# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
BURZUM – Filosofem
| 07.01.2010

Tarihi ve kültürel miraslarımız.

Varg Vikernes, kendisinden fazla haber alamadığımız dönemlerde bile yaratıcılığı ve düşünce dünyası körelmeyen bir isim. Klasik Norveç black metal sahnesinin ayrılmaz parçası haline gelen Burzum albümlerinden Filosofem ise Vikernes’in müzikal kariyeri ve söz konusu ekolün oluşumunda kuşkusuz bir mihenk taşı niteliğinde.

filosofem_1

18 yaşında Norveç’teki metal müzik ortamına biraz da sayın Abbath (Immortal) sayesinde dahil olan Vikernes, büyük ölçüde siyasi ve manevi düşünceleri ekseninde ürettiği albümleri sayesinde az zamanda çok yol katetmiş bir şahıs.

1993′te berbat ötesi bir ekipman ile kaydedilen ve 1996′da yayınlanan Filosofem, Vikernes’in malum eylemleri sonrasında hapse girmesinden evvel yayınladığı son albüm. Aynı zamanda elektro gitar kullandığı son albüm olma özelliği taşıyor, yine siyasi görüşlerinden ötürü elektro gitar kullanmayacağı yönünde açıklamaları bulunmakta. Ambiyans kavramını black metal ile bir hayli içli dışlı hale getiren öncülerden olduğunu da söyleyebiliriz, nitekim içerisinde çoğunlukla kirli beyaz ile siyah arasında dalgalanan türden hisler bulunabilecek gerçek bir duygu fırtınası.

Prodüksiyonlardan bahsederken yeri geldiğinde sıklıkla tercih edilen ifadelerden olan “leş”, bu albümü en iyi tanımlayan sıfatların başında geliyor. En kalitesiz ve az özellikli ekipman kullanımı Vikernes’in övündüğü bir husus. Ki muhtemelen günümüz şartlarında ve daha makul bir enstrümantasyonla kaydedilseydi muhtemelen bu derece fenomenleşemezdi.

filosofem_2

Tiz ötesi gitar ve boğuk ötesi davul, o uzaklardan esen rüzgarın kanattığı dudakların arasından çıkıyormuş gibi gelen vokal, Filosofem’in isminin ağırlığını kendince dolduran Vikernes’in absürd bir başarısı. Şahsi favorim 3. parça olmakla beraber, Burzum (Dunkelheit) pek tabii ki albümün parlayan rünü.

Müzik zevki yıllar içerisinde dönüşüme uğrayan, başka yönlere kayan çoğu kişiyi hala aynı melankoliye gark ettiğinden eminim. Histerik bir hız ve o dönemde çok da popüler olduğunu zannetmediğim “deneysel” kavramını dolduran ağırlık ve kakafoniyle bezenmiş parçalar arasında izah etmesi zor bir uyum olduğunu düşünüyorum.

filosofem_3

Tekrarlayan bir düzlemde ilerliyormuş gibi gelse de, parçaların aslında o kadar basit bir yapıya sahip olmadığı gerçeği zamanla (!) farkedilen bir şey. Hatta şu an dinlerken derinliklerinde hala yeni bir şeyler buluyorum. Bu çapraşık senfoniyi bestelerken, bestelerinin gerisinde yatan ve çocuklukla olgunluk arasında iki adım ileri bir adım geri giden düşünsel evrimini yaşarken bu kadar ünlü olacağını biliyor muydu acaba…

filosofem_4

Kitapları, müziği, olaylı yaşamıyla güncelliğini her daim koruyan ve tüm bunlarla nicelerinin kavga konusu olan Burzum, ölümüne başarılı pazarlaması ve kendine has kalitesiyle unutulmayacak bir marka. Takdir edersiniz ki eski albümleri yorumlamak oldukça zor bir eylem. Fakat Filosofem’in notlandırmaya “cüret edilmemesi” gereken bir klasik mertebesine eriştiğini henüz düşünmüyorum.

