# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
RADIOHEAD – Kid A
| 20.09.2021

Odaya girdiğimde limonunu sıvazlıyordu.

Yiğit Şahin

Mevcut bir alanda çok iyi olmak ile efsane olmak arasında keskin bir çizgi vardır. İşini iyi yapıyor olmak; o alanda adını tarihe yazdırmak veya bir efsane olmak için yeterli değildir. Bunu bir spor dalında değerlendirdiğinizde bir sporcunun efsane statüsünde anılması için bakılan kıstaslar başarı, hırs, istikrar vs gibi çoğunlukla o sporcunun salt oyunundan öte durumlardır. Söz konusu bir sanat dalı olan müzikse efsane olmak elbette ki biraz daha komplike bir konu.

90′lı yıllarda Creep ile yakalanan popülerliğin ardından The Bends ve OK Computer gibi rock tarihine geçen albümlere imza atan Radiohead, milenyuma girdiğimizde hayranlarını ve hatta müzik dünyasını ikiye bölecek, dumura uğratacaktı. Grubun önceki işlerine pek benzemeyen bir albüm olan Kid A, kariyerinin zirvesinde olan bir grup için alışılagelmişin dışında bir yola sapıyor. Tarihin en iyi albümlerinden birine imza atıp ‘’rocker’’ olmuşken bunun getirdiği muazzam baskı ve beklentiye karşı enfes bir çalım atıp kendini arındırıyordu Radiohead. Burada arındırmaktan kastım sadece beklentilerden sıyrılmak, kendini bulmak değil; o denli popülerliğin getirdiği fazlalık dinleyicileri de elimine etmek. Creep, Karma Police gibi 100 tane şarkı yapsa eline tuzluğu alıp koşacak dinleyiciyi ters köşe edip kendi sanat anlayışını ve karakterini çıkarıp masaya vurmaktır bu albüm.

Diğer sanat alanlarından da aşina olduğumuz, Radiohead gibi bazı olguları yıkmaya/değiştirmeye çalışan bir karakter izleyip popülerliği yakaladıkça o yıkmaya çalıştığı duvarda bir tuğla olan, yani bir nevi eleştirdiği şeye dönüşen birçok sanatçının aksine Radiohead bu dönemeçte orta parmağını göstererek kendini aşıyor Kid A ile. Bunu elbette ki Amnesiac, Hail to the Thief gibi birbirinden çok sevdiğim albümlerle de devam ettiriyor lakin burada bunun ilk ayağından bahsediyoruz. Dönüm noktasında bu karakteri koyabilmiş olmak, bu riski alıp kendi klasını konuşturabilmek benim gözümde grubu efsane statüsüne çıkaran şeyin ta kendisi. OK Computer dünya üzerinde en sevdiğim albüm ve kuşkusuz tarihin en iyilerinden biri ama ilk paragrafta da bahsettiğim minvalde düşününce Radiohead’i efsane yapan albüm OKC değil Kid A’dir. Çünkü bu efsanelik statüsü sadece öncü olma gibi etmenlerle veya sunulan eserlerin müzikal ekseninde değerlendirilemez.

Söylemek istediklerim yanlış anlaşılmasın. Bir grubun efsane olarak görülmesini tarzını değiştirebilmiş olmasına indirgemiyorum. Pekala bir grup yıllarca benzer çizgide müzikler yaparak da efsane olabilir. Yine aynı şekilde tarzını değiştirmiş olmak da illa her zaman takdir edilecek bir durum değil. Bu konularda bu tarz net çizgiler çekmek, indirgemeler yapmak zor ve zaten bunu yapabilecek otorite de ben değilim. Konuyu sadece Kid A açısından ele alıyorum. Zira albümde Thom Yorke’un içsel sorgulamalarını ve sancılarını her yerden hissediyorsunuz. Kendini tekrar etmemek zorunda hissetmek kendi müziğinin kimliğini kaybetmesine yol açabilecekken Radiohead bu yoldan pirüpak ayrılıyor.

