# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
ORIGIN – Antithesis
| 03.10.2010

Çalması mı zor, dinlemesi mi?

Çalması hatırı sayılır bir kabiliyet gerektirdiği, popülaritesi zayıf olduğu, dinlemesi alışkanlık ve tecrübe istediği için technical death metal, metal müziğin piyasası takip edilmeyen, analizi yapılmayan, belli başlı gruplar dışında pek dikkat çekmeyen bir janrı olmuştur her zaman. Bu janrda tıpkı diğerlerinde olduğu gibi hatalı anlayışlar, alışkanlıklar, yaklaşımlar olduğunu söylemek mümkündür. Konserlerde seyirciler arasına karışıp gruplar hakkında neler söylendiğine kulak misafiri olmakla, internet satış sitelerinin albüm yorumları için ayrılmış kısımlarına göz atmakla, çeşitli kritikleri okumakla bu hatalı anlayışların neler olduğuna tanık olunabilir. Pek çok kez grup elemanlarının enstrüman çalma kabiliyetlerinin ne kadar ustalıklı, tekniksel ve hızlı olduğu söylenir. Ama bu türde çalan her grup zaten ustalıklı, tekniksel ve hızlı çalmaz mı? Zaten bu bir olmazsa olmaz değil midir? İrdelenmeyi asıl gerektiren şey, bu tekniklerin ve kabiliyetlerin nasıl kullanıldığı, müziğe nasıl oturtulduğu, müziği başarılı kılıp zaten göz önünde olan şeylerin gerisinde kalan asıl sırrı bulmak olmalıdır. Ama bunun farkına henüz varmadıkları için, grubu överken aslında türün niteliklerinde olan kelimeleri sıralamaktan fazlasını yapmazlar. Dolayısıyla grubun başarını sağlayan asıl nedene dair bir varsayım okumamız, üzerinde düşünmemiz, tahlil etmemiz, tartışmamız mümkün olmaz.

Fakat bu yaklaşımın hatalı olduğu bir gün anlaşılır. Dinleyici, bu müziği dinlerken aldığı keyfin, kendi ifade ettiği üzere, grubun enstrüman üzerindeki kabiliyetten gelmediğini bir gün, yani tech death yapan ama gayet vasat tech death yapan başarısız bir grubu dinlediği gün kavrayacaktır. Bir gün öyle bir grup dinler ki, ne kadar hızlı zaman ölçüleri değiştiriyor olsa da, ne kadar hızlı shredding yapsa da, akıl almaz bir sweep ile arpej üzerine arpej sıralasa da, dinleyicinin beğenisini kazanmakta başarılı olamaz. O zaman övülen şeylerin formül gibi hep aynı sonucu vermeyeceği anlaşılır.

Hatalı diye eleştirdiğimiz bu anlayış, maalesef bazı dinleyicilerde daha sonra farkına varılacak bir sezgi gibi değil, gerçekten doğru gibi gözüken bir mantıkçılıkla benimsenir. Dinlememelerine rağmen bu tür grupları övenler, yani anlamsız ve bağıntısız rifleri sindirilemez bir hızda ve bollukta fırlatan, şarkı yazımını dikkate almadan teknikselliği en uç noktaya götürmekle yetinen, ne kadar sert ve hızlı olduğuyla şaşırtmak dışında bir etki yapamayan grupları övenler, ne yazık ki mevcuttur. Dolayısıyla bu gruplar şöyle ya da böyle varlıklarını sürdürmeye olanak kazanırlar. (Bunları uydurmuyorum, böyle gruplar hakikaten mevcuttur. Hatta bu gruplar, virtüözcülükle bestekârlığı bile ayırt edemeyen dinleyiciyi lağım kanalında altın madeni bulmuş gibi sevindirdiği, kendine benzer öbür grupları da daha tekniksel çalmaya zorladıkları için son birkaç senedir piyasanın bir kısmında kendilerine tuhaf, gülünç bir yer edinmişlerdir. Kendi penisinin arkadaşının penisinden işlevsel yönden daha yalıtılmış ve yalnız olduğunu bilen ama bir gün bir tesadüf sonucu kendi penisinin daha uzun olduğunu sevinçle öğrendiğinde avundurucu bir üstünlük hissine kapılan ergenleri anımsatan bu grupların en bilindik örneği, hiç kuşkusuz, Brain Drill olacaktır).

