# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
CONVERGE – The Dusk in Us
| 12.11.2017

“Seni ilk kez elime aldığımda, hayatta kalmam gerektiğini anlamıştım.”

“Ettiğin her dua yeni bir köle yaratır
Yarattığın her idol yeni bir veba getirir
Taşıdığın her haç bir mezar kazar”

CONVERGE’e dair sayısız hayranlık uyandırıcı olaydan biri, grubun bunca yıl sonra bile hâlâ gelişiyor, deneyim kazandığını gösteriyor, ilham veriyor, etkiliyor, kısacası güçleniyor oluşu. Metalcore, post-hardcore, hardcore punk, mathcore, sludge gibi pek çok değeri içinde barındıran, hatta Kurt Ballou’nun ifadesiyle İsveç death metalinden bile bir şeyler alan CONVERGE, doksanlardaki manyaklığını, 2001’deki “Jane Doe” başyapıtına bulaşan atonal metalcore ve post-hardcore ile başka bir boyuta taşımış ve yeni milenyumu grup için epey yeni bir sayfa hâline getirmişti.

CONVERGE müziği içerisinde Jacob Bannon’ı sadece bir vokalist veya söz yazarı olarak görmek bence gruba da Bannon’a da haksızlık olur. CONVERGE; Bannon’ın acılarını yansıttığı, rahatladığı, akıl sağlığını koruduğu bir platform olarak karşımızda duruyor. “The Dusk in Us” da bu açıdan bakıldığında grubun diskografisinde önemli bir yer teşkil ediyor, zira şu ana kadar çok büyük oranda kişisel acılardan, ızdıraplardan, sıkıntılardan bahseden Bannon, “The Dusk in Us”ta daha varoluşsal, kalıtsal, evrensel acılardan, ızdıraplardan, sıkıntılardan bahsediyor.

Albüme inanılmaz bir başlangıç yapan ve bir noktada Aimless Arrow’un abisi olarak görülebilecek A Single Tear ile açılan albüm, anne baba olmanın ağırlığını yansıtan sözleriyle “The Dusk in Us”ın sahip olduğu korumacı, sorumluluk sahibi hissiyatı vurguluyor. “Seni ilk kez elime aldığımda, hayatta kalmam gerektiğini anlamıştım” diyerek bebeğine seslenen Bannon, albümün genelinde de benzer tavırlara bürünüyor. Kişisel acıların üstüne çıkan ve insanoğlunun merhametsizliği, acımasızlığı, şiddetten beslenmesi gibi konuları işleyen sözler, kesinlikle ve kesinlikle göstermelik bir öfke, yüzeysel bir asabiyet, mecburi bir sinir barındırmıyorlar.

Müziğe baktığımızda, şahsen bu yıl dinlediğim en iyi birkaç albümden biriyle karşılaşıyorum. Bu kritiği yazana dek en az 50 kez dinlediğim “The Dusk in All”, 27 yıllık bir grubun daha ilk dinlemeden en iyi şarkılarından bazılarını barındırdığını hissettirecek düzeyde güçlü bir çalışma. Grup 1,5 dakikalık bir şarkıya dünyaları sığdırmayı da, 7,5 dakikalık bir şarkıda bize daha önce neredeyse hiç göstermediği bir yüzünü de göstermeyi başarıyor. Tekrar dikkatinizi çekerim: kuruluşundan 27 yıl sonra.

Daha üçüncü, dördüncü albümünden formüllere yaslanıp aynı pilavı önümüze koyan binlerce grup düşünüldüğünde, CONVERGE’ün her zaman bu deneli taze kalabiliyor olmasının tek bir gerekçesi var: bu adamlar albümlerinde anlattıklarını yaşıyorlar, sonra yeni şeyler yaşadıkça onları da albümlere taşıyorlar ve bu böyle sürüp gidiyor. Bu “yaşanmışlıkları notaya ve söze dökme” döngüsü sonucunda CONVERGE her daim taze, samimi ve gerçek kalabiliyor. Doksanlarda seyircilerin omzuna kafasına basa basa koşan Kurt Ballou da; huzurlu olmaya tepki olarak doğan ve yıllardır albümlere, sahnelere sığmayan Jason Bannon da; gruba katılır katılmaz CONVERGE’ün çehresini değiştiren Ben Koller ve Nate Newton da, CONVERGE’ün CONVERGE olabilmesi, böylesine gerçek olabilmesi, böylesine nefes alan, terleyen, gözyaşı döken bir organizmaya dönüşmesi adına olmazsa olmaz dinamikler.