filosofem_filosofem

Bilinçli şekilde teknolojiden sakınarak kaydedilen albümü hem bu hususta anakronizm hatasına düşmeden, hem de bünyesindeki yaratım ve hisse hakkını vererek notlandırmış olmayı umuyorum. Gereğinin yapılmasını saygılarımla…

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.07/10, Toplam oy: 240)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1996
Şirket
Misanthropy Records
Kadro
Varg Vikernes: Vokal & tüm enstrümanlar
Şarkılar
01. Burzum
02. Jesu Død
03. Beholding the Daughters of the Firmament
04. Decrepitude I
05. Rundtgåing Av Den Transcendentale Egenhetens Støtte
06. Decrepitude II
  Yorum alanı

“BURZUM – Filosofem” yazısına 47 yorum var

  1. Ahmet Saraçoğlu says:

    Norveç denince aklıma bu albümün kapağı gelir nedense. Bak biri desin, hemen gelecek.

    ali ihsan balı

    @Ahmet Saraçoğlu, norveç

  2. Blakkheim says:

    Sanki bir çalgı çalmaya çalışıyor gibi değil de daha ziyade “indirecem şimdi o U harfini ordan” gazına gelip tüf-tüf le onu vurmaya çalışıyor gibi teyze. Ya da benim hayalgücüm var. Ya da o harbiden tüf-tüfmüş, ben baştan yanlış anlamışım.
    Ha, Filosefem..Evet güzel albüm. Ben en çok Jesu Død parçasını seviyorum albümde. 5. parça (yukardan c/p yapmaya bile üşeneceğim kadar uzun ve saçma isimli şarkı, ki şarkının kendisi de saçma zaten..) da o bahsedilen “deneysellik” olayının suyunun çıktığı an bence, ama dinliyor muyum, dinliyorum..8,5 veremediğim için 9 verdim. Ok by.

    Echoes

    @Blakkheim, Te 2 yıl önce yazmış olduğun yorumda “düşürecem şimdi o U harfini” cümlesinde abartılı şekilde gülen biri var, bilginize.

  3. chuckerr says:

    ne ekmeği yendi bu albümünde be black metıl aleminde :)))

  4. harro says:

    Albüm kapağındakinin Sûr’u üfleyen İsrafil olduğunu zannediyorum.

  5. Ahmet Saraçoğlu says:

    Kökeni 10. yüzyıla dayanan näverlur adlı İsveç çalgısıymış bu. Huş ağacından (o neyse) yapılıyomuş. Tablonun adı da Op under Fjeldet toner en Lur (Up in the hills a clarion call rings out) imiş.


    Çizen ressamın bir sürü başka tablosu da şuradaymış.

  6. dead says:

    hvis lyset tar oss 1 filosofem 2…bu 2 albüm o zamanlarda varg vikernes in nasıl bir ruh hali içerisinde olduğunun en büyük kanıtlarıdır.aske,burzum yada det som engang var albümleride hastalıklıdır fakat hvis lyset tar oss ve filosofem kesinlikle bambaşkadır burzum diskografisinde…bence bu 2 albümün en önemli özelliği şarkıları tek tek değil de albümleri bir bütün olarak dinlediğinizde yarattığı hipnotize etkisidir.bozuk saç kurutma makinesi kıvamındaki gitar tonları ve deneysel vokalleri ile filosofem burzum diskografisindeki en ilginç ve bir o kadar karanlık albüm olmuştur…

  7. Blakkheim says:

    Dünyanın en orjinal tablo ismiymiş yannız. Bu tabloya bundan daha iyi bir isim bulunamazmış resmen.

  8. Gençay Aytekin says:

    Kapaktaki tablo Theodor Kittelsen’e aittir.  Hvis Lyset Tar Oss’un kapağı da Kittelsen’in yapıtlarından biridir. Sanat tarihinde pek yeri yoktur ama yaşadığı dönemde Norveç’te bayağı saygı gören bir ressamdır. Ayrıca milliyetçidir,  ki Varg Bey’in albüm kapaklarını süslemesinin en önemli sebebi de budur. 

