# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
WATAIN – Trident Wolf Eclipse
| 08.01.2018

Şeytan için savaşa gidiyorlar.

Avrupa mitolojisindeki önemli hikâyelerden biri olan ve BATHORY’nin efsane albümü “Blood Fire Death”in kapağını süsleyen “Wild Hunt”, konu WATAIN olduğunda çoğu insan için pek de çekici, iç açıcı yansımalara sahip değil. Grubun kariyerindeki en farklı, denemeli, aykırı albüm olan “The Wild Hunt”, çıktığı 2013 yılından bu yana azılı WATAIN dinleyicilerini inceden uyuz eden, “aman bir sonraki albüm böyle olmasın” nosyonunu sürekli olarak akıllarda tutan bir vazife üstlenmişti.

WATAIN’i aşırı fazla seven, canlı izlemeyi uzak ara en çok istediğim grup olarak gören bir black metal sevdalısı olarak, grubun dinleyicilerinin taşıdığı bu ortak düşünceyi ben de yoğun şekilde benimsiyordum. “The Wild Hunt”ı sadece birkaç kez dinleyebilmiş bir insan olarak, bir sonraki albüm yeterince iyi, yeterince WATAIN olmazsa, hem tarafımda hem de WATAIN kitlesinde arıza çıkacağı belliydi, hem de çok belliydi.

WATAIN bu düşüncelere ne kadar kulak astı bilinmez, ama Erik’in röportajlarda “The Wild Hunt” için söylediği “O albüm çok büyük bir projeydi” gibisinden ifadeler, bana bir nebze savunma mekanizması olarak geliyordu. Normal şartlarda bir black metal müzisyeni böyle durumlarda “Hiçbir şey umurumuzda değil, yorumlara kulak asmıyoruz” gibi şeyler söyler, ancak Erik’in yorumlarından biraz “Evet o albüm süper karşılanmadı ama aslında bizce önemliydi” gibi bir hava soluyorum.

Önemli olan şu anda ellerimizin arasında kanlı canlı yeni bir WATAIN albümünün olması. Grubun kariyeri boyunca görsellerinde sürekli olarak kullandığı üç sembolü; üç uçlu mızrağı, kurdu ve güneş tutulmasını içeren albüm ismiyle birlikte; WATAIN’in kendi derinliklerini, kendi dehlizlerini yokladığını daha en baştan seziyoruz. “Trident Wolf Eclipse”i yaklaşık 20 kez dinlemiş bir insan olarak, albümün grubun son 10 yıldaki en vahşi, en yırtıcı ürünü olduğunu net şekilde söyleyebilirim. Bu zaten ilk notalardan kabak gibi ortada olduğundan, bunu bir gözlemmiş gibi dile getirdiğim falan yok. Önemli olan, WATAIN’in “The Wild Hunt” yükünü üzerinden atmak adına neler yaptığı.

İşte bu noktada yüzler istemsiz olarak gülüyor, zira “Trident Wolf Eclipse” gerçek bir “Casus Luciferi” / “Sworn to the Dark” kırması. Albüm adında yer alan “Eclipse”; “Casus Luciferi” kapağındaki ters illuminati gözünün arkasındaki güneşi örtmesini akıllara getirirken, “Trident” ise “Sworn to the Dark” kapağındaki kırmızı üç uçlu mızrağı gözümüze sokuyor. WATAIN’in meşhur Black Metal Militia kurdu da eklenince, “Trident Wolf Eclipse” tamamlanıyor.

