# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DIR EN GREY – The Insulated World
| 23.07.2021

Hiç iyi değilim. Ne yapmalıyım?

Oğuzcan Dilek (Alondate)

Eskiden dış dünya tarafından nasıl algılandığımı kafama çok takardım. İnsanlar benim hakkımda ne düşünüyor? Beni ne kadar seviyorlar, bana ne kadar saygı duyuyorlar? Yazdıklarım, söylediklerim ne denli umursanıyor? Özünde kimsenin kimseyi gerçekten umursamadığını biraz yaptığım iş, biraz da yaş ilerledikçe edindiğim deneyimler sayesinde öğrendim. Ayrıca ne diğerkâm biri ne de umarsız bir avare olmanın kimseye bir fayda sağlamadığı gerçeğini de zamanla öz geçmiş bilgilerime ekledim…

Kendinizden, yaptığınız işten, söylediğiniz sözlerden, yazgılarınızdan eminseniz gerisinin pek bir önemi yok gerçekten. İnsanlar özellikle sizi küçük düştüğünüz, kötü anlarınız ile hatırlamıyor yani. O yüzden sabahın dördünde aniden gelen “Falanca yerde, x kişisine neden o lafı söyledim veya hareketi yaptım ki? Ah!” tarzı saçma sapan krizlerden vazgeçin. Bunun ne size ne de bir başkasına faydası var. Siz birileri veya bir şeyler için ah vah yaparken o an bu birilerinin veya şeylerin zerre kadar umurunda değilsiniz emin olun.

Yukarıda söylediklerim üzerine sadece ama sadece kendiyle ilgilenen, yaptığı işe odaklanan, herhangi bir sanatsal kaygı gütmeyen Dir En Grey’in son albümü The Insulated World’ü inceleyeceğiz bugün.
Yıllardır adını çokça duyduğum fakat bir türlü fırsat bulup derinlemesine inceleyip, dinleyemediğim Dir En Grey’i sonunda askerdeyken en yeni albümleri The Insulated World ile tanıma şansına eriştim. Dir En Grey herhangi bir akıma/türe uymaya çalışmayan, kendini belirli kalıplar içerisine sokmayan, piyasa grubu olma derdine düşmeyen, kendinden emin bir şekilde tamamen canı ne istiyorsa onu icra eden 24 yıllık koca bir Japon çınarı (ya da bonzaisi).

O yüzden death, trash, progressive, core, gothic, alternative, pop gibi birçok türü sentezlemekten bir gram dahi çekinmiyorlar. Bunu yaparken de benzer grupların en çok çektiği konu olan “akılda kalıcılık” olayını fazlasıyla çözmüş bir oluşum olduklarını her şarkıda farklı bir şekilde hissettiriyorlar. Türü ne olursa olsun bir albüm içerisinde özgün ve akılda kalıcı besteler barındırıyorsa, yer yer eşlik edilesi bölümlere sahipse, o albüm tam kıvamında pişmiş bir yemekten farksızdır benim gözümde.

Maximum the Hormone, Girugamesh, Gackt, Hyde ve benzeri Japon grupları daha önce dinlediyseniz Dir En Grey’in bu aynı anda 5 şarkı çalıyormuşçasına çılgın atan deli grupların öncülerinden biri olduğunu hemen belirtmeliyim. İlk olarak albüm kapağına bakınca zaten çok hastaca bir şey ile karşılaşacağınız apaçık ortada. Bu kapağı açıkçası pek yorumlayamayacağım. Sıra dışı bir çalışma olmuş. Eminim herkes başka bir anlam çıkaracaktır. Gerçi albümün kendisi de öyle. Ya sev ya nefret et tarzında bir çalışma kesinlikle. Fakat Extreme türleri seven, Avangart Metal konusunda fobileri olmayan dinleyicilerin kesinlikle bu albümde kendilerini çekecek bir şeyler bulacağından eminim.

The Insulated World delilik, ölmek istemek, dünyanın yozlaşması, insanların bağnazlığı, yalnızlık, yok olmak gibi oldukça depresif konuları temel alıyor. Albüm için yazılan sözlerin birçoğu bayağı sıkıntılı. Albümdeki tüm sözleri yazan vokalist Kyo bayağı kafayı sıyırmış bir arkadaş. Onun için de ayrıca bir parantez açacağım fakat önce şu aşırı iç açıcı (!) sözleri sizlerle paylaşmak istiyorum;

It’s not your fault that I want to die
I’m just regretting ever being born
It was already a mistake when I was born

İlk şarkıyı açar açmaz suratınıza yumruğu yapıştıran hiddet ve hemen akabinde gelen dünya dışı vokaller… Dir En Grey hem enstrümantal hem de vokaller bakımından oldukça zengin bir grup. Öncelikle Kyo’nun sıra dışı bir tarza sahip olduğunu belirtmeliyim. Gerek stüdyo kayıtlarındaki başarısı, gerek grubun canlı performanslarındaki insanüstü sahne şovları olsun kendisinin bu dünyadan olmadığı aşikâr. Bir insan tek bir şarkı içerisinde cinnet geçirmiş bir öküz gibi böğürüp, bülbül gibi şakıyıp, osurma/sıçma/işeme sesleri çıkarıp bir de üstüne tüm bunları mükemmel bir ahenk içerisinde yapabilir mi? Albümdeki bir şarkıyı dinlerken adrenalin patlaması yaşayıp duvarları yumruklamak isterken, ertesi şarkıdaki melankoli seviyesi yüzünden alkole sarılasınız geliyorsa gerçekten çok sıkıntılı bir çalışma ile karşı karşıyayız demektir. Vokal çeşitliliği bu kadar geniş çapta olan biri daha yok dersem kesinlikle abartmış olmam.