     

  9. dead says:

    ayrıca Theodor Kittelsen’e ait bir diğer burzum albüm kapağı da Svarte Dauen isimli albümde mevcuttur ve harika bir kapaktır…

  10. Ahmet Saraçoğlu says:

    Tüm Burzum kapakları çok iyi bence. Ayrı ayrı hastasıyım. Ama Dauði Baldrs kapağı nedense daha bi korkutucu geliyo. Suratlar, Orta Çağ Avrupa’sının karanlığı falan, böyle denyoca duygulara kapılıyorum görünce.

    crowkiller

    @Ahmet Saraçoğlu, diz çökmüş elemanın pelerinindeki gamalı haçlarda dolayı korkunç geliyor olabilir :)

  11. dead says:

    ahmet abi’nin dediklerine aynen katılıyorum…Dauði Baldrs in ikinci bi kapağı var sanırım 2005 te çıkan versiyonu belki yanlış hatırlıyorum hangisi önce hangisi sonra tam kestiremedim ama kapakta elemanın biri elindeki çivili sopa ile yığmış oraya bi kaç kişiyi:)o kapak benim acayip hoşuma gider…bu arada Belus albümünde Burzum logosu malesef değişmiş açıkcası hiç hoşlanmadım bu yeni Burzum yazısından:(:(:(Belus albümünün kapağı bana feci şekilde Empyrium – Where at Night the Wood Grouse Plays albünün kapağını anımsattı…o kapak yeni şarkılara olan merakımı 10000000000 kat daha arttırdı bakalım bizi yeni albümde ne bekliyo…

    illuminati

    @dead, o logo biraz opeth logosuna benziyor.

  12. baldur says:

    gelmiş geçmiş en kült metal albümlerinden biri ve kapağı da en iyi kapaklardan biridir gene.

  13. Şöyle bir enstrümana denk geldim, fujara denen enstrümanın bir çeşidi oluyormuş: http://tinyurl.com/yaepqoa
    Naverlur yalanmış dedim, gerçi tabii ki önemli olan çıkardığı ses.
     

  14. Burak Gür says:

    http://www.mwausa.org/gallery/fila/617.jpg
     
    siz siz olun isviçreye gitmeyin.

  15. cenkozmercan says:

    varg’ı saldılar geçende. zaten bi kere kaçmıştı hapisten, yakalayıp geri tıkmışlardı. her albümünde rezalet prodüksüyon yapmayı başaran varg’ın hapis albümleri ise artık komikti bence. black metal’e hiç ısınamadım ben. hep “death çalamayan adamlar black metal grubu kurarlar” diye bir inancın takipçisi oldum.

    ama bir albüm varsa black metal’de o da bu albümdür. keşke adam gibi bir prodüksiyonla tekrar yayınlansa.

  16. taake says:

    mayhem den ibne maniac bile en iyi black albümü olarak tanımlamış bunu eeeeeeeeeeeeeeeeeeee bize söz düşmez eurynimous a bi sorsakmı acaba doğruya varg şişledi onu ama şaka maka DUNKELHEİT DÜNYANIN EN İYİ BLACK ŞARKISIDIR

  17. TAAKE says:

    Yaşlı, soğuk gözler; yaşlı gözler; çayırda; çak yeşil…
    Varlığın yükünü taşıyordu. İlk ve tek için; ilk ve tek için.
    Işıktan kaçıyor. Belki sana verir şersiz hayatı.
    O sana verecek tüm sonsuzluğu.
    Gece oldukça güzel.(Daha fazla güne ihtiyacımız var…)”
    -Burzum; Gebrechlichkeit I

    BURZUM MÜZİĞİ
    (Spiritual Black Metal)

