# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
RAMMSTEIN – Rammstein [ORTAK İNCELEME]
| 08.06.2019

Endüstriyel metalin METALLICA’sının “Black Album”ü.

Ant Arın Şermet

Dünya üzerindeki bazı diller küreselleşmeyi başaramamıştır. O dilin sahibi olan asıl millet ve onunla organik bağları olan ülkeler o dili konuşur. Dilin sahibi ülkenin ekonomik ve coğrafi konumuna göre komşularında da ikinci, üçüncü dil olarak sayabiliriz. Almanya ve Almanca bu noktada yukarıdaki tanıma en çok uyan ülke olarak gösterilebilir. Almanya denince akla gelen şeyler; disiplin, sertlik, kurallar, düzen, makine düzeninde doğrular vb. olarak ilerler. Mercedes ve BMW’den sonra dünyaya sundukları en büyük marka ise 25 yıldır dünya müziğine kendi doğrularında ‘ayar veren’ Rammstein.

Dünyaca ünlü ve bireysel olarak en beğendiğim dergi olan New Yorker’da 20 Mayıs tarihinde Amanda Petruisch imzasıyla çıkan yazıda grubun tarihindeki en sinematografik klip olan “Deutschland”dan ve albümden bahsediyor. Dr.Caligari’nin Muayehanesi’yle Game of Thrones referanslarından alıp Nazi döneminin karanlığına değinen uzanan yazıdaki en dikkat çeken nokta grubun gitaristi Richard Kruspe’den geliyor;

“Dünyanın %99’unun anlamadığı bir dilde müzik yaparken albümlerimizi ve yaptığımız şovları o kadar etkileyici yapmalıyız ki o dramayı herkes anlamalı ve etkilenmeli.”

Richard Kruspe’nin bu cümlesine tezat oluşturacak seviyedeki sade albüm tasarımı ise dinleyiciye görsel ve işitsel bağlamda etkilenmekten başka bir yol bırakmıyor.

Ayrıca Amanda Petruisch’in yazısında kullanılan harika illüstrasyonda Hennig Wagenberth’in hakkının teslim edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Rammstein perspektifinden Alman tarihini tek görsele indirmek en az grubun yapmaya çalıştığı şey o kadar özel.

Rammstein’ın uzun süredir beklenen yeni albümü için söylememiz gereken ilk şey ise maalesef olumlu değil. Öncelikle iyi bir albüm olsa da önceki albümlerinden şarkıların değiştirilip birleştirildiği bir hava sunuyor “Rammstein”. Bu durum, grubu uzun zamandır dinleyenler için hoş olmayan bir durum yaratıyor. Grubun ilerleyen 10-15 senede akılda kalmayacak bir albümü olarak saymak ne yazık ki yanlış olmayacak. Bu demek olmuyor ki albümde iyi, hit sayılabilecek şarkılar yok. Elbette var.

Benim favorilerimi yazmam gerekirse elbette ilk önce “Deutschland” yazılır. Ardından grubun “Rosenrot” albümü sonrası en iyi şarkısı olduğunu düşündüğüm “Puppe” var. “Diamant”, “Was Ich Liebe” ve Eurovision tadında ama yine de harika şarkısı “Auslander” var.

Grubun turnesinden bazı şarkıların seyirci çekimleri YouTube’dan izlenebilir. Az önce belirttiğim “Puppe” burada da zirveye oynuyor. Till Lindemann’ın teatralliği sahnede zirveye çıkıyor ve devasa bir bebek arabasındaki kukla bebeğin metamorfozunu gösterirken onu yakıyor ve yok ediyor.

Yeni albümünü firesiz çaldığı turnesi ise maalesef değil Türkiye, balkan coğrafyasına dahi gelmiyor. Bu deneyime yerinde tanık olma şansımız da kolay gerçekleşmeyecek gibi duruyor bu doğrultuda.

Ayrı bir paragrafı da “Diamant”a açmak istiyorum. Rammstein’ın balladlarını seven biri olarak “Diamant”ı dinlerken albümün havasından tamamen çıktığımı fark ettim. Şarkı sözlerinin de üst düzey bir Almanca ile yazılmaması sonucu yarım yamalak Almancamla sözleri anladım. 1.13’te “Wie ein juvel…” diye başlayan bölüm ise Till’in şair tarafının gün yüzüne çıktığı bölüm olarak sayılabilir.

“Doch was nicht lieben kann, muss hassen.”