The Bends ve OK Computer duyguyu ve anlatmak isteneni net bir şekilde veren, takdire şayan gitar işçiliklerine sahip iki albüm. Ancak her ne kadar harika olsalar ve çok iyi potansiyelleri de olsa Radiohead tarzı ‘’gitar müziği’’ belli noktalarda kendi içerisine sıkışabilen ve bir döngüye giren bir müzik. Bu sadece yapılmamış olanı yapmak özelinde değil, evet bu müzikte yapılabilecek hemen hemen birçok şeyi gördük, ancak kendi kimliğinizi yaratmış olsanız bile formulize olup döngüye girmemeniz zor. Bu iki albüm de ne yaptığını kağıt üstünde çok iyi bilen albümler. Çalınan riflerin ve melodilerin, yazılan sözlerin neye hizmet ettiği az çok belli. Kid A ise açık uçlu sorular gibi.

Albümde gitar işçiliği neredeyse tamamen bir kenara bırakılıyor. 4. şarkıda giren akustik gitara kadar gitar duymuyorsunuz (elbette bas hariç). Elektronik alt yapılı ve bol efektli bir müziğin yanı sıra söz yazımı açısından da yine önceki albümlerden sıyrılan bir yola giriliyor. Albüm genel anlamda daha muğlak, daha dolambaçlı, içine daha zor girilen bir yapıda. Çözümlemesi, tarif etmesi, tanımlaması kolay değil. En basit şekilde bir Rock grubun yaptığı elektronik temelli deneysel albüm olarak niteleyebilirim. Ancak albümde telli orkestraya kadar birçok enstrümanın da kullanıldığını es geçmeyelim. Müzikal derinliği ve çeşitliliği Amnesiac ile birlikte en yüksek albüm benim nazarımda.

Bahsettiğim bu kapalı yapı yüzünden birçokları için Radiohead’in en anlamsız ve hatta en kötü işi olarak görülüyor. Böyle düşünen Japon askerlerini esefle kınıyorum. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Kid A müzikal anlamda hayatımda dinlediğim en iyi albümlerden biri. Çok güçlü bir atmosferi ve dokusu var, öte yandan diğer albümlerden daha bütünlüklü. Şahsen diğer albümlerde mutlaka o albümün havasına uygun bulamadığım en az bir şarkı bulunuyorken burada öyle bir durum yok. Albümde Idioteque dışında hit olabilecek bir parça da yok. Baştan sona ışık geçirmiyor. Bütün bunları göz önünde bulundurunca tüketmesi zor bir albüm olduğu söylenebilir elbet. Lakin her dinlemede içerisine daha çok girilen ve o dokusunu kabullenip anlayınca sizi kendine hayran bırakan bir yapım.

Bütünsel olarak eşsiz bir deneyim vadederken bence şarkıların tek tek açıp dinlenilebilitesi düşük. Kendi adıma konuşmam gerekirse How to Disappear Completely dışında düzenli olarak sek tükettiğim başka bir şarkı yok. O da albümdeki duygusal havayı tek başına verebilecek güçte bir şarkı olmasından ve beni her dinlemede dertten derde sürüklemesinden mütevellit olsa gerek. Ancak bu bir eksi değil. Kid A özel zamanların albümü, kaliteli ve ağır bir viski gibi her zaman dinlenilemeyecek ama her dinleyişte de yoğun bir tat bırakacak bir şaheser. Kuşkusuz 2000′lerin en özel ve en iyi eserlerinden biri.

10/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.41/10, Toplam oy: 34)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2000
Şirket
Parlophone Records / Capitol Records
Kadro
Thom Yorke: Vokal, gitar, piyano, klavye
Jonny Greenwood: Gitar, klavye, orkestral bileşenler
Colin Greenwood: Bas
Ed O'Brien: Gitar, efektler, geri vokal
Philip Selway: Davul, perküsyon
Şarkılar
1. Everything in Its Right Place
2. Kid A
3. The National Anthem
4. How to Disappear Completely
5. Treefingers
6. Optimistic
7. In Limbo
8. Idioteque
9. Morning Bell
10. Motion Picture Soundtrack
  Yorum alanı

“RADIOHEAD – Kid A” yazısına 33 yorum var

  1. Boba Fett says:

    Elinize sağlık, böyle kült albümleri bir metal sever olarak çok değerli buluyorum hem dinlediğim müzikten aldığım haz artıyor hem de kulağımı başka şeylere açıp, ufkumu genişletebiliyorum.

