# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DISILLUSION – Ayam
| 19.11.2022

Türdeşlerinden farklı kulvarda, bambaşka bir kalite.

Bundan 18 yıl önce “Back to Times of Splendor”u ilk kez dinlediğim anı düşünüyorum. Bunca yıllık dinleyicilik geçmişim içerisinde hayrete düştüğüm ve duyduğum şeyin ihtişamıyla müthiş bir zevk aldığım ender anlardan biriydi. DISILLUSION’ın her şeyi; vokali, rifleri, melodileri, her ayrıntısı özgündü. Her bir bileşen, sadece DISILLUSION’da duyduğum türde bir kimya oluşturuyor ve başka bir boyuttan gelen bir bestecilik örneği sergiliyordu. Andy Schmidt’in vokal yorumu, ses rengi, o clean vokaller, o sert vokaller, ilham verici rifler… Kısacası DISILLUSION her şeyiyle büyülemişti beni.

“Gloria”da farklı kafalara giren ve mainstream’in kapılarını aralamak adına başka türlü bir müzik sunan grup, verdiği 13 yıllık aranın ardından da yine özüne dönerek “The Liberation” adlı şahesere imza atmış ve 2019’un en iyi albümlerinden biriyle kendi progresif metalini yaratmayı sürdürmüştü. Grup death metalin progresifleşen tarafının en iyi, örnek gösterilecek düzeyde başarılı bir hâlini sunuyordu ve kendilerine bir sınır çizmedikleri her hâllerinden belliyd. “The Liberation”ı yeni çağın, 2000’lerin progresif metalinin dönüşümü içerisinde bir progresif death metal albümü olarak da değerlendirilebilirdi, türün evrimi içerisinde sadece progresif metal denerek de ifade edilebilirdi.

Esasında DISILLUSION’la ilgili bu tür şeyler yazmak bile bir yerde tuhaf geliyor. Grup o kadar karakteristik, o kadar eşsiz bir müzik yapıyor ki bir yerden sonra hangi tür dinliyorum, bu grup ne yapmaya çalışıyor gibi soru işaretleri boşa düşmüş oluyor. Dikkat edilmesi gereken tek konu DISILLUSION’ın mükemmel bir grup olduğu ve YUNİK dediğimiz türde, tam bir karşılayanı olmayan güzellikte bir müzik yapması.

Bu durumu sağlayan başlıca unsur, yukarıda da bahsettiğim gibi Andy Schmidt’in ses rengi. Bir şekilde son derece farklı renkler barındıran benzersiz bir clean vokali var ve bu vokal bu müzikle kusursuz biçimde bir araya geliyor. Yani DISILLUSION rifleri -ki onlar da büyük oranda başka kimseye benzemiyorlar- ancak bu vokalle bu denli yükselebilirlermiş. Clean’lerden bahsediyorum ha, yanlış olmasın. DISILLUSION’ın OPETH’in güzel zamanlarındaki değişkenliğine benzer yapıdaki müziği bu vokalleri de sert rifleri de harsh vokalleri de gayet güzel kaldırıyor ve hepsi için bir beslenme ve üreme alanı sağlıyor.

“Ayam”ı ilk kez çıktığı gün arabayı yıkmaya bırakıp oradan eve dönerken dinledim. Yıkamacıdan eve gelen yolun bir kısmı ağaçlık, bir kısmı yol kenarı. DISILLUSION’ın sürekli değişken yapıdaki katmanlı müziği o arka planlarla öyle güzel şekil değiştirdi; o ağaçlar o vokallerle, o araçlar o sert bölümlerle öylesine örtüştü, “Driftwood”un pamuk gibi vokalleri güneşle o kadar tatlı pekişti ki…

Buna çok da şaşırmamak lazım aslında. Neden, çünkü DISILLUSION bir “farklı katmanları bir araya getirip bunları toplam değerlerinin üzerine çıkarma” ustası. Adamların müziğindeki onca katman, doku, renk nasıl oluyorsa bir araya geldiklerinde bambaşka bir kimya ortaya çıkarıyor ve DISILLUSION karakterine hayat veriyorlar. Üstelik bu zamanla oluşmuş, ustalaştıkça pekişmiş bir şey de değil. 2000’lerin en iyi, en özel, en yaratıcı, en farklı albümlerinden biri olan ilk DISILLUSION albümü “Back to Times of Splendor”ı dinleyin, bir grubun daha ilk albümünden daha ne kadar iddialı ve cüretkâr bir başlangıç yaptığına, ilk albümünden ilham vermeyi başardığına tanık olun. “Ayam” özelinde şarkılara, bireysel performanslara girmiyorum, onlar zaten cepte. Son derece dengeli, hedef odaklı, dupduru ve coşkun fikirler arasında paslaşıp duran; albüme renk katmak için can atan bir dolu fikir ve bu fikirleri kusursuz yansıtan müzisyenlikler şeklinde özetlenebilirler.

Tüm bunlardan dolayı şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki eğer DISILLISION o sene albüm yapıyorsa o albüm kötü ihtimalle o yılın en önemli albümlerinden biri oluyor, iyi ihtimalle de o yılın albümü adayları arasına giriyor. Gerçekten çok özel bir grup ve çok fazla şeyi çoğunluktan çok farklı biçimde, çok doğru ve çok etkileyici şekilde yapmayı başarıyorlar.

“Ayam” tüm kariyeri “diğer herkesten farklı kulvarda, bambaşka bir kalite” şeklinde ilerleyen DISILLUSION’ın diğer bir mükemmel çalışması. Söylemeye gerek yok ama türünde muhtemelen yılın en iyisi, genel olarak da yılın en iyi albümlerinden biri ama zaten bunlar bilinen, bilinmese de tahmin edilebilecek şeyler.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.09/10, Toplam oy: 22)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2022
Şirket
Prophecy Productions
Kadro
Andy Schmidt: Vokal, gitar
Ben Haugg: Gitar
Sebastian Hupfer: Gitar
Robby Kranz: Bas, geri vokal
Martin Schulz: Davul
Şarkılar
1. Am Abgrund
2. Tormento
3. Driftwood
4. Abide the Storm
5. Longhope
6. Nine Days
7. From the Embers
8. The Brook
  Yorum alanı

“DISILLUSION – Ayam” yazısına 3 yorum var

  1. Ugur says:

    Mükemmel bir albüm.Çıktığı günden beri dinliyorum nefis oğlu nefis.

  2. Boba Fett says:

    Şahane bir grup, türü sevenlerin kaçırmaması gereken underrated denen kavramın can bulmuş hali. Bu albümü de şahane olmuş, her ne kadar şu yeni metal saçmalığına bazı şarkılarda biraz bulaşılmış olsa da albüm bunun üzerine kurulmamış sos gibi bir şey olmuş hoş olmuş 10 verdim.

  3. Dysplasia says:

    Ben bu adamın vokallerinin her türlüsünün hastasıyım, bir önceki albüme de aşırı tav olmuştum ancak bu albüm çok uyuz, çok gevşek. ‘Hadi lan bir şey olsun artık’ diyorsun, olmuyor. İnce ince işlemişler şarkıları eyvallah, yapmak istediği şeyi de tam olarak yapmış gibi duruyor o açıdan; ama bir dinleyici olarak beni yakalamadı. Rivers of Nihil’in The Work’ü neyse bu da o.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.