# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
DYING FETUS
19.05.2010

Duyulduğu anda kendini belli eden, çalmaya başladığında hareketsiz kalmayı imkânsız kılan gruplardan biri DYING FETUS. Türün doksanlar sonrasındaki en ilham verici grupları arasında gösterilen bu death metal devini uzun süredir sitede konuk etmeyi düşünüyorduk, sonunda başardık. Grubun on senelik basçısı Sean Beasley, tüm sorularımıza doyurucu cevaplar verdi, bize de okuması kaldı.

Selam Sean. Vakit kaybetmeden başlayalım.

Bence “Descend into Depravity“, bir klasik olarak gördüğüm “Destroy the Opposition“dan sonra çıkan en iyi albümünüz. Albüme olan tepki genel olarak nasıldı, beklediğinizden iyi miydi kötü müydü?

Tepkiler iyiydi. Kayıt süreci şimdiye kadarkilerin en iyisi olduğu için, önceki albümlerden bir adım ileride olduğunu biliyorduk. Konserlerde yeni şarkılara olan katılım da çok iyi, en azından klip çektiğimiz iki şarkı seyircileri bayağı coşturuyor. İlerki turlarda yeni albümden başka şarkılar da çalarak onlara olan tepkiyi de ölçmeye çalışacağız.

Yeni albümde şarkılarınıza daha teknik bir yön katmanıza rağmen DYING FETUS sound’unu hâlâ tam anlamıyla korumuş olmanız çok iyi. Bu teknikleşme olayı albümün yazımı sırasındaki bilinçli bir karar mıydı, yoksa DYING FETUS gelişiminin kendiliğinden ortaya çıkan doğal bir parçası mıydı? Biraz da kayıt sürecinden bahseder misin? Daha çok John bazlı bir süreç miydi yoksa sen ve Trey de şarkı yazımına katkıda bulundunuz mu?

Teknik kısımları müziğimize katma konusunda hevesliydik, ancak o kadar da fazla teknik olmamamız gerektiğinin de farkındaydık. Yani teknikleşme konusu doğal bir gelişim, ancak bu teknikliği sınırlı tutmak bilinçli bir karardı. Şarkıların yazım aşaması önceden olduğu gibiydi. John veya ben şarkılarımızı kendi başımıza yazarız, ardından da birbirimize gösterir ve prova yaparız. Hangi rifin kaç kere çalınacağı veya şarkı sözlerine göre yapılacak ufak değişiklikler yapılır, ancak şarkının büyük kısmı ilk nasıl yazdıysak o şekilde kalır. Albümdeki şarkılardan altısını John yazdı, ikisini de ben yazdım.

DYING FETUS bir death metal grubu olsa da, müziğinizdeki grindcore ve hardcore etkilenimleri de aşikâr. Grubun başından beri yer alan bir eleman değilsin biliyorum, ama DYING FETUS’un başlangıç noktasındaki ilhâm kaynaklarını merak ediyorum.

Evet buna John cevap verse daha iyi olur, ama bildiğim kadarıyla groovy müzik yapan bazı eski gruplar, mesela INTERNAL BLEEDING, BROKEN HOPE, SUFFOCATION bunlardan bazıları. Tabii bir sürü hardcore grubu da var. Gruptaki her elemanın metalin farklı kollarından etkilenimleri var.

Kimi gruplar teknik olma uğruna müziğin eşlik edilirliğini geri plana atıyorlar. Karşınızda saniyede binlerce nota çalan, ancak sizi harekete geçiremeyen, gaza getiremeyen bir grup olması hoş bir durum değil. DYING FETUS’un böyle bir sorunu yok elbet. Sizi dinlerken insanlar kendilerini kaybediyorlar, etrafı kırıp dökmek istiyorlar. Sen müziğin bu teknik elementi hakkında ne düşünüyorsun? Dozu iyi ayarlanmadığında kötü sonuçlar doğurduğu konusunda benimle hemfikir misin?

Evet, sayısız grup teknik olma uğruna kendi müziklerinin içinde kaybolup gidiyor. Herhalde herkes çok iyi enstrüman çaldıklarının diğer insanlar tarafından bilinmesini istiyor. Ancak unutulmaması gereken şey müziğinizin bir akılda kalıcılığının olması gerektiği. Aksi takdirde o kadar uğraşıp yazdığınız şarkılarınız hemen unutulur. Bizim önce mısralar, sonra nakarat, sonra ikinci mısra kısmı türünden bir şarkı yazma formülümüz yok. Sadece akılda kalıcı ve insanların kanını pompalayan türde rifler yazmaya çalışıyoruz. Teknik kısımları çalması eğlencelidir, kafanızı sallamanızı sağlayan ise müzikteki groove’dur. Bizim için ikisi de eşit düzeyde önemli aslında.

Albüm kapağının sokaklardaki şiddeti anlattığını ve bir konsept dahilinde olmadığını biliyorum. Ancak bakınca bir bilgisayar oyunu kapağını hatırlatıyor. Bunu bilinçli mi yaptınız? Bir de “Killing on Adrenaline”den bu yana, “Stop at Nothing” hariç albüm kapaklarınızda A.B.D.’ye ilişkin bir şey mutlaka olurdu. Bu sefer böyle bir şey yapmamanızın bir sebebi var mı?

