# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
HOWLING SYCAMORE – Howling Sycamore
| 14.03.2018

Çok iyisiniz çok.

Başlığa katılır mısınız bilmem ama HOWLING SYCAMORE’un kendi adını taşıyan ilk albümünün bana verdiği en güçlü his şu: Avangart CONTROL DENIED. Albüm kesinlikle bu şekilde özetlenip kestirip atılacak bir şey olmasa da, HOWLING SYCAMORE’u 3 kelimeyle açıkla deseler aklıma gelecek en kestirme yol bu olurdu. Şimdi gelin, içinde bin tane fikir ve bir o kadar da başarılı uygulama bulunan “Howling Sycamore”un kapılarını aralayalım.

Başlığı böyle atmama sebep olan başlıca şey, eski WATCHTOWER vokalisti Jason McMaster’ın albümdeki vokallerin Tim Aymar‘vari bir karaktere sahip olması. Sadece o tarz yırtıcı bir heavy/power metaliyle yetinmeyen McMaster, albüme renk katmak adına coştukça coşmuş. Belli açılardan akıllara Kanadalı INTO ETERNITY’yi de getirebilen HOWLING SYCAMORE, ilk iki albüm dönemi SANCTUARY’deki çıldırmış Warrel Dane karakteri ile grubu kuran Davide Tiso sayesinde belli oranda EPHEL DUATH’lıklara da yer veriyor. Bu sayede avangart ve progresif bir kimliğe bürünen, hatta bulanan albüm, pek çokları için çok enteresan, hatta doyumsuz bir dinlemeliğe dönüşüyor.

HOWLING SYCAMORE’un biraz başına buyruk, biraz deli, biraz da dengesiz (iyi anlamda) karakterini veren başlıca kişi vokalist Jason McMaster. Kimi yerlerdeki vokalleri sanki ilk aklına gelen şeyi denemesi ve başarıya ulaşması şeklinde hayat bulmuş. Gayet canlı, nefes alan, doğal bir vokal kullanımı var ve yer yer çiğ ve çıplak bırakılan bu vokallerle HOWLING SYCAMORE standart pür pak, tertemiz progresif anlayışlı grubunuzdan çok daha şizofren ve tekinsiz bir hâl alıyor.

Tiso’nun saksafon kullanımı, efsane davulcu Hannes Grossmann’ın manyaklıkları ve tüm bunları anlamlı ev değerli kılan açık fikirli, yenilikçi beste anlayışıyla HOWLING SYCAMORE progresif metal adına son derece taze, gerçek ve hayran bırakan bir kimliğe bürünüyor. Burada özellikle “gerçek” kısmına dikkat çekmek istiyorum, çünkü albümdeki prodüksiyon ve özgür beste karakteri grubu pek çok benzerinden ayırıyor. Vokallerin “aşırı kusursuz, aşırı temiz olsun abi” zihniyetinden uzak kullanımı ve davul sound’unun canlılığı başta olmak üzere, “Howling Sycamore”a dair her şey nefes alıyor, her şey organik bir karakter barındırıyor.

Albümün kolay etkilemesinin bir sebebi de, “progresif” adı altında değerlendirilen bir müzik için gayet kısa sayılabilecek bir süre olan 37 dakikalık çalma süresi. Progresif grupların kimi zaman kendilerini şaşırıp 70 dakikalık albümler yaptığı bir ortamda, HOWLING SYCAMORE (Uluyan/İnleyen Çınar) sadece 37 dakikada işini görüyor ve dinleyicinin ağzında taze bir tat bırakıyor. Ne bir sürünceme, ne bir ortalamalık; baştan sona amacına hizmet eden, işi yapıp çekip giden şarkılar.

HOWLING SYCAMORE heyecan verici bir proje. Çok yeni olmalarına rağmen üç elemanının da son derece deneyim olduğu düşünüldüğünde, bu projenin daha alıp yürümesi gayet olası. Umarım bunu sahneye de taşırlar, zira “Howling Sycamore”u dinlerken sadece çok iyi bir müzik dinlemekle kalmıyor, grup elemanlarının sarf ettiği eforu, ağızlardan çıkan tükürükleri, dökülen terleri de tasavvur edebiliyorsunuz.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (9.78/10, Toplam oy: 9)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2018
Şirket
Prosthetic Records
Kadro
Davide Tiso: Gitar, bas
Hannes Grossmann: Davul
Jason McMaster: Vokal
Şarkılar
1. Upended
2. Obstinate Pace
3. Let Fall
4. Intermezzo
5. Midway
6. Chant of Stillness
7. Descent to Light
8. Dysphoria
  Yorum alanı

“HOWLING SYCAMORE – Howling Sycamore” yazısına 4 yorum var

  1. dice says:

    ephel duath’ı oldukca cok seviyordum, bu sebeple acıkcası bu oluşum cok hosuma gitti. umarım bir cok album yaparlar, bu tarz bir albumu bulmak cok kolay degil

  2. Bu proje daha çok ilgi görmeli bence. Yeni albümleri çıktı, haftaya sitede.

    dice

    @Ahmet Saraçoğlu, bence de

    Emre

    @Ahmet Saraçoğlu, kesinlikle. Between The Buried And Me produktoruyle calismanin da etkisiyle sound bayagi bir degismis. Belli ki cok daha oturakli ve atmosferik bir is cikarmislar. Vokaller cok daha “uslu” duruyor. Ben ilk albumun o kontrolsuz, deli enerjisine bayilmistim, ama bunu da severim herhalde. Bakalim.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.