# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
YEAR OF NO LIGHT – Consolamentum
| 06.08.2021

Ciğersökümcülük ve dilenciliğin esasları üzerine bazı karalamalar.

Metal dünyasında birçok enstrümantal grup var. Bunlar genelde SCALE THE SUMMIT, ANIMALS AS LEADERS, SPASTIC INK gibi enstrüman hakimiyeti üzerinden ilerleyen ve bu yüzden vokale ihtiyaç duymayan oluşumlar. Kimileri kariyerleri boyunca bu anlayışı devam ettiriyor, yine SCALE THE SUMMIT gibi kimileri ise bir yerden sonra enstrümantalin kesmediğini düşünüp vokale yeşil ışık yakıyor. Bunun yanı sıra bir de enstrüman kullanımı ve müzisyenlik şhovvvv yapmamasına rağmen enstrümantal olan ve derdini tasasını öfkesini nefretini sadece çalgılarıyla anlatma yoluna giden topluluklar var. Misal PELICAN. Misal RUSSIAN CIRCLES. Misal eskinin CAPRICORNS’u. Misal büyük oranda KARMA TO BURN.

Misal 8 yıllık aranın ardından ciğer sökmeye gelen YEAR OF NO LIGHT.

YEAR OF NO LIGHT, yukarıda bahsettiğim SCALE THE SUMMIT örneğine tezat şekilde olaya vokalle başlayıp ilk albümü “Nord”un ardından olayı insan gırtlağından arındırmış bir grup. Bundan 20 yıl önce kurulan YEAR OF NO LIGHT, vokalist içermemesine rağmen 6 kişiden meydana geliyor. İlk bakışta insanın aklına vokal eksikliğini tuhaf yan enstrümanlarla veya en azından saksafon gibi vokal yerine geçebilecek bir enstrümanla doldurmuş olabilecekleri gelebilir. Ne var ki YEAR OF NO LIGHT burada da tuhaflığını konuşturuyor ve bizlere 3 gitarist, 2 davulcudan oluşan ve elemanlardan ikisinin ekstradan klavye çaldığı, diğer ikisinin de elektronik mevzularla iştigal ettiği bir grup sunuyor.

Karşımızda sludge ve doom temelinden vücut bulan ve bunu yer yer drone’la, post-rock ve metalle zenginleştiren; bir de üstüne ambient soslar katan bir grup var. Grubun müziğine baktığımızda temel bir noktayla karşılaşıyoruz. Bunlardan birincisi, YEAR OF NO LIGHT’ın dinleyiciyi perişan etmek, hayata küstürmek için şarkı sözlerine ihtiyaç duymuyor oluşu. Adamlar enstrümantal olsa da bir dinleyici olarak “Consolamentum”da işlenen birtakım konular olduğunu hissetmeniz işten bile değil. Rifler, melodiler size adamların ruhsal bir çöküntüyü, mental bir yıkımı anlatmak istediğini hiç de zorlanmadan gösteriyorlar. Yeri geliyor ISIS gibi göğsünüze öküz oturmuş gibi hissediyorsunuz, yeri geliyor kıtaların birbirine çarpması sonucu oluşan dağlardan bahseden THE OCEAN’ın gücünü aklınıza getiriyorsunuz. Grup sanki içinizdeki sıkıntıları birbirine çarptırıp kederden ve iç daralmasından meydana gelen dağlar oluşturuyor.

THE OCEAN referansı öylesine değildi aslında. Albüm THE OCEAN’ın esas adamı Robin Staps’in şirketi Pelagic Records’dan çıktı ve YEAR OF NO LIGHT ile THE OCEAN’ı kesişim kümelerinde ciddi miktarda benzer unsur olan iki grup olarak görmek de gayet olası. Hatta şöyle söyleyeyim, salgından dolayı 2020’de çıkan muazzam son albümü “Phanerozoic II: Mesozoic | Cenozoic” için turlayamayan THE OCEAN, turneler tekrar başladığında ön grup olarak YEAR OF NO LIGHT’ı alırsa zerre şaşırmam, hatta bu yazının altına gelip yavşak gibi “Dedim mi demedim mi? Dedim mi demedim mi?” falan yazarım.

