# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DRACONIAN – Under a Godless Veil
| 03.12.2020

Draconianlılar Yas Evi (Giriş Yan Taraftadır).

Oğuzcan Dilek (Alondate)

Normalde her yazdığım kritiğin başında öncelikle biraz albümün verdiği mesajdan, biraz havadan sudan, ortaya karışık bir şeyler ile giriş yapmayı severim fakat bu sefer lafı hiç uzatmayacağım. Sadece 2020 yılının değil son yılların en iyi gothic/doom/death metal kırması albümü ile karşı karşıyayız. Bir grup 26 yıllık kariyerinde hiç mi saçmalamaz, boş bir albüm ya da EP yayınlamaz, antipatik bir açıklama yapmaz? Draconian kusursuza yakın gruplar sırasında çok net ilk sıraya oynar. Kaliteli canlı performanslarından tutun, albümlerindeki her bir şarkının nakış gibi ince ince usta sanatçılar tarafından işlenmesine kadar harikulade bir grup. Övmeye kalkarsak susmanın pek mümkün olmayacağı aşikâr. Hatırı sayılır sayıda grup üyesinin gruptan ayrılmasına rağmen hiçbir zaman kalite konusunda çıtayı düşürmemiş olmalarına ne demeli peki? Bu kadar kaliteli bir çizgiye sahip olmak her grubun harcı değil gerçekten. Efsaneler arasında yer alıyorlar dersek pek kimsenin itiraz edeceğini sanmıyorum.

Grup 7. albümleri Under a Godless Veil ile ne yapmak istediğini bilen bir karakterle karşımıza çıkıyor. Kesinlikle laga luga yapmadan direkt, suratımızda hissettiğimiz yoğun bir hüzün ve agresiflik söz konusu. Uzun yıllardır grubun kadın vokalistliğini yapan Lisa Johansson gruptan ayrıldıktan sonra muhakkak birçok kişi grubun bozacağına dair küçük de olsa bir şüphe yaşamıştır. Fakat “Sovran” ile birlikte akıldaki tüm soru işaretleri silinmişti 2015 yılında. Aynı şekilde yine Heike Langhans bu albümde çok iyi bir iş çıkarıyor. Vokallerini ultra mega öküzümsü bulduğum Ander Jacobsson ile birlikte yadsınamaz bir ahenk içerisindeler. Bu harika vokal performansı ile grubun kurucusu ve hüzün deryası Doom:VS grubundan tanıdığımız Johan Ericson’ın usta müzisyenliği birleşince güneşe bakarken gözlerimizin kamaştığı kıvamda bir albüm ile karşılaşıyoruz.

Bu türü bilen bilir. Kolaya kaçmak isterseniz aşırı derecede melodik, ağlak, ilk dinlemede sindirilebilecek, rahatça dinlenen bir albüm yapabilirsiniz. Piyasada sayısız örneği mevcut. Başta vasat gitar işçiliği ve yeni klavye çalmaya başlayan kişilerin öğrendiği ilk melodilerden tutun da özensiz şarkı yazımı ve vokallere kadar piyasada bu özelliklere sahip klişe grupların sayısı sonsuz neredeyse. Eminim birçok kişi artık bu türleri (death/gothic/doom) bir arada gördüğünde içinden “Yine mi aynı şeyler be” diyordur. Metal müzikte artık birçok alt-tür böyle farkındayım fakat kadın vokalli senfonik metal ve ağlamaklı doom metal artık iyice insanları kusma seviyesine getirdi. Çok şükür ki Draconian imdadımıza yetişti bu yıl. Kabından taşan tam 10 adet şarkı ve 1 saatlik süre ile 5 yılın ardından bize tekrar merhaba diyorlar.

Şarkılardan ziyade öncelikle kapaktan ve albümün temasından bahsetmek istiyorum. Albüm daha en başta Natalia Drepina isimli fotoğrafçı hanfendinin yakaladığı çarpıcı bir kare ile oldukça fazla ilgi çekiyor. Kendisinin öbür çalışmalarına bakarsanız gothic ve doom metal yapan bir grup için müthiş bir seçim olacağını anlayabilirsiniz. Albümün temasına gelirsek gerçekten çok derin bir mevzu var ortada.

Açılış şarkısında (Sorrow of Sophia) bahsi edilen Sophia, Gnostisizm felsefesine göre tüm yaşamın yaratıcısı, en eski ve kutsal bir varlıktır. Bu yaratıcı tanrı daha sonra “Moon Over Sabaoth” şarkısındaki iblis Sabaoth tarafından kaçırılıp, sayısız işkenceye uğramıştır. Daha sonra Sophia’nın erkek karşılığı olan Christ gelip öcünü almaya çalışıyor. Oldukça ilgi çekici olan bu temaya merak salıp internette bir okuma yapayım derseniz saatleriniz çalınabilir, dikkatli olun.

Büyük ustalıkla bestelenmiş şarkılara gelirsek müthiş bir çeşitlilik söz konusu. Yukarıda bahsettiğim gibi işi basit birkaç melodi, nakarat ve vokalle çözmek yok burada. Bunları arayan Beyaz Show’a gitsin! Burada ağlamak, hüzünlenmek, derin düşüncelere dalmak var! Neyse… Çeşitlilik olayına geri dönersek “Buriel Fields” ile shoegaze sularında yüzebilirsiniz. “The Sethian” ile cinnet geçirip duvarları yumruklamak isteyebilirsiniz.

“Ascend into Darkness” ile mezara girip, toprağın soğukluğunu hissedebilirsiniz. “Claw Marks on the Throne” ile ulan bu dünya Sultan Süleyman’a bile kalmadı ulan diyerek triplere girebilirsiniz. Her şarkının farklı bir his uyandırma konusundaki başarısı tepe noktasında.

Albümün süresi uzun görünebilir fakat kendini dinlettirmeyi başarıyor. İlk birkaç dinlemede yoğun depresif hava sizi rahatsız edebilir, şarkıları tam olarak sindiremeyebilirsiniz. Bu tarz müziğe alışkın olmayan ve sabırsız kişiler için dinlemesi zor bir albüm diyebilirim. Sevenleri ise bayram etti demek uygun olacaktır. Sanırım albüm için söyleyecek tek kötü şey de bu olsa gerek. Aksi takdirde sizi tahtalıköye yollayacak, atmosferi olağanüstü bir albüm ile karşı karşıyasınız. Haydi, kolay gelsin hepinize. Çıkın şimdi bu işin içerisinden!

9,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.54/10, Toplam oy: 39)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2020
Şirket
Napalm Records
Kadro
Heike Langhans: Vokal
Anders Jacobsson: Vokal, sözler
Johan Ericson: Gitar, besteler
Daniel Arvidsson: Gitar
Jerry Torstensson: Davul

Konuk:
Daniel Anghede: Bas
Şarkılar
1. Sorrow of Sophia
2. The Sacrificial Flame
3. Lustrous Heart
4. Sleepwalkers
5. Moon over Sabaoth
6. Burial Fields
7. The Sethian
8. Claw Marks on the Throne
9. Night Visitor
10. Ascend into Darkness
  Yorum alanı

“DRACONIAN – Under a Godless Veil” yazısına 44 yorum var

  1. chuck says:

    kritik içerisinde sanırsam bir takım virgül eksiklikleri ile bazı paragraflar da anlatım bozukluğu var ama tek tek yazmakla uğraşmak istemiyorum, sonuçta yanılıyor da olabilirim. (bu arada etiketler de ülke eklenmemiş, şu sıralar dikkatimi çekti sadece)

    bunun dışında epey düz bir kritik olduğunu düşünüyorum. yazar arkadaşın daha önceki kritiklerini beğenerek okuduğum için söylüyorum bunu.

    grup iyi, albüm zaten çok iyi. gerçekten emek verilmiş ve kafa yorulmuş bu işe. saygı duymamak elimde değil. verilen not yerinde olmuş. kendi alanında yılın en iyi albümü olabilir.

    Alondate

    @chuck, Chuck bey sağolun geri dönütünüz için. Eski yazılarımın bazılarında yorumun vardı hatırlıyorum. Zaman ayırıp yazılarımı okuduğun için teşekkür ederim.

    Ahmet abi bazı paragrafları bölmüş. Bu şekilde de okuyunca bana pek garip gelmedi. Virgül hataları zaten muhakkak vardır onlardan kaçış yok :) İşin komik tarafı kritiği Ahmet abiye yollarken “abi bu kritik içime çok sindi” yazmıştım ve öbür yazılarımın bir çoğunda emin olmadığım kısımlar vardı çokça. Sen böyle deyince ilginç ve komik oldu şimdi :D Eğer gelecek haftalarda yayınlanırsa bir Clowncore kritiği yazdım o asıl tam bir cümbüş. Albümde zaten neyin ne olduğu belli değil, sanki yazı da öyle oldu hahahaha

    Rzeczom

    @Alondate, ya telefondan yazıp, gönderdiğim için yine karıştırdım. kişilik bozukluğu yaşıyorum resmen.

    geçenlerde ahmet abinin yazdığı Rex albüm kritiğini okurken bahsettiğin paragraf bölmeyi fark ettim: bi paragraftan sonra öyle bir paragrafa başlıyor ki sanki arada bir paragraf daha varmış da silinmiş gibime geldi ama yazmadım, yanılıyor olabilirim diye. muhtemelen yoğunluktan artık fark edilmeden etiketler vs. de eksik giriliyor. yazsam mı yazmasam mı bilemiyorum bilemiyorum çoğu zaman.

    bu arada kritik kötü değil. dediğim gibi: öncekilere oranla karşılaştırınca daha iyi yazılabilirdi diye düşünüyorum. kendim de zamanında aslında oldukça basit yazılabilecek bir albümü yazmayı denemiştim ve başarısız olmuştum. ondan dolayı yazılan, çizilen, emek verilip üretilen herhangi bir şeye büyük küçük demeden daha fazla saygı duyuyorum. kendim yapamıyorum çünkü.

  2. koca says:

    Çok sayıda yıl sonu listesinde yukarılarda olduğu için albüme bir şans vermek istedim ama bu bayıklıktaki ve uzunluktaki besteler benden uzak Odin’e yakın olsun!

  3. P L A G U E says:

    Sovran’ı devasa seven ve en iyi Draconian albümü olarak gören beni hayretler içinde bıraktı bu albüm. Çıktığı günden beri düzenli şekilde dinliyorum ve sene bitmeden ‘sovran’dan iyi’ deme ihtimalim de çok yüksek. Özellikle ilk 2 parça ve son parça bu sene duyduğum en muazzam şarkılardan diyebilirim.

  4. Bedirhan says:

    Yazıda da bahsedildiği üzere, gerçekten asla hayal kırıklığı yaşatmayan; asla “ulan acaba saçmaladılar mı?” diye düşündürtmeyen bir grup. The Closed Eyes of Paradise döneminden tutun, Where Lovers Mourn dönemine; The Burning Halo’ dan, Under a Godless Veil’ a kadar her haliyle cezbedici bir müziği var. Şu dakikada 3 albüm birden yayınlasalar bir gram dahi kesinlikle baymaz. (bu yaşansa keşke.) Yazı ayrı, albüm ayrı hoş. Elinize sağlık, Draconian diskografisini bekliyoruz…

  5. Rashid says:

    Lisa Johansson gibi biri gruptan ayrıldıktan sonra bile hala aynı düzeyde gitmeleri takdire şayan bir şey. Sovran’ı da çok beğenmiştim ama bu albüm bir başka olmuş.

  6. enemyofgod says:

    Doomla alakalı Katatonia ve Anathema’nın ilk iki albümleri ve Candlemass’in bir kaç işi hariç hiç bir şey dinlememiştim. The Sacrifical Flame çıkınca bir bakayım dedim ve bağımlısı oldum. Bir şey dinleyecek olursam hemen elim bu albüme kayıyor inanılmaz bir şey. Sene sonu listemde yerini ayırttı. 9,5/10′dan 9 bastım.
    Şu an Paradise Lost başladım başka doom önerisi varsa alabilirim.

    Opethsevenbiri

    @enemyofgod, Swallow the Sun.

    enemyofgod

    @Opethsevenbiri, Teşekkürler.

    P L A G U E

    @enemyofgod, önce doom metal neymiş bir araştırma yaparak başlamanı öneririm. Daha sonra dinleme kısmına geçebilirsin. Candlemass dışında yazdıklarının hiçbiri gerçek doom metal değil. Hepsi alt tür. Ülkemizde bu kadar yanlış bilinen başka bir müzik türü yok diye düşünüyorum.

    https://en.m.wikipedia.org/wiki/Doom_metal

    enemyofgod

    @P L A G U E, Biliyorum yanlış bildiğimi o yüzden sağdan soldan duyduklarımdansa buraya danışmayı düşündüm çok teşekkürler.

    Rzeczom

    @enemyofgod, eğer black sabbath dinliyorsan sadece heavy metal değil aynı zamanda doom metal’de dinlemiş oluyorsun. alt türlere çok fazla takılma derim. dinledikçe, gruptan gruba hangi janrada ve etiketle iş yaptıklarını anlıyorsun.

    paradise lost’ın doom anlayışı ile katatonia’nın ya da moonspell’in farklı olması gibi. gotik dönemlerinin tarzları bile farklı mesela.

    benim tavsiyem öncellikle sabbath’ı hatmetmen, sonrasında kuzey avrupa sularına girmen. eğer dumanlı işleri de seviyorsan electric wizard gibi oluşumlara da göz atabilirsin.

  7. Ece says:

    Muazzam albüm. Draconian yıllardır dinlemek isteyip de bir şekilde ıskaladığım bir gruptu; tam tahayyül ettiğim gibi yoğun, derin, aşırı melankolik. 1 saatin nasıl geçtiğini anlamadım, 2. tur döndürüyorum şu an. En kısa sürede diskografilerine başlayacağım.

    Tatsız ve durgun olduğum bir günde dinlemeyi seçmiş olmam da ekstra ezdi, yığıldım kaldım.

  8. deadhouse says:

    Ben bu grubun elit metal dinleyicileri tarafından beğenilmediğini sanıyordum. Herkesin bir alıcısı varmış.

    Ece

    @deadhouse, Elit metalden kastın tam olarak nedir? Tanımın kafamdaki imgeyle örtüşecek mi merak ettiğimden soruyorum, yanlış anlama.

    deadhouse

    @Ece, Göreceli bir şey tabii bu. Bu yüzden geçerliliği sadece benim için var. Bana göre elit metal dinleyicisi derinliği olmayan, yavan müzikler dinlemez. Benim fikrime göre Draconian derinliksiz, yavan bir müzik yapıyor. Soruna gelirsek; yazdığım bu yorumda yeterince açıkladım diye sanıyorum.

    Alondate

    @deadhouse, Tam tersi. Draconian sevmeyen adamın esamesi okunmaz. Elitlikten kastın derinliği olan müzik dinlemekse o adamın elitle alakası olamaz. Çünkü ilk bir kaç dinleyişte hiç bir şey anlamazsın bu adamları dinlerken. Oturup ciddi şekilde ilgilenmen lazım yaptıkları müzikle. Kesinlikle çerezlik müzik yapmayan adamları nasıl elitlik kategorisine koymadın anlayamadım.

    Dediğin gibi gerçekten aşırı derecede göreceliymiş senin elitlik kavramın :)

    deadhouse

    @Alondate, Hocama alınmaya gerek yok. Bu platform zaten bunun için var. Düşüncelerimizi açığa vurmamız lazım. Ben elit bulmadım diye grup yerin dibine girecek değil ya. Bana göre derinliksiz, size göre dünyanın en derin müziği olabilir. Önemli olan saygıyı kaybetmemek, hakarette bulunmamak. Kritiğini okudum bu arada. Kritiğine elit bir kritik diyebilirim. :)

    Alondate

    @deadhouse, Reis ben senin yorumlarını hep keyifle okuyorum zaten. Şu sitede sana ne kadar saldırıyorlarsa ben seni bir o kadar seviyorum :) Alınmadım. Ben de kendi fikrimi söyledim sadece.

    Bu ve öbür kritiklerimi zaman ayırıp okuyorsan teşekkür ederim.

    Ece

    @Alondate, Dünkü yorumumda kritikten bahsetmeyi unutmuşum, eline sağlık bu arada o/

    Ece

    @deadhouse, ‘Elit metal dinleyicisi’ dendiğinde benim zihnimde oluşan 2 farklı profil var mesela , senin tanımınla bağdaşmıyor ikisi de.

    Grubun yavanlığı/derinliği konusundaki fikirlerine de saygı duyuyorum, zaten sıfat kullanımı söz konusu olduğunda nesnellik her zaman mümkün olmayabiliyor. Çoğu kız arkadaşım Jason Momoa için ayılıp bayılırken benim hilkat garibesi olarak görmem buna bir örnek.

    deadhouse

    @Ece, Fotoğraflarına baktım da hilkat garibesi diyerek kibarlık etmişsin. Medeniyet yüzü görmemiş bir hali var. Bu tür erkekleri seksi bulan kızlar azalarak bitti sanıyordum, meğerse hala varmış.

    Ece

    @deadhouse, Medeniyet yüzü görmemiş de baya iyiydi, bunlar duymak istediğimiz şeyler ✓ (hala varlar ve sayıları oldukça fazla)

    ismail vilehand

    @Ece, Tom Angelripper > Jason Momoa

    https://bit.ly/37x3gwP

    Jason Momoa demişken üvey kızı Zoë Kravitz’e hastayım. Son Mad Max filminde görüp platonik aşık olduktan sonra anneme göstermiştim bu kıza fena aşığım diye, kadın ciddi ciddi “ben böyle gelin istemem.” dedi. Zoë bunu duysa göz yaşlarına boğulurdu kesin. Bu muhabbette ona benziyor.

    çaksu

    @ismail vilehand, Her yönüyle efsane olan filmi bi de yarı çıplak mankenlerle bezemek insafsızlık. Acayip filmdi Fury Road.

    Ben de bu Under the Silver Lake’te de oynayan (It Comes at Night ve Logan Lucky’de de rastgeldim) kadına karşı özellikle zayıfım. (Evet adına bakıp kopyalamak daha kolaydı aslında)

    ismail vilehand

    @çaksu, şimdi baktım, wikifeet puanı 5 üzerinden 4.9′muş. Bu konuda tam bir duayensin gerçekten.

    çaksu

    @ismail vilehand, Haha. Teveccühünüz.

    https://www.youtube.com/watch?v=-aNj42dE3Bk
    Under the Silver Lake havuz sahnesi.

    Ece

    @ismail vilehand, Tom abimiz babamla aynı yaşta ama en okkalısından fav hak ediyor fotoğrafı.

    Ahah kadıncağız niye öyle dedi acaba.

    ismail vilehand

    @Ece, neden olarak “Kara kuru bişey, anası babası hiç beslememiş mi bunu?” demişti. Annesi Lisa Bonet, babası Lenny Kravitz desem onların kim olduğunu açıklamak zorunda kalacağım ve konu uzayacak diye sessiz kalmayı tercih ettim.

    Ece

    @ismail vilehand, Ahah Türk annelerinin böyle bir olayı var cidden, babaannem amcalarıma yıllarca ”Yemeğin salçası kadının kalçası, kemik yığını toplayıp getirmeyin ” derdi.

    Merdomerdo

    @ismail vilehand, https://www.youtube.com/watch?v=3ViVPRWRRmk Ben de Zoe Kravitz’i Dope’ta görüp hasta olmuştum.

    Ayrıca Arnold’un 70 yaşındaki hali bile Jason Momoa’dan daha iyi Conan olur. Bir türlü yapamadılar şu filmi.

    Rzeczom

    @Ece, gerçekten beğendiğim ve güzel düşünceler beslediğim bir kız arkadaşım, bu at herifi seksi bulduğunu söylediği için kendisinin katili olmuştum.

    Ece

    @Rzeczom, Alışmak lazım ya, tabi biz itici buluyoruz diye adam değerini kaybedecek değil elbette (:

  9. P L A G U E says:

    Bu albümü senenin en iyilerinden biri olarak görüyorum ve ‘elit metal dinleyicisi’ olup olmadığım hakkında kafamda deli sorular var.

  10. Berca B. says:

    Herkes yazınca kime cevap vereceğimi şaşırdım, amma çok anti Jason Momoa’cı varmış. Hetero halimle bence herif gayet yakışıklı süper muabbeti olan biri. Zaten seviyodum bi de üstüne Phil Anselmo’yla kanka çıkıp Scour’da vokal yapınca iyice sever oldum.

    Zevkler renkler amma acayip şeyler.

    ismail vilehand

    @Berca B., aslında ben anti-Momoa’cı değilim. Gayet kafa ve eğlenceli birisi olduğu kesin. Boş erkek olmadığı Lisa Bonet gibi kadının tillahı denecek birisine sahip olmasından belli ama uzun saç ve sakalsız gençlik hali bildiğin dümdüz kısık gözlerle bakan, bıçkın semt çocuğu. Baywatch dizisindeki halinin aynısını Bağcılarda, Esenyurtta falan görmek mümkün.

    Belli bir yaşından sonra adamın hem saçının hem de sakalının kısa olduğu tek bir fotoğrafı dahi yok. Kendi de olayın farkında bence.

    enemyofgod

    @Berca B., Bence de görünüşü iyi ve çok sempatik bir adam, ama Can Yaman gibi tipler çoğaldıkça bu görünüşteki kişilere doğru/yanlış aynı tepkiler veriliyor.
    Ve evet, zevkler renkler acayip şeyler.

    Opethsevenbiri

    @enemyofgod, Can Yaman Jason Mamoa’nın olmamışı bence. Jason Mamoa’ya o ayaklı testesteron imajı yakışırken Can Yaman yüzü fotoşopla konmuş gibi duruyor.

    Dothraki imajını bi kenara bırakırsak da daha soft fotoğraflarında yüz hatları falan gayet iyi adamın çok ağır haksızlık edilmiş. Valla son zamanlarda ekşiye döndü bura baya. Herif PA’in %90′ından yakışıklıdır muhtemelen.

    Fotoğrafınız bile yok korkaklar!!

    enemyofgod

    @Opethsevenbiri, Can Yaman bildiğimiz mağara adamı, bence karşılaştırılmaz bile.
    Dothraki hali ile bile Can Yaman’dan daha iyi imajı var Momoa’nın.

    Bir de bu tartışmanın hatrına Jason Momoa sıradaki Draconian albümüne konuk olsa süper olur.

  11. Kastaga says:

    bu albümde mi bir şey var? yoksa benim mi hüzne meylim varmış? çok üzdü bu albüm beni.

    Alondate

    @Kastaga, Cok sukur jason mokoko disinda bir seyden bahseden biri.

    Sende anormallik yok reis. Album cok can yakici. Keyfim yokken elim gitmiyor acmaya.

    Dysplasia

    @Kastaga, valla ben ilk defa draconian dinliyorum ve beni de çarptı bu albüm. Kadın vokal önyargısı yüzünden hiç bakmadığım gruplardan biriydi de yazının 3. paragrafı sayesinde bir şans verdim. Bayaa düzgün ağdalı doom grubuymuş. Kadının vokallerine de tav oldum. Pesi ayrı tizi ayrı; miksi ayrı kafa sesi ayrı dağlıyor.
    Sabah karanlığında işe giderken ‘gece olsa da içe içe dinlesem’ dedirtiyor bir kaç gündür.

  12. Mandos says:

    Son dönemde dinlediğim en iyi albüm. Muazzam iş çıkarmışlar arkadaş. Favorim The Sethian olmakla birlikte, albümde boş şarkı yok. GErçekten muazzam albüm, el ayak titretir yürek yakar, bi 100′lük rakı devirtip üzerine iki bira çaktırır.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.