    Radiohead’in bu albümünü ilk dinlediğim zaman bu ne amk gıy gıy kafa sikiyorlar demiştim, buradan bir dostun önerisiyle yıllar sonra tekrar dinledim ve gerçekten kulağıma farklı geldi, şimdi de incelemeyi okurken tekrar dinleyeceğim. Tekrar teşekkür ediyorum, 10 puanı da bastım amk ortalama nasıl üç olabilir…

    Yiğit

    @Boba Fett, rica ederim. Ufuk genişletme açısından bende de ciddi etkileri oldu bu albümün. OKC yazılmamış olsaydı bile muhtemelen bu albümü yazmayı tercih ederdim yine. Hem o albüme karşı hislerimi kelimelere dökmeye çabalamayacak olmamdan hem de bu albümün bir dönüm noktası olmasından.

  2. deadhouse says:

    Eline sağlık Yiğit. Güzel bir seçim, güzel bir kritik. Bence de Radiohead’e seviye atlatan albüm bu. Seviyeyi In Rainbows’a kadar yükseltmeye devam ettiler. Son iki albüm geri adım oldu. Radiohead de olsan sonsuza kadar uçamıyorsun. Bu albümde bende yeri özel olan 5 parça var. Çok büyülü bir albüm. Tavsiye etmiyorum. Hayatınızı sikmeye gerek yok.

    Yiğit

    @deadhouse, çok sağ ol Deniz hocam. Bu albüm zaten hayatı olanın dinleyeceği bir şey değil. O yüzden katılmıyorum. Sikilmiş götün davası olmaz, dinleyin arkadaşlar.

    5 şarkıyı da tahmin edeyim, bilirsem ödülümü bekliyorum.
    1, 3, 4, 8 ve 10 numaralı şarkılar. 4 kesin, diğerlerinden emin değilim.

    deadhouse

    @Yiğit, Bir şarkıyla kaçırdın. 1, 3, 4, 6, 8.

    Yiğit

    @deadhouse, zaten biliyordum yanılgısına düşmüş olmayayım ama son şarkıyı düşünürken 6 mı 10 mu yazsam diye bir tereddüt etmiştim. Bence başarılı.

    TanSolo

    @deadhouse, aman A Moon Shaped Pool’a laf ettirmem. Bir Kid A veya OK C seviyesinde olmasa da çok yüce albümdür. Geri adım demek çok büyük ayıp. Grubun yine kendisini yenilediği ve üstünde uğraştığı bir albümdür.

    deadhouse

    @TanSolo, Kötü albüm demedim ki. Geri adım dedim. In Rainbows’dan ileride demeyeceksin herhalde?

    TanSolo

    @deadhouse, adımların ileri veya geri atılışını sadece kaliteye bakarak kararlaştırıyorsak maalesef In Rainbows da Kid A’den sonra atılmış bir geri adım oluyor. AMSP, IR kadar iyi bir albüm olmasa da grubun gayet ileriye dönük attığı bir adımdır. IR’den daha iyi olduğu noktalar var.

    deadhouse

    @TanSolo, Ne söylediğinin farkında değilsin. Bu yorumundan sonra sana cevap yazamam.

  3. Eline sağlık Yiğit.

    Radiohead’le ilişkim epey sınırlı. Dream Theater’ın “Scenes From a Memory”deki ilham kaynaklarını saydığı bir video vardı. Orada OK Computer’dan bahsediyorlardı. Grupla bu şekilde tanışmıştım. OK Computer’ı aldım ve bir süre en çok dinlediğim şeylerden biri olmuştu. O albümü belki 10 yıldır hiç dinlemedim ama tabii ki de muazzam bir başyapıttır ve cidden aşırı severim.

    Onun haricinde dinlediğim sadece 2 Radiohead şarkısı var. Biri doğal olarak Creep, diğeri de Idioteque. Idioteque güzel şarkı, ama albüm çıktığı sıralarda (2000) tamamen bir metal öğütme makinesine dönüşmüş olduğumdan şarkıyı fazlasıyla elektronik bulmuş ve Radiohead’le vedalaşmıştım. The Bends’i de hiç dinlemedim OK Computer sonrasında yaptıklarını da.

    Bunlar hep kısmet.

    Yiğit

    @Ahmet Saraçoğlu, bu arada yeri gelmişken söyleyeyim Creep en gıcık olduğum Radiohead şarkısıdır. Toplasan 4-5 kere anca dinlemişimdir. Bence net kötü şarkı.

    The Bends seni daha çok sarabilir abi. Okc kadar üst düzey olmasa da gitar işçiliğiyle falan görülmeye değer kesinlikle. Gitarla uğraşan insanlar bugüne dek gördüğüm kadarıyla epey beğeniyor. Aklımda kalmış David Gilmour’un da favori radiohead albümü, ne alakaysa.

