# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
OPETH – Deliverance
| 13.02.2010

O değil de Steven Wilson vardı, o n’oldu?

Üç değil beş değil, kaç kere bu yazıya bir giriş yapmaya çalıştığımı hatırlayamıyorum. Bir türlü içime sinmedi. Opeth’le mi ilgili bir şey yazsam, kendimle mi bilemedim. Ben de bu durumu yazarak kısa yola başvurayım dedim, iyi de ettim. Çünkü bunu yaparken bir şey fark ettim. Mesele ne Opeth’le ilgili bir şey yazmak, ne de kendimle. Baş tacı ettiğim bir albüme ne yazsam anlamsızmış gibi geliyordu.

Hatırlıyorum, daha Metallica, Megadeth ikilisinden başka bir şey dinlemezken, 14 yaşındayken (ki “Damnation”ın çıkış tarihine tekabül etmektedir) bende eksik olan bir Megadeth albümünü alma amacıyla güzide bir dükkana girip de tesadüfen karşılaşmıştım Opeth ile. Damnation”ın çıkışıyla ilgili bir afiş vardı ve almak istediğim albüm mevcut değildi. Kapak da ilgimi çekmişti. Fakat tezgahtarın uyarısı sonucunda gaz ergen ruh halimi tatmin edecek olan “Deliverance”i alıp çıkmıştım. Sanıyorum ki bu benim için büyük bir gündür zira (belki de yine de bir şekilde olacaktı ama kim bilir) bu sayede ufkumun genişlemesi yönünde büyük bir adım atmış oldum. Benim için o kadar yeni o kadar sıra dışı bir şeydi ki aylarca aynı albümü ve hatta neredeyse iki yıl boyunca aynı grubu dinlemekten başka bir şey yapmamıştım. Eee, ufkun genişlemesi de bu kadarmış.

Neydi beni bu kadar şaşırtan, heyecanlandıran, şimdi ifade etmeye çalışmak zor. Opeth’e alışmış olmanın ötesinde gerçekten ücubelik derecesinde acaip müzikler yapan bir çok grupla zamanla tanışmış olmam da büyük bir etken. Dolayısıyla Opeth’in farkını ortaya koyabilmek bir anlamda daha zor, başka bir anlamdaysa daha kolay.

deliverance_1

Belki eskiden olsa “en iyi”, “en büyük”, “en bombastik” gibi kolay ve göreceli tanımlarla işin içinden sıyrılabilirdim. Fakat sanat eserlerinin ya da sanatçıların iyi ve kötü uçlarına sahip düz bir skalada farklı pozisyonlarda bulunmadığını zamanla, bazen direnerek, bazen de zorlanarak fark etmiş olmam bunu imkânsız hale getiriyor. Öte yandan acı da bir durum. “Abi adam saniyede 42 nota basıyo lübülübülüp” şeklinde arkadaşına Dream Theater’ı anlatan çocuğun heyecanını neyle değiştirebilirsin ki? Biz büyüdük ve kirlendi dünya koko jambo.

Albüme geçmeden önce bir konuya daha değinmek istiyorum (Eğer Ahmet yine unutup yazıyı kendi adına koymazsa). Bu yazıyı benim yazıyor olmama dikkat etmenizi istiyorum çünkü aynı site içinde farklı yazarların duygusal yorumlarının birbirleriyle çelişiyor olması öncelikle benim bir şeyi iki kere düşünmeme sebep oluyor. “Watershed” yazısının paragraf niteliğindeki başlığını okuyacak olursanız “Deliverance tırt yeaa” denmeye getirildiğini görebilirsiniz. Bunun hesabı verilecek, bunu geçiyorum. Demem o ki söz konusu Synthphonia Suprema değil ki genel geçer bir iyi/kötü sonucuna varılsın.

deliverance_2

Durun bağlıyacağım konuyu. Cümleler uzadıkça kafam “hemstırlar sevimli hayvanlar ve deniz börülcesi güzeldir” gibi düşüncelere kaymaya başladı. “Still Life“ın müzikal doyuruculuğu kenara bırakılacak olursa, şarkılarda anlatılan şeylerin, hem liriksel hem de müzikal olarak, “bu böyledir” şeklinde gayet açık bir şekilde ortaya konduğu ve daha net bir atmosfere sahip olduğu görülebilir. Haksızsam haksızsın deyin ve bana laflar hazırlayın.