Albümdeki müziğe baktığımızda, her yeni CONVERGE albümünde olduğu gibi grubun bize yeni şeyler sunduğunu görüyoruz. Bu yeni şeyler grup tarafından öylesine içselleştiriliyor ki, bir deneysellik olarak gelmiyorlar. Misal bu albümde The Dusk in Us ve Trigger da grup adına yeni diyebileceğimiz olaylar var. Yahut Bannon’ın belki de bugüne dek ilk kez böylesine anlaşılır şekilde duyduğumuz vokalleri var. Yine de dinlerken “CONVERGE’e ne olmuş böyle”, veya “CONVERGE bu şarkılarda şöyle bir şeyler denemiş” diye dışarıdan bakma gereği duymuyor, “CONVERGE’se at sepete dercesine” kabul ediyoruz. Albümde “Jane Doe”yla da “No Heroes’la da ortak yanlar var, ancak geçen zamanın kattığı tecrübe vesilesiyle her anlamda çok ama çok ayakları yere basan bir iş var.

“The Dusk in Us”ın prodüksiyonu “All We Love We Left Behind” kadar gümbür gümbür değil. Gitarlar, davullar o albümdeki kadar yumruklamıyor. Bunun elbette ki bilinçli bir tercih olduğu ortada; grup albümün belirli ölçüdeki kırılganlığını, yer yer -teslimiyet olmasa da- mantıklı düşünüp mücadeleyi mantıklı ayaklara oturtmayı bu çok dövüşken olmayan prodüksiyonla yapıyor.

“All We Love We Left Behind”ın şarkı sıralamasını 8 hafta düşünecek kadar detaycı bir grup olan CONVERGE, kısa süre önce çıkan “I Can Tell You About Pain” EP’sindeki Eve’i bu albüme koymayıp onu tek başına onurlandırmayı düşünecek kadar da ince düşünüyor. Aynı detaycılık “The Dusk in Us”ın tamamında kendini gösteriyor ve ortaya, bence her şarkının çok iyi olduğu, her şeyin birbirini tamamladığı bir albüm çıkıyor.

CONVERGE bence yapıtlarını kıyaslamanın hem gereksiz hem anlamsız hem de yanlış olduğu bir grup. Bana kalırsa bu albüm “All We Love We Left Behind”dan bir nebze daha iyi ve bu iyilik de “AWLWLB”nin eksileri oluşundan değil, “The Dusk in Us”ın daha da fazla artıları olmasından kaynaklanıyor.

Umarım CONVERGE bir sonraki albümü için 5 yıl beklemez, çünkü ne çıkarsalar iyi oluyor, ne çıkarsalar insanın aklını başından alıyor.

9,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.06/10, Toplam oy: 16)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2017
Şirket
Epitaph/Deathwish
Kadro
Jacob Bannon: Vokal, sözler, görseller
Kurt Ballou: Gitar, prodüksiyon
Nate Newton: Bas
Ben Koller: Davul
Şarkılar
1. A Single Tear
2. Eye of the Quarrel
3. Under Duress
4. Arkhipov Calm
5. I Can Tell You About Pain
6. The Dusk in Us
7. Wildlife
8. Murk & Marrow
9. Trigger
10. Broken by Light
11. Cannibals
12. Thousands of Miles Between Us
13. Reptilian
  Yorum alanı

“CONVERGE – The Dusk in Us” yazısına 6 yorum var

  1. hickdead says:

    kritikten sonra söyleyebileceğim bir şey kalmamış zaten. ah bir de güya martyrdöd kritiği gelecekti ki, gözler hala yollarda….

  2. ben says:

    Converge’e Jane Doe ile mi başlamak gerekir Sayın Ahmet Saraçoğlu?

  3. mozuynuk says:

    Albümün soundunda yaratılan atmosferi kara bulutlara benzetiyorum. Hatta albüm kapağını bile anımsatıyor. Her parça çok hoşuma gitti tek the dusk in us’ı beğenemedim :( 9/10

  4. 1001101001 says:

    isveç death metali benzeşmesi konusuna dair bir şey dile getirmek istiyorum: reptilian’daki brutal vokaller bariz tomas lindberg aka tompa değil mi?

  5. şeyh hulud says:

    Converge dinlemek terapi gibi bir şey, 20 dakika dinleyeyim pamuk gibi oluyorum. İnsanın bütün sinirini stresini alıp götürüyor.

  6. APMD ve Trap Them’den kan ve ilik nakli yapmışlar sanki kendilerine. Daha önce dinlediğim albümleri müzik zevkime tamamen zıt idi ama bu albümle dikkatimi çok çektiler, Broken by Light falan nedir öyle.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.