# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
EXIMPERITUSERQETHHZE BIBŠIPTUGAKKATHŠULWE LIARZAXUŁUM – Šahrartu
| 28.02.2021

Hâl yoktur, mazi ve onun emrinde bir istikbal vardır.

Oğuz Sel

Daha önce hiç üzerine kafa yordunuz mu bilmiyorum ama canlı ya da cansız varlıklara isim vermenin, ilk etapta, verilen isimden bağımsız olarak büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Mesela Cem Yılmaz, küçüklüğünde ona keyifli vakit geçirten kâğıttan oyuncağına yanlış anımsamıyorsam “dışdış” adını vermiş. Çok uzun zaman önce izlediğim Bir Yudum İnsan belgeselinde çocukluğundan bahsederken özellikle bu oyuncağa vurgu yapıyordu, izleyenler bilecektir. Yılmaz’ın, zihninde güzel anılarla eşleştirdiği oyuncağın bir adı olmasaydı, belgeselde ondan bu kadar detaylı şekilde söz eder miydi, söz etse bile adı olmayan bir oyuncak, bunca yıldır benim bile aklımda kalır mıydı, bilemiyorum.

Dış uyaranlara karşı kulağımın üzerine yatıp kendimi derin düşünüşler içerisinde bulduğumda, isim vermenin, varlıklara olan yaklaşımımı tepeden tırnağa değiştirdiğini idrak ediyorum. Çocukluğumda, elimdeki abur cuburlarımı paylaşıp birlikte oynadığım köpeklerden yalnızca isim verdiklerimi/isim verilmiş olanları net şekilde hatırlamam, isim verdiğim/verilmiş olan sokak hayvanlarıyla duygusal bağ kurmam, onlarca yıl evvel arkadaşım olan, bugün silüetini dahi zihnimin ücra köşelerinden çekip çıkarmam şöyle dursun kendi isimlerini bile aklıma getiremediğim arkadaşlarımın lakaplarını ve o lakapları içeren tekerlemeleri hâlâ ezberden söyleyebilmem, sanırım rastlantı değildir. Bu meseleleri aklımdan geçirirken karşıma çıkan şu cümle de zannediyorum ki tesadüf olamaz:

“Ceketinize veya boyunbağınıza eskiliği veya güzelliği yüzünden bir ad verin, derhal hüviyeti değişir, bir çeşit şahsiyet olur.”

Evet evet! Benim onlarca kelime kullanarak anlatmaya çalıştığım şeyi, Ahmet Hamdi Tanpınar, bundan neredeyse 70 yıl önce gayet derli toplu şekilde ifade etmiş ve benzer şeyleri düşünüyor olduğumuza şaşırsam mı yoksa bunun hayatın doğal akışı içerisinde milyarlarca insanın zaten düşündüğü ve çözüm bulduğu bir konu olduğunu anlayıp kendime, istemeden de olsa aklım sıra farklı bir konuma getirme çabası içerisine girdiğim için aşağılık bir mahluk muamelesi mi yapsam bilemedim.

Adı, 51 harften oluşan ve içerisinde; Latince, Eski Mısırca, Sümerce, Akadca terimlerin yer aldığı Eximperituserqethhzebibšiptugakkathšulweliarzaxułum aka “pazar günkü grup”, bugünkü konuğumuz.

