# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
HEAVEN SHALL BURN – Invictus
| 12.08.2010

Daha cesur atılımlarda bulunma gerekliliği.

Unirock 2010’un son günü gelenler hatırlar, ortalığın ilk dumanını attıran, son gün milletteki ilk enerji patlamasını başlatan grup Heaven Shall Burn idi. Hem konserlerde hem albüm satış rakamlarında galibiyetten galibiyete koşan grup “Invictus” albümüyle girdiği zorlu maratondan güç bela olsa da galip gelmiş.

Daha önce grubun sound’una değinmiştim. Grubun karakterini en çok belli eden, kendini en çok öne çıkardığı kısımlardan biri yarattığı bu sound. Tank gibi gitarlar ve kıyamet makinası davulların temelini oluşturduğu bu sound sert tür dinleyicilerini cezbetse de albümden albüme neredeyse hiç değişikliğe gidilmediği bir gerçek. Tabii bunun ne kadar gelişmesi gerektiği ayrı bir tartışma konusu. Bana kalırsa daha çok gelişmesi gerekiyor. Orijinalliğini kaybetmeye yüz tutmuş bir tür içinde kendi orijinalliğini yakalayabilmiş olmak başlı başına bir beceriyken, bu yaratılan orijinalliğin üstüne pek bir şey koymamak iyi midir? Eskiye nazaran sadece bas gitarın sesini biraz daha açmakla sound konusunda ne kadar gelişilebilir?
Peki bu adamların kafalarında fikir kalmadı mı hiç?

“Antigone” albümünden bu yana ne sound ne çeşitlilik konusunda farklı bir çizgiye gitmediğini düşündüğüm grubun bu albümde sound olmasa da çeşitlilik konusunda iyi bir şeyler koyduğu inkar edilemez. Elemanların kafasında elektronik eklemeler, daha fazla melodilerin dönüp durduğu kesin. Ancak bunu kullanım miktarını yeterli bulmuyorum malesef.

“Invictus”un “Iconoclast”tan fırlamış çok özelliği var, bu altyapıdan iyi beslendiği gün gibi ortada. İşte bana kalırsa önce şu altyapıda birtakım değişikliklere ihtiyacı var grubun. AMA şunu belirtmek gerekir, eğer bu albüm önce, “Iconoclast” ise bu albümden sonra çıksaydı, “Iconoclast” büyük oranda olumsuz eleştiri alırdı. “Iconoclast” ne kadar Heaven Shall Burn’ün zirvesi olsa da “Invictus” kadar yenilik ve renk taşımıyor. Üstelik “Invictus” “Iconoclast”a göre kısmen daha az tekrar ediyor kendini. Fakat işin içine ne kadar elektronik öğe, ne kadar daha melodi girse de çoğu zaman fazla tekrar varmış gibi bir izlenim veriyor.

Ne kadar böyle görünürse görünsün, bu albümle Heaven Shall Burn’ü “kendini tekrar eden gruplar kervanı”ndan çok olmasa da az bir şey uzağa almak daha doğru olur.

Ancak örneğin albümün girişine gerçekten, gerçekten uyuz olunmayacak gibi değil. “Iconoclast”taki Awoken’ın neredeyse tamamen kopyası olan giriş parçası, ve ardından endzeit’ın çarpıcılık konusunda havada karada ezeceği The Omen’i çok yetersiz buluyorum. Bu formül kabul edilmeyecek bir formül de değil, genel Heaven Shall Burn tavrını bu albümde de vermek, HEAVEN SHALL BURN olduklarını belli etmek için bunu yapmalarına hiçbir sözüm yok. Ancak bir önceki albümde yaptığın aynı girişin kötü bir kopyasını yapmak ne kadar olumlu karşılanabilir. Açıkçası bu benim için tam bir fiyaskoydu. Yalnız Giriş için bu kadar “tu kaka” dememe rağmen gelişme ve sonuç bölümünün girişteki tüm bu durumu unutturacak cinsten olduğunu da eklemem gerekir.