Sen neler yazıyorsun be Till!

Bir de grubun şu ana kadar yayınladığı üç klibin üçünün de kısa filmden hallice başarılı olması var. “Deutschland” ile resmen ‘klip nedir? nasıl yapılır?’ sorusunu cevapladı grup. Bu yetmedi “Radio” ile özgürlük hareketlerine ve ‘radyonun gücüne’ selam durmayı unutmadı. Son yarım dakikada askerlerin ettiği dans mutlaka görülmeli! Bunlarla ölmemiş olan izleyiciye öldürücü yumruk “Auslander” ile geldi. Bir Afrika ülkesine ziyarette bulunan bu 6 kafadar gittikleri ülkenin tam olarak rengini değiştiriyorlar. Paul Landers’in taktığı Osmanlı fesi de göze çarpıyor ve son olarak Almanca, İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve Rusça nakaratıyla ‘ne oluyor’ ifadesi yaratan bir şarkı ve kısa filmden bozma klip. Bu kliplerin yönetmenliğini üstlenen Jörn Heitmann’ı da radarımıza almak bence yanlış olmaz. Grubun bugüne kadar çektiği tüm teatral kliplerin yönetmenliğini üstlendiğini de eklemeden geçmemek lazım. Hatta klip işlerini bırakıp Wenders, Herzog dönemi sonrası tekrar yükselişe geçmeye başlayan Alman sinemasına bir şeyler sunabilir, sunarsa da merakla bekler ve izlerim. Hatta “Spiders” diye 8 bölümlük bir dizinin kurgu aşamasındaymış kendisi şu an. İlgilisine duyurulur.

Övme kısmını bitirip maalesef tek düzeleşen, seks, cinselliğin sattığı düşüncesi ve bu doğrultuda yapılan vasat şarkılar var. “Liebe ist Für Alle Da” albümünde sansürsüz klibiyle izleyip ‘meh’ dediğimiz “Pussy”nin berbat kopyası “Sex” albümün uzak ara en kötü şarkısı. Opera girişli “Zeig Dich” de albümde yer alan ve bir süre sonra kimsenin hatırlamayacağı bir şarkı. Bir de “Tattoo” var elbette. Fena olmayan bir nakarata sahip olsa bile o da diğer şarkılar gibi ilerleyen yıllarda grubun diskografisindeki derin çukurlarda kendine yer bulacak.

İyi ve kötü tarafları çok bariz olan “Rammstein”, konumlandırılması en kolay Rammstein albümü olarak dikkat çekiyor. Grubun dünyada at koşturduğu, Almanca öğrettiği dönemlere hiçbir halükarda yaklaşamaz ama grubun en kötü albümlerinden de sayılmaz. İlerleyen senelerde hatırlanacak bir albüm olacağını düşünmesem de bir önceki albümden daha iyi bir iş çıkarmış Rammstein. Toparlamak gerekirse iyi ama o kadar da iyi değil. Yine de Rammstein ne yapsa dinleriz, öyle değil mi?

Not: 6/10

Çağatay Balıkçı

2009’da çıkan “Liebe Ist Für Alle Da” albümünden sonra geçen 10 senede konser albümleri ve toplamalar yayınlayan Rammstein geri dönüşünü grubun ismini taşıyan albümüyle yapıyor, hayranlarını tekrardan kucaklıyor.

Endüstriyel metal türü altında Almanya’nın bağrından kopup bizlerle buluşan Rammstein, sadece müzik yapmayıp aynı zamanda video klipleri ve canlı performanslarıyla da gönlümüzü çoktan fethetmiş durumda. Metal sahnesinde çok fazla Alman metal grubu olmasına rağmen Rammstein’ın tamamen ana dilinde müzik yapan bir grup olarak şan ve şöhrete ulaşması, endüstriyel metal ana akımının en önemli hatta lider temsilcisi konumuna gelmesini tamamen sound, imaj, canlı performans ve kliplerine bağlayabiliriz. 90’lar sonu 2000’ler metalinin Metallica’sı hâline gelen Rammstein aldığı ivmeyle 2009 yılından beri inanılmaz sahne şovları ile büyüdü, büyüdü ve daha da büyüyeceğini bize yeni albümüyle kanıtlıyor.