    Burzum Müziği, tüm hayatı çevreleyen zayıflığın karşısında bir savaşçı gibidir sanki. Ağırlığı, karamsarlığı, antikliği ve tüm gücüyle Burzum Müziği, güçlünün egemenliğine ve değerlerine hasret bir müziktir. Melodileri itibariyle ruhun bir anlığına çığlığa ve gölgesine kavuşmasını simgeler. Haklılığını bu yönde ispatlamaya çalışan bir huzursuzluğu vardır. Kesinlikle içe dönük bir psikolojiyi barındırmaktan uzaktır, metal müziğin isyankâr, yıkıcı, köklerinden kopmamış, farklı olarak kendi içinde istikrarlı bir inatçılığa ve ısrar yeteneğine sahiptir.

    Burzum Müziği, çığlıkların tarihidir. İçerdiği kaygılarla bir insanlık düşmanı ve yok edici bir tanrı gibidir. Sesler ve melodiler, Burzum Müziğin de çok şeyi hatırlatır: unutulan değerler, eski savaşlar, antik kaygılar, doğaya dönüş, doğal olana açlık ve büyülü şeyler… Bu sayılanlar hemen hemen Burzum Müziğinin tüm ana temasını oluşturur diyebiliriz.

    Burzum Müziği, kurbanın değil; katilin müziğidir. Bu yüzden kendini beğenmiş ve kendine fazlasıyla güvenen bir duyguyu içerir.

    Öldürmenin ve yeniden doğmanın sembolüdür; Burzum Müziği. Eskiye dönüşün isteği ve arzusudur. Karanlık ve paslanmış bir tarihi gün yüzüne çıkarma iradesidir. Hiç söylenememiş şeylerin ve saklananların sesidir.

    Ben ruhaniyim
    Ve yavaşça sürüklenen
    Belirsizin içinde
    Ruhla soğuk rüzgârlarla
    El değmemiş wintery ovaları yalan
    Şartlarıma dayanırım
    Görülmemiş yıldızlara doğru
    Bir arayış
    Bilgi için
    İçinde
    Yıldızlara ait
    Parlaklık
    Yoğunlaşmış pis koku
    Ben
    Hayali bir küre gibiyim
    Bir yüz sonra
    Adamların yaşam süresi
    Çözümlenmekte
    Öğrenirim
    Yakıp kül etmeyi
    Küresi
    Engin gücün
    Ve
    Ölümsüz olmak
    Karanlık, nefret ve kış
    Ben döndüğümde yeryüzünü yönetir
    Savaş
    Yarışların arasında
    Bir amaca ulaşabilir
    Kaos, nefret
    -Burzum; My Journey To The Stars-

    Burzum Müziği, gün yüzüne çıkan kötülüğün doğal hakkıdır. Doğanın emrettiği bir insan formuna özlemdir. Ruhun gücün tüm tapınaklardan çıktığı, özgürlüğüne kavuştuğu andır ve tekrar ait olduğu insana döndüğü tarihtir, özgür iradenin tüm sınırları aşarak yeniden kendine döndüğü andır. Kaderin ve tarihin kanlı dişlerindeki son insani kırıntının kurtarılmasıdır. Son bir hareket, son direniş, ayağa kalma, kendine gelme ve silkinme içgüdüsünün en doğal ve en vahşi halidir. Burzum Müziği, alacakaranlığın geceye döndüğü tek mecradır. Dünyasalın ve basit bir vücudun yapamayacağı kadar büyük şeylere gebedir.

    Burzum Müziği, tarihsel kaygıların bir toplamıdır. İnsanüstü bir çabayla ördüğü melodileri kesinlikle müzikal bir sıra dışılığa sahiptir. Senfonik, saf, scream yapısıyla Norveç Black Metal içindeki özgünlüğünü ispatlamıştır. Burzum Müziği, unutturulan bir geçmişi anmaktan çekinmez ve bunu içeriğine yansıtmaktan da geri kalmaz. Çünkü o genlerine işlenen Pagan isteklerini ve içgüdülerini çok iyi bilir.

