# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DARKENED NOCTURN SLAUGHTERCULT – Mardom
| 21.04.2019

Sarı saçlarından sen suçlusun.

Oğuz Sel

Lilith… Gılgamış Destanı’nda ve Talmud’da yer aldıktan sonra, popüler kültürün şekillendirmesiyle bugünlere dek gündemden düşmeyen, hâlâ kendisine dair tam bir fikir birliğine varılamayan, kimilerine göre “kutsal fahişe” kimilerine göre feminizmin yaratıcısı. Kendisini, Darkened Nocturn Slaughtercult (bundan sonra DNS diyeyim kısaca) albümünün girişinde yazma nedenim, oluşumun başında; belki de Lilith’in müzik insanına dönüşmüş veya tam da O’nun isteyeceği şekilde kırılganlığından kurtulmuş, kendini okültizme adamış, bir başına kalmaktan hoşnut ama toplulukların karşısına çıktığında onları hem sesiyle hem de görünüşüyle etkilemekten geri durmayan bir KADIN olan Onielar müstear isimli Polonyalı güzel Yvonne Wilczynska’nın yer alması.

Etkilemek ne kelime, kendisinin yer aldığı konser görüntülerini izlerken bile paralize olmamak, görüntüleri ağzı açık izlememek mümkün değil. Onielar’ın etkileyici gücü o denli yüksek ki bana “Oğuz, akşam eve gelirken iki ekmek al,” dese yanıt olarak “Dönüşte fırını kundaklayayım mı?” diye yanıt veririm.

Bu etkileyiciliğinde; eline/koluna/boynuna takıp takıştırdığı mücevheratın, uzun, gerçekten çok uzun ve güzel saçlarının, makyajının rolü vardır ama az önce de arz ettiğim üzere kendisinin derin bir okültist oluşu, belki de bizim bilmediğimiz kadim öğretileri tam da formülüne uygun şekilde ele alıp uygulaması yatıyordur. Onielar’a röportajlarında ilgilendiği bu özel alan sorulduğunda “Bunu bir güç olarak görüyorum, bana yardımcı oluyor ve yaptığım şeyi yapmam için bana güç veriyor.” demekten çekinmiyor.

Uzun sayılabilecek bu girişin ardından “Mardom” hakkında kelâm etmek ne kadar kolay olacak bilmiyorum ama madem yazmaya başladım, gerisi gelir diyerek kendi çapımda gevezeliğime başlıyorum.

Grubu 1997 yılından bugüne taşıyan ve grubun hem vokali hem de gitaristlerinden biri olan Onielar’ın belirttiği ve oluşumun ürettiği müziklerden de yer yer gözlemlenebileceği üzere DNS; Gorgoroth, Darkthrone, Satyricon, Immortal gibi gruplardan etkilenen ama en çok da okültizm ve büyüden ilham alan bir oluşum. Bunu, daha ilk kayıtlarındaki Saldor parçasını güçlendirerek 2009 yılında benim de grubun en çok sevdiğim, bağımlılık yapıcı “Saldorian Spell” albümüne dönüştürmeleri, her fırsatta alengirli konulara değinip müziğin karanlığını liriklerdeki zifiri karanlıkla birleştirerek göstermeleri sebepsiz değil. Liriklerden bahsetmişken her fırsatta öveceğim ve dâhi öve öve bitiremeyeceğim Onielar’ın bildiği dil sayısı olarak neredeyse İlber Ortaylı’ya yetiştiğini söylemem gerek zira lirik yazımını genellikle Almanca yapan Onielar, bu sözlerin İngilizce çevirisi için oluşumun en eski üyelerinden Velnias’tan destek alıyor. Tabii yeni kelimeler üretmekten de çekinmeyip bunu şarkılarını zenginleştirmek için de ustalıkla kullanıyorlar.

Liriklerden bahis açmışken “Mardom”un açılışını yapan bir çeşit intro niteliğindeki -ikinci albümlerinden bu yana DNS ile özdeşleşen bir durum bu- Inception of Atemporal Transition parçasının ardından albüme adını veren Mardom – Echo Zmory başlıyor. DNS tarihinde ilk defa bir parça, hem de açılış parçası, Onielar’ın kendi dilinde, Lehçe sözler içeriyor. Daha önce liriklerde Almanca ve Latince kullanıldığı olmuştu hatta ilk albümlerinin açılışı Almanca ile başlaması sayesinde alabildiğine hırçın ve saldırgandı. Şarkının Lehçe sözlere sahip olması, belki de Polonya’nın son yıllardaki black metal atağının DNS tarafındaki yansımasıdır, oturup onlara sormak lâzım aslında. Biliyorsunuz, çok azılı Polonyalı black metal grupları çıkıyor ve Czort gibi oluşumlar, albümlerini baştan aşağı Lehçe liriklerle ve dolayısıyla Polonya karanlığıyla harmanlayarak müzikseverlere sunuyor.