Uzun bir süredir, kimi technical death metal seçkincilerinin kötülediği, kiminin de ısınamadıklarını söylediği, ama bu kimselerden geri kalan büyük çoğunluğun onayladığı Origin’i seviyorum derken kuşkulu, güvensiz ve tartışmacı bir ruh hali içinde oldum. Çünkü bir grubu sevdiğimizi söylemek o grubun yöntemlerini takdir ettiğimiz, onayladığımız, savunduğumuz anlamına gelmez. Origin albümlerini her bir rifi, her bir soloyu, her bir böğürtüyü ezberleyene kadar o kadar sık dinledim ki, müziğine duyduğum sevgiyle yöntemine duyduğum kuşku hem çatıştı, hem güçlendi. Ama uzun bir süre sonra, yöntemine ve sanatsallığına dair bir kuşkum kalmadı. Çünkü bu müzik türüne yeni girdiğimde ilk tanıştığım gruplardan biri olduğu ve o sıralar yalnızca teknikselliği, şarkı yapılarının yazımını, zaman ölçülerini en uç noktalara götüren grupların daha iyi olabileceğini zannettiğim için, Origin’in de basit ve eğlendirici, ama kalitesiz bir müzik yaptığı yanılgısındaydım. Bunları şimdi aştığıma inanıyorum. Çünkü mmüzikte çoğumuzun iyi dediği albümler, dinleyiciyi yalnızca sanatsal tahayyüller üzerinden kompleks niteliklerle hayran bırakmak için değil, oyalamak ve eğlendirmek için de yazılır. Müzik kompleks olmak zorunda değildir, abartılı olmak, ekstrem olmak zorunda değildir. Tekrarlamalı malzeme kıt ve kısır kalmazsa basit de olabilir, hatta bu basitlik daha çarpıcı bir etki yaratabilir.

Origin’in albümlerini, özellikle “Antithesis” albümünü, seçkinciler tarafından küçük görülen albümler durumuna sokan karakteristikler, gücünü ve çarpıcılığını aldığı asıl karakteristiklerdir. Technical death metal gruplarının sık sık alışılmadık zaman ölçüleri kullandığı, rifleri tekrarlayıcı pasajlardan kaçındığı, karmaşık davul vuruş motiflerini tercih ettiği bir muhitte aynı türde çalıp bunların tam tersini yapan bir gruptur Origin. Birbirlerinden ufak tefek farklılıklar taşıyan her albümlerini bu anlayışla yapan grup, nihayet “Antithesis” albümünde zirvelerine ulaşmıştır. Stillerini değiştirmezlerse bu albümden daha iyi bir albüm nasıl yazarlar bilmiyorum, hayalgücüm buna izin vermiyor, ama her seferinde aynı stille bir öncekinden daha ustalıklısını ve başarılısını sundukları için fazla endişeli de değilim.