Ciğer dedik, çöküntü dedik, perişanlık dedik.

YEAR OF NO LIGHT bu hisleri vokallerin ve şarkı sözlerinin tartışılmaz gücü olmaksızın yapmayı başaracak düzeyde gerçek; yaşanmışlıklarla dolu olduğunu hissettirecek kadar içten bir grup. Yorgun, bezgin, türlü acılar yaşamış gibi duyulan rifleri; dinleyiciyi kendisini mutsuz eden şeyleri düşünmeye iten, efekt pedalına bulanmış tremolo gitarları; tüm bu kederlere tanık olmuşçasına varlığını her an hissettiren davulları ve hepsini çevreleyen buhranlı atmosferiyle, YEAR OF NO LIGHT gerçek anlamda bir deneyim sunmayı, dinleyiciyi sarsmayı, “bu albüm öyle uluorta dinlenmez” dedirtmeyi başarıyor “Consolamentum”da yaptıklarıyla.

“Interdit aux vivants, aux morts et aux chiens”in altıncı dakikasına gelmek üzereyken duyulan ağır efektli gitarlar, arka planı dolduran klavyeler ve bunu besleyen ezici sound; “Réalgar”ın girişindeki SO HIDEOUS benzeri mahvolmuşluk ve her şeyi kaybetme hissi; “Came”in başındaki klavyelerle verilen ve “geçmişi düşün, düşün ve yaşananların pişmanlığıyla yan, kül ol!” diye çığlıklar atan nostaljik umutsuzluk… Hepsi de “Consolamentum”u görkemli bir keder yangını yapmak adına canla başla çalışan, bu uğurda birbiriyle yarışan kalemler. Grup bazı yerlerde yerlere kapanıp umudun mutlak sıfır noktasında olduğunu hissettiriyor, yeri geliyor AMENRA ile OATHBREAKER’ın çatırdayan evliliğinden doğan istenmeyen bir bebeğin durmak bilmeyen ağlaması gibi beynimizin içinde yankılanıyor.

Nihayetinde burada gerçekten büyük bir olay var. YEAR OF NO LIGHT çok büyük bir kasvetin altına girmiş ve bunun altından alnının akıyla çıkmayı başarmış. Yangınıydı, devletiydi, toplumun kokuşmuşluklarıydı derken çöp suyundan hallice bir gündemi olan ülkemizin özellikle şu döneminde dinlenmesi gerçekten de daha büyük sıkıntılar yaratabilecek; dinleyiciyi yıpratacak, umudunu kıracak, geleceği adına yanlış kararlar vermeye itebilecek bir albüm “Consolamentum”. Bunun bilincinde olarak, buna hazır olarak dinlenmesinin yararlı olacağına inanıyorum.

Yere kapanmak deyince aklıma geldi. Dilenciler dünyanın farklı coğrafyalarında farklı şekillerde dilenirler. Ülkemizdeki dilenciler genelde bir kaldırıma, basamağa veya yolun kenarına oturup çeşitli dualar, temenniler ve feryat figan eşliğinde para talep ederler. Bu sırada sizle göz teması kurabilir, size “oğlum, kızım, canım abim, güzel ablam” gibi hitaplarla seslenebilirler, ağlayabilirler.

Avrupa’nın kimi yerlerinde, özellikle Orta Avrupa’da ise genelde daha farklı bir dilencilik formatı vardır. Bu şehirlerdeki çoğu dilenci yere kapaklanmış, yüzü zemine bakar şekilde, sizle asla göz teması kurmadan ve tek kelime söylemeden uzattıkları şapkaya, karton bardağa para bırakmanızı beklerler. Durumlarından utanırcasına, sizle göz göze gelmekten korkarcasına, varlıklarını belli edecek herhangi bir şey yapmaktan kaçınırcasına…

YEAR OF NO LIGHT bunların ikincisini anımsatıyor. Ağzını açmıyor, bize tek bir söz söylemiyor, bizden istediği şeyi dillendirmiyor.