    Teşekkür ederim!

    deadhouse

    @Yiğit, Aslında The Bends, Radiohead genel kimliğini benimsememiş metal ve rock dinleyicisi için en iyi Radiohead albümü. Gilmour’un favori Radiohead albümünün The Bends olması, bu açıdan bakıldığında mantıklı. En basitinden My Iron Lung parçasını herkes sevebilir bence. İsmail vilehand bile sever.

    ismail vilehand

    @deadhouse, gitar çalmışlar. Sevdim.

    Retrokafa

    @Yiğit, creep’in çıktığı zamana göre değerlendirm3k lazım.şimdi bana da çok klişe bir şarkı gibi geliyor ama 90ların sonunda, ilk kez dinlediğim zaman tüylerim ürpermişti…o zamanın standartlarına göre çok acayip şarkıydı.Dönem’de bir acayipti tabi… u2 nun kendini dünyanın en iyi grubu zannettiği yıllar:)

    Yiğit

    @Retrokafa, evet hocam yerinde bir yorum olmuş, katılıyorum. Ancak bir türlü sevemedim, ısınamadım şarkıya karşı.

    Dysplasia

    @Ahmet Saraçoğlu, Ben sadece Creep’i duymuştum. Kritik vesilesiyle bu albümü iki üç kere döndüreyim dedim ve bir daha dinlememek üzere grubu hayatımdan çıkarıyorum.

    deadhouse

    @Dysplasia, O elindeki ön yargıyı bırak ve dinle!

    https://youtu.be/f6ZkWBjgnIY

    Bunu beğenmezsen asla bir daha Radiohead dinlemezsin.

    Hayatımda en çok dinlediğim şarkıdır. Bu kadar basit görünüp bestesi bu kadar muazzam olan şarkı bulamazsın. Evet objektif söylüyorum bunu. Müzikolog, müzik teorisyeni, eleştirmeni değilim. Ama bunu bilirim, bunu söylerim.

  4. All2 says:

    Teşekkürler yazı için. Sitede bu albümü görmek sevindirdi.
    En sevdiğim metal olmayan müzik albümüdür.

    Yiğit

    @All2, rica ederim, sevindim. Böyle de kendime gelen her yoruma cevap vermiş gibi oldum ama napayım ilgi gördüm mü şımarıyorum :D

  5. ismail vilehand says:

    Ekmek fırını açsam adını Radiohead koyarım, fırının imza ürünü de Tam Buğdaylı Kid A olur.

    Tinder Gold üyeliğin veya +500k takipçili instanın amına koyayım. Radiohead, Coldplay, Travis falan hala işe yarıyor mu emin değilim ama bunlar hep yılanı deliğine sokan gruplardı. Ey gidi günler.

    Erhan

    @ismail vilehand, Radiohead’den ve signature Dimebag Darrell gitarından yediğim ekmeği hiç bir şeyden yemedim. İkisine de saygım sonsuzdur.

    TanSolo

    @ismail vilehand, radiohead hala işe yarıyor abi. son 1-2 yılda az ekmeğini yemedim.

    ismail vilehand

    @TanSolo, gruplardan Radiohead, hayvanlardan ise kedi derim. Her hayvanı bir meslekle eşleştirseydik kedi kesin pezevenk olurdu. İnsanı am havuzunda yüzdüren bir hayvan bu. Çok kudretli.

    Yiğit

    @ismail vilehand, en sevdiğim birkaç gruptan biri Radiohead, açık ara en sevdiğim hayvan ise kedi. Kedinin ekmeğini hiç yemedim ama Radiohead halen ekmek fırını.

    Bu aralar kız arkadaşımla kedi sahiplenmeyi konuşuyorduk. İyi oldu bu muhabbet.

    TanSolo

    @ismail vilehand, dişilerin kedilere olan düşkünlüğü aşikar ama kedileri hiç birisini tavlamak için kullanmadım, kullanan da görmedim. Zaten kedileri de hiç sevmem.

  6. Bora says:

    Şahsen ok computer eşliğinde keyifle çok sayıda seks etmişliğim var (albümü dinlemek de en az eşliğinde seks etmek kadar zevkliydi, kafadan 100 yılın en iyi 10 albümüne girer) Ancak bu albümü ne zaman dinlesem şap yemiş bülbül gibi oluyordum. Neden çok sevildiğini anlamakla birlikte benim için (üze üze artık ev yaptırma aşamasıydı zira) Raidohead’e veda albümü oldu.