Albüme girer girmez Nuclear Alchemy’nin vahşetiyle karşılaşıyoruz. “Casus Luciferi” karakterini “Underneath the Cenotaph”vari bir gazla buluşturan bu şarkı, “Trident Wolf Eclipse”in daha ilk andan kanı kaynatmasını sağlıyor. Sonrasındaki muhteşem Sacred Damnation da gelince, bildiğimiz, özlediğimiz WATAIN’in geri dönüşünü ayinlerle kutlamaya başlıyoruz. Albümün belki de en DISSECTION karakterli şarkısı Teufelsreich’taki tutku, sonrasında gelen şarkılarda yerini kontrolsüz bir yıkıma bırakıyor. Bu noktada fark ettiğimiz şeylerden biri, “Trident Wolf Eclipse”in bir “Sworn to the Dark” kadar akılda kalıcı olmadığı ve karakterli rif peşinde koşmadığı. Buna rağmen albüm bu konudaki ve vahşetindeki tutarlılığıyla değerlenmeyi başarıyor. Çok saf, kan akıtan bir black metal sunan WATAIN, BATHORY’ye de, CELTIC FROST’a da, HELLHAMMER’a da selamlar çaktığı albüm içerisinde yeri geliyor ağzından köpükler saçarak kan kusuyor, yeri geliyor gizemli ve mistik tarafını öne çıkarıyor; varlığını her an koruyan ise, grubun sergilemeden edemediği karanlığı oluyor.

Bir önceki vahşi avın aksine, bu albümdeki havayı ve anlayışı “Şeytan için savaşa gidiyoruz” diye özetleyen grup, “Trident Wolf Eclipse”te bu dediğini gerçekten de yapıyor. İleride bir WATAIN klasiği olarak görülmeyecek şarkıların dahi zayıf olarak nitelenemeyeceği albüm, sadece 34 dakikalık süresiyle de “Rabid Death’s Curse”ün ardından grubun en kısa ve net albümü oluyor. Bu sürenin, epikler epiği “Lawless Darkness”ın yarısından bile kısa olduğunu söylersem, albümün nasıl bir tokatlama, bıçak sokup kaçma amacı güttüğü daha iyi anlaşılabilir. Bu bağlamda, sondaki 7 dakikalık enstrümantal bonus şarkı Antikrists Mirakel’e hiç ama hiç gerek olmadığını düşünüyorum. Neyse ki grup şarkıyı albümün tüm sürümlerine koymamış ve en azından benim gibileri The Fire of Power’ın ardından albümü kapatma zahmetinden kurtarmış.

Nuclear Alchemy, Sacred Damnation ve Towards the Sanctuary’yi çok ama çok beğendiğimi, diğer şarkıların da tümünü sevdiğimi ve böylelikle “Trident Wolf Eclipse”ten gayet memnun kaldığımı söyleyerek incelemenin sonlarına geleyim. Grup neyse ki “The Wild Hunt”ın ardından nabza göre şerbet misali göz boyamalık bir sertlik, çılgınlık sunmak gibi bir şeye girişmemiş ve WATAIN’in köklerini yansıtan ama kendi içinde de son derece değerli olan bir iş ortaya koymuş.

Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da black metal adına çok iyi albümler çıkacak. WATAIN ise şimdiden yıl sonu listelerinde yerini ayırtacak güçte bir adayla savaşı başlattı bile.

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.34/10, Toplam oy: 50)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2018
Şirket
Century Media Records
Kadro
E.: Vokal, bas
P.: Gitar
H.: Davul
Şarkılar
01. Nuclear Alchemy
02. Sacred Damnation
03. Teufelsreich
04. Furor Diabolicus
05. A Throne Below
06. Ultra (Pandemoniac)
07. Towards The Sanctuary
08. The Fire Of Power
09. Antikrists Mirakel (Bonus)
  Yorum alanı

“WATAIN – Trident Wolf Eclipse” yazısına 25 yorum var

  1. Anubis says:

    Kaliteli ses kaydı yapalım derken aşırı derecede alçak ses seviyeli olmuş albüm ya
    Kulağımda bangır bangır hissedemedim kulaklıkla dinlerken :(

  2. Hakan Hakansson says:

    Garip bir prodüksiyon olmuş. Ne yapılmaya çalışılmış anlamadım, ben hala Casus Luciferi yi tercih ederim. Nuclear Alchemy dışında çok da gaza gelemedim.

