilehand says:

    her türlü Rareform’dan çok daha üstün bir albüm bence. dinledikçe daha çok seviyorum. hatta Veil Of Maya – [id] ile birlikte progresif deathcore türünün en iyi albümü.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.