“Deliverance”ın benim için en çekici yönü her anlamda barındırdığı (sözlükleri karıştırmaya hazır olun) müphemliğidir. Tam olarak anlayamadığınız bir şeylerin dönüyor olduğu hissinin ortaya koyduğu gizem çekiciliğin yanı sıra uğursuz bir atmosfer hissediliyor. On dört yaşındaki bir çocuğun neden albüme taptığına şaşırmamak gerek.

deliverance_3

Herkesin ağzında bir laf var, kimi karşı çıkıp “Still Life”ı gösterse de Opeth sound’unun oturduğu albüm “Blackwater Park”tır denir. Her ne kadar her albümde farklı bir şeyler denemekten çekinmeyen bir grup için fazlasıyla basite indirgenmiş bir ifade olsa da (ha madem oturdu o zaman “Watershed“deki eski tip ton ne oluyor?) yine de doğruluk payı yok değil. Mesele sadece sound değil, grup için önemi de büyük, zira “Blackwater Park”tan sonra para kazanmaya başladıklarını ifade etmişlerdi. Dolayısıyla ticari bir başarı sayılabilecek bir albüm yaptıktan sonra atılacak adım kritik önem taşır. Grubun geleceğini kökten etkileyebilecek bir karardır. Sadece “Deliverance” değil, devamında çıkan bütün albümler göz önüne alındığında sadık dinleyicilerini tatmin edecek bir yönde devam ettikleri görülebilir; Yeni denizlere açılmak.

Bu noktada “Deliverance” ve “Damnation”ın bir albüm olarak tasarlanmış olduğunu hatırlatarak diyorum ki, bu yeni deniz metaforu aslında daha akustik, daha hafif bir albüm yapmaktı. Kaderin cilvesine bak ki sert ve hafif yerleri ayırınca ortaya şu ana kadar dahi gördüğümüz en sert Opeth albümü çıktı.

deliverance_4

Opeth albümlerinin bir özelliğine daha dikkat etmişliğim oldu. Kimi, ne kadar iyi ya da daha az iyi olduğu hesaba katılmaksızın daha doyurucu, kimiyse sanki daha bitmemiş hissiyatı veren albümler. Örneğin her ne kadar Opeth için vasat olsa da “Ghost Reveries” bittiğinde baştan sona bir albüm dinlemiş olma hissiyatını sağlıyordu. Ama öte yandan “Watershed” çok daha başarılı olmasına rağmen eksikmiş gibi geliyor. Aynı şekilde “Deliverance” uzun ve çarpıcı şarkılarına rağmen her seferinde bana daha devam edecekmiş gibi gelir. Ve hiçbir zaman etmez… Etmez… Ve ben karanlık köşemde ağlarım. Ya da öyle bişeyler.

Tabii “Deliverance” – “Damnation” ikilisini düşünecek olursak (Tanrının olmasını istediği haliyle yani. Tanrı derken Mikael işte.) böyle bir sorunla karşılaşıyor olmayacaktık fakat burada halamın bıyığı olsa kuralları yürürlüğe geçiyor. Dolayısıyla bunu bir eksi olarak kabul etmek zorundayım fakat grubun hatası olmadığının altını çizmek önemli.