    Chaosophia

    @Hakan Hakansson, Benden başka Casus Luciferi lafı eden birini ilk kez gördüm sitede. Şuan mutluluktan ölebilirim…

  3. crowkiller says:

    Black metal imaj işi tamam da Watain tamamen imaj.Grubun logosu, albüm kapakları falan tişörtünü giymek isteyeceğiniz patchini yapıştıracağınız cinsten, promo fotoğrajlarında konserlerde de çok cool gözüküyorlar ama durum bundan ibaret, grup sadece göze hitap ediyor, müzikal olarak ne türe bir şey kattıkları ne de akılda kalıcı bir şey üretmişlikleri var. Watain’i defalarca dinlemek isteyip yarıda bıraktım zira karanlık bir müzik yapmaktan ziyade yaparmış gibi yapıyorlar. Watain bir black metal parodi grubu geliyor bana. Dünyanın en overrated black metal grubu.

    P L A G U E

    @crowkiller, “Watain’i defalarca dinlemek isteyip yarıda bıraktım” dedikten sonra grubun müziği hakkında nasıl “müzikal olarak ne türe bir şey kattıkları ne de akılda kalıcı bir şey üretmişlikleri var” diyebiliyorsun inanılmaz merak ettim??? Birşeyi tam yapmadan, bilmeden, yarım yamalak yaparak bu şekilde yorum yapman gerçekten enteresan…

    Odvin

    @P L A G U E, E yapılan yorumlarda da “ilk yarısı çok kötü, mutlaka sonuna kadar dinleyin.” gibi bir şey görmediğime göre, defalarca bir yere kadar dinleyip, dinlemeye değer bir şey bulamayınca bırakmak, bu tespiti yapmak için normal bence.

    Ben de mesela Blair Cadısı’nın filmine sinemada gidip, baygınlıklar geçirip sırf sinemadan yarısında çıkma alışkanlığım olmadığından sonuna kadar izlemiştim. Keşke çıksaymışım diye düşünmüştüm. Blair Cadısı 2 ise çok eleştirildi, bence gayet iyi bir filmdi.

    Evde izlediklerimdense, Paranormal Activity’i de nasıl bir sabırla izlediysem izlemiştim, ikinci filmi 30 dakika izlemem yetmişti.

    Son olarak The Conjuring’in ilk filmini izlerken sıradan bulmuştum ama afakanlar basmadığından bitirmiştim. İkinci filmi de yine yarısında bıraktım. Korku filmleri standartlarında IMDB’den 7.4 almak popülerlik olarak müthiş başarı, ama sıradan filmler bence.

    Black metale gelirsek, öve öve bir hal olduğunuz Behexen – Poisonous Path’i iki kere sabredip dinledim, (hatta “beğenirim herhalde” diye düşünüp dinlemiştim, önyargılı da değildim) yani dandik diyemem ama hiç açmadı beni. Ya da şu dünyanın en iyi albümü falan denen Deathspell Omega – The Synarchy of Molten Bones benim için eğlenceli bir albümdü. Hiç öyle uçurumlardan düşmek, efendime söyleyeyim boyutlar arası seyahat yaşamak gibi duygular yaşatmadı bana. (5 kere falan dinledim.)

    Neticede belli bir birikimi olan bir dinleyici için bir şeyin iyi veya kişiye göre olup olmadığını anlamak için çok fazla dinlemesi gerekmiyor. İlle “inatla, sevmemesine rağmen çok dinleyip tespit kasmak” bence çok daha “inanılmaz merak edilesi” bir hırs türü. Saygılar…

    P L A G U E

    @Odvin, Ben burda neden sevmedin, nasil sevmezsin gibi birşey söylemedim. Sevmeyebilir tabi en buyuk hakkı. Bi albümü yarıda bırakmadan dinlemen icin illa biyerlerde sonuna kadar dinleyin mi yazması lazım? Neyin kafası bu??? Bu olayın birikim ile ne alakası var? Ayrıca birikim, bisiyleri yarida birakarak, yok yarisinda ben bunu anladim kafasiyla olacak birsey değil. Birikim emek ve sabır ister. Film örneklerin ise ayrı bir komik…konu film değil müzik. Hergün aynı filmi izlemezsin dimi? Ama hergün aynı albümü dinleyebilirsin…sırf yazmış olmak için yazmayın şuraya.