“Antithesis”de bütün enstrüman müzikleri formülatiktir; enstrümanların birbirlerine sağladıkları uyum belirleyici, sistematik, kapsayıcı bir müzik tasavvuru üzerinden oluşturulur. Bu müzik tasavvuru ritmik, ölçülü, düzenli pasajlar yazmayı öngörür. Hız, üzerinde odaklanılan öğelerden biridir ve çoğu zaman yüksek hız tercih edilir. Caz müzik elementlerini, progresif öğeleri yadsıyıp çoğunlukla hikayeci olmakla birlikte nakaratları tamamen dışlamayan şarkı yapılarını benimsedikleri için müzik ilk dinleyişlerde monoton, yavan ve birbirinin aynı gibi görünse de daha sonra ödüllendirici olacaktır; çünkü müzikleri her şeyden önce kolay alışılabilir, eğlendirici, ilgi çekici niteliktedir. Bu nitelikleri sağlayan en temel öğeler, albüm boyunca özellikle bir basit zaman ölçüsünü, özellikle pop müzikte yaygın 4/4 ölçüsünü kullanmaları ve hemen hemen her 4/4lük barda birbirinin aynı dört notaya çok hızlı, çoğunlukla tremolo tutmalı vurmaları ve pasajları ilk dinleyişte bile kısa bir alışkanlık sağlayacak kadar tekrarlamaları ve daima pasajların çift gitarla eşzamanlı ve eşnotalı çalınmasıdır. (4/4 ölçüsünü tercih etmeleri ve daha deneysel zaman ölçülerini pas geçtikleri için seçkincilerin eleştirilerine, ‘popçu bunlar!’ tarzı yakıştırmalara uğramışlardır). Ama tekrarlama malzemeyi kıt, sınırlı ve fakir bırakacak kadar uzun değildir ve malzemenin zaten genel olarak bol olması albümün çabuk tükenebilirliğini önler.

Sırf kabiliyet gösterisi olsun diye değil, gerçekten müzikalitesi olan ve kendi içinde aynı tekrarlamacı formülatiği barındıran sololar, pinch armonileri ve arpejler, müziğin tek yönlü, monoton, tahmin edilebilir gitmesini önleyip ona çeşitlilik kazandırır. Bu albümü önceki albümlerinden ayıran ufak tefek farklılıklardan biri de ürkütücü, uğursuz, esrarengiz bir tınısı olan arpejlerin bu albümde daha sık kullanılmasıdır; bir pasajda aynı arpejin üst üste yalnızca farklı bir iki nota çeşitliliğiyle çalındığına tanık olurken pasajın tamamına ve bu ucubik arpejlere hakim olup kulağımızın bundan hoşlandığına şaşkınlıkla şahit olabiliriz. Vuruşlar Meshuggah’ı aratmayacak kadar dakiktir; bunu söylemekle, albümleri övmeyip yalnız niteliklerini sıralayan acemileri eleştirdiğim şeyle aynı şeyi yapmış oluyorum, ama yine de grup elemanlarının yalnız kendilerine has olmayan bu ustalıklarına hayranlığımı belirtmeden edemedim. Rifler sert, vahşi ve headbang kışkırtan death metal riflerinin dengeli, oturaklı, mükemmel kurgulanmış , basitleştirilmiş, başdöndürücü harmanlamalarıdır; üstelik “Antithesis”deki bazı parçalarda Nile’ın tercih ettiği, doğulu diyebileceğimiz rifler mevcuttur; Wrath of Vishnu ve Finite bu riflerin en belirgin numuneleridir.