Bu 10 senelik sürede grup elemanları eş zamanlı olarak kendi solo projelerinde boy gösterdiler. Gitarist Richard Kruspe Emigrate grubu ile, vokalist Till Lindemann ise solo projeleri ile Rammstein sound’undan uzak işlere imza attı. Bu albümler ile kendilerini yeniden keşfeden Lindemann ve Kruspe’nin Rammstein’ın yeni albümüne doğrudan etki ettiklerini düşünüyorum. Bunu anlamak için albümü birkaç kez dinlemek ve sonrasında herhangi bir Rammstein albümü ile bu albümün cilasını yapmak yeterli.

“Rammstein”da grubun daha önceki albümlerinden yakaladığı sert sound’un biraz daha yumuşadığına şahit oluyoruz. Modern müzik algısına kapılıp daha çok hit şarkı üretmeye çalıştıkları gerçeği, albümün açılış şarkısı ”Deutschland” ile önümüze konuluyor. “Deutschland” şarkısı ile Alman kültürü ve tarihine dair hem acı hem de övünç kaynağı olan olaylara göndermeler (klip+şarkı) yapan Rammstein sonrasında “gelin gençler o günleri unutalım ve dans edelim, biralarımızı içerim” kıvamındaki “Radio” ile albümün havasının değişmesini sağlıyor. “Radio” albümün ikinci single’ı ve “Deutschland” ile yarattıkları etkinin yarısını bile almamıştım ilk dinlediğimde. Bunun sebebi şarkının tamamen Rammstein formülü ile dizayn edilmiş olması. Bunda ne var diyebilirsiniz elbette. Düşünceme göre gitarları kaldırdığımızda bir pop şarkısı ile karşılaşıyoruz ve burada da üçüncü paragrafın sonunda söylediğim sözler yankılanıyor kafamda.

“Bu albümler ile kendilerini yeniden keşfeden Lindemann ve Kruspe’nin Rammstein’ın yeni albümüne doğrudan etki ettiklerini düşünüyorum.”

Albümün 3. ve 4. şarkıları sırasıyla “Zeig Dich” ve “Ausländer”. “Deutschland” ve “Radio” gibi biri 2009 Rammstein iken diğeri 2019 model. “Zeig Dich” yumuşamanın sinyallerini verirken kendine has Rammstein sosları ile geliyor. “Ausländer” ise grubun Cornetto şarkısı. Müzikal olarak yazın plajlarda dondurma yalayıp aşık olmalık bir şarkı. Albümün ilk dört şarkısı tamamen Rammstein’ın yeni sound arayışlarını ve o sound’u bulup bizlere yavaş yavaş aşılamaya çalıştıklarını gösteriyor. Albümün bir kısmı sert ve çoğu zaman yumuşamaya başlayan Rammstein metaliyken, bir kısmının EDM içerisinde gitar kullanılarak farklı tınılar yakalanmaya çalışılan şarkılardan oluştuğunu düşünüyorum. Kötü mü? Ben bayılarak dinlediğimi itiraf etmeliyim. “Sex” şarkısı ise kötü bir şarkı. Akılda kalıcılığı sadece isminden kaynaklanan ve Rammstein’a yakışmayan bir şarkı. “Pussy” ile zaten bize ne kadar uzman abiler olduğunuzu anlatmıştınız, buna gerçekten gerek yoktu hiç.

Albümü kendi kafamda ikiye ayırdım birkaç dinlemeden sonra. A kısmı “Sex” ile biterken B kısmı “Puppe” ile başlıyordu. “Puppe” ile yavaş yavaş 2009 Rammstein’ına dönüyor albüm fakat yine de yeni sound’dan etkiler bulmak mümkün. Albümdeki açık ara en iyi şarkılardan biri olan “Puppe”de vokalleriyle devleşen Lindemann bana Rammstein’ı neden sevdiğimi hatırlatıyor. B kısmıyla birlikte A kısmında hâkim olan sıcaklık dağılıp daha da derin ve soğuk tonlara dönüyor. “Puppe” ve “Was Ich Liebe” ile frene basıp duygusal olarak albümüm yönü değişirken aynı zamanda 2009 ve öncesi dönemlere bir yolculuğa çıkartıyor bizi grup; sertlik olmasa da müzikal kalite olarak.