Çalgı işçiliğine değinirsek grubun neredeyse tüm bestelerini üstlenen kurucu eleman, gitarist Kaoru çeşitlilik ve kendini tekrar etmeme anlamında oldukça aşmış bir gitarist. 1 ay içerisinde tüm diskografiyi elden geçirdikten sonra şunu söyleyebilirim ki grubun hiçbir albümü yaptıkları bir önceki işe tam olarak benzemiyor. Tıpkı Kaoru gibi diğer tüm elemanlar da grubun kuruluşundan beri Dir En Grey’e hizmet etmekteler. İkinci gitarist Die, davulcu Shinya ve Bass gitarist Toshiya da Kyo ve Kaoru’dan hiçbir anlamda geri kalmıyor. Hepsi çok kaliteli müzisyenler. Şöyle bir bakıyorum da, 1997 yılından beri kemik kadrosunu koruyan kaç tane emektar grup kaldı ki piyasada?

Şarkılara dönecek olursak ilk parçanın nakaratı olan “I should just die” ile kafayı sıyırdıktan sonra “Devote My Life” da aynı şekilde bir saniye bile nefes aldırmıyor. Bu şarkının gitar pasajları özellikle tam bir akıl hastalığı. Fakat bu işemeli sıçmalı şarkıların yanında melankolik denebilecek kıvamda nakaratlara sahip olan “Ningen Wo Kaburu”, “Aka”, “Followers”, “Ranunculus” gibi oldukça akılda kalıcı, size her türden alkol açtırabilecek, can sıkıcı şarkılar da mevcut. Bu kadar çeşitliliğe rağmen albüm iyi bir bütünlük oluşturmuş diyebilirim. Pek bir şey sırıtmıyor. Albüm hakkında eksi olarak diyebileceğim tek şey kesinlikle herkese hitap etmeyen karmaşık yapısıdır.

The Insulated World özünde oldukça hastalıklı bir çalışma. Başta vokalist Kyo’nun vokalleri ve yazdığı sözler olmak üzere tamamen deliliğe, kaosa, ölüme adanmış bir albüm bu. Deneysel, sıra dışı, farklı bir şeyler olsa da dinlesek diyen herkesin şiddetle bu çıldırmış arkadaşlara bir şans vermelerini öneriyorum. Albümün yanı sıra grubun çekmiş olduğu klipler de kesinlikle normal işler değil. İzleyecek olanlara şimdiden kolaylıklar diliyorum…

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.38/10, Toplam oy: 16)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2018
Şirket
Firewall Div.
Kadro
Kyo: Vokal
Kaoru: Gitar, programlama
Die: Gitar
Toshiya: Bas
Shinya: Davul
Şarkılar
1. Keibetsu to Hajimari
2. Devote My Life
3. Ningen o Kaburu
4. Celebrate Empty Howls
5. Utafumi
6. Rubbish Heap
7. Aka
8. Values of Madness
9. Downfall
10. Followers
11. Keigaku no Yoku
12. Zetsuentai
13. Ranunculus
  Yorum alanı

“DIR EN GREY – The Insulated World” yazısına 6 yorum var

  1. deadhouse says:

    Kritik için teşekkürler. İlginç bir gruba ve albüme benziyor.

  2. Kürşat says:

    Muazzam kritik, sitede farklı tatlar görmek çok hoşuma gidiyor. Emeğine sağlık

  3. Rashid says:

    Sitede Dir En Grey kritiği gördüğüme çok sevindim açıkcası. Japonyada bu tarz çok hayvani gruplar var ama maalesef pek fazla tanınmıyorlar ülke dışında. Albüme geri dönersek açıkcası pek fazla beğenmediğim nadir DEG albümlerindendir. Arche albümüyle zaten bundan sonra ne tarzlara doğru yönelecekleri az çok belliydi ama artık eski samimilikleri yok. Fazla steril geldi bana. Kyo zaten Sukekiyo grubunu kurduktan bu yana DEG’i biraz salmış durumda. Konserlerde bile eski heyecanı yok artık. Tabii ki de atlattığı hastalıkları falan gözardı etmek istemiyorum ama o içine düşüp saatlarce çıkmadığım bir DEG albümü olamadı The Insulated World. Kaoru desen zaten elindeki sorunlardan dolayı gruptan çıktı çıkacak gözüyle bakılıyordu. Bu arada grubun hangi şarkısını beğendiyseniz mutlaka canlı versiyonunu bulup, dinleyin. Özellikle 2000′ler ve 2010′ların başındakı konserlerinde başka bir seviyeye ulaşmıştılar.

    Bu arada kritikde de alıntılanan “Devote My Life” şarkısından olan sözler bana Osamu Dazai’ni hatırlattı. Kendisi intihar etmiş bir Japon yazarıdır ve özellikle Ningen Shikkaku(No Longer Human) kitabında bu tarz onlarca söylemleri var.

    “Mine has been a life of much shame. I can’t even guess what it must be to live the life of a human being. It’s my fault because I’m weak. I’m sorry that I was born”

    Erhan

    @Rashid, Japonya eyince aklıma SIGNIFICANT POINT geliyor. Bu yıl o kadar çok hayvan albüm çıktı ki adamlar arada kaynadı gitti. Halbuki Into the Storm çok çok iyi bir albüm. Japon işi seviyorsan bakmanı tavsiye ederim.

    Rashid

    @Erhan, Evet dinlemiştim albümlerini. X Japan, Loudness falan eski Japon gruplarının karması gibi bir şeydi. Baya iyiydi.

  4. Rzeczom says:

    çağırdın geldik.

    güzel kritik ama müzik hiç benlik değil maalesef. yine de yılın albüm kapaklarından birisi olduğu kesin.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.