# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DISSECTION – Reinkaos
| 26.02.2010

Allahaısmarladık Jon ağabey.

Zamanında aynı benim gibi black metal ile pek alakası olmayan bir şahsın tavsiyesi üzerine youtube’dan Where the Dead Angels Lie’ın canlı performansını izlememle bütün önyargılarımın yok olması bir olmuştu. Ne yazık ki yaş itibariyle zamanında “Jon hapse girmiş”, “Yeni albüm çıkarıyorlarmış” vesaire gibi muhabbetlere dahil olamadım. Bu eksikliği sadece Dissection’la ilgili olarak değil genel olarak yaşadığımı kabul etmem gerek. Noob’luğumu kabul ediyorum, evet Dissection ile tanışmam Jon’un ölümünden birkaç ay sonrasına tekabül etmekte. Ardından gelen “Abi black metal ama iyi” şeklindeki Dissection sevdirme kampanyamı yakından hatırlayanlar da olacaktır.

İşte durum böyleyken grupla ilgili bilgilendirici anekdotlar girmek ne kadar dürüstçe olur bilemiyorum fakat zamanında dinliyor olsaydım bile büyük ihtimalle edineceğim bilgiler kulaktan dolma olacaktı o yüzden sorun yok diye düşünüyorum.

Bu albümle ilgili ilk olarak bilinmesi gereken on bir yıllık bir aranın ardından çıkmış olmasıdır. Bu süre içinde Jon Nödtveidt hapse girip çıkmış ve grup üyeleri baştan sona değişmiş oldu. Bütün bu değişimleri göz önünde bulundurduğumu ve zaten Black Metal için çıldıran biri olmadığı hesaba katacak olursanız anlayabilirsiniz ki, bu kritik internette bulacağınız binlerce “bozdular yeeaa” şeklindeki kritiklerden farklı olacak.

Bunu şu şekilde açıklamaya çalışayım; kimi insanlar yorumlarını bir tarz üzerinden yapar, o tarzı bütünüyle sever, diğerlerine soğuk bakarlar. Kimileri olaya gruplar üzerinden yaklaşır, bir bütün olarak görürler. Bense her albümü, hatta şarkıyı kendi içinde, ne grubuna ne de tarzına bağlı olarak incelemek gerektiğini düşünüyorum. Zira bu albümü diğer şekilde ele alacak olursak bütün değerini göz ardı etmiş oluruz.

reinkaos_2

Canım İskandinav ceza hukuku sağolsun, Jon’un cezasının son altı ayında erişmiş olduğu dışarı çıkma izinleri süresince grubu yeniden kurulma çalışmaları sürdürülmüş ve yeni üye alımında en dikkat edilen şey başvuranların tam bir Satanist olmasıymış. Nice gitaristleri kapıdan çevirmişler “In Domine Sathanas” demeye dilleri dönmedi diye. Hem kendini adamış bir Satanist, hem de kalifiye bir gitarist bulması zormuş demek ki, fakat sonunda İtalya’dan Set Teitan’ı ithal etmiş. Daha önce Satanist olmayan kişilerle çalışmaktan çok çektiğini belirten Jon, bu hareketiyle de tam anlamıyla şeytani bir iş ortaya koyma niyetinde olduğunu göstermiş.

Dolayısıyla elimizdeki, karanlık fantastik öğelerle ve yıkımla dolu bir ilahi albümü. Evet, ilahi dedim. Reinkaos aynı zamanda Jon Nödtveidt’in de içerisinde bulunduğu Misanthropic Luciferian Order adlı Satanist mezhebin ilahileri niteliğini taşımakta. Yurtdışından bir abimizin söylediği üzere, bütün albümü baştan sona dinlemek bir ritüel sayılmakta ve hatta karanlık bir portal açılmasını sağlamaktaymış. Hepinizi mumlarla çevrilmiş bir pentagramın ortasına oturup karanlık odanızda bu albümü baştan sona dinlemeye davet ediyormuş. Dünyanın en materyalist, ateist kişilerinden biri olarak benim hâlâ yemedi açıkçası.

reinkaos_reinkaos

E durum böyleyken içeriğinde ilk dikkati çeken şey bütün dünya panteonlarının karanlık, ölüm, yıkımla ilişkilendirilmiş olan varlıklarının konu edinilmesi oluyor. MLO’nun inanç sistemi büyük oranda Sümer mitolojisine dayansa da Mısır, Pers, Vedik hatta güney Amerika okültlerine kadar geniş bir çerçeve kullanılmış.