Bu kadar uzun yol gelip detaya girersek albümün asıl önemli noktasına gelebiliriz. Grup kendi içerisinde (ve solo projelerinde) yeni şeyler denedikten sonra Rammstein iskeletini oluşturan ve onları sert, vurucu, yırtıcı ve aynı zamanda duygusal bütünlüğü sağlayan sound’larının içerisine biraz da olsa bu yeni elementleri ekleyerek farklılaştırmak istemeleri normal. Günümüzdeki çoğu grubun da izlediği ve çoğunun başarısız olduğu bu yöntemde Rammstein’ın başarılı olduğunu söylemem gerek. Özellikle albümün ikinci yarısıyla birlikte bu yöntem tamamen başarılı bir hâl alıyor. Albümde “Deutschland”, “Was Ich Liebe”, “Ausländer”, “Puppe”, “Tattoo” öne çıkan parçalar ve çoğunun özünde de Rammstein formülü olması bu şarkıları albümün öne çıkan şarkıları olmalarını kolaylaştırıyor.

Zamanla beraber yeni şeyler yapmak isteyen bir ana akım grubun, geçmişte yaptığı güzel albümleri ve işleri tamamen silmeyip, onun üzerine yeni bir şeyler ilave etmesiyle şekilendirdiği bir albüm “Rammstein”. Rammstein külliyatına hâkim olanların garipseyebileceği veya bayılabileceği, grubu hiç dinlememiş insanların ise direkt bayılabileceği bir albüm. Bu sözlerimin hiçbiri albümün kötü olduğu anlamına gelmiyor fakat bu albüm ne “Mutter”dan iyi ne de “Sehnsucht” kadar epik rifler barındırıyor. Hatta “Liebe Ist Für Alle Da” albümünün de gerisinde kaldığını düşünüyorum.

Kısadan hisse, içerisinde güzel ögeler barındıran, yıllandıkça güzelleşebilecek bir albüm “Rammstein”. Belki de endüstriyel metalin Metallica’sının “Black Album”ü demek en doğrusu.

Not: 7,5

(6+7,5)/2=6,75/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.90/10, Toplam oy: 62)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2019
Şirket
Universal Music Group, Motor Music
Kadro
Till Lindemann: Vokal
Christoph Schneider: Davul
Christian Lorenz: Klavye
Oliver Riedel: Bas
Richard Z. Kruspe: Solo gitar, geri vokal
Paul Landers: Ritim gitar, geri vokal
Şarkılar
01. Deutschland
02. Radio
03. Zeig Dich
04. Ausländer
05. Sex
06. Puppe
07. Was Ich Liebe
08. Diamant
09. Weit Weg
10. Tattoo
11. Hallomann
  Yorum alanı

“RAMMSTEIN – Rammstein [ORTAK İNCELEME]” yazısına 45 yorum var

  1. P L A G U E says:

    Daha önce bazı kritiklerin altında belirtmisimdir, kendim kritik yazamıyorum, bu yüzden iyi kotu birseyler karalayan insanlarin emeklerine saygi duyuyorum.

    Fakat, uzun zamandir ilk kritik kadar rezalet, kritikten baska herseye benzeyen bir ‘şey’ okumamıştım. Bu sefer verilen emeğe bile saygı duyamıyorum. hakikaten olacak iş değil! hatta bir tık ileri gidiyorum, ben bu siteyi hic bilmesem, ilk defa bu kritik sayesinde bulmus ve tanismis olsam ‘ne bicim site lan bu?’ tepkisi verip bir daha ugramazdım. Başka sözüm yok…

  2. Oğul says:

    Reise Reise’den sonra çıkarttıkları en iyi albüm bence. Boş şarkı yok, zaten ne yapsalar dinlenir. Yine de alıştığımız Rammstein’dan biraz uzak olmuş. Mesela Deutschland ve Zeig Dich son dönemlerine, Radio grubun ilk dönemlerine benzese de kalan diğer şarkılar bambaşka ve yeni deneyimlediğimiz bir Rammstein kafasının şarkıları.

    Auslander bu yaz Alman kulüplerinde çok adam zıplatır. Klipler yine muhteşem ancak Ich Will, Rosenrot ve efsanevi Haifisch kliplerini hala geçebilmiş değiller benim özelimde.

    Normalde 8/10 ancak 10 senelik bekleyişin (bu arada yanlış hatırlamıyorum sadece 3 yeni şarkı ve bir de konser introsu Ramm4 yayımladılar) yarattığı hype ile 10/10 verdim.

    Favori şarkımı seçmek çok zor, sanırım Radio ve Zeig Dich diyebilirim.