  7. TanSolo says:

    Kid A’in müziğin zirvesi olduğunu düşünüyorum. Kendisi kadar iyi albümler belki vardır ama kendisinden daha iyi bir albüm eminim ki yoktur. Hayatımda yer edinmiş en önemli birkaç eserden biridir (Sadece müzik adına konuşmuyorum edebiyat, sinema ve diğer sanat dalları da dahil).

    Duş alırken oturup kımıldamadan dinlediğim zamanlar oldu. Hayatım boyunca hüzünlü birisi değildim ama beni içten bir şekilde darlayabildi. Sanırım bunu sağlayan derdinin ayrı bir boyutta olmasıydı.

    Ayrıca en underrated Radiohead parçası kesinlikle bu albümde. Radiohead seven neredeyse hiç kimse değerini bilmiyor. Yazık benim garibime.

    Müzik tarihinin en kıymetli eserlerinden birinin daha sitede yer almasını sağladığın için sağ ol canım benim.

    Yiğit

    @TanSolo, rica ederim canım benim. Adamsın.

  8. TanSolo says:

    Bence bu albümün Spotify versiyonunda Untitled adlı şarkının olmasının sebebi, birisi “Sence Kid A’deki en kötü şarkı ne?” tarzı bir soru sorduğunda rahat rahat cevap verebilmemizi sağlamak. Yoksa vay haline bana o soruyu soranın. 7 düveline küfrederim.

  9. alican kina says:

    radiohead albümleri benim için hit or miss. ok computer in rainbows ve a moon shaped pool’u çok seviyorum gerisine en ufak katlanamıyorum. (fake plastic trees şarkısının yeri ayrı tabii)

  10. bahadır says:

    The bends o kadar olmasa bile OK computer yeterince hatta fazlasıyla derinlikli ve çeşitli nüanslar içeriyor. Elektronik ve deneysel müzikler elbette aşırı açılımlı bir yapıya sahip ama sürekli deneysel bir takılan grup olsanız belki kendinizi tekrar edebilirsiniz. Bu albümün ok computer’dan sonra gelmesi ve büyük oranda değişik müzikal fikirlerle tınlaması bu albümün ok computer’dan daha derinlikli daha çeşitlikli olduğu anlamına gelmez ki gitar temelli müzik bu minvalde neden kendi içinde sıkışsın? elbette deneysel müzik de kendi içinde sıkışabilir ki dünyayı dize getirmiş büyük bir etki yaratmış bir devrimsel albümden söz ediyoruz. kid a grubun yepyeni bir yol arayışına girdiği bir albüm o kadar. asla bir ok computer kadar etki yaratması imkansız. ki yaratamamıştır zaten ama kid a grubun bundan sonraki müzikal çizgisinin çizildiği bir albüm olmuştur. amnesiac da bu belli olmuştu zaten. her grubun bir zirve noktası vardır radiohead’in de zirve noktası ok computer’dır. yani. :)

    Yiğit

    @bahadır, ok computer’dan daha derinlikli olmasının sebebi illa farklı bir çizgide olması değil ki. Kaldı ki daha derinlikli olduğunu değil daha bütünlüklü olduğunu düşünüyorum. Gitar müziği kendi içerisine pekala sıkışabilecek bir müzik. Yani yapılmamış ne kaldı ki mesela? OK Computer’dan sonra yine o çizgide bir müzikle ne kadar daha derine inip yenilikçi olabilirlerdi diye düşününce ben şüpheye düşüyorum. Zaten Kid A’in çıkış noktası da Thom Yorke’un bu sorgulamalara girmesi.

    OK Computer elbette zirve, elbette etkisi daha büyük. Benim bahsettiğim nokta da tam olarak öyle bir albümden sonra Kid A’in yapılabilmiş olması zaten. Bu seviyedeki bir grubun bunu yapabilmiş olması. Underground bir grubun değişik şeyler denediği bir EP’den değil, o dönem Rock müziğin zirvesinde olan bir grubun kariyer albümünü yaptıktan sonra tamamen farklı bir tabana indiği albümden bahsediyoruz.

    Teşekkür ederim yorumunuz için.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.