Önceki albümlerle kıyaslamak gerekirse, diğer albümlerde de bulunan neoklasik ve melodik öğeler bu albümde baskın hale gelmiş. Daha önce black metale yedirilmiş, müziğin tadı tuzuyken, Reinkaos’ta yemeğin kendisi olmuş yani. Herkesin söylediği üzere bu bir black metal albümü değil. Kısmen doğru. Duyduğunuz şey black metal değil ama hissettiğiniz şey hâlâ black metal.

reinkaos_4

Diğer albümlerden alışık olduğumuz melodik enstrümantal parçalardan biriyle giriş yapan albüm ilk andan dinleyiciyi yakalıyor. Bu albümün en ilginç yanlarından biri de bu. O kadar akılda kalıcı ve akıcı bir albüm ki bir an bile pençesinden kurtulamıyorsunuz. Kimileri bunu Dissection için fazla akılda kalıcı olarak yorumlasa bile bu bağlamda eleştirmeyeceğimi zaten belirttim. Dolayısıyla bu akılda kalıcılık, canlılık ya da ne derseniz artık, ben bu özellikleri tartışmasız bir artı olarak hesaba katıyorum.

reinkaos_6

Fakat işin başka bir yönüyse (yine Reinkaos’un “Black metalden çok In Flames tadında” şeklinde yorumlanmasından dolayı söylüyorum bunu) sound olarak diğer benzer gruplardaki, örnekteki gibi In Flames diyelim, “laylaylom” hissiyatı (ki bana hep öyle gelir) asla yok. Coşku? Gani gani. Ama karanlık bir duygusallık her daim hakim.

Black Dragon, Xeper-I-Set, God of Forbidden Light ve Maha Kali gibi klasik olmaya aday, öne çıkan parçalar olmasına rağmen diğerlerinin geri planda kalması sadece bu bahsettiklerimin istisnai derecede iyi olmasından kaynaklanıyor. Tabi ki olmazsa olmaz, Chaosophobia adlı akustik bir parça da mevcut. Öte yandan Reinkaos (şarkı olan) gözlerinizi kapatıp “teheey” dercesine elinizi sallama ihtiyacı hissettiriyor.

Unutulmaması gereken bir noktada muhteşem kayıt kalitesi. Her şey o kadar su gibi berrak ki insan beğenmese bile zevk alır öyle böyle değil. Gitar tonları üstünde haftalarca uğraşılmış gibi. Zaten oldum olalı Gibson gitarları kullanıyorlardı ama burada gerçekten ekipmanın karakterini gösterme şansına erişmiş olacaklar ki enstrümanların hakkını vermişler. Bu konuda bir şey okumadım ama tahminen minimum oranda efekt (o da analog belli) kullanılarak direkt Marshall amfilere girilmiş. Gavurlar “Less is more” derler ya, ondan olmuş işte. Sade bir şekilde mükemmele yakınlaşmayı başarmışlar.

reinkaos_7

Ha ben tabii sound şöyle süper, böyle bombastik diye övüyorum ama buna burun kıvıranlar da olmuyor değil. buradan onlara sesleniyorum; Aşın bunları arkadaşım. Black metal değilse değil, nedir yani? Ben çıkan işe bakarım.

Öte yandan beste sürecinde Jon, hapishane duvarları içinde izole olmasının da katkısıyla, ruhani anlamda aydınlandığını ifade etmekle beraber besteleri okült formüller ve sicim kuramı üzerine kurma yoluna gitmiş. Dolayısıyla tarz anlamındaki yönelim geri planda kaldığından dolayı R’n’B de yapsa fark etmezmiş.

reinkaos_5

Yedi yıllık bir sessizliğin ardından bir anda tekrar ortaya çıkan Dissection’ın karşılaştığı ilginin boyutlarını o ana kadar çıktıkları en büyük turnenin düzenlenmesi, Stockholm konserinin iki kere biletlerinin bitmesi üzerine her seferinde daha büyük bir mekana geçilmesi ve hatta 2 saatlik bir setin ardından hala mekanı terk etmeyi reddeden kalabalıklar açıklamakta. Bu uzun yoksunluk süresince Dissection black metal sahnesinin raflarına kaldırılmamış, insanların kalbinde git gide büyümeye devam etmiş ve hala büyümeye devam etmektedir. Bir şey kesindir ki Dissection hiçbir zaman unutulmayacak ve ismi efsaneler arasında yer almaya devam edecek.