  3. Ş. Yıldırım says:

    6,75?
    Was?
    8,5

  4. bora says:

    Ramssteinden’dan aman aman hazzetmeyen benim için yılın en büyük albümü. bundan 20-30 yıl sonra da güncelliğini ve süksesini koruyacak Deutchland, Auslander, Sex, Puppe gibi hitlerle dolu. 10/10.

  5. Murad says:

    Beni hayal kırıklığına uğratmadı albüm, çok iyi bir şey beklemiyordum zaten 10 sene sonra, veda için de iyi bir albüm bence 8/10

    Murad

    @Murad, Zeig dich ve Tattoo favorilerim

  6. agorapocalypse says:

    Zeig Dich kimsenin hatırlamayacağı bir şarkı denmesinden sonrasını okumadım. Albümdeki en gaz parçalardan biri. Bir çok kişinin en albümdeki en iyi 3 parçasına girdi.

    Hebelegubele

    @agorapocalypse, bende o noktadan sonra okumayı bıraktım

  7. ali says:

    Albümde Radio ve Puppe dışında beğendiğim bir iş olmadı ama asıl merakım Rammstein’a neden Metal-Archives sitesinde yer verilmediği. Hayır daha ne kadar metal olması bekleniyor ki? Bilen varsa ve aydınlatabilirse sevinirim. Teşekkürler.

    9yearsago

    @ali, Şarkıları daha çok klavye merkezli, gitarlar veya diğer “metal” enstrümanlar biraz geride kalıyor. Bana kalırsa metal ve rock arasındaki geçiş gruplarından biri, Linkin Park gibi.

    Alondate

    @ali, MA adminleri genel olarak kasinti, toxic tipler. Siklerinin keyfine gore grup secimi yapiyorlar. Bir donem nickelback bile eklendi siteye ama Ramm gibi bir cok grup hala yok.

    Ubeydullah İndiroğlu

    @Alondate, aynen Metal Archives bayağı kafatasçı ortamı. Saçma sapan kuralları oluyor. Tamam, Rammstein gümbür gümbür metal değil belki ama sonuçta Industrial Metal altında görülen bir grup. Metal Archives’tekilere Industrial Metal dediğin Fear Factory’den aşağı olmaz. :D

    Hayır, metal müzik gruplarında yer alan üyelerin akustik/ambient/folk yan işlerini seve seve kapsama alıyorlar. Rammstein gibi bazı gruplar ise tü kaka, yıllardır karşı çıkıyorlar.

    Rust in Peace.

    @Ubeydullah İndiroğlu, Between The Buried And Me gibi bir grubu -core elementleri var diye metal olarak almıyorlar ama Slipknot gibi kariyerinin bir dönemi tamamen metalcore yapmış bir grubu metal olarak alıyorlar.
    Tam mallık

    Murad

    @Rust in Peace., ne metalcore-undan bahsediyorsun arkadaş, Slipknot-a mc diyen gördüm ya, gam yemem, hayır mc karşıtı tr00 da değilim ama doğru bir görüş değil seninki

    9yearsago

    @Rust in Peace., Slipknot’u almıyorlar, hiç görmedim.

    Ubeydullah İndiroğlu

    @Rust in Peace., Slipknot yok Metal Archives’de, en çok karşı çıktıkları gruplardan birisi de o zaten. :)

    Rust in Peace.

    @Ubeydullah İndiroğlu, hakketten yokmuş. Googlea yazınca slipknot diye bir sayfa olduğu görünüyor ama açıp baktım o esas slipknot değilmiş. Çakmasıymış

    Rust in Peace.

    @Ubeydullah İndiroğlu, As I Lay dying, hatta Rush bile varmış sitede. Her ne kadar klavyeli olursa olsun Rammstein ve Btbam’ın bu ikisinden daha metal olduğuna kimse karşı çıkmaz sanırım

    cynic

    @ali, rammstein metal değil, herhangi bir elektronik müzik grubunu ve judas priest’i sırayla dinlemenizi öneririm ve sonra rammsteinı.

    hangisine daha yakın olduğu açık. rammstein daha çok elektronik altyapılı müzik yapıyor. distortionlı gitar kullanmaları onları metal yapmaz. şarkılarında gitar solosu da bulunmuyor (1-2 istisna varsa da genelde olmadığını değiştirmez). gitar solosu da metalde varken elektronik müziğin karakterinde yoktur. bütün farklardan bahsetmeyeceğim.

    bu diğer arkadaşlara: metalarchives sınıflandırmasını iyi yapar, müzik metal değilse metal değildir, insanlara hakaret etmeden önce türlerinizi öğrenmenizi tavsiye ediyorum.