“Mardom” DNS diskografisinin en iyi albümü mü tartışılır. Bana sorarsanız rif döngüsü/cezbediciliği ve 1349 kafasında bir hızlanıp bir normal temposuna dönen şaşırtıcı şarkıları barındırması açısından “Saldorian Spell” hâlâ bir numarada. Ancak konu, gitar işçiliği, ritim zenginliği ve saldırganlığa gelirse “Mardom”un tüm diskografiyi tokatlaması mümkün. Onielar ve kadronun geri kalanının neyi, neden yaptıkları artık daha belirgin ve bu belirginlik, DNS müziğinin kimliğini daha net şekilde su yüzüne çıkarıyor. Önceki albümlerdeki bazı parçalarda karşılaşılabilen uzun süreli, etkileyicilikten uzak tarama gitar/blast beat bölümlerini, “Mardom”da görmek mümkün değil. Grubun şimdiye dek yaptığı en uzun süreli (43 dakika) albüm olmasına karşın her şarkının her bölümü, özenle ayarlanmış, cilâlanmış, farklı fikirlerle bezenmiş; sözün özü, boş yapılmamış. Dinleyicilerin bazılarının hoşuna gitmeyecek A Beseechment Twofold’un 30 saniyelik introsu, VST’lerle biraz zaman geçirip kendince kayıtlar yapan benim için bayağı tanıdık geldi, hatta aynı şekilde bir introyu, aynı patch’le ben de yapmıştım bir zamanlar. Ars Magna Umbrae’nin ilk albümündeki davul kalıbı piştisinden sonra DNS’te de pişti olmam beni şaşırttı açıkçası. Mesafeler uzak olsa da black metal camiasıyla kalplerimiz bir demek ki. :) Bu arada merak edenler için ilgili patch; Dimmu Borgir’den Jordan Rudess’a kadar sayısız ismin/oluşumun kullandığı Omnisphere/Omnisphere 2 VST’sinde yer alan Railways to Hell.

Önceki albümden beri eski logosunu kullanmayarak yeni bir başlangıca adım atan DNS, nispeten karmaşık müzik dinleyen metal dinleyicileri için rahat dinlenebilir, buz gibi atmosferli, bol rifli, yer yer karmaşık ritim düzenli, taş gibi bir albüm yapmış. Exaudi Domine gibi albümün en ölümcül parçasında aralara giren aksak ritimler, türün takipçilerini şaşırtabilir tabii ancak alışması güç değil. Zaten şarkıların hemen hepsi büyülü gibi; dinlemeye başladıktan sonra kendinizi durduramıyor, döndürüp döndürüp aynı şarkıları dinlerken buluyorsunuz kendinizi. Cayır cayır gitarlardan dökülen ruh bağlayıcı notaların yanı sıra şarkıların ve grubun kimliğinin vazgeçilmezi olan Onielar’a da saygı duruşunda bulunmadan kapanışa doğru ilerlemek olmaz.

Onielar’ın gruptaki ve şarkılardaki en önemli etkisi, kendisinin bir kadın olduğunu unutturacak derecede yetenekli bir müzisyen ve harikulâde bir vokal olması. Yani şöyle söyleyeyim; Abbath dinlerken “Lan bu bir erkek, taşakları falan var.” demediğiniz gibi DNS ve “Mardom” dinlerken de “Lan bu bildiğin kadın, kaç numara sutyen takıyor ki acaba?” gibi şeyler aklınıza gelmiyor. Girişte yazdığım ve özellikle vurgu yaptığım kadınlık olgusunu, söz konusu müzik olduğunda rafa kaldıran ve çığlıklarıyla, haykırışlarıyla dinleyicilere gündüz vakti kâbus yaşatıyor. Yer aldığı bir diğer oluşum olan Bethlehem’de de teatral yeteneklerini gözler önüne olmasa da kulaklar yanına seren Onielar, albüme adını veren parçadaki ürkütücü kahkahaları ve daha nice işitsel korkunç unsuru, albüme şırınga ediyor. İşin daha korkutucu yanı, tüm bu işitsel detayların aşırı gerçekçi oluşu; müzisyen kayıt/konser esnasında mutlaka bir role bürünüyordur ama bunun, bu denli sahici olması, bende bir tedirginlik yaratmıyor da değil. Olsun varsın, gelecekse Onielar’dan gelsin gelecek olan.

DNS şimdiye kadar yapmadığı gibi “Mardom”la da black metalde yepyeni sınırlar belirlemiyor, kendilerinden öyle bir şey de beklemiyorduk. Ancak yaptıkları çok önemli bir şey var, DNS’in müzikal çizgisini kendileri açısından da tekrar ulaşılması epeyce zor bir noktaya taşımaları. Bunu neyle karşılaştırabiliriz? Kendileriyle en çok karşılaştırılan gruplardan örneklerle gidelim. Gorgoroth, ikinci kez kaydetse bile bir kez daha “Under the Sign of Hell” yapamadı. Belki orada, kendisini çok genç yaşta kaybettiğimiz Grim’in etkisi ve o leş davul tonlarının katkısı vardı. Marduk çok iyi albümler yaptı ama ikinci bir “Panzer Division Marduk”a imza atamadı. Hakeza 1349 için de benzer şeyler söyleyebiliriz; “Beyond the Apocalypse”in üstüne çıkabildiklerini söylemem güç. “Mardom” da bu saydığım albümler gibi; çok başarılı, üstünden yıllar geçse de dinlemekten sıkılmayacağınız, özene bezene hazırlanmış bir yapım.