“Invictus”ta diğer albümlere göre daha fazla hit parça var, veya hit olma potansiyeli taşıyan daha fazla parça var. Kimi parçaların içinde şaşırtıcı yenilikler var hem grup hem tür açısından. Bu yenilikler kendini vurguluyor vurgulamasına, o konuda da bir sıkıntı yok. Combat’ın elektronik tabanına, Buried in Forgotten Grounds’ın duygulu solosuna, Sevastopol’un nakaratının direk akla kazınmasına, Against All Lies’ın epik girişine sevinen bünye daha da fazlasını istiyor. Bu verdiğim örnekler gerçekten de Heaven Shall Burn’de pek rastlanmayacak şeyler. Özellikle artan elektronik öğeler iyi bir gelişme. Kısmen daha melodik bir albüm olması da ihmal edilecek bir şey değil. Albümün o “yükseliş” anları, dinleyeni de yükseltiyor her açıdan. Bir sonraki albümle ilgili beklentilerimin çok daha artmasına sebep olan gelişmeler bunlar. Beklentileri arttırma konusunda bu gelişmeler yeterli, ama albümün kendi doyuruculuğu açısından tam da yeterli değil.

Heaven Shall Burn eski dinleyicilerini kaybettirmeyecek, hatta yeni dinleyiciler edinebilecek bir albümle önümüzde. Grubun hala devam eden çeşitli alışkanlıkları zaman zaman bunu gölgelese de, bu albümde daha fazla ekledikleri elektronik öğeler ve daha fazla melodi, bir adım daha öne gitmek istendiğini doğrudan belirtiyor. Açıkçası “Iconoclast”tan sonra grubun hep aynı şeyi yapacağını ve düşüşe geçeceğini düşünüyordum. Lakin yanılmışım. Biraz daha cesaret eski yaptıklarının tümünü geçebilir. “Invictus”taki atılımlar göründüğü kadarıyla o “cesaret albümüne” açılan bir yol. Bundan daha fazlası olmaması ise işin kötü tarafı.

duraganyolcu

6,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.17/10, Toplam oy: 46)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2010
Şirket
Century Media
Kadro
Marcus Bischoff: Vokal
Maik Weichert: Gitar
Eric Bischoff: Bas
Alexander Dietz: Gitar
Matthias Voigt: Davul
Şarkılar
01. Intro
02. The Omen
03. Combat
04. I Was I Am I Shall Be
05. Buried In Forgotten Grounds
06. Sevastopoll
07. The Lie You Bleed For
08. Return To Sanity
09. Against Bridge Burners
10. Of Forsaken Poets
11. Given In Death
12. Outro
  Yorum alanı

“HEAVEN SHALL BURN – Invictus” yazısına 6 yorum var

  1. hen says:

    kapağı görünce aklıma niye st.anger geliyo lan…çok uzun süre bilgisayar başında kaldı galiba.

  2. anonim says:

    kapağı görünce aklıma niye light grenades geliyo lan…çok uzun süre bilgisayar başında kaldı galiba.

  3. comfortinbrutality says:

    kapağı görünce aklıma niye muazzez ersoy geliyo lan…çok uzun süre tv başında kaldı galiba.

  4. Ugur says:

    Şu üstteki yorumları görünce niye ekşisözlük aklıma geliyor lan? O değilde albümde bir de Therapy? cover’ı var ‘Nowhere’ diye.Şimdiye kadar Heaven Shall Burn’ün icra ettiği en eğlenceli şarkı sanırım.

  5. baldur says:

    kapağı görünce aklıma alice in chains’in black gives way to blue albümünün kapağı geldi direkt.

  6. Volga says:

    Endzeit, eyvallah çok gaz şarkı ama Omen’in onun altında ezildiğini düşünmüyorum. Intro konusunda haklısınız ama Enzeit kendisini çok fazla tekrar ederken Omende çeşitlilik daha fazla ve bazı riffler Endzeit’ı aratmayacak kadar sert. Endzeit genelde aynı tempoda giderken Omen’de inişler çıkışlar var ve bunun Omen’i daha sert yaptığına inanıyorum. Neticede ne kadar gerersen o kadar sert yumruk atarsın.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.