    Rammstein: https://www.youtube.com/watch?v=W3q8Od5qJio

    Judas Priest: https://www.youtube.com/watch?v=_fpscxE9WDk

    Alman elektronik Kraftwerk: https://www.youtube.com/watch?v=zC7HtttJg6o

    Minimal Techno Trentemoller: https://www.youtube.com/watch?v=J4dmy4RpSWU&list=PLPWWTsLo9Co7nY6PZk66iJEiBJS-J-SDH

    Neige

    Rammstein bana kalırsa gayet de metal grubudur. Klavye ile alakası yok; gayda, keman vs. kullanan folk/senfonik metal grupları da mı metal değil? Solo demişsiniz ama şimdiye kadar şarkılarında hiç gitar solosu bulunmayan pek çok grup gördüm. Elektronik elementlerin bulunması metal olmadığı anlamına gelmez bence ki metal müzikte böyle katı sınırlar olduğunu düşünmüyorum.

    9yearsago

    @Neige, Klavye olduğu için değil, klavye kullanımı, gitarları geride bıraktığı için metal olarak kategorize edilmiyor.

    ali

    @9yearsago, yanıt veren herkese teşekkür ederim.

    Raddor

    @cynic, bence headbang yaptıran herhangi bir müzik metaldir. Farklı olabilir. Gitar solosu olmayıp gayet çatır çatır metal yapan çok grup var. Ben ayrımı öyle yapıyorum. Headbang yapılabiliyorsa metaldir diyorum. Rammstein hayvan gibi yaptırıyor. Guns n’ Roses, Ac/Dc yaptırmıyor mesela. Dans ettiriyor. Demek ki Hard Rock. Korn, Deftones boyun kırdırıyor. Demek ki metal. Farklı olsa da, alternatif, nü, cart curt dense de headbang yaptırdıklarına göre metaldir diyorum. Bence güzel ayrım. Gitar öndeymiş, gerideymiş karıştırmaya gerek yok bence. Headbang yapmak sadece metale özgü bir hareket olduğuna göre türü ayırt etmede ölçüt olarak kullanmakta sakınca görmüyorum.

    ismail vilehand

    @Raddor, AC/DC kadar dinlerken headbang yaptığım grup çok azdır. Misal ZZ Top dinlerkende yapıyorum. İkisininde metal olmadığı aşikar. Ancak her albümünü ezbere bildiğim ve metal grubu olarak gördüğüm Deftones’u dinlerken kafa sallamak aklıma bile gelmiyor. Belki 2-3 şarkı olabilir. Onlarda ilk dönemden Headup, 7 Words, Lhabia falan.

    Metal olduğuna herkesin hemfikir olduğu ama dinlerken kafamı dahi oymatmadığım veya metal olmadığı halde dinlerken deli gibi headbang yaptığım onlarca grup/sanatçı ismi verebilirim. Bana çok yetersiz bir kıstas gibi geldi açıkçası.

    Raddor

    @ismail vilehand, ama oldu mu şimdi, ne güzel kümelemiştim bu ayrıma göre grupları:) Bütün kategoriler şu an yıkıldı kafamda. Hakikaten Highway to Hell’de çok pis headbang yapabildiğimi fark ettim. Ben iki türü ayırmak için böyle basit bir formül bulmuştum ama kafa sallamayla ölçmek de yeterli bir yaklaşım değil demek ki.

    Peki o zaman nedir dostlar? Bir grubu metal yapan, hard rock’tan, diğer türlerden ayıran kesin olay nedir? Yok mudur, şunu barındırıyorsa kesin metaldir diyebileceğimiz bir ölçüt?

    İkinci teorim; distoriton yüklü mute içeren power chord’lar olması. O zaman Rammstein yine metal oluyor. Bu da mı gol değil? :) Değil tabi o zaman punk ve hard rock türler de metal oldu. Yine headbang bir yere kadar mantıklıydı bence.

    ismail vilehand

    @Raddor, aga öyle yorum yaptım diye sen kendi sistemini bozma bence hahaha. Misal ben Queen – Another One Bites the Dust veya Led Zeppelin – Communication Breakdown dinlerken de kafa sallıyorum. AC/DC’den çok Deftones’un boyun kırma işi bana daha tuhaf gelmişti aslında. Ben genelde Deftones’u kafam alkol veya başka bişeyden nal gibi olduğu zamanlarda duvarlara boş boş bakarak dinliyorum. Belli şarkılar hariç Deftones dinlerken coşmak bana o kadar uzak ki anca bu kadar olur.