Mikael’in de nerede olduğunu hatırlayamadığım bir ifadesine göre ev az sevdiği Opeth şarkısının By the Pain I See in Others olmasının da haklı bir sebebi var. Atonement’la yarışırcasına kötü bir şarkı. Fakat klasik Opeth şarkılarıyla dolu bir albüm olması sayesinde bunu göz ardı etmek imkansız değil. Master’s Apprentices, Deliverance ve A Fair Judgement isimleri her anıldığında hangimizin yüzü “Her şeyi yerinde yiyecen. Balık için Ege’ye kebap için Güneydoğu’ya gidicen” diyen amca gibi bir “ee tabi” ifadesi almıyor ki?

deliverance_deliverance

Her şey bir kenara Opeth’in ne kadar eşsiz bir grup olduğunu gösteren şeylerden bir tanesi de bence dinleyicilerinin bir albümde mutabakata varamamasıdır. Kesin olmasa da Metallica dendiğinde “ee Master of Puppets tabi monşer” diyecek büyük bir çoğunluk Opeth’de sağlanamadı. Aşağı yukarı ortak müzik zevklerine sahip bizlerin nasıl olur da farklı albümlerin taraftarlığını yapıyor oluşumuzun tek açıklaması, her albümlerinin birbiriyle yarışacak kadar iyi olmasıyla beraber taşıdıkları küçük farkların farklı kişilere farklı şekillerde dokunuyor olmasıdır.
Ha bir de Steven Wilson var tabii. Öyle.

Yazımı lise döneminde tanışmış olduğum bir kızın sözlerini alıntılayarak bitirmek istiyorum:

“Opeth güzel de böğürdükleri yerleri sevmiyorum.”

Burak GÜR

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.25/10, Toplam oy: 391)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2002
Şirket
Koch Records
Kadro
Mikael Åkerfeldt: Vokal, gitar
Peter Lindgren: Gitar
Martin Lopez: Davul
Martin Mendez: Bas
Steven Wilson (Konuk): Geri vokaller, gitar, mellotron
Şarkılar
1. Wreath
2. Deliverance
3. A Fair Judgement
4. For Absent Friends
5. Master's Apprentices
6. By the Pain I See in Others
  Yorum alanı

“OPETH – Deliverance” yazısına 44 yorum var

  1. Exorsexist says:

    By the Pain I See in Others,  opeth’in yaptığı en güzel şarkıdır kanımca.  baya death metal yoğunluğu var bu albümde, severim..

    Rotten Angel

    @Exorsexist, Mikael Akerfeldt o şarkıyı hiç sevmezdi diye hatırlıyorum

  2. Exorsexist says:

    bişey daha ekleyesim geldi; bu albüm opeth’in sound olarak geçiş albümüdür demek yanlış olmaz heralde.  yani eski opeth tarzının sonuncusu..

  3. Ahmet Saraçoğlu says:

    Şahsen Opeth’in de mükemmel olmayan albümler yapabileceğini ilk anladığım albüm bu. Martin Lopez’in en iyi performansı da bu albümde bence.

  4. like fire says:

    Bence çok klas bir albüm. Wreath, Opeth’in yaptığı en iyi işlerden biri diye düşünüyorum. Master’s Apprentices de, her ne kadar Morbid Angel arağı olsa da, dinlemeye doyamadığım bir şarkı olmuştur her daim. Kritikteki puanı hak ediyor albüm.

  5. Müziği bilmediğim zamanlarda öyle arayışlardaydım bu albümü önerdiler çok güzel falan demişlerdi hep ama nedense öyle ısınamamıştım. Tabi bu kaç sene önce. Opeth’i uzun süredir dinlemiyorum,müzik kültürü denen bir olay gelişti bende öyle hardrock alemine daldık.

  6. Sambalici says:

    kütür kütür olmasından dolayı mı seviyorum bu albümü acaba bilemedim
    problemli kayıt süreci falan, “sancılı” bir albüm bu, hissettiriyor o sıkıntıyı.