Davul motifleri de bu müziği başarılı kılan asıl formüle bağlı kalacak şekilde davul setinin tekil elemanlarına üst üste aynı tekrarlayıcı vuruşlarla, karmaşıklıktan olabildiğince uzak duran basit izleklerle ve kulak aşinası blast beatlerle sağlanır. Hayli uzun süre hırlayabilen ve parçaların arasına girip ritmik bir çeşitlilik kazandırabilen vokaller zaman zaman çığlıklarla süslenir. Albümlerin prodüksiyonunda tını çok dengelidir, bir enstrüman diğerlerinin önüne geçecek şekilde daha berrak değildir, hepsi aynı berraklıktadır, bu her ne kadar ilk dinlediğimizde müziğin üst üste binip enstrümanların birbirlerinden ayırt edilmesini zorlaştırsa da (albümün adıyla aynı olan kapanış parçası olan Antithesis’in 05:28 – 05:55’e kadar olan kısmında öncül gitar ve davul aşırı hızlı bir pasaj çalmaya başladığından aynı kısımda ritim gitarın çaldığı ilgi çekici rifi duymak gerçekten zor olabilir mesela, equaliser ayarlarınızla oynayın) her enstrümana eşit imkan tanır –belki en boğuk kalan vokaller hariç; bir bilimkurgu filminin afişini andıran albüm kapağı death metal için alışılmadıktır; şarkı sözleri ise nükleer silahların kullanımı (Antithesis parçasının girişindeki ‘Ben artık Ölüm oldum, dünyaların yok edicisi’ cümlesi kutsal kabul edilen bir Hindu yazıtındandır ve Manhattan Projesi’nin direktörü J. R. Oppenheimer tarafından nükleer silahlara atftederek alıntılanmıştır ve şarkı sözleri de nükleer silahlara atıf yapar), öfkeli hinduizm tanrısı Vişnu, modern dünyanın salgın virüsleri, savaş gibi içerikleri insanların birbirlerini yok etme zaaflarını merkez alan apokaliptik, antihümanistik temalar üzerinden yazılmış olup, albümü bir konsept albüm sınıfına sokar. Üstelik albümde iddia edilenin aksine çeşitlilikler mevcuttur: epik ve majestik doğu ezgileriyle diğer şarkılardan ayrılan Wrath of Vishnu, Consuming Misery ve Finite şarkıları; Origin için alışılmadık bir şekilde biraz progresif bir şarkı yapısı yazımını barındıran Antithesis şarkısı; kara deliklerin zamansız korkutuculuğunu ima eden kısa, yankılı bir efekt interlüdü; farklı şarklı uzunlukları, bunlara örnek gösterilebilir.

Tınısını, tekrarlamalı ve hikayeci şarkı yapılarını, basit ama çarpıcı ve güçlü rif dalgalarıyla dolu tuhaf pasajlarını, beyninizi duyarsız bırakacak enerjik sertliğini sevmeyi tercih ederseniz, Origin, her zaman sırtınızı güvenle dayayıp dinleyeceğiniz ve her albümlerini bağımlılık derecesinde dinleyeceğiniz gruplardan biri olacaktır. Eğer hiçbir albümlerini dinlemediyseniz, stillerini en keskinleştirdikleri, mükemmelleştirdikleri bu son albümlerini, “Antithesis”i tavsiye ediyorum. Umarım sizi yanıltmam.

Ertuna YAVUZ

10/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.25/10, Toplam oy: 52)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2008
Şirket
Relapse
Kadro
Paul Ryan: Gitar, vokal
Jeremy Turney: Gitar, vokal
James Lee : Vokal
Mike Flores : Bas gitar, vokal
John Longstreth : Davul
Şarkılar
1. The Aftermath
2. Algorithm
3. Consuming Misery
4. Wrath of Vishnu
5. Finite
6. The Appalling
7. Void
8. Ubiquitous
9. Beyond Within
10.Antithesis
  Yorum alanı

“ORIGIN – Antithesis” yazısına 20 yorum var

  1. Burak Gür says:

    The Thin Line Between kritiğinde bi küfretmediğim kalmıştı. Olsun ne güzel, ne kadar saygılı, multikültürel bir sitemiz var.

    Ben bu albümü tekrar bir dinleyeyim.

  2. Batuhan Bekmen says:

    Finite ve Antithesis dışında hiç sevmediğim bi albüm. Hatta genel olarak şarkı yapılarına karşı inceden bi kıllığım da yok değil. Brain Drill’deki gibi bir ego tatmini olmadığı açık, ileri derece bir müzisyenlik algısı var ama death metal adına benim hiç haz etmediğim bir yönden ilerliyor. 4 işler benden.

    hysteresis

    @Batuhan Bekmen, aynen katılıyorum ben de. Echoes of Decimation’ın hastasıyım ama bu albüme ısınamadım, 6 çalışır benden de en fazla. Aynı olay Severed Savior’da da oldu benim nazarımda. Brutality is Law’un hastasıyım ama son albümü o kadar sevememiştim.