Sadece yere yığılıyor, ağzını mühürlüyor ve yarattığı müzikal yıkım eşliğinde ona acımamızı bekliyor.

Tek fark, bu acımanın yanı sıra tanık olduğumuz şeye karşı hayranlık da duyuyor olmamız.

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.23/10, Toplam oy: 22)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2021
Şirket
Pelagic Records
Kadro
Pierre Anouilh: Gitar
Shiran Kaïdine: Gitar
Jérôme Alban: Gitar, klavye
Johan Sébenne: Bas, elektronik
Bertrand Sébenne: Davul, klavye
Mathieu Mégemont: Davul, elektronik
Şarkılar
1. Objurgation
2. Alètheia
3. Interdit aux vivants, aux morts et aux chiens
4. Réalgar
5. Came
  Yorum alanı

“YEAR OF NO LIGHT – Consolamentum” yazısına 11 yorum var

  1. Yiğit says:

    Kritik çok güzel de albüm için ne desem, derdimi nasıl anlatsam bilemiyorum. En iyisi hiç çabalamamak. 9/10

  2. Rzeczom says:

    grubu ilk defa dinliyorum. albüm hakkındaki yorumumu ileride yapıcam. kritik için teşekkürler.

  3. Canlı izlemeyi en çok istediğim gruplardan biri. Underrated.

  4. 38 yaşındayım says:

    ileride çocuğum olursa Interdit aux vivants ın son üç dakikası için onu keseceğim.nedenini sorarsa açıklayabilirim umarım

  5. 38 yaşındayım says:

    uzun zamandır böyle birşey dinlememiştim.
    ben bu adamlarla röportaj yapacağım.
    bir yerde yayınlatırmıyım bilmiyorum ama kendi merak ettiğim şeyler var

  6. Erhan says:

    Albümü iki tur dinledim. İçimde en ufak bir hüzün ya da ne bileyim kendimi parçalatacak bir detay ile karşılaşmadım. İkinci dinleyişin ortasında bitse de gitsek moduna girdim resmen.

    Ama beğenenler boşa beğenmemiştir deyip kendisine bir kaç şans daha vereceğim. Zira her albüm kendisini hemen göstermiyor.

  7. All2 says:

    Çek Cumhuriyetinde insanların nasıl dilendiğini gördüğüm anı hiç unutmuyorum. İstanbul’da para isteyen insanlar ya zorla bir şey satmaya çalışır yada tekrar tekrar aynı şeyleri sorarak rahatsız hatta kimi zaman tedirgin (tinercisi, bıçak çekeni vs.) ederler. Yıllarca buna alışmış bir bünyede insanların yere kapanıp yüzünü bile göstermekten çekinmesi beni inanılmaz rahatsız etmişti.
    Albümü merak ettim ancak aynı duyguya tekrar kapılmak istiyor muyum emin değilim.

    Ahmet Saraçoğlu

    @All2, yazıya koyduğum fotoğraftakinden çok daha acınası hâlde oluyor bazıları. Benim gördüğüm en kötüleri de Prag’daydı. Belki 70-80 yaşında adamlar, neredeyse yerleri öpecek kadar kafalarını eğmiş, dirsekleri taşta, öylece duruyorlardı.

    Yiğit

    @All2, bunun en acınası olanı kast sistemindeki paryalar.

  8. Emre Görür says:

    Bir arkadaşın yorumu:
    Lavabo deliğinden yutulduğumu hissettim. Came de duvardan duvara vuruyor zaten. Yeter, bir daha da dinlemem :)

  9. Ouz says:

    Şarkıyla türküyle kendimi hâlden hâle sokup paralamaya pek meyilli bir insan evladı olarak albümden etkilenmedim.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.