    Odvin

    @P L A G U E, Yahu mesela üslubu için bir yazarı okuyorsan, üslubunu sevmediğin içi kitabı yarıda bırakıp sanatçılığı hakkında yorum yapamaz mızın? Al sana bir de kitap örneği vereyim. Bu benim kafam, güle güle kullanıyorum merak etme.

    Ya da neyse böyle “kapaklaşma” olayıyla gitmeyelim. Mesela Dream Theater’ın son albümünü GERÇEKTEN uğraşmama rağmen sonuna kadar dinleyemedim. Hatta kendimi tokatlamasam da, azim gösterip uyandırmaya çalıştım. Baktım yarısına bile gelince bilincim uyuyor, ara vere vere uğraştım, dinledim. Yine bazen uzun aralar vermem gerektiğinden tam bağlantılı hiç dinleyememiş oldum, ve parça parça bile her yerini dikkatle dinleyemedim. Şimdi mesela o bir konsept albüm, çıkıp da sözlerini irdelemeden, pür dikkat dinlemeden konsept yapısı hakkında ahkam kessem, evet doğru olmazdı. Ama bence berbat derecede kötü bir albüm.

    Birikim olayı şudur, o türde büyük laflar edebilecek kadar çok albüm, grup vs. bilmektir. Bunu da açıklamak gerekiyor mu gerçekten? Ben mesela black metal konusunda çok birikimli değilim. Yani çok parça dinledim, ama sindirecek kadar dinlediğim albüm 100 tane falandır. Çıkıp da “beğenmedim” diyebilirim, müziği analitik olarak da eleştirebilirim, genel müzik elementleri doğrultusunda. Ama çıkıp “çok orijinal” diyemem, belki 30 tane çok benzeri albüm vardır, ve birikimim bu tespite yetmez. Uzatmaya gerek var mı bilmiyorum. İyi akşamlar.

  4. Godless Killing Machine says:

    @crowkiller, kesinlikle katılmıyorum, ama bir insanın watain’i bu şekilde algılaması çok normal geliyor bana. dediğin şekilde anlaşılmaya çok müsait bir grup.

    türe katkıları konusu tartışılır ama akılda kalıcı bir şey üretmişlikleri yok demek çok iddialı. bu kadar insan ayılıp bayıldığına göre akılda kalıcı bir şeyler yapmış olsalar gerek. bu konu subjektif olmaya kapalı.

  5. Tau'ri says:

    Daha önce hiçbir Watain albümünü baştan sona dinlememiştim bu yüzden albümün grubun diskografisindeki yerini bilmediğim için fazla yorum yapamayacağım. Sadece ne eksik ne fazla iyi bir black metal albümü olmuş benim için. Keşke biraz fazlası olsaydı dedirtiyor tabii.

  6. ytncl says:

    Albümü henüz 2 kez dinledim. Beklediğimi buldum diyemem ama ortalamanın biraz üzeri gibi duruyor. Watain’den daha önce gördüğümüz melodik işler hemen hemen hiç yok. Prodüksiyon mevzusuna gelirsek, sanki grubun kendi seçimiymiş gibi geldi bana. Genel olarak iyi bir albüm ama uzun vadede canım Watain dinlemek istese, bu albüm ön sıralarda yer almaz.

  7. crowkiller says:

    @P L A G U E, yarıda bırakmaktan kastım bir şarkıyı açıp 10 saniye dinleyip öff bu ne ya deyip kapatmak değil, albümlerini baştan sona dinleyememek,Watain’den tahmini bi 150 parça dinlemişimdir ama grup övüldükçe ara ara açıp dinlemeye çalışmam neticesindedir bu sayı.Bir grubu sindirmek için yeterli bir çalış rakamı değil bu ama aşağı yukarı bir fikir sahibi olmak için yeterli.Bir türü sevmediği, anlamadığı halde dinlemeye çalışıp, örneğin grindcore türünü, ”bu ne ya 1 dakika buyunca böğürtü” diyip o türde bir albüme bok atan tiplerden değilim, black metalin ne olduğunun ve ne olmadığının farkındayım

  8. hysteresis says:

    Farklı sistemlerde dinledim ama hepsinde ses çamur gibi (kötü anlamda) geliyor. İyi şarkılar var ama bu şekilde açıp da dinleyesim gelmeyecek gibi.

