# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DISENTOMB – The Decaying Light
| 15.07.2019

Başka türlü bir H-A-Y-V-A-N-L-I-K.

Avustralyalı DISENTOMB’un ikinci albümü “Misery”yi ilk duyduğum anda DISENTOMB’un farklı olduğunu sezmiştim. Çatır çatır çalıyor, öküz gibi kazıyor ve dinleyicinin peşini bir türlü bırakmayan zehirli, ezici bir hava barındırıyorlardı. O albümü 1000 kez dinledikten sonra yeni albümün yolunu gözler, gruba dair her haberi bekler olmuştum. DISENTOMB çok kaslı ama asla aklı az olmayan bir brutal death metal yapıyordu. Olayı sulandıran ögelerden kaçınıyor ve çok net bir tokat şöleni sunuyorlardı.

“The Decaying Light”ın haberi ilk çıktığında ilk düşündüğüm şey grubun en azından mevcut öküzlüğünü devam ettirmesi, mümkünse bunun üzerine çıkmasıydı. Böyle bir müzik yapıyorsanız zaten birtakım uçları zorluyorsunuz demektir; kimse sizden 5 kat hızlı blast beat atmanızı, 750 bmp’le çalmanızı beklemez. Böyle bir müzik yapıyorsanız bunu yükseltecek başlıca şey yarattığınız şeyin atmosferi ve yoğunluğudur. Tıpkı ULCERATE’le yaptığımız röportajda davulcu Jamie Saint Merat’ın “artık daha başka bir sertlik üzerinden ilerleyeceğiz” minvalinde şeyler söylemesi gibi, DISENTOMB’un da müziğinin derinliğini artırması ve olayı çok hızlı ve sert çalmanın ötesine taşıması gerekiyordu.

Ne mutlu ki öyle de oldu. “The Decaying Light” benim için şimdiden yılın albümleri arasına girdi.

Bunu sağlayan bir dolu faktör var. Beste kalitesi ve müzisyenlikten zaten bahsetmeye gerek yok. Mükemmel şarkılar, harika rifler, enfes düzenlemeler ve çekiç gibi bir sound. Bunu cebe atınca elimizde kalan başlıca şey, DISENTOMB’un çok net şekilde atmosfer yaratmayı başarmış olması. Kupkuru progresif death metal albümlerine, sası sası melodik black metal albümlerine, yavan power metal albümlerine alışığız. Bunlar da dâhil olmak üzere tüm türlerdeki öne çıkan albümlerin tümünün ortak özelliği, bu öne çıkan işlerin hep kendilerine özgü bir hava yaratmayı başarmış olmaları. Brutal death metalde bunu sağlamak hiç de kolay değil. Acımasızlık ve hayvan çocukluğu üzerine kurulu bu tarzda sertlik ve şiddetten ödün vermeden bir de atmosfer oluşturmak gerçekten büyük iş. İşte DISENTOMB “The Decaying Light”ta bunu başarıyor, hem de öyle böyle değil; bağırta bağırta, kanırta kanırta başarıyor.

Bunu albümü dinlemeden anlamak cidden mümkün değil. Grup benzerlerini black metal ve blackened death metal gruplarında duyduğumuz lanetli ve tekinsiz karanlığı albüme öyle güzel yediriyor ki; enfes besteler ve kusursuz prodüksiyon ile bu karanlık üzerimize öyle bir çörekleniyor ki… Dinlemelere doyamıyor insan. Bu açıdan bakınca albüm sadece brutal death metal sevenlere değil, hiç taviz vermemesine rağmen daha geniş kitlelere de yayılmayı başarıyor. Bunu da tür içine sıkışmadan, yarattığı yoğunluğun tatmin ediciliğiyle yapıyor.

“The Decaying Light”ı dinlerken şarkı şarkı takdir etmektense, çok daha bütün bir deneyim yaşadığımı hissediyorum. Şu ana dek albümü 10-12 kez dinledim ve hâlâ şarkıların isimlerini bilmiyorum, çünkü başlattığım andan bitene dek nefes alan, kanı canı olan bir yaratıkla karşı karşıya olduğumu hissediyorum. Bu gerçekten çok önemli bir şey. Bir albümün değerli, uzun ömürlü ve ilham verici olmasını sağlayan en birincil konulardan biri: tek bir şarkıymışçasına iç içe geçmiş, organik, nefes alan, damarlarında kan dolaşan albümler.

Dolaşan bu kanın ne kadar bordo ne kadar siyah olacağına da DISENTOMB karar veriyor. Albüm bir an olsun zekâsını düşürmeden, sürekli kontrolü elinde tutarak vuruyor da vuruyor; eziyor da eziyor. “The Decaying Light”ı dinlerken grubun yazım sürecinde son derece doğal ve akıcı bir ilham aldığını hissedebiliyorsunuz. Son dönemde DISENTOMB röportajı okumadım ama içimden bir ses albümün yazım sürecinin o kadar da uzun sürmediğini, “The Decaying Light”ın kabasının bir çırpıda çıktığını söylüyor. Belki yanılıyorumdur; belki grup her bir notayı ince ince işlemiştir. Ama albümün bu organik hâli bana annesinin rahminden bir çırpıda çıkıp plasentasıyla birlikte flops diye yere düşen bir yaratığın doğumunu düşündürtüyor.

DISENTOMB gerçekten dinlenmesi gereken, tadına varılması gereken bir iş yapmış. Bunca zaman beklemeye kesinlikle değmiş ve ortaya da bugüne kadarki en iyi, en değerli DISENTOMB albümü çıkmış. “The Decaying Light”ın yıl sonu listeme girmemesi için yılın kalan kısmında ciddi anlamda akıl almaz sayıda başyapıt çıkması lazım. Bence DISTENTOMB içini ferah tutsun.