    Felsefesi itibariyle Nihilizm, Neo-Nazi ve Pagan bir tavırla müziğini besleyen Burzum, tüm var oluşunu Paganizm ve Satanizm bağlantısına ayırmış belki de ilk gruplardandır. Şarkı sözlerinin kesinlikle etkileyici bir ruhani havası vardır. Bunu aşağıdaki şarkı sözlerinde bariz şekilde hissedebiliriz.

    Gözlerim kapalı göremem
    Senin ümitsizliğin net olmasına rağmen
    Uzağa sürüklenirim,çok uzağa
    O yerlerden ki,sen bulmaya çalıştın

    Senin cehennemin için çabalamama rağmen
    Benden önce kapıları kaparsın
    Senin hayatın doğruve ben
    Senin cennetini izlemek içinim

    Âşık olamam
    Aşk onlar için
    Gökyüzüne sahip olmak için
    Cennet

    Neden bu dünyaya geldim?
    Kederle, neden bu gerçek?
    Nerde benim kurban eden hançerim?

    Bir gün cehennemin kapılarını açacağım…
    -Burzum; Key To The Gate-

    Burzum Müziği, tekrar edecek olursak tek kelimeyle etkileyicidir, özgündür, sanatsaldır ve sürekli çağrılarda hatta telkinlerde bulunur. Tüm kaygılarına baktığımız zaman bu bir proje gibidir aslında. Sanki belli bir gruba ya da zümreye yapılan, belirli bir felsefeye ait bir müzik gibidir, Elitist yapısı da bu özelliğinden kaynaklanmaktadır. Daha çok bir proje gibi hayata atılan Burzum Müziği ve tasarladıkları, bu bağlamda günümüz metal müzik anlayışının dışında varlığını sürdürmektedir. Çünkü hayata yaklaşım tarzıyla ve sunduklarıyla Burzum Müziği, daha çok kişisel bir tasavvuru simgelemekle birlikte, gücünü bu biricikliğinden almaktadır.

    Düşünsel yapısıyla, savunduğu dünya tasarımıyla sıradan insanlar tarafından tam bir ucube sayılabilir ama özü itibariyle Burzum Müziği tam bir Hayat-Dünya-İnsan (değerler üçgenini) içine sindirmiş sivil bir projedir. İnsan ve doğanın o mükemmel birlikteliğini farklı bir dille anlatmanın yalnızlığı içindedir. Bu bir seçimdir ve bu seçim, bir sıra dışılığı, hatta bu yüzden de bir dışlanmışlığı beraberinde getirir. Kısaca, Burzum Projesi sadece bir müzik grubu değildir, o popüler bir metal müzik anlayışından kesinlikle uzaktır. Burzum Müziği, bu farklı fiziğiyle yaratıcı ve eleştirel bir müzikal kaygılar toplamıdır.

    Burzum Müziği, maddenin ötesinde, muhteşem bir atmosfer sunar bizlere. Doğanın ince ruhunu ve seslerini, dinleyicilere hissettirebilir, yaşattırabilir, duyurabilir. Aşağıdaki şarkı sözlerinden fark edeceğiniz üzere Burzum Müziği, gerçekten de saf olanın önünde eğilmekle kalmıyordu; kesinlikle unutulmaması gerekenleri hatta bunun için gerekli olan uyarıları da bize eksiksiz müziğiyle başarılı bir şekilde sunuyordu. Burzum Müziği’nin en kutsal mesajı da tam olarak buydu;