Bu sefer klasik DYING FETUS kapaklarından farklı bir şey yapmak istedik. Ayrıca gruba dair elementleri belli bir formül içinde ilerletmek de istemiyoruz. Şarkı sözleri Amerikan siyasetinden yeterince bahsettiği için kapakta ve albüm kitapçığında bunlara yer vermek istemedik.

Trey Williams pek çok yorumda Kevin Talley’den bu yana gelen en iyi DYING FETUS davulcusu olarak nitelendirildi. Yeni albümdeki tüm davulları o mu yazdı, yoksa John ona “Şöyle çal, böyle çal” türünden telkinlerde bulundu mu?

Provada çalmadan önce çoğu şarkının davullarını John ve ben hazırlamıştık. Bundan önceki davulcular için de bu geçerliydi. Bir davul yazılımında tüm tempoları ve kimi ayrıntıları yazdık, ancak insan faktörü elbette ki çok şey fark ettiriyor. Davulları başkası yazmış olsa bile, albümde duyduğunuz hissiyattan tamamiyle davulcunun kendisi sorumludur.

Mike Kimball ayrıldıktan sonra üç kişi olarak devam etme kararını çabucak verdiniz mi, yoksa ikinci bir gitarist aradınız mı? Bu kararınızın artıları ve eksileri nelerdi?

Mike ayrıldıktan sonra bir süre ikinci bir gitarist aradık aslında. Birkaç kişiyi denedik ama olmadı. Sonra birden çok yoğunlaştık ve o yoğunlukta ikinci gitarist arama işi kaynadı, zaten biz de üç kişilik bir grup olmaya alışmıştık. Üç kişi olmanın avantajlarından biri, konserlerde daha kolay çalabilmek. Tam olarak uyumla çalması gereken ikinci bir gitaristin olmaması, John’un işini kolaylaştırıyor. Olumsuz yanı ise iki gitar gerektiren kimi parçaları canlı olarak çalamıyor oluşumuz. Neyse ki bu tarz az parçamız var ve istediğimiz çoğu parçayı konserlerde çalabiliyoruz.

Başarılı albümler beraberinde kadro değişikliklerini getirebiliyor. Sizin için o albüm “Destroy the Opposition”dı. Eminim bu soru size yüzlerce kez sorulmuştur, ancak sormadan da edemeyeceğim. “Destroy the Opposition”ın ardından Jason, Kevin ve Sparky’nin ayrılmasının sebebi tam olarak neydi?

“Destroy the Opposition”ın ardından Jason kendi isteğiyle ayrıldı. Ben gruba ondan sonra katıldım ve Sparky ve Kevin’la bir turneye çıktım. O turnenin ardından John’la olan anlaşmazlıkları yüzünden o ikisi de gruptan ayrıldı.

Yıllar içerisinde hep daha politik olmanızın belli bir sebebi var mı? Gore konseptlerden sıkıldığınız için mi bu yola gitmek istediniz? Çünkü örneğin bir “Skull Fucked” ile “Shepherd’s Commandment”ın sözlerini arka arkaya okuduğunuzda iki farklı grupmuş gibi geliyor.

Eski albümlerdeki sözleri John yazdığından, bu sözel değişimden o sorumlu. “Stop at Nothing” ve “War of Attrition”daki sözleri Mike yazmıştı, şimdiyse sözlerden ben sorumluyum. Bu politik yaklaşımı DYING FETUS’un bir özelliği olarak benimsedik ve devam ettiriyoruz. Dediğin gibi eskiyle yeni arasında dağlar kadar fark var ve bu değişimin en iyi görüldüğü albüm de “Killing on Adrenaline” diye düşünüyorum.

Peki o zaman, Amerika Birleşik Devletleri’yle ilgili temel derdiniz nedir? Hem A.B.D., hem de dünya açısından kötülüklerin anası olarak gördüğünüz temel sorun nedir?

Şu anda ülkemizde tek partili sistem var. Hiçbir engelle karşılaşmadan istedikleri her şeyi yapabilirler. Uzlaşı diye bir şey kalmadı. Ancak A.B.D. ve dünya geneline baktığımda “Sorun şu” diye gösterebileceğim tek bir sebep yok elbet. Sorunların pek çok farklı koldan gelen sebepleri var.

Maryland’in sağlam bir underground ortamı var sanırım. John ne zaman bir elemana ihtiyaç duysa, hep Marylandli underground gruplardan birilerini tutup gruba alıyor.

Buradaki underground metal sahnesi iyi, ancak büyük değil. Gerçi düşününce epey fazla müzisyen var buralarda. Yine de grubunuzda bir boşluk olduğunda hemen bir eleman bulmak her zaman kolay olmayabiliyor. Biz neyse ki böyle sorunlar yaşamadan aradığımız müzisyenleri kısa sürede bulduk.

Hollandalı brutal death metal grubu PROSTITUTE DISFIGUREMENT’ın son albümünün adının “Descendants of Depravity” olduğundan haberdar mıydınız?