Başarılı black metal albümlerinin birbirini kovalamaya başladığı 2019 içerisinde kesinlikle ama kesinlikle pas geçilmemesi gereken bir yapım “Mardom”. Kadın vokale karşı ön yargısı olanların bu ön yargılarını bir kenara bırakarak albümü dinlemelerini özellikle tavsiye ediyorum. Her albümleri için “chapter” ifadesini kullanan DNS, umarım bir sonraki “chapter” için bizi yine 6 yıl bekletmez ve “no female vocals…” diyerek boylarından büyük sözler eden black metal gruplarına Kraliçe Onielar vasıtasıyla bir şamar daha indirir.

9,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (5.21/10, Toplam oy: 29)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2019
Şirket
War Anthem Records
Kadro
Onielar: Vokal, gitar
Velnias: Gitar
Adversarius: Bas
Horrn: Davul
Şarkılar
1. Inception of Atemporal Transition
2. Mardom - Echo Zmory
3. A Sweven Most Devout
4. T.O.W.D.A.T.H.A.B.T.E.
5. A Beseechment Twofold
6. Exaudi Domine
7. The Boundless Beast
8. Widma
9. Imperishable Soulless Gown
10. The Sphere
  Yorum alanı

“DARKENED NOCTURN SLAUGHTERCULT – Mardom” yazısına 4 yorum var

  1. northern says:

    96 çıkışlı norveçli zargathrond’un “nattenborgen skog helvete” albümü de böyleydi, demeyeceğim çünkü öyle bir grup veya albüm yok. netekim bayağı düz, sayısız örneği olan bir black metal bence. yalnız solistin kadın olmasının bu kadar vurgulanması… yani bir ara “gidip isteyelim bari” diyecektim yıh yıh.

    ama hak da veriyorum. ben de 15 sene önce tears laid in earth albümünü yorumlasaydım üç sayfa kari rueslatten’dan bahsederdim. canım ya… naapıyodur acaba şimdi. senin o r’leri vurrrrrgulayan norrrrveççeyle yaktığın ağıtlara, upuzun kızıl saçlarına gurban. bi de greg anderson & stephen o’malley şirketinin 34892734 doom grubundan biri olan thorr’s hammer’ın 90′lardaki dommedagsnatt ep’sinde runhild gammelseter vardı böyle hastası olduğum. taştı taş!!! (öhöm) böğürgen vokalin de o olduğunu okuyunca bir “hadi canım” demiştim. (tabi bu kadar temiz ifade etmemiş olaibilirim) yalnız 15 yıl sonra bu norveççe gudik isimleri hatırlayabilmek de korkunçmuş yahu. ergenlik çok garip dönem…

    ne diyoduk. ha albüm çok sıradan be abi, hahahaha. ula, nerden nereye. why so lonely açamam yürek kaldırmaz ama dommedagsnatt açacam valla.

  2. crowkiller says:

    Yvonne Wilczynska bence metal dünyasındaki en önemli ve yetenekli kadın sanatçılardan birisi, ben metali kadınlara çok yakıştıramıyorum.Bu tarz, kadınlarda çok zorlama ve yapmacık duruyor, rock/ depresif müzikler tamam ama metal (özellikle de sert metal) erkeklerin iyi icra ettiği bir sanat bence.Bağıran, agresif tavırlar sergileyen, maço kadın çok itici.Diğer taraftan Yvonne Wilczynska gerçekten insan üstü bir iblis, Bethlehem’deki vokalleri de acayip derecede iyi.
    DARKENED NOCTURN SLAUGHTERCULT sürekli aynı şeyi -ki daha önceden zaten yapılmış şeyleri yapmasa zirvelere çıkabilecek bir grup. Bu albüm de grubun diğer albümleri gibi aynı formülle ilerliyor ve çok bir şey vaat etmiyor.
    Albümdeki vokalleri beğendiyseniz şu albümü tavsiye ederim.
    https://www.youtube.com/watch?v=4WuEsEEDxNM

  3. Hakan Hakansson says:

    Taş gibi black metal albümü. İlk defa bu grubu dinliyorum , hakikaten de solistin bayan olduğu bir saniye olsun aklıma gelmedi(erkek olsaydı ne değişecekti sanki?). En az 9 hakeder..

  4. ihsanoird says:

    Ağbi…. İnanılmaz iyi… S*tanizm akar….

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.