  7. caksu says:

    Wreath’in şu yükselen riffi.. ve üzerindeki vokal.. Feci vurmuştu ilk dinleyişte. İlk iki şarkı çok hayvan. Nefis riffler, güzel sololar, deli atmosfer, manyak davullar.. Master’s Apprentices dinlemesi çok zevkli birşey, akor – vokal bölümleri pek güzel. By The Pain.. için “poorly arranged” diyen  Mikael arkadaşımıza katılıyorum. Bir de çalmayı en sevdiği şarkı sorulduğunda biraz “şey.. bilmem ki..” ayağına yatıp sonra “Wreath var mesela” demişti.
     
     
     

  8. Kolombus says:

    opeth dinlemeye başlamak için ne kadar uygun olduğu tartışılır bu albümün, ama bununla başladım yani. seviyorum seni opeth

  9. Ugur says:

    Atonement ne zamandan beri kötü şarkı sayılıyor hayretler içerisinde kaldım.
    Herneyse, Deliverance favori opeth albümüm değil belki  ama enfes, sağlam ve “Steven Wilson + Opeth = oh bebeğim” dedirten bir albüm olduğu gerçeğini göz ardı edemem.

  10. Burak Gür says:

    öyle arada sert ifadelerim olabilir kusuruma bakmayacaksınız artık. görüş farklılıkları olabilir ama Atonement ve By the Pain I See in Others’ı sevmeyen bir kitle de var açıkçası.

  11. Ahmet Saraçoğlu says:

    Opeth ve kötü şarkı deyip de The Grand Conjuration’ı anmamak olmaz.

  12. Burak Gür says:

    ben seviyorum onu mesela.

    cCc the grand conjuration cCc

    @Burak Gür, ben de seni.

    Dnz

    @cCc the grand conjuration cCc,

    klas şarkı bence de the grand conjuration. ccc.

  13. Veracruze says:

    deliverance ne kadar siyahsa, damnation o kadar beyaz; ikisinin aynı anda piyasaya çıkmış olması bende de ying yang etkisi yarattı. iki albümün adları da birbirine işaret ediyor zaten kendilerine dönmek yerine.. uzatmak yerine direk teşekkürler opeth, teşekkürler isviçre! ikinizi de çok seviyorum, severek dinliyorum.

    illuminati

    @Veracruze, isviçre?

    Veracruze

    @illuminati, isveç olucak o, baya oluyor sanırım yazalı da yanlış olmuş =)

  14. Burak Gür says:

    öhem. 1- Aynı anda çıkmadılar. 2- Evet isviçre peyniri güzeldir.

  15. baldur says:

    bu albüm damnation ile aynı anda kaydedilmişti, opeth elemanlarının çoğu da opeth’teki en sıkıntılı, kötü anlarının bu albümün kayıt dönemi olduğunu söylüyorlardı zamanında.

  16. dodothebird says:

    çok seviyorum bu albümü. hatta blackwater park’tan daha fazla anlam ihtiva ediyor nazarımda. keşke bir şekilde damnation’la birlikte double albüm zart zurt şeklinde piyasaya sürülseydi, o vakit çok daha güzel olacaktı; lakin her halükarda aynı sürecin nihayetinde ortaya çıkmış iki albüm de kendi başlarına ayakta durabilen işler. gerçi damnation benim için ilk vurgundan sonra büyüsünü yitiren bir albüm oldu, pek dönmüyorum artık kendisine. deliverance ise bir şekilde o groovy riff’leriyle, “kütür kütür” haliyle falan dinlemekten en keyif aldığım opeth albümlerinden biri.

  17. Ufuk says:

    cem yılmaz’ın lopez’den daha iyi olduğunu düşünüyorum şahsen :P
    http://video.ntvmsnbc.com/?235972#v201234082078078248028172151014112214109075079097

  18. Ahmet Saraçoğlu says:

    Veracruze “…Damnation o kadar beyaz” demiş, mesela benim için Damnation, Deliverance’dan daha karanlık bi albüm. Ne ilginçtir ki albüm çıktığı sırada H. P. Lovecraft’ın tüm hikayelerini barındıran kitaplar almıştım, kitapları okurken de sürekli Damnation dinledim. Şimdi ne zaman dinlesem aklıma Lovecraft hikayeleri geliyo, bu yüzden de hep karanlık ve boğucu bi tat alıyorum şarkılardan.