  3. Exorsexist says:

    hiper teknik death metal. 10/10

  4. tonight music says:

    Kritik süper olmuş yanlız o nasıl albüm kapağı höh!!

    aykut abiniz

    @tonight music, katiliyorum kapak albumle kel alakla. bi boka da benzememis

  5. A says:

    albüm güzel,gerek albüme gerek de eleştirmenlere yapılan nokta atışlar güzel ama schopenhauer kitabı mı okuyorum albüm incelemesi mi anlamadım,okurken yoruldum bezdim hatta.Yazarın diğer incelemelerini güzel bulmuştum ama bu bahsi geçen gereksizliğin birebir dışa vurumu olmuş. Albümden çok yazarı eleştirdim farkındayım ama sitenin bi özelliği de bu bana kalırsa. Albüme 8.5 benden,sırf eski albümlerini daha çok sevdiğim için o da.

  6. Ahmet Saraçoğlu says:

    kapak alien’la motörhead karışımıymışçasına. bi de sağdan soldan hırpani su ürünlerimiz.

  7. Avcı says:

    Aaa Ertuna bey daimi yazar olmuşsunuz.Tebrik ederim.

    Ertuna Yavuz

    @Avcı, teşkür ederim. albümü beğendiniz mi?

    Avcı

    @Ertuna Yavuz,Albümü dinleyemedim.

    Ertuna Yavuz

    @Avcı, niye:(

    Avcı

    @Ertuna Yavuz, Yahu ne üzülüyorsun.Sadece yazarlığını kutlamak için uğradım bu başlığa. (:

    Şu aralar Teknik Death Metal değilde Crossover-Thrash-Hardcore dinliyorum[Dirty Rotten Imbeciles-Carnivore-Cro Mags-Biohazard-Hatebreed vs.vs.].Teknik Death dinlemek istediğim zaman bakarım bu gruba.Tabi Necrophagist-Dying Fetus-All Shall Perish’den zaman kalırsa.

  8. Ahmet Saraçoğlu says:

    yazar profilleri de güncellendi, daha bi minimal oldu güzel oldu.

  9. MetaLchesH says:

    Origin – Antithesis albümü şu ana kadar dinlediğim en iyi teknik death metal albümü diyebilirim. Özellikle Wrath of Vizhnu’da kullanılan doğu riffleri şarkının temasına birebir uymuş. Kritiği de çok beğendim. Yazarın eline sağlık. Bu albüm karmaşık yapısı yüzünden bazı kesimler tarafından büyük eleştirile uğradı fakat; öyle bir şey var ki albümdeki karışıklık Brain Drill’deki karışıklıkla aynı değil. Origin hiç bir zaman benden daha hızlısı ve tekniği olamaz gibi kendinini kanıtlama uğraşında olmadı, adamlar belli bir müzikalite derdindeler. Albümle aynı adı taşıyan parça olan Antithesis’in 4. dakikasından sonrasını dinleyin, ne demek istediğime hak vereceksiniz. Yazıda da belirtilmiş özellikle 4:40′ta bass gitarın öne çıkması sırasında yaratılan atmosferi ben hiç bir death metal albümünde görmedim.

    Böyle eşine benzerine bir daha rastlanmayacak bir albüme 10 üzerinden 10 verilir tabiki !

  10. Exorsexist says:

    yeni vokalistleri skinless den jason keyser olmuş. bugün aldığım en iyi haber bu olmuş oldu.

    Ertuna Yavuz

    @Exorsexist, şarkı sözü yerine kitap yazmazlar yine umarım.

    Exorsexist

    @Ertuna Yavuz, o değilde skinless tarzı introlar olsun lan.

  11. owlbos says:

    Antithesis bence grubun yaptığı en müthiş şey. Hatta bir tech-death list yapsam ilk 10′umu zorlar. O kadar köpeğiyiz efendim \m/

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.