    Boyun kırma deyince aklıma klasiklerden Slayer, Pantera vesaire, yenilerden ise Power Trip, Gatecreeper gibi gruplar geliyor.

    deadhouse

    @ismail vilehand, Deftones’un kafa olarak Isıs ya da Cult of Luna’dan farkı yok. Son iki albümlerinde özellikle duvarlara boş boş bakıp efkarlanmak için çok ideal bir grup.

    Siyah forma

    @deadhouse, Beyler, rammstein 90ların ortasında patlak veren L.A.M,Dreadful Shadows,Diary Of Dreams gibi Endüstriyel Goth Rock akımına mensup bir gruptur…
    Gothic Rock da metalin değil Punk’ın alt türüdür.bu sebeple Rammstein Metal olarak geçmez.
    zaten çok ağır distortion kullanan her şeye de metal denmez. mesela acayip sert hardcore Punk grupları var onlar metal olarak kategori edilmediklerine göre rammstein’ın edilmemesi de mazur görülebilir.

    Raddor

    @ismail vilehand, her müzik türünün kendine farklı hareketlerle eşlik ettirmesi çok ilginç geliyor bana. Bazı müzikler zıplatırken, bazıları halay çektiriyor, kimisi salsa yaptırıyor, horon, kolbastı, breakdance diye çeşit çeşit gidiyor bu danslar. Hepsinin de tamamen müziğin yapısı gereği doğal olarak ortaya çıktığını düşünüyorum. Birisi çıkıp bu müzikte şu şekilde oynayalım demiyor da tamamen içgüdüsel çıkıyor bu hareketler. Metalde de bu hareket biçimi headbang dediğimiz kafa sallama dansı olunca, bunu yaptırabilen tüm grupları aynı yolun yolcusu olarak kardeş kümede topladım ister istemez.

    Bu çerçeveden bakınca da Rammstein meselesinde, bir üstte topluluğun elektronik müziğe daha yakın olduğu iddia edildiğinden mütevellit (ciddileşiyorum giderek :)), verilen elektronik örneklerdeki musikilerin esasında vücutta farklı tepkiler teşhir etmesi, lakin buna rağmen Rammstein’ın hiç benzemedüğü iddia edilen Judas Priest tanrılarıyla aynı surette ‘hedbenk’ yaptıran bir cemaat olduğundan velhasıl, grubu elektronikten ziyade metale daha yakın bulduğumu tebarruz ettirmek istedim.

    Deftones örneği yanlış oldu farkındayım. :) Çünkü Deftones deyince benim aklıma hep ilk dönem, özellikle Adrenaline albümü geliyor. Halbuki nereden nereye.. Kendini bayağı geliştiren, değişen bir grup. Keşke başka örnek yazsaydım. Fakat itiraf edeyim, eski Deftones’u çok özlüyorum. O cayır cayır keskin sound’u bırakıp Meshuggah gibi tınlayan bir gruba dönüşmesi benim hoşuma gitmedi. Yine de Deftones bu sonuçta. Severek takip ediyorum.

    Aah ahh şu jilet gibi sound bırakılır mı?
    https://youtu.be/YW9GDUtaEqY?t=33

    Kaan

    @Raddor, Bir müzik, tüylerimi diken diken edecek, kalp çarpıntısı yapacak duygulara sahipse heavy metaldir bence. Örneğin Wagner – RIDE OF THE VALKYRIES https://www.youtube.com/watch?v=V92OBNsQgxU

    Yukarıda yazdığın bakış açına genelde katılıyorum.

    Raddor

    @Kaan, konu ne zaman klasik müzikten açılsa ben de hep bunu açarım. Ne güzel tesadüf oldu. :) Karşımdakiler de bunun Imperial March’a çok benzediğini söyler genelde. Gerçi tesadüf sayılmayabilir. Metal dinleyip Wagner seven çok var. Adam sahiden orkestrayla metal yapmış gibi.