    Bi de Lamentations’da A Fair Judgement’ın sonunu çalarlarken Lopez’in bi surat ifadesi var, çok gaz orası. :)

    03- john and jimmy

    @Ahmet Saraçoğlu, valla bende paso dreaming neon black dinlerdim.bendede aynı durum baş gösteriyoğdu.bu arada lovecraft okumamış birinin en azından charles ward öyküsünü okumasını tavsiye ederim,naçizane…

  19. Burak Gür says:

    Damnation o kadar beyaz ise isimler neden ters değil diye de düşünmeden edemedim. Deliverance/Damnation olarak yani.

  20. dead says:

    en başta bu albümün kapağı ve kapağın iç kısmı çok uğursuz  görünüyor.saçma gelebilir ama bana rose red konağı’nı hatırlatıyor…seveni var sevmeyeni var ama ben bu albümü çok fazla sewiyorum ve özellikle de wreath şarkısını ilk dinlediğimde çok etkilenmiştim ki hala daha çok zevk alarak dinlediğim şarkıdır.by the pain i see in others şarkısına kötü diyen arkadaşlara saygım var ama ben bu şarkıyı çok sewenlerdenim.atonement içinse aynı şeyleri söyleyemiyorum çünkü hiç sewmiorum o şarkıyı…we son olarakda deliverance ve damnation aynı anda çıksa duman 1 duman 2 gibi bence çok daha klas olurdu,şizofrenik bir etki yaratabilirdi…

  21. Ugur says:

    Atonement şarkısının avukatı olarak belirtmek isterim ki o şarkıdan zevk almayan insan Pink Floyd, Jefferson Airplane, Jimi Hendrix dinlediğinde de zevk almamıştır.Ha zevk meselesidir o ayrı tabi.(niye taktımsa bu kadar :D )

  22. b says:

    atonement, opeth müzikalitesinin doruk noktalarından birisi. bence akerfeldt dışında bu şarkıya etki eden diğer bir isim ise martin lopez. akerfeldt bu şarkıdaki klavye soundu için nasıl ki tangerine dream’den bir şeyler eklediyse lopez’de arap müziğinde kullanılan vurmalıları perküsyon üzerinde denemiş. etnik müzikten bayağı birşeyler var bu şarkıda. neyse eğer “ghost reveries” şaheseri kritik edilirse konuşulur bu konular. lafı “deliverance”a getirirsem bana göre kalite açısından ”blackwater park” ve “watershed” arasında olduğunu söyleyebilirim. iyi bir albüm olduğu kesin ancak yeterince karanlık değil. yani “blackwater park”daki “dirge for november”ın girişi gibi hissiyatlar yok, biraz daha teknikalite konuşturuyor bu albüm ve evet “damnation” daha etkileyici ve daha karanlık. “windowpane”, “to rid the disease”, “ending credits” falan iyice uçuruyor adamı sanki “dark psychedelic rock” dinliyorsun. 

  23. Veracruze says:

    umm doğru yahu biri 2002 diğeri 2003.. bi röportajın yalancısıyım zaten bende, öyle yazıyor diye kalmış aklımda veya hatırlayamadım :D az önce baktım da yapım ve kayıt aşamaları aynı döneme denk geliyormuş ama vokal kayıtları geç olmuş damnation’un. sonuç olarak aynı anda kaydedilmeye başlanmış ama biri diğerinden sonra bitmiş tamamen.

  24. ali ihsan balı says:

    @ahmet
    grand conjuration pek sevilmiyo nedense ama benim en sevdiğim şarkılarından.. ilk 10′a girer heralde.