    Gökyüzündeki ateş söndürüldü
    Mavi sular artık ağlamayacak
    Ağaçların dansı durdu
    Soğuk rüzgârların getirdiği taze hava artık yok.
    Yağmur gökyüzünden damlamayı durdurdu.
    Hala neredeyse ölü bir çocuğun damarlarından damlıyor.
    Önce nefret, önce soğuk vardı.
    Şimdi sadece sunağıyla birlikte karanlık bir mezar taşı var.
    Sunak bir yatak gibi hizmet ediyor.
    Ebedi uyuyuşun bir yatağı.
    İnsanoğlunun uykusundaki rüyalar, avuntunun hayalleridir.
    Cehennemin dışında bir kapı, hükümsüz ölümün içinde
    Henüz rahatsız edilmedi.
    İnsanoğlu uyuyor.
    Ve bir gün, mezarlar kilitlenmiş olacak mı?
    Ve ruh kendi dünyasına geri dönmeli.
    Fakat şu an kayıp, unutulmuş, üzgün bir ruh olarak
    Lanetli… Akıldan çıkmayan… Sonsuz…
    -Burzum; A Lost Forgotten Sad Spirit-

    Burzum Müziği, tüm aydınlanma projesine, moderniteye ve tüm yeni olana karşıydı. Bunu hemen hemen tüm şarkılarında yinelemekten vazgeçmeyen Burzum, aslı itibariyle hala antik zamana hasret bir iradeyi sergiliyordu. Burzum Müziği, ormanların konuştuğuna, taşların bir amacı olduğuna, gökyüzünün hikâyesini bildiğine, karanlığın melodisini duyduğuna inanan bir müzikti. Bu yüzden ruhani olan her şeye büyük bir ilgiyle eğiliyordu.

    Burzum Müziği, kaybolmuş, arayış içindeki bir ruhun acılarını çok iyi resmetmiş ve sırt çevrilmiş, olumsuzlanmış tüm isteklerin, içgüdülerin, arzuların resmini mükemmel şekilde çizmiştir. Bunu yaparken eski çağın yitmişliğinden, adı unutulan değerlerden güç almıştır. Bu yüzden yükü oldukça ağırdır. Sırtlandığı şey tarihlerin, savaşların, kıyımların, kavgaların ve kaosun içinde bulunan insanın yüküdür. Ruhun kurtuluşunu, yeni de değil eski de arayan bir canavarın öyküsüdür. İnsanın köklerine dönmesinin bir çığlığıdır. Sonuç olarak şunu söylemeliyim ki; Burzum Projesi, kendine dönüşün ve yeniden doğmanın bir diğer adıdır.

    & —Açıklama: Bu yazıda Burzum Müziğinin hangi ruh halini öngördüğünü kendi dilimce anlatmaya çalıştım. Bunu yaparken, Burzum’un Türkçeye çevrilmiş şarkı sözlerinden, içerdiği kaygılardan, özlemlerinden, hayallerinden yararlandım.

    Aslında müzik duygusal bir iklim gibidir; bu açıdan herkeste farklı duygular uyandırabilir. Böyle bakıldığında yazının bazı insanları tatmin etmemesi normal olacaktır. Çünkü bilindiği üzere Müzik fenomeni aslında birçok ruh halinin havada süzüldüğü bir atmosferdir. Bu yüzden yazıyı okuduktan sonra yazının yeterliliğinin bu kriterlere göre değerlendirilmesini isterim.

    Son olarak; bana göre Burzum Müziği, tarihsel bir serüven gibidir, acı çeken ve dışlanmış ruhların müziğidir. Yazının kilit kaygısı bu cümle üzerine inşa edilmiştir diyebilirim.

    Exorsexist

    @TAAKE, kolay gelsin.

    V.Kaan

    @TAAKE, bu yazı kritik mritik herhangi bişey olarak kesinlikle sitede yayınlanmalı.. :)

    saw you drown

    @TAAKE, Neden yazar değilsiniz ki siz. Çok doyurucu ve kaliteli. Baya bir aydınlandım. Teşekkürler.

  18. Deniz says:

    Gebrechlichkeit 1 ve 2 + Rundgang Um Die Transzendentale Saule Der Singularitat’ı kendisinin bile bir daha dinlemediğini düşünüyorum. Ama bunları çıkartırsak kalanlar cidden epic eserler. Hatta rundgang’ı bir daha içinden bile söylememiştir.