    Kaan

    @Raddor, :))) Şimdi bir daha dinledim de gerçekten çok benziyormuş :)

    çaksu

    @Kaan, https://www.youtube.com/watch?v=Yxiv3CBMS4M

    Şöyle süper bişey de var.

    https://www.youtube.com/watch?v=Z2bilTTzO-g

    Kaan

    @çaksu, Off harika olmuş, müthiş güzel :) Teşekkürler.

    Ceyhun

    @ali, o site pek tutarlı değil. Metal olmayan grupları koymuyorum deyip en ufak şüpheye bile yer bırakmadan hareket edebilirsin saygı duyarım. Ancak rammstein’dan daha hafif gruplara yer vermişler.

  8. Ubeydullah İndiroğlu says:

    Rammstein’ın Black Album’ü değil de, Hardwired… To Self-Destruct’ı olarak görüyorum ben bu albümü.

    Olgunluk dönemi eseri. Eskisi kadar maceracı değil, ama özünden de kopmamış. Ve biraz da orta tempoyu fazla zorluyor. :D

    Benden 8 çalışır. Zaten bir Herzeleid ya da Sehnsucht beklemiyordum.

    Hala Puppe gibi şarkılar yazabiliyorlar, bu da yeter. :D

    Murad

    @Ubeydullah İndiroğlu, aynen, HTSD benzetmesi cuk diye oturmuş

  9. corpseofcare says:

    Rammstein bence kötü albümü bulunmayan ender gruplardan biri. Bu durumda diskografisinin çok kalabalık olmamasının da etkisi vardır elbette. Albüme gelecek olursak kariyerlerine biraz geç yaşta başlamış, 10 yıldır materyal yayınlamayan ve yaş ortalaması yaklaşık 55 olan bir metal grubundan bundan daha iyi bir iş bekleyemezdim ben. Albümdeki klavye yazımı, sound ve vokaller diğer hiçbir albümden geri kalır değil. Rammstein’ı ve bu tarz müziği seven bir dinleyici olarak benim puanım 9/10.

    Ayrıca bir parantezi şu ilk “kritiğe” açmak istiyorum. Bu sitede okuduğum en kötü kritik olabilir. Üstüne çok yorum yapmaya gerek yok. İnsanların emeğine ben de saygı duyuyorum ancak bu kritiği de nereye koymak gerektiğinden emin değilim. Bu sitede değerlendirilmesini çok beklediğim bir albüm için böyle bir yazı bayağı büyük bir hayal kırıklığı oldu.

    emredeicide

    aynen çok kişisel ve kötü bir kritik.kendi görüşlerini rammstein dinleyicilerinin görüşüymüş gibi yamalamış.albüm ise beklediğimden çok daha iyi.açıkçası şaşırttı, böyle devam etsinler.puppe şarkısındaki vokal enerjisi harika.10/8

  10. Silentandark says:

    Pasifagresif’de okuduğum en kötü kritik malesef.

    Çağatay Balıkçı

    @Silentandark, Kendi yazdığım kritiği baz alarak sorma ihtiyacı duyuyorum geri bildirimin en azından bir sonraki (yazarsam) kritiğim için referans olur. Bu mesajın altına neden beğenmediğinizi nelerin eksik olduğunu yazmanız beni mutlu eder. Teşekkürler.

    Silentandark

    @Çağatay Balıkçı, aslında en kötü kritik derken kritikleri ayırmam gerekirdi. Düzelteyim ilk arkadaşın yazdığı kritik gerçekten kötü. Tamamen kişisel zevke göre yazılmış yüzeysel bir yazı.
    Sizin yazdığınız kritikte katıldığım ve katılmadığım kısımlar normal olarak var ama gömecek bir durum da yok.

  11. memet says:

    Arkadaşlar taş gibi albüm. Albümü sindirmek gerekiyor biraz. Bu arada WEIT WEGG nasıl atlanmış anlamış değilim. Albümde dinlerken en keyif aldığım şarkılardan biri oldu.

    bora

    @memet, Çok fena şarkı hakkaten. Her çevirişte daha çok etkliyenlerden.

  12. Ceyhun says:

    İlk kritik biraz kişisel bi yazı mı olmuş sanki? Zeig dich kimsenin hatırlamayacağı bir şarkı denmiş ancak konuştuğum insanların çoğunun favorilerinden. Öte yandan black album örneğine tam olarak katılamıyorum. Bence hardwired albümüne daha çok benziyor. O albüm kill em all ve black album karışımı bir şeydi. Bu albüm de öyle, yer yer yeni şeyler yer yer eskiler hatırlatan şeyler var.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.