Open our eyes Mighty Father
so that we may see
Guide our steps on the Burning Path
of liberation and ecstasy

Mighty god of darkness
All salutations to thee
Raise the hidden flames within us
Into Chaos set us free

Burak GÜR

9,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.53/10, Toplam oy: 203)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2006
Şirket
The End Records
Kadro
Jon Nödtveidt: Vokal, gitar
Set Teitan: Gitar
Tomas Asklund: Davul
Şarkılar
01. Nexion 218
02. Beyond The Horizon
03. Starless Aeon
04. Black Dragon
05. Dark Mother Divine
06. Xeper-I-Set
07. Chaosophia
08. God Of Forbidden Light
09. Reinkaos
10. Internal Fire
11. Maha Kali
  Yorum alanı

“DISSECTION – Reinkaos” yazısına 35 yorum var

  1. Ugur says:

    Ben denedim o kapı açılıyor sahiden.
    Jon abimizin son eseri olması bir yana 2000′lerdeki en güzel metal albümlerinin bir tanesi de pek tabi.  Jon abimizden daha blackçi geçinen pek çok true metalciler beğense nolur beğenmese nolur diyerekten Burak’ın cümlesini aynen yapıştırıyorum buraya, belki tekrar edersek akıllanır diye: “Aşın bunları arkadaşım. Black metal değilse değil, nedir yani? Ben çıkan işe bakarım.”
    10/10

  2. Ahmet Saraçoğlu says:

    Burak’ın dediği gibi albümde black metal’in sadece hissi var. Müzik çoğunlukla klasik heavy metal gibi. Bazı yerlerde neredeyse hard rock’vari rifler bile var bence. Yani buna bir power metal vokali koyup çok rahat heavy metal albümü yaratılabilir gibi sanki.

  3. Exorsexist says:

    ilk parçadan son parçaya kadar dinlenesi bir yapıt. tabi önceki albümlerine fazla kaptırmış metalciler bu albümü baya yadırgıyor. hak ettiğini görmeyenlerden.
    buarada jon’un boynunda triforce gördüm sanki..


    ▲ ▲

  4. Burak Gür says:

    triforce şeklinde bir 666.
     
    bi de starless aeon klibinde close-up’larda Jon’u acaip Edward Norton’a benzetiyorum. her seferinde küçük çaplı bir mindfuck yaşıyorum.
     
    öte yandan “Jon’dan daha true’su var mı lan şu metal camiasında?” diye sorarım o true’lara ben.

  5. Ugur says:

    Bu arada Burak yazmış kritiği ben de nasıl olduysa Ahmet diye okumuşum.Neyse Ahmet düzeltmiş heralde.Rezil olmaktan kurtardı beni :D
    Jon’un boynundaki 666 dövmesi sanırsam.Youtube da bir video’da yakından gösteriyordu.

  6. Ahmet Saraçoğlu says:

    Dissection’a ayılıp bayılan, her şeylerini seven bi insanım ama şöyle bi derdim var. Jon’un intihar etmeye hapisten çıkmadan önce karar verdiği söyleniyo. Sebep olarak da hayatta gerçekleştirmek istediği her şeyi yaptığından bahsediliyo. Şimdi eğer spiritüel anlamda bu kadar yoğun ve kendini yok edecek kadar idealistsen, neden bi yandan da yaptığın işin ticari tarafını da önemsiyorsun? Hem mizantrop diye anılan bir örgütün en ünlü yüzlerinden biri olup, hem de on beş yaşındaki çocukların getirdiği Dissection albümlerine imza atmak, veya madem öleceğini biliyorsan, ruhani anlamlar yüklediğin bir şey yaratıp bunu klip çekerek, merch satarak daha çok kişiye ulaştırmaya çalışmak neden? Nası bi iç dünyası olduğunu bilmiyorum tabi ama hapisten çıktıktan sonra intihar edeceği güne bile karar vermiş bi adam, ne bileyim daha radikal, daha iz bırakan bir şeyler yapardı sanki (albümden bahsetmiyorum). Herhangi bir grup gibi iyi bir albüm çıkarıp biraz da konser verip sonra da pat diye ölmek niye?