    Zero

    @Deniz, Rundgang için katılıyorum ama Gebrechlichkeit’ın vokalli versyonu da epik aslında, o kadar da “bir daha dinlemeyecek” kadar yabana atılacak bir eser değil.

  19. TAAKE says:

    en psiko,en minimalist, en çiğ black albümü bu kadar…….
    diğeri için bakınız(ULVER – Nattens Madrigal / Aatte Hymne til Ulven i Manden)
    papa nın albüm hakkındaki görüşü: http://galeri.uludagsozluk.com/r/yaran-inci-sözlük-capsleri-131093/

  20. illuminati says:

    Sanılanın aksine mükemmelden çok ortalamaya yakın bir albümdür. yarısından çoğu fillerdır (bunda herkes birleşiyor) o zaman bu albüme 9-10 gibi puanlar vermek bence çok anlamsız. ben 6 verdim. jesus’ tod favorim.

    TAAKE

    @illuminati, ne fili ya?

    Ext_Aggression

    @TAAKE, fiil demek istedi sanırım. Black metal müzik bilgim yok denecek kadar az olmakla ve Behemoth, cart curt grupların albümlerini dinlemekle beraber benim BM müzik tahayyülümü yansıtan şu ana kadarki ilk albüm oldu. Tek olacakmı göreceğiz.

    ben

    @TAAKE, Filler, 5-6 tane güzel şarkı yaptık aralara işkembeden zart zurt koyalım albüm olsun olayı değil mi?

    illuminati

    @ben, evet öyle, açıkladığın için sağol. bu albüm kesinlikle öyledir. ilk 3 parça güzel, son 3 parça boş. O yüzden 9-10 falan vermek bayağı anlamsız bence.

    illuminati

    @TAAKE, +1 iyi güldüm. :D

    TAAKE

    @illuminati, ama sadece dunkelheit tek başına 10 eder.bi de Jesu Død var tabii.depressive black metal şarkıları bile yanında misket havası gibi kalır.

  21. Nightwing says:

    şu ”kayıt bok gibi ilkel aletlerle çalmış muhahaha” diye eleştiren insanları anlamıyorum. bu bir black metal albümü. black metalinde amacı bok gibi kayıtla o saflığı ve o leş, uğursuz havayı vermek. bu yüzden prodüksiyonu iyi olan black metal albümlerine ısınamama nedenim budur bilemiyeceğim ama bu kasıtlı yapılan bi şey. yani black metali özgün bir tür yapan diğer basma kalıp metal türlerinden ayıran kayıt kalitesinin ‘dandikliğidir’. black metali black metal yapan yegane unsurlardan biridi de budur. aksi halde black metalin über züber modern ya da progresive gibi basmakalıp türlerden farkı kalmazdı. şu kayıt kalitesi götüm gibi tandanslı eleştirilerde kendi kendini çürütüyor bu bakımdan.

    bunun yanında şu dunkelheit nası bi şarkıdır arkadaş. 10 yıl dinlesem sıkılmam. varg vikernes nası bi ruh haliyle yazmışsa bu şarkıyı yok böyle bi şey. sırf bu şarkı hatırına 10 verilir. ama varg dayı rundgang ı gereksiz uzatmış bence. aslen çok kaliteli bi beste olmasına rağmen yer yer sıkabiliyor. bu yüzden 1 puan kırdım. rundgang 25 değil de 10 dakika falan olsa gözümü kırpmadan 10 verirdim buna. bu arada filosofem burzum hissiyatını en iyi veren albümdür. duygu bakımından diğer burzum albümlerini sollar. ama müzikalite dersen belus ya da fallen özellikle fallen derim.