  25. Burak Gür says:

    deliverance albümünü de nedense bu tabloyla bağdaştırırım hep. heralde o gizemli karanlık atmosferinden dolayı.

    http://spiralzoom.com/Science/spiralgalaxies/751px-VanGogh-starry_night_edit.jpg

  26. nordson says:

    deliverance’ın son 3-4 dakikasına deli oluyorum (olumlu manada). klasik olarak görülen “Blackwater Park” kritiği olmalı sitede. ahmet bu görevi size versek bizleri şereflendirir misin? sevgiyle kal, dayıoğlun.

    Ahmet Saraçoğlu

    @nordson, başlandı o yazıya, önümüzdeki hafta içi bi gün koyarız.

  27. ismail vilehand says:

    “Opeth güzel de böğürdükleri yerleri sevmiyorum.” şu cümle opeth’in ülkemizdeki dinleyici kitlesini özetler gibi olmuş. albüme gelirsekte şuan pek hatırlamıyorum ilk çıktığında dinlemiştim genel olarak güzel bir albümdü sanki. tek hatırladığım şarkı ise Master’s Apprentices. o da bariz Morbid Angel Rip-off idi.

  28. Alien says:

    ambulance gibi bi değeri var bu albümün..

  29. blackroseimmortal says:

    bence opeth’in yazılması en imkansız albümüdür bu… benim gibi az buçuk gitar çalan herkes anlar… durun size dakka da vereyim… master apprentices’ta 2:05 ten 4:00′a kadar giren rifflerin mikael dışında başka bir varlık tarafından yazılması hemen hemen imkansız…

    neyse albüm bence mükemmel, yani bakıyon master apprentices, deliverance, a fair judgement, wreath, komboya bakın sayın seyircileer…

    the grand conjurtion’a da bok atmayın yeter artık sıktı…

  30. blackroseimmortal says:

    “opeth de morningrise’dan sonra bozdu yhaaa”

    kardeş bunu da ekleseymişin yazına…

  31. Spiralcircus says:

    “Opeth güzel de böğürdükleri yerleri sevmiyorum.”

    Bu açıklamış durumu ya.. şimdi ki gençlik hep böyle sadece damnation albümünü bir de bir kaç clean şarkı seçip dinlerler böğürme (brutal) ‘ı pek sevmezler ergencikler ne yapalım türkiye burası.. her neyse albümü tam olarak dinlemedim bir ara baştan aşağı dinler yorum yaparım.

  32. opeth’in açık ara en kötü albümü. sanki blackwater park’ın ardından 1 sene içerisinde aceleye getirilmiş bir albüm gibi. bazı riffler de sanki önceki albümlerden alınıp çok az modifiye edilmiş gibi geliyor bana. 7 veriyorum.

  33. bleak 3.13
    deliverance 4.42

    sizce de fazla benzemiyor mu?

  34. Milky Flames says:

    @in the court of the crimson king, opeth’in en kotu albumu acik ara still life. yok yok en kotusu blackwater park.

    arkada$im neden begenilerinin basina (bence, bana gore, kanaatimce) gibi kelimeler eklemiyorsun? bak yukarida yazdigim cumle nasil rahatsiz ediciyse, senin durmadan bu albume sagda solda en kotu deyip durman banada rahatsiz edici geliyor.

    bahsettigin album bir risk, virtual xi gibi digerlerinden ayirt edilecek bir calisma degil. martin lopez’in bu albumde hayvanligindan, deliverance’in outro bolumunden, master’s apprantices bizzat kendisinden, wreath’in gazligina kadar bir suru hastasi olunasi nokta var. nasil bir perception sistemi var sende

    in the court of the crimson king

    @Milky Flames, bu albüm opeth diskografisinde gereksiz bir albümdür. keşke bu soundu blackwater park’tan sonra bırakıp damnation’dan devam edip ghost reveries’e geçselerdi. kendinden bile riff çalmış baksana ;)

  35. Reroute to Remain says:

    gerçekten sıkıcı bir albüm. wreath şarkısını baştan sona dinlemeye kendimi zorlamıştım bi ara.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.