  9. bizansli says:

    Zor album isinmak gerekli aynisi lawless darkness ta olmustu

  10. Rashid says:

    Ses kalitesi neden bu kadar düşük tutulmuş anlamadım. Bildiğin kısık yani. Önce sandım ki, internete düşen kalite böyle ama sonradan albümün genel anlamda böyle olduğu haberlerini okuyunca garibime gitti. Tamam Raw Black Metal tarzı bir şey olur anlarım ama bu öyle değil. Baya sesi iyice açmadığım sürece albümü doğru düzgün dinleyemiyorum. Albüme gelirsek ilk bir kaç dinlemeden sonra rahatlıkla 2018′in en iyi black metal albümlerinden biri olma ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyorum ama sırf bu ses kalitesi benim iyice canımı sıktı. Nasıl dinleyecem lan ben bunu yolda filan giderken kulaklıklarla?! Erik beyden bir açıklama bekliyorum.

  11. Kaan says:

    Dinledikçe güzelleşiyor. Nuclear Alchemy – Teufelsreich- Ultra en beğendiğim parçalar.

  12. Anubis says:

    iranlı bir elektronik metal platformu olan ” persian blackers” le yaptıkları röportajda ;
    - iran da konser düşünüyor musunuz ? sorusuna erik danielsson :
    - iran şeriatla yönetilen bir ülke, dolayısıyla insanların metal müzik dinlemesi bile yasakken bizim orada konser vermemiz zor olacaktır . fakat 2019 un başlarında ilk kez bir türkiye konserimizin olması en yakın ihtimal olarak duruyor . irandaki imkânı olan dostlarımız türkiye konserinde ( şayet gerçekleşirse ) bize eşlik edebilirler .
    şeklinde cevaplayıp , içimde heyecandan atların tepişmesine sebep olmuştur . Rotting christ de yeni albüm turnesinde Türkiye nin de yer alacağını söylemişti . Belki de geçtiğimiz aylarda birlikte turlayan RC ve Watain i seneye ülkemizde beraber görürüz

    Ahmet Saraçoğlu

    @Anubis, senin ağzın neler der?

    Anubis

    @Ahmet Saraçoğlu, Sağlam kaynak ahmet reis direkt Erik beyciğimin ağzından dökülen sözler bunlar :d

    MayLife

    @Anubis, Geçen sene şu yazıyı okuyup hafif sırıttım üzülerek.
    İmkansızlık 5 sene Urgehal beklettirdi,sonrası malum.Watain içinde aynı hisler artık yavaştan oluşmaya başlamıştı.Gitti gidecek derken,bu yorum bi kıpırtı oluşturdu.Kolumda bulunan Trondr Nefas dövmesine Erik de eklenir diye beklerken,elimde hala inanamadığım bi bilet var.
    2 Mayıstan sonra ölsem fark etmez.

    Anubis

    @MayLife, ahaha aynı heyecanı ben de yaşamıştım ilk gördüğümde, şimdi aynı bilet bende de var hala inanamıyorum :)

  13. Yiğit says:

    Şimdi dönüp bakınca 8 bu albüm için biraz fazla gibi. Geriye dönüp de dinlenilesi bir albüm olmadı nezdimde. Watain bu her türlü güzel bir müzik dinletirler ancak gelecek albümde umarım bu sıkıntı olmaz.

  14. Yiğit says:

    Yalnız The Wild Hunt’ın en çok dinlenen (Spotify) Watain albümü olması… Umarım Witcher yüzündendir.

  15. Noumena says:

    Bu albümde ‘The Fire of Power’ diye bir gerçek var ki, Watain’in en underrated şarkısı olabilir. Gereken ehemmiyet gösterilmeli bu muhteşem parçaya. Hiç şakası yok.

  16. Erhan says:

    Until we stand erected, perfected and prepared…

    Nuclear Alchemy şarkısının özellikle bu kısmı özbeöz Black metalden başka bir şey değildir. Tertemiz, katıksız, billur gibi Black metal örneğidir.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.