  22. Haxprocess says:

    dunkelheit ve jesus tod dışında hiçbir şarkıdan hoşlanmam. ama o ikisinin hakkını vermek lazım

  23. saw you drown says:

    albümü bilmiyorum ama dunkelheit müzik tarihine damgasını vurmuş bir şarkıdır.bir şarkı bu kadar mı ne anlatmak istediğini iyi anlatabilir.atmosfer bu kadar mı muazzam olur.karanlık nasıl bu kadar müthiş yaşanılabilir.ruhun acısı nasıl böyle resmedilebilir.hayır hayır.bu bir şarkı değil.başka birşey.

  24. Catana says:

    Burzum’u oldukça başarısız buluyorum. 14-19 yaş arası, dikkat çekmeye çalışan black metalci tayfanın elinde oyuncak oldu zaten varg vikernes.

    Rotten Angel

    @Catana, Burzum’un kitlesi 11 yaşa kadar düşse de, bu müzikal bir başarısızlığı göstermez. Ha diğer, müzikal anlamda beğenmeyip; Burzum yaş kitlesinin düşük olmasından bahsediyorsan o başka.

    Jumbo Armor

    @Catana, Burzum’u sevmeyen çarpılır tövbe et.

  25. Jumbo Armor says:

    Burzum müziği yalnızlıktır. Burzum müziği acıdır. Burzum müziği doğayla bütünleşmektir. Burzum müziği isyandır. Burzum dunkelheit dinlerken gözlerin yaşarması, War dinlerken headbang yapma isteğidir. Burzum müziği her şeydir.

  26. goregrindbrutaldeath says:

    Black Metal aleminin gelmiş geçmiş en “samimi” albümüdür..

    Muhteşem bir yaz gününde bile dinlendiğinde ruhu pusa sokup darmadağın edebilecek kadar güçlü bir sounda sahiptir; iyi dinlemek kaydıyla..

  27. crowkiller says:

    Albümdeki bütün şarkılar neden almanca ki? Neden norveççe değil ?(sözlerde norveççe ya da ingilizce olan kısımlar da var ama şarkı isimlerinin hepsi almanca)

  28. deadhouse says:

    Şaka gibi albüm ya. Böyle bir albüm yapsam, hele hele Dunkelheit gibi bir eser yaratsam kendimi peygamber değil, tanrı ilan ederim.

  29. deadhouse says:

    Az evvel albümü dinleyince, ilk dinlediğimdeki dehşeti, karanlığı, hazzı, yeryüzündeki her şeyden o an koparılışı tekrar hissettim. Galiba bir eserin ölümsüzlüğü böyle anlaşılıyor. Bu ve Hvis Lyset Tar Oss ölümsüz eserlerdir, dünya yok olduğunda bile bu şarkılar evrenin herhangi bir yerinde çalmaya, varlığını hissettirmeye devam edecek.

  30. Shadowplay says:

    “Beholding the Daughters of the Firmament” bence albümün en muhteşem şarkısıdır.Kulaklığı takın ve bu kar fırtınasını andıran şarkının içinde kaybolun.üst üste yazılmış gitar riff’leri,melankoliyi farklı seviyelere çekiyor. normalde bm şarkıları dinlerken enstürmanları ayrıştırmayı sevmem çünkü vokali gitarı hepsini bütünlük içinde duyumsamak daha güzel, ama bu şarkıda üst üste yazılmış gitarları ayrıştırıp dinleyin,sanki daha farklı, daha önce farketmediğiniz bir ruh hali şarkının üzerine çöküyormuş gibi oluyor..

  31. derivative flute says:

    Uzaklaştırılmış ruhumun kenarında dinlediğimi hatırlıyorum, Rundtgåing av den transcendentale egenhetens støtte’yi. Buraların yakıcı güneşinin altında, bir vakit, geceyi çılgınca dilediğimi hiç hatırlamıyorum. Tüm sanat eylemleri belki de algılayıcıyla alakalı, sadece ve sadece. Çekilebilir tek gürültüydü sanki o öğlen zihnimde yaşadığım. Bir bazı şeyler olmalı, insanın çok derinde görmesi için. Gördüm mü şimdi bilmiyorum ama en yürek yakıcı nostaljilerdi kimisi…

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.