Kulaklarını ilk defa, Pathology’nin kendi adını taşıyan albümünü anlatmaya çalıştığım yazıda çınlattığım ve bu yazıda kendisinden kısaca Eximperitus diye bahsedeceğim grup, Belaruslu. Grup üyeleri ise kimliklerini, grubun kurulduğu günden bu yana saklamayı başarmışlar. Logosu, baktığınızda bilumum çalı çırpı logolu metal gruplarından farksız görünmekle birlikte bu kadar uzun ve kadrodaki müzisyenlerin ifadelerine göre parçalara böldüğünüzde alengirli hâle gelen bir isme sahip grubun, ciddiyetsiz, parodiye yaklaşan türde bir müzik ürettiğini düşünebilirsiniz. Hatta oluşumun bundan önceki albümünün adının “Prajecyrujučy Sinhuliarnaje Wypramieńwańnie Daktryny Absaliutnaha J Usiopahłynaĺnaha Zła Skroź Šaścihrannuju Pryzmu Sîn-Ahhī-Erība Na Hipierpawierchniu Zadyjakaĺnaha Kaŭčęha Zasnawaĺnikaŭ Kosmatęchničnaha Ordęna Palieakantakta…” olduğunu öğrendiğinizde ya da hatırladığınızda, ilgili albümde 35-40 kelimelik şarkıların bulunduğunu gördüğünüzde bu düşünceniz pekişebilir. Fakat herifler pek de öyle ciddiyetsiz bir müzik yapmıyorlar, sadece bir “şey”lere isim verme konusunda -bence- dikkatli davranıyorlar ve bunda, baştaki anlatımlarımı dikkate alırsanız, yine pek de hata etmiyorlar. Demek ki şarkılarına böyle isimler vermeleri gerekiyor.

Dil bilimine meraklı olmalarının yanında doğrudan bu alanda eğitim aldıklarını veya hobileri icabı eski dillere meraklı oldukları çıkarımını; grup, albüm, şarkı adı ve şarkı sözlerini değerlendirerek yapabileceğimiz Eximperitus, harf karmaşasından başımızı kaldırıp müziklerine dönüp baktığımızda iç bunaltan, yer yer doom’a kayan, azman ve tekinsiz bir teknik death metal yapıyor. Hem teması hem de parça tasarımlarıyla daha bir Nile gibi olan 2016 çıkışlı albümlerinden farklı olarak “Šahrartu”, grubun, kendilerine özgü bir işe girişmiş olma çabalarını ve bu çabalarındaki başarılarını yansıtıyor. Gerek albüm adına gerekse şarkı isimlerine baktığımda genel bir sadelik göz çarparken şarkı sözlerinin ise İngilizce hazırlanmış olması dikkatimi çekiyor. Zira önceki albümde grubun arkaik Belarusçadan yararlandığını belirtmek isterim. Artık “Anlatmamız ve herkesin öğrenmesi gereken bir derdimiz var,” gibi bir düşünceye sahipler sanırım. Yaşam ve hayatın kendi içindeki döngüsünün anlatımı noktasında böyle bir yola gidilmesi, hele hele Willowtip çatısı altına girmişken bence güzel bir hareket.

İşin mutfağında ne döndü, nasıl kararlar alındı ve yeni materyaller nasıl oluşturuldu, buna dair bir bilgim yok fakat konsept yapıdaki albümü dinlemeye başladığınız ilk dakikalardan itibaren yapıtın sizi etkisi altına alacağını, tema melodisi olarak belirlenen notaların, olur olmaz yerlerde zihninizin karanlık sokaklarında yankılanacağını söyleyebilirim. Bahse konu notalar, albümün; başında, ortasında ve sonunda bir biçimde icra ediliyor ve belli ki bilhassa anımsamanız gereken bir unsur olduğu vurgulanıyor. Bunun benzerlerini, başka gruplarda, albümlerde gördük ama Eximperitus’un ilgili melodiyi, farklı şekillerde ele alışı, albümün genel anlamda bir derdi olduğunu gösteriyor sanırım. Benzetmekle birlikte karbon kopyası olmadığını da rahatlıkla ifade edebileceğim Nile esintileri, bu yapıtta da su yüzüne çıkıyor. Kaotik gitarlar, yeri gelip trampet derisini ağlatan güçlü ve şarkıya gerçekten anlam katan, kimi zamansa temponun yarı hızına uygun düşecek şekilde icra edilerek kafatası çatlatan blast beat’ler, kendi başına atmosfer yaratan acımasız ve derinden brutal vokaller, parçaları toplu hâlde veya tekil olarak dinlemeye başladığınız anda, ruhsal bir inme yaşamanızı ve o parça-parçalar sonlanana kadar öylece kalakalmanızı sağlıyor.

Eximperitus’un zihinsel bir dönüşüm geçirdiği, alengirli isminin hakkını vermeye başladığını ve bundan sonra çok başka yerlere gelme potansiyellerinin olduğunu, “Šahrartu”ya bakarak rahatlıkla söyleyebilirim. “Vaktiniz varsa albüme mutlaka bakın,” gibisinden bir cümle kurmayacağım. Bu tecrübeye ortak olmanız istendiyse eninde sonunda bu girdaba siz de dâhil olacaksınız.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.78/10, Toplam oy: 18)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2021
Şirket
Willowtip Records
Kadro
Bilinmiyor
Şarkılar
1. Šaqummatu
2. Utpāda
3. Tahâdu
4. Anhûtu
5. Inqirad
6. Riqûtu
  Yorum alanı

“EXIMPERITUSERQETHHZE BIBŠIPTUGAKKATHŠULWE LIARZAXUŁUM – Šahrartu” yazısına 14 yorum var

  1. Grup adı tek kelime ama ana sayfayı patlattığı için 3′e böldüm mecburen.

    https://ibb.co/xmMj9Lm

    Eline sağlık Oğuz, zevkle okudum. Albümden sadece bir şarkı dinleyebildim henüz. En kısa zamanda bakacağım.

    Ouz

    @Ahmet Saraçoğlu, Sağ olasın Ahmet, en az bir tur döndürmeni öneririm.

    hen

    @Ahmet Saraçoğlu, o ne abi yazalim bi CSS bitsin bu çile

  2. Yiğit says:

    Bizim pazar günkü grup dememiz de bir şekilde anlam kattı gruba kritikteki mevzuya binaen. Güzel bir kritik teşekkürler.

    Ek olarak söylemek gerekirse kapak gerçekten rezalet

    Ouz

    @Yiğit, Kritiği hazırlarken bunu hiç aklıma getirmemiştim, tespit gibi tespit gerçekten.

    Çok sağ ol.

  3. Gencalpson says:

    Grubun ismi nasıl okunuyo abi?

    ismail vilehand

    @Gencalpson, “Eksimperituserketzebibsiptugakatsulveliarzazulum” diye okunduğunu düşünüyorum.

    Bu arada süper albüm. Nile ve Hate Eternal sevenleri her türlü yakalar.

  4. bardetto says:

    grubun ismiyle dalga geçmek için geldim fakat kritiğin leziz girizgahından sonra bunu yapmam așırı çocukça olur. grup hakkında hiçbir bilgim yok ama harika bir kritik olmuș. pasifagresif’i niçin sevdiğimi hatırlatır cinsten. kritiğin hatırına gruba kulak kabartacağım. ellerine sağlık oğuz sel

    Ouz

    @bardetto, Güzel sözlerin için teşekkür ederim. Albüm sayesinde böyle bir yazı çıktı.

  5. Dysplasia says:

    Grubun logosunu yapan arkadaş için bir dakikalık saygı duruşu…

    Ouz

    @Dysplasia, Logoyu, zamanında bir albümlerinin kritiğini de yazdığım Condemned grubunun gitaristi Steve Crow hazırlamış. Herif logo tasarlama konusunda acayip mahir. Hatta Eximperitus’un logosuyla yarışacak akıllara zarar bir de 01101111011101100110111001101001 logosu var:

    https://www.metal-archives.com/images/3/5/4/0/3540434066_logo.jpg?3200

    Dysplasia

    @Ouz, Şahane.
    Rastgele şekiller sallıyor olsa kimse kontrol edip doğrulayamayacak.

  6. hf says:

    yanlız albüm akıyor. çok güzel, dinledikçe başa alıyorum. 37 dk yetmiyor.

  7. enemyofgod says:

    Sonraki albümlerinde Türkçe’den de etkilenip ”muvaffakiyetsizleştiricileştiriveremeyebileceklerimizdenmişsinizcesine” kelimesini kullanmalarını öneriyorum. Veya Mary Poppins’den etkilenip ”supercalifragilisticexpialidocious” kelimesini kullanabilirler.

    8/10, güzel iş.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.