    TAAKE

    @Ahmet Saraçoğlu, aynen katılıyorum Ahmet baba ama sadece içgüdüsel olarak konuşuyom çok garip bir adam benziyor bu önce saçları dümdüz dü sonra kafayı kazıttı hatta faşist oldu diyenler bile var ilginç tabi bu adamlar iskandinavyada her şeyi görmüş her şeyi tatmış bizden en az 250 sene önde olan adamlar kafalarını anlayamıyoruz

  7. Sambalici says:

    Jon Nödtveidt’in bir çok ”tr00″ yan projesi olsa da Dissection ile bu satanik, öcü-böcü mevzularına rağmen bu kadar melodik müzik yapması beni hep şaşırtmıştır, ki Reinkaos’un olanca melodik haliyle adamın satanistliğinin tavan yaptığı albüm olması daha da enteresan gelir bana.  satanik triforce’cu jon heh.

      ▲
    ▲ ▲

  8. Exorsexist says:

    kvarforth sendromu olabilir mi?

  9. deathless says:

    özellikle black dragon un girişteki o melodisi beni deli etmişti…jon baba öteki dünyada şeytanın bol olsun..

  10. Ömer Kuş says:

    Albüm süper o ayrı da, Jon Nödtveidt da yanakları sıkılası bi adam aslında he. Jon iyiydi de çevresi kötüydü.
    Kemikleri sızladı adamın şu an.
     

  11. nekropunk says:

    maha kali, ölüm ile bağdaşlaştırılmış bir hint tanrısıymış. son şarkının maha kali olması, liriklerinde “maha kali come to me” geçmesi falan da bir nevi kendi ölüm fermanı gibi bişey sanırım.
    duygusal aslında.

  12. Burak Gür says:

    Exorsexist bu arada dalga geçmedik, değerini bil =p

  13. swedish says:

    yıllar önce sanırım 2000 yılında idi dershaneye gidiyoruz.Harçlık vs ne varsa cd ye gidiyo o zamanlar hatta hem kasede hem cd ye gidiyo.akmarın oralarda cd satan bi elemandan dimmu borgır konseri istemiştim.Adam cd yi verdi heyecanla eve gelip açtım bi baktım dimmu borgir e benzemeyen amcalar bişiler çalıyo.amaaa of of ne çalmak orada hayran olmuştum dissection a o konser cd si kaç kez dinlendi.where dead angels lie parçasına milyonlarca kez aşık olundu.Ama rainkaos albümünğünde apayrı bi yeri var maha kali gibi bir parça hediyesi var içinde dinler dinler jon amcayı yad ederiz

  14. Bende Saklı Kalsın says:

    Dissection’ın yaptığı en iyi şey.

    nordson

    @Bende Saklı Kalsın, hmm..

  15. ismi lazım değil says:

    Bir oyun videosuna müzik ararken arkadaş bana msn den bir şarkı attı (o da yanlış şarkıyı atmıştı aslında).O şarkı where dead angels lie idi.Daha önce bu tarz müzik açıp ta dinlemişliğim yoktur.Ben Tenacious D nin The Pick of Destiny filmini izleyip beğenip akustik gitara başlamış,Arkadaşımın msnden bana o şarkıyı atması sonucu elektro gitar alıp Dissection u araştırıp onların müziğini yapan biriyim.The Somberlain albümü ve şarkısı bir başyapıt adeta.Şimdi benim merak ettiğim bir şey var o da Jon’un les paulu.Onun signature gitarının özelliklerini her yerde bulmaya çalışıyorum.Gitarının aktif/pasif veya manyetiklerine dair hiçbir fikrim yok.Edge tarzında bir köprü ama eğer bana yardımcı olabilecek varsa lütfen yazsın

  16. Milky FLames says:

    bu iskandinavlar çok seviyor intihar etmeyi

    Bende Saklı Kalsın

    @Milky FLames, İskandinavlar’dan ziyade İsveçliler…

  17. Lex Luthor says:

    Mikael Stanne’nin hiç de sevmediği albümdür bu… Stanne albümü genel olarak korkunç bulur.

    Müzikal anlamda bazı akılda kalıcı elementleri olmasına karşın liriksel açıdan, ilk iki albümden ayrı olarak, berbat ötesi bir albüm olarak değerlendirilir Mikael Stanne tarafından…

    earth's skin

    @Lex Luthor, Stanne halt yemiş bence. İşlediği konu gereği, ulaşabileceği en şiirsel form bu. Storm of the Light’s Bane ve The Somberlain’e oranla lirikler açısından biraz zayıf olduğunu ben de kabul ediyorum ama taşıdığı enerji daha yüksek. Göreceli olarak kavrandığında diğer iki albümden çok daha vurucu bir hal alıyor. Şahsım adına bunun en büyük örneği Maha Kali. Albümü anlamlandırmak için Dissection’ın işine paralel okumalar yapmak şart.

    Yoldan Geçen

    @Lex Luthor, Stanne kim yahu?

    Hüsamettin cindoruk

    @Lex Luthor, hakikatten stanne kim yahu? Müzisyenlik açısından bütün dt elemanlarını toplasan jon un ayak parmağı etmez. Jon manyak sayko falan ama bu da böyle bir gerçek.

  18. Nödtveidt’in bu albümdeki inanmışlığı öyle böyle değil. Sözleri okuyarak dinleyince daha net görülüyor. Her kelimeyi o kadar inanarak söylüyor ki Dissection’ı sevip de etkilenmemek mümkün değil.

    Black Dragon’da 3.00′da bir “Hark to your children’s invocations…” deyişi var ki of ki ne of… O nasıl “your” demek ey vicdansız.

  19. @Ahmet Saraçoğlu, “maha kali come to me” diyerek resmen öleceğinin sinyalini vermiş…

    ayrıca dinlemesi en kolay black metal albümü reinkaos bence.

  20. Yiğit says:

    Ben basit bir adamım, Dissection gördüm mü 10′u basarım.

  21. Rzeczom says:

    DISSECTION sevip bu albümü hiç beğenmeyen tek insan ben miyim acaba?

    Yiğit

    @Rzeczom, diğer albümlerden görece farklı olduğu için epey var böyle. Bence Dissection albümü için seviliyor olması bir yana asıl Dissection albümü olduğu için underrated bile denebilir. Yani demek istediğim bu albümü başka bir grup yapsa ortalık duman olurdu. Dinlediğim en hisli albümlerden biri. Gerçi ben fanboyum

    Opethsevenbiri

    @Yiğit, Agreed. Bu albümü başka bir grup yapsa baya sevilirdi diye düşünüyorum. Diğer iki Dissection albümüne göre biraz daha lineer ve tahmin edilebilir trafiklere sahip olsa da melodiler diğer ikisini aratmayacak kadar iyi. Jon Nödtveidt bütün metal dünyasının en güzel melodilerini yazan adam bence.

    Yiğit

    @Opethsevenbiri, “Jon Nödtveidt bütün metal dünyasının en güzel melodilerini yazan adam bence.”

    +1

    İki dakikada sattık tüm metal dünyasını.

  22. Fogs Kiss says:

    Bence de başka bi grup yapsa bu albüme bakış acımız çok daha farklı olurdu. Tarz ve hissiyat olarak ilk iki albümden çok farklı olduğu için o albümlerle hiç karsilastirmadan değerlendirmek ve dinlemek lazım. Yine de Jon Nödtveidt hapse girmeseydi de o tarzda Efsane albümler çıkarmaya devam etseydi diye düşünmeden edemiyorum.

  23. Twat says:

    Her dinlediğimde sanki az önce süper bir haber almışçasına mutlu eden, dinleyenin adeta göğüs kafesini ısıtan sımsıcak tonları ve nakaratlarıyla her anıyla ılık ve nemsiz bahar güneşindeki iğde kokusu gibi bir albüm. :) Tam 10 yıl önce bu zamanlar keşfetmiştim, o zamandan bu yana sırf last.fm’de bile 1000+ kez dinlediğim görünüyor. Hiçbir zaman eskimedi, bence inanılmaz pozitif ve ruh yükselten bir eser. Metallica’nın ilk üç albümü gibi hangi modda dinlersem dinleyeyim moralimi düzelten yegane albüm budur.

    Black metaldeki zevkim resmen Dissection’ın ilk iki(daha çok ilk) albümü eksenindedir. Ama Reinkaos sevgim çok başka, çok değişik bir konumda.

  24. Mahakali says:

    Dünyanın en iyi albümü…

    Şaka şaka, nickimden anlayacağınız üzere ben iflah olmaz bir Jon Nödtveidt hayranıyım. Ciddiye almayın.

    Paul Pogba'nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü

    @Mahakali, Storm of the Light’s Bane albümünü unuttun herhalde.

  25. end says:

    the hungry end is coming soon..

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.