“Descent into Depravity”yi tamamlayana dek bundan haberimiz yoktu. Bizi bu konuda uyaran insanlar oldu, ancak tüm çalışmalar çoktan başlamıştı ve değiştirmek için bir fırsatımız olmadı.


Son çektiğiniz iki klip, adeta bir death metal hayranının ıslak rüyası gibi. Klip haberlerini sitemize koyunca bayağı bir beğenildi. Üçüncü bir klip çekecek misiniz?

Hayır bu albümden iki adet klip hakkımız vardı, biz de bunlara çektik. İlkinde hikâyeli bir klip, ikincisindeyse daha direkt, klasik bir performans klibi yapmak istedik, ortaya da bunlar çıktı.


Çıkışından bir ölçüde sorumlu olduğunuz deathcore trendine dair ne düşünüyorsun?

İnsanlar seviyorsa sorun yoktur. Özellikle arkadaş çevreniz de bu tarz şeyleri seviyorsa, birlikte eğlenmemeniz için bir sebep yok. Zaten duyar duymaz anlaşıldığı üzere, deathcore’da çoğu şarkı sadece konserlerde millet tepişsin diye yazılıyor. Ama bu kadar çok insan sevdiğine göre, demek ki iyi tarafları da var.

Death metal sahnesinden sevdiğin birkaç basçıyı söyleyebilir misin?

Tabii ki. Sevdiğim harika müzisyenler var. Mesela CANNIBAL CORPSE’dan Alex, NECROPHAGIST’ten Stefan, ORIGIN’den Mike. Gün geçtikçe daha fazla iyi müzisyen bu türün içinde kendine yer buluyor.

1999 yılında VADER ve CRYPTOPSY’yle beraber Türkiye’de konser verecektiniz, ancak 17 Ağustos depreminin ardından bu konser iptal edilmişti. Bunun ardından Türkiye’den başka teklifler aldınız mı?

Hayır o zamandan bu yana bir teklif gelmedi. Orada çalmak mutlaka çok eğlenceli olurdu. Oradaki organizatörlere haber salın da orada çalma fırsatını yakalayalım.

Hepsi bu kadardı, cevapların için teşekkürler, turnelerde ve diğer her şeyde bol şanslar.

Ben teşekkür ederim, Türkiye’deki DYING FETUS hayranlarına selamlar.

Sorular
Ahmet Saraçoğlu

etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Yorum alanı

“DYING FETUS” yazısına 12 yorum var

  1. heat says:

    obaaa dying fetus… ulan tam yatarken gördüm. neyse yarın sağlam kafayla okuyum bari. obaaa dying fetus…

  2. deathless says:

    şu an death metaldeki 1 numaram…kendilerini ünirock da izlemek iyi olurdu cannibal la birlikte!

  3. efoja says:

    Valla cok kotu aklima soktun simdi,
    Tam da dun gece Hypocrisy konserinde boynumu kirdiktan sonra bugun rahat rahat eve gelip dinlenmek var demistim.
    Ama ote yandan, gidip 20$’a Dying Fetus, Misery Index, Arsis’i izlemek de var.
    Yarin boyun fitigindan hastanelik olursam, kismen sorumlusu bu roportaj. :)

  4. like fire says:

    arkalarında çim saha falan mı var acaba :) güzel ve kasıntısız bir poz ayrıyeten güzel bir röportaj.

    “fetüsler ölmez; vatan bölünmez.”

  5. sceptiquas says:

    çok başarılı olmuş eline sağlık..! :D destroy the opposition soruları da ben olsam bunu sorardım demelik sorular olmuş. :D

  6. sceptiquas says:

    “Dying Fetus hayranları” kısmı da çok başarılı :D

  7. deathless says:

    ünirock organizatörleri son dakika sürprizi ile dying fetus u sokamazlarmı acaba? valla müthiş olur….bide 2 temmuz a denk gelsin orda katliam çıkar herhalde!

    sceptiquas

    @deathless, dying fetus, deeds of flesh olmadı bi de spawn of possession soksalar daha ne isteriz :D:D

    deathless

    @sceptiquas, spawn of possession ”noctambulant”albümünde felaket yardırmış, resmen teknik death metal denilen olayın tarihini başdan yazmıştı…deeds of flesh brutal death in paşaları zaten…dying fetus benim için şu an death metal in kralları….off yaa deniyomusun beni akşam akşam sceptiquas!??

    sceptiquas

    @deathless, öyle bi dürttüm ;) ee blotted science’a ne diyosun? =P

  8. deathless says:

    bu aralar facebook dan kevin talley i mesaj yağmuruna tutmaktayım dying fetus a dönsün diye!!

    Avcı

    @deathless, Yahu ne gerek var.Negzel çalıyor işte Trey Williams.Bundan sonraki Dying Fetus albümünde emin ol ağzımızı 2142344434 metre açık bırakacak bir performans sergileyecektir.

    Bu arada röportaj güzel olmuş.Okuması da içindeki şarkıları dinlemesi de ayrı zevkli.Her ne kadar Sean 2. gitariste gerek yok desede bence gruba 2. bir gitarist gelse tadından yenmezdi.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.