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.35/10, Toplam oy: 34)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2019
Şirket
Unique Leader Records
Kadro
Jordan James: Vokal
Jake Wilkes: Gitar
Adrian Cappelletti: Bas
Henri Sison: Davul

Konuk: Matti Way: Vokal (2)
Şarkılar
1. Collapsing Skies
2. Your Prayers Echo into Nothingness
3. Indecipherable Sermons of Gloom
4. Undying Dysphoria
5. Centuries of Deluge
6. The Decaying Light
7. The Great Abandonment
8. Dredged into Existence
9. The Droning Monolith
10. Dismal Liturgies
11. Invocation in the Cathedral of Dust
12. Rebirth Through Excoriation
13. Withering
  Yorum alanı

“DISENTOMB – The Decaying Light” yazısına 13 yorum var

  1. pelican says:

    Öyle güzel anlatmışsın ki kendimi bir odaya kapatıp baştan sona gözüm kapalı dinleyesim geldi albüm kapağı çok ürpertici iştah açıcı
    albümü dinlemedim ama dinlemeyi çok isterdim

  2. daud says:

    Aklımı aldı yok böyle birşey. Brutal/Slam Death Metal’i dezonant icra etmek grupta kimin aklına geldiyse tebrikleri sonuna kadar hak ediyor.

    Belki çok iddialı olacak ama “Si Monvmentvm Reqvires, Circvmspice” Black Metal’i nasıl etkilediyse bu albümde ilerde Brutal Death Metal için benzer bir etkiyi yapacak.

  3. Ouz says:

    İstisnalar haricinde bu tarz işlerde karikatürize yaklaşımlardan ve bunun müziğe yansımasından hoşlanmayan bir adam olarak albümü yeni dinlemeye başladığımı ve daha ilk dakikalardan beğendiğimi söylemeliyim. Giriş parçası insanlık dışı, benim şu aşamada (daha buraya geldim) en sarsıcı bulduğum “Centuries of Deluge” oldu. 6. saniyede başlayan ve şarkının devamında da gelen bölüm işitsel zehir resmen. Sağda solda brutal death metal yapıyorum diye millete atarlanan ama esasında ibişlik yapan gruplara ders olsun. “Anti” puanlamalara karşı 10 bastığımı ilan ediyorum.

    Eline sağlık Ahmet.

  4. Aykut says:

    Ohhh… Şahane bir albüm. Bir kamyon katıksız dayak yeminle. 🤘

  5. ihsanoird says:

    Misery albümünü daha çok seven taraftayım. Bu albüm de canavar gibi ama süresi bir tık daha kısa ya da temposu biraz daha fazla olsa daha çok hoşuma giderdi. Tekinsiz atmosferi vermek için kullanılan dezonant kısımlar albümü kimi yerde frenliyor. Nedense albümden koptum dinlerken. Şarkı şarkı dinleyince hepsi başarılı ama akışta bir sıkıntı var (en azından şimdilik). Puanım 8/10

  6. Alondate says:

    Saf gurultu. Unique leader records kanalini YTdan takip ediyorum. Attiklari her sarkiyi sonuna kadar dinliyorum. Son bir kac senedir cikan neredeyse tum gruplar birbirinin kopyasi.

    Bu albumu de sabirla sonuna kadar dinledim fakat sonuc ayni.

    Kıyamet metali

    @Alondate, Katılıyorum. Birçok grup için aynı şeyi düşünüyorum hatta. Sertlik var, müzik yok. Bu albümlerin birkaç sene sonra hatırlanacağını hiç sanmıyorum. Anlık gaz.

  7. P L A G U E says:

    sene sonuna kadar bu albümden başka bdm albümü çıkmasa da olur. benim bi bdm grubum olsa ve bu sene albüm çıkarmayı planlamış olsaydım vazgeçerdim, bu seneyi atlatıp 2020 de yayınlardım. durduk yere neden magnum mermisine kafa atmaya çalışayım ki?

  8. ismail vilehand says:

    İnsanın akıl sağlığını bozar derecede iyi bir albüm. İşitsel bir zevk komasına sokuyor. Inter Arma – Sulphur English ile bir birlikte bu sene içerisinde dinlediğim en iyi albüm şimdilik.

    Albüm brutal death metal türünde olsa da çok daha fazlasını içeriyor. Epey cesur bir işe kalkışıp destan yazmışlar. Önümüzdeki yıllarda benzerlerini deneyenler kesinlikle olacaktır ama bu albüm bir milat olarak anılacak.

    Kağıt üzerinde yazan türü bir yana, hissettirdikleri çok farklı. Misal ben Deathspell Omega’nın son albümünde hissetmediğim kadar karanlık ve boğuculuk hissediyorum bu albümde. Dezonant müziği farklı bir boyuta taşımışlar. 10/10.

    deadhouse

    @ismail vilehand, Sulphur English’i 2′ye çekersen komiteden seni Sulphur English savunma timinden çıkarmalarını istemek zorunda kalırım…

    ismail vilehand

    @deadhouse, valla bu konuda çok ortadayım ya. Sonucu zaman belirleyecek. Zaman geçtikçe etkisi azalmayan albüm en iyi albümdür.

  9. ismail vilehand says:

    Dünyanın en iyi albümü.

  10. Osman Gümüş says:

